Bekleyin okuyun ve öğrenin... #Örkün

Barrock: Yeni Dünya - 43. Bölüm - BÜYÜK SAVAŞ 2


 

Adel köşede bağlı halde duran esir goblinlere baktı, korku dolu gözlerle onu izliyorlardı. Arkasındaki askerden aldığı kesik bir başı goblinlerin önüne attı. Goblinler bir anlığına ürküp çığlık atsalar da zararsız olduğunu anlayınca kesik başa baktılar, bu alfa goblinin kesilen başıydı..

Az sonra Adel yanına birkaç birlik alıp yakınlardaki goblin madenine doğru yola koyuldu, goblinlerin mağaralarda da kaldığını yardımcı şeften işitmişti.

..

Gecenin ilerleyen saatlerinde herkes inzivaya çekilmişken, bağlı haldeki esir goblinlerden biri ipinden kurtulup gizlice köyden kaçtı.

----------------

Adel eski kobold köyünden ayrılmadan önce zaiyat ve ganimetleri kontrol ediyordu. Köyün her bir köşesinden kucak dolusu silah ve ruh taşları getirilirken depo olarak kullanılan bina çoktan dolmuştu.
Yerdeki ruh taşlarına uzanmak için eğilirken yardımcı şefe sordu, "Ne kadar ruh taşı var burada?"

"2100 kadar sayabildik, hala da getiriliyor." dedi yardımcı şef, yorgunluğu sesinden anlaşılıyordu.

"En azından 2100 goblin.. bu kadar fazla olması işimize yaradı. Gece baskını sayesinde hem bu kadar fazlasından kurtulmuş olduk hem de yaralıları da iyileştirmek için ruh taşlarımız oldu." Bu Adel'in beklediğinden daha iyi bir sonuç getirmişti ama bu savaşın daha başı bile değildi. "Yardımcı şef, birazdan ayrılacak her insan askere 3'er tane ruh taşı dağıtın." dedi Adel.

Dağıtımın bitmesiyle Adel, eğitilen birliklerin bir kısmını alıp sessizce köyden ayrılırken kalan askerler yaralarını sarıyor ya da dinleniyordu. Adel birliklerin yanında Emila, Ramsey, Şef Gert ve yardımçı şefi de götürmüştü. Ayrıca neredeyse tüm askerlerin elleri, taşıdıkları malzemelerle doluydu.

İki şefin köyden ayrılmasıyla geride kalan kobold sürüsüne komutan koboldlardan biri komuta ediyordu.

 

Eski kobold köyünün yakınlarındaki mağara, eğer gözcülerin dedikleri doğruysa bir grup gobline ev sahipliği yapıyordu. Gözcüler birçok goblinin girip buradan çıkmadığını görmüşlerdi, gözcülerin tahminlerine göre 1000'den fazla goblin bu madende yaşıyordu.

15 dakika sonra yolun ortasında duran 4 - 5 metrelik bir tepe Adel'in dikkatini çekmişti, 'Burası mükemmel..' Birkaç dakika boyunca bu tepenin çevresini gezdi, tepesine çıktı ve etrafa baktıktan sonra yola devam etti.

Goblin mağarasının girişi görüş açılarına girdiğinde kapıda bekçilik yapan 4 goblini fark ettiler, bir süre gözledikten sonra Adel'in işaretiyle okçular goblinleri indirmişti.

Adel yapacaklarını çok önceden zaten düşünmüştü, birlikler ellerindeki koca odunları kimsenin geçemeyeceği şekilde mağaranın iç kısımlarına yerleştirdiler. Odunların üzerlerine de çevreden toplanan birçok kuru ot atıldı.

 

Adel yanındaki yardımcı şefe baktı, "Yardımcı şef başka çıkışı olmadığına emin misin?" dedi.
"Kaç kere söyleyeceğim, goblinler o kadar zeki yaratıklar değil." Yardımcı şef aynı soruyu kaç kez cevaplamıştı hatırlamıyordu bile.

"İyi.." deyip cebindeki iki beyaz çakmak taşını çıkarttı Adel, bunları ilk kez goblinleri öldürdükleri mağarada bulmuştu ve şimdi onlar için ölümcül birer silah olacaktı. 'Ne ironik ama..'

Çat.. Çat..

İki çakmak taşını birbirine vurunca çıkan kıvılcımlar kuru otların arasına dalmıştı. İlk kıvılcımla birlikte kuru otlar tutuşunca yerleştirdikleri odundan engelin arasına salladı. Biraz sonra odunlar da tutuşup mağaranın karanlık ve korkutucu duvarlarını aydınlatıyordu.

 

"Gidebiliriz artık.." diyen Adel'in arkasından birkaç asker çıkıp mağaranın girişini de tahta parçalarıyla kapattı. Artık bu ev dedikleri mağaralar içinde yaşayan goblinlerin mezarı olacaktı.

"Böyle öleceklerine emin misin?" dedi yardımcı şef, belli ki karbonmonoksit denen gazdan bihaberdi.

"Evet, eminim. Çok vaktimiz yok hadi gidelim." dedi Adel. Bir grup insana bu bölgeyi işaret ederek talimatlar verdikten sonra iki grup ayrıldı. Adel'den talimatları alan grup hızlıca eski kobold köyüne dönerken Adel ve birlikleri, geldikleri yer olan şimdiki goblin köyüne doğru yol alıp ilk köprüyü geçtiler.

İlk köprüden sonra yakınlardaki diğer köprüye yönelip kamp alanının olduğu bölgeye girdiler.

Adel tüm yol boyu elindeki haritaya bakarak birliği yönlendiriyordu, gece olduğundan kaybolma ihtimali vardı. Bu yüzden nehri görebilecekleri bir mesafeden yola devam ediyorlardı, biraz sonra Adel durup nehrin karşısını kontrol etti. 'Burası iyi.'

"Siz burada kamp kurun, napacağınızı biliyorsunuz." dedi Adel, karşısında Emila ve Ramsey vardı. Adel beraberinde getirdiği 3'er okçu ve mızraklı insan birliğinden 1'er birliği Emila'ya bıraktı, 3 kalkanlı birliğindenden de 2'sini bırakmıştı. Ayrıca kobold birliklerinden 3 tanesini de burada1 Şef Gert'le birlikte bırakmıştı.

Askerler taşıdıkları malzemelerle birlikte oldukları yere çöktüler, biraz dinlenmek istiyorlardı.
Adel kalan 2'şer okçu ve mızraklı, 1 kalkanlı insan birliğiyle 5 kobold birliğini alarak yola devam etti. Her bir birliğin 30 kişiden kurulmasını kendisi istemişti, 300 kişilik ordusuyla harikalar yaratmak zorundaydı.

---------------------

Bu sıralarda eski kobold köyündeki meydan neredeyse ölüm sessizliğine boğulmuştu, meydanda bağlanmış olan birkaç esir goblinden başka hiçbir şey yoktu. Meydana kadar ulaşan küçük bir ses köyün içlerinde kahkahalar ve kutlamalar olduğunu belli ediyordu.

- Gruu..

Bağlanmış yaralı goblinlerden biri kafasını kaldırıp çevreyi süzdü, ardından havayı koklamaya başladı. Çevrede kimse yoktu ve gözetlenmiyordu da, artık esir kalması için bir sebep yoktu kısaca. Uzun ve bakımsız tırnağıyla yıprattığı ip koptuğunda hemen ayağa fırladı, .

Önüne baktı, yerde alfa goblinin bedeninden ayrı kafası duruyordu. Çevresini tekrar kolaçan etti, köyün iç taraflarındaki büyük konakların ışıkları yanıyordu. Kimsenin olmadığından emin olunca diğer esir goblinlerin yüzüne bile bakmadan kapıya koştu. Goblin, köyün kırık kapısından dışarı adımını attığı anlarda gölgelerden iki çift göz onu izliyordu, "Çıktı.. hadi gidelim."

Kaçan goblin bir süre canını dişine takarak koştuktan sonra yakınlardaki madene gitti, buraya ulaştığında artık güvende olacağını düşünüyordu ama gördüğü karşısında şok geçirmişti. İkinci evleri olan mağaranın içinden dumanlar yükseliyordu, biraz daha yaklaştığında içerisinin ateşler içinde olduğunu fark etti. Burası da yağmalanmıştı.!

Artık gidebileceği tek yer kalmıştı, büyük goblin köyü. Zaman kaybetmeden oraya doğru yola koyuldu.

---------------------

Eski goblin köyündeki savaşın bitmesinden 2 saat sonra Adel ve birlikleri, goblin köyünün yakınlarındaki köprünün birkaç yüz metre ilerisine kamp kurmuş halde beklemedeydi. Askerler yüklerini bırakıp dinlenebildiklerinden memnundu ama düşman üssüne bu kadar yakın olduklarından da endişeliydiler. Sessiz ortamda cansız ve gergin bir hava vardı.

Yardımcı şef bile endişesinden yerinde duramayıp sağa sola volta atıyordu. Adel tutup yanına çekti onu, "Bir yerinde dur, kafam döndü."

"Goblin köyüne bu kadar yakınken nasıl durabilirim?" Yüzünden bile ne kadar endişeli olduğu anlaşılıyordu.

..

 

O sırada uzaklardan bir borazanın sesi duyuldu, gergin olan askerler aniden silahlarına yapışmıştı. "Sakin olun.." dedi Adel. İnsanların sakinleşmesinden biraz sonra karanlık ormanın içinden, geçen seferki iki gözcü yine çıkıp yardımcı şefe rapor vermişti. Gözcülerin ikisi de sırılsıklam haldeydi, Adel 'nehrin karşısından geliyorlar.' diye düşündü.

Yardımcı şefin yüzü birden değişti, ciddi bir ifadeyle "Goblin köyünden büyük bir ordu ayrılmış.. ama bize doğru gelmiyorlar. Ordu direkt eski kobold köyüne doğru gidiyormuş. Daha önemlisi küçük bir birlik de köprüye doğru yönelmiş, büyük ihtimal 20 kişilik bir devriye birliği. Köprüde de 5 goblin bekçi duruyormuş, hepsi bu kadar.."

"Tamam, ilerliyoru-" diyerek mızrağını kaldırırken, karanlığın içinden bir ses daha kendini açık etti.

- Hrrrr

Adel'in eli havada kalmıştı, karanlığın içindeki yaratığın iki parlak gözü insanların içini ürpertiyordu. Birkaç adım daha attıktan sonra görünür olan yaratığın simsiyah tüyleri ve ağzından taşan büyük dişleri vardı.

"Şimdiden uyanmaya başlamışlar.." dedi yardımcı şef. Kış uykusundan uyanan avcılardan biriydi bu.

'Çıhh leopar mı? tam da zamanıydı. Eğer goblinler sesimizi duyarsa planımız yatar. ' Adel "Korktuğunuzu belli etmeyin, savaş düzeni.!" demesiyle kalkanlı birliği en öne geçip bedenlerini tamamen koruyan koca kalkanlarını kapattılar.

Kalkanlıların arkasına da mızraklı birlikler yerleşti. Okçular nispeten güvenli bir bölgeye çekilip, leoparın kendilerine ulaşamayacağını garantiye aldı. Hızlıca 5 kobold birliği de kalkanlıların yanında sıralandı. Leoparın av olarak gördüğü küçük yaratıklar şimdi karşısında bir ordu olarak dikiliyordu.

Birkaç hırrlamanın ardından insanların korku belirtileri vermediğini ve kolayca av olmayacaklarını anlayınca arkasını dönüp yavaşça uzaklaştı. Adel derin bir nefes vermişti, "Bu korkuttu işte.. Hazırlanın ilerliyoruz.!".

 

Köprüden geçip ormana giren bir grup goblin, ormanın karanlık yollarında ilerliyordu. Başlarındaki goblin diğerlerinden daha güçlü görünüyordu, goblinlerin komutanı.. Bir süre ilerledikten sonra hafif açıklık olan bir alana vardılar, gökyüzünden yayılan ışık bu bölgeyi aydınlatıyordu.

Komutan goblin alanın ortasında aniden durdu. Önce sağa sonra sola baktı, garip bir şey mi vardı? Havayı kokladıktan sonra temkinli halini bırakmıştı, tam bir adım öne atacaktı ki vızıltı gibi birkaç ses duydu ve göğsünde bir sızı hissetti. Göğsüne baktığında 3 ok onun vücuduna saplanmış haldeydi, gücü kendini ayakta tutmak için yeterli değildi.

Yere kapaklandı ama hala hayattaydı, hala hayatta kalmak için bir şansı vardı. Parmaklarını toprağa geçirerek geldiği yöne doğru sürünmeye başladı, arkasındaki her bir goblin öldürülmüştü. Biraz süründükten sonra yolunu iki ayak kesti, kafasını kaldırıp ayakların sahibine baktığında ona tepeden bakan insanı görmüştü.

Ne kadar da yazık.. Son gördüğü şey de bu olmuştu.

Adel ve birlikleri, goblin devriyesinin mağlup edilmesiyle köprüye kadar dayanmıştı. Okçular köprüde nöbet tutan 5 goblini indirdikleri gibi karşı tarafa geçmişlerdi. Ellerindeki kütükleri ve varilleri hazırladıktan sonra Adel kendisine gelecek işareti bekliyordu..

----------------------


Bu dağların çevirdiği bölgenin bir başka köşesinde binlerce yaratık belli bir yöne hareket ediyordu. En önden en arkaya kadar koşarak geçmeye çalışsanız birkaç dakikadan fazla sürebilirdi. Yeşil yaratıklardan oluşan bu ordunun en arkasında dev gibi çirkin bir goblin elindeki devasa sopasıyla duruyordu.

Yarım saat kadar önce ulaşan bir ulağın verdiği habere göre ileri üslerinden birine baskın yapılmış ve zaptedilmişti. Hemen ordusunu hazırlayıp yola çıktı, onun gibi heybetli bir krala kimin karşı çıktığını görmek ve ağzının payını vermek istiyordu.

----------------------


TAARRUZDAN 5 GÜN ÖNCE

Şefin konağındaki toplantı odası..

"Buraya kadar eski kobold köyünü nasıl alacağımızdı. Goblin mağarası için savaşmamıza gerek yok, bir fikrim var. Şimdi hepiniz anladığınıza göre ikinci aşamayı açıklıyorum." Adel karşısına aldığı birlik liderleri ve köy şeflerine yapacaklarını anlatıyordu. Yardımcı şef de bunları diğer kobold komutanlara çeviriyordu.

Masadaki haritanın üzerinde göstererek, "Amacımız goblinleri tamamen ortadan kaldırmak, öncelikle bunu anlayın ama o kadar da basit değil. Tahminlere göre sadece 6000 goblin ana goblin köyünde kalıyor, o kadar kalabalık bir orduyla karşılaşamayız. Sonuçta 1000'den biraz daha fazlayız, bu yüzden önce onları bölmeliyiz.."

Yardımcı şef hemen ayağa fırladı, "Onları bölersek biz de bölünmüş olmayacak mıyız? O zaman kaybetmemiz kesin olur.!"

 

Bir hışımla konuşan yardımcı şefi dinledi Adel, "Sakin ol, bölünecek olmamız onlarla ayrı savaşacağımız anlamına gelmiyor. Diğer birlikler gelene kadar oyalayacağız sadece..

Eski kobold köyünü aldığımızda bir goblinin kaçması için müsaade edeceğiz, onun dönebileceği tek bir yer var. Goblin köyü.. olanları anlattığında alfa goblin ordusuyla birlikte eski kobold köyüne inecek, planımız alfa goblini köyden çıkarmak. O geldiğinde biz hazırlığımızı çoktan yapmış olacağız.."

"Ya sadece orduyu gönderirse? ya da bu eski köyü umursamazsa napacağız?" dedi Emila.

"Bu eski kobold köyü dışında, goblin mağarasını da talan ettiğimizde kesinlikle gelecek. Hiçbir lider topraklarının yağmalanmasına ve ordusunun yenilmesine kayıtsız kalamaz.. Ayrıca yardımcı şef, şu öldürdüğümüz alfa goblinin kafası hala duruyor mu? Kralı biraz kışkırtalım.." derken sinsice gülüyordu.

..

 

43. BÖLÜM SONU 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1182

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1032

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 856

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 799

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 680

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 629

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 622

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 594

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 538

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 514

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 323

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 204

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 188

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 175

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 136

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 112

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 94

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 14104 Üye Sayısı
  • 420 Seri Sayısı
  • 18857 Bölüm Sayısı


creator
manga tr