Beni öldürmek istemiyor musunuz? İşte buradayım! Beni öldürmeniz için tam burada duruyorum! Bana ufacık bir çizik bile atabilirseniz, hepinizi yetenekli sayacağım. #Qin Yun - S.T.F.S.P.

Barrock: Yeni Dünya - 26. Bölüm - Hain mi? 2


 

Ağzından çıkanlar bunlar olsa da şaşkınlığının sebebi çok başkaydı, 3 farklı dil biliyor olmasının iki yolu vardı; İlki daha önceki hatıralarını geri kazanmış olmasıydı, eğer olan biten buysa müthiş bir haber olurdu. İkincisi ve korktuğu ihtimal ise hatıralarının olmadığı hakkında yalan söyleyip aralarına sızmış biri olmasıydı. Bu kadar kişi içinden, Adel'in hain olabileceği fikri sadece Emila'nın aklına gelmişti.


--------------

 


Adel konuşmaya devam etti,

"Bir diğer anlatmam gereken konu bu, geçmişimin belli bir kısmını hatırlıyorum."

 


Buradaki her bir insanın şaşkınlığı son bulmuyordu. Önce yaraları iyileştirme yöntemi, daha sonra herkesin konuştuğu dillerin farklı olması ve şimdi de geçmişini hatırlayan birinin olması.. Bu kadar haberin üzerine şaşkınlıklarını gizlemeleri neredeyse imkansızdı.

 

- Geçmişini mi hatırlıyorsun?

 

 -Yani burada uyanmadan öncesini?

 

Diğerlerinin ardından Mertens heyecanla fırladı,

"Yani nereden geldiğimizi biliyor musun? Ya da neden geldiğimizi ve her şeyi unuttuğumuzu?"

 

Adel heyecanla cevap bekleyen insanları görünce beklemeden cevap verdi, "Baştan açıklayayım o zaman. "Ben buraya geldiğimde ismimi bile hatırlamıyordum, uyandıktan kısa süre sonra ismimi hatırladım ama hala geçmişim muammaydı. Daha sonra benimle aynı zamanda gelenler bilir, ilk kez bir sıçanı öldürdüğümüzde küçük anılar hatırlamaya başladım. Bu aynı zamanda elinizdeki taşları ilk kez gördüğüm zamandı."

 

O anda bu heyecanlı konuşmaya kaptırıp giden herkes, avuçlarını açıp ellerindeki taşlara bakmaya yeltendi..

 


- Taş.. gitmiş?

 

- Nerede?

 

 - Taş kayboldu.

 


Avuçlarını açtıklarında tüm bu zaman boyu tuttukları taşların kaybolmuş olduğunu fark ettiler. Bunun farkına varır varmaz yandaki taş yığınını kontrol ediyorlardı, oradaki taşlar hala yerli yerindeydi.

 

Adel, "Yaralarınıza bakın.."

 

Emila savaşta eline aldığı küçük sıyrığa bakmıştı, geriye ufacık bir iz bile yoktu. Diğer taraftan yüzüne birkaç sopa darbesi alan Klark'ın yüzündeki yaralar kapanmıştı. İsimsizlerden birinin yüzü oldukça kötü görünüyordu, biraz önce gözlerinden birini açmakta zorlanıyordu. Şimdi gözüne aldığı yaranın iyileştiğini fark etmesiyle sesini yükseltti, "İyileşmiş.. gözüm iyileşmiş."

 

Herkesin iyileşmesini fark etmesiyle solgun ve bitkin yüzler neşelenmeye başlamıştı, karınlarını da doyurmalarıyla şu an onlardan mutlusu yoktu. Dahası Adel'in söyleyecekleri bitmemişti..

 

Adel, "Şimdi inandırıcı geldi mi? Sıçanın taşını bulduğumda elimde duruyordu, aynı şu an olduğu gibi."

 

Elini açtı ve boş avucunu gösterdi. "Taş kaybolmuştu ama sonra aldığım bir yara kısa zamanda iyileşti. O zamanlar emin değildim, bunu anlatmak için doğru zamanı bekledim. Yeni gelenler bilmeyebilir, örümcekler tarafından zehirlendiğim zaman elimde bu taşlardan biri vardı.

Uyandığım zaman bana ölü olduğuma yemin edenler bile oldu, nasıl bir durumda beni iyileştirdiğini anlayabilirsiniz. Ama bu kadar basit değil. Zayıf yaratıklardan küçük taşlar, güçlü yaratıklardan daha büyük taşlar çıkıyor ve etkisi de büyüklüğüne göre değişiyor. Ayrıca taşların tek işlevi bu değil, emin olmasam da.."

 


Onu dinleyen keşif ekibi çıt bile çıkarmadan öylece izliyordu, duydukları inanılmaza yakın aynı zamanda işlerine çok yarayacak bilgilerdi.

 

"İyileştirmeye yarasa da aynı zamanda soğuk havalarda ısıtıyor, yorgunluk ve bitkinliği atıyor. En önemlisi ise kuvvet.. Bunu anlatmak yerine göstermek daha kolay, ikiniz gelin."

 

Önündeki Mentens ve isimsizlerden biri geldi, "Kol gücünüzü gösterin bakalım." derken kendi kolunu kaldırdı. Belli ki istediği onun bileğini bükmeleriydi, önce Mertens Adel'in elini kavradı ve tüm gücüyle bastırdı. Adel'in eli yerinden azıcık bile oynamazken, yanındaki genç de destek olmak için Mertens'in elini kavradı. İkisi bile Adel'in bileğini bükmeye yeterli gelmiyordu, o anda arkadan koca cüssesiyle Klark gelip gencin çekilmesini işaret etti.

 

Gencin çekilmesiyle Adel'in bileğinden tuttup tüm gücüyle bastırdı, Klark'ın gelişi Adel'i yere daha sıkı basmaya zorlamıştı. Tüm çabalarına rağmen Adel'in bileğini bükemediler derken Klark kızaran yüzü eşliğinde bağırmaya başlamıştı. "Haaaaaaaaaaah"

 

Klark gücünün en ufak kırıntısına kadar zorlarken beklemedikleri bir sonuç doğmuştu. Adel, Mertens ve Klark'ın kuvvetiyle havaya kalkmış, ayakları yerden kesilmişti ama hala bileği bükülebilmiş değildi. Adel'in anlatmak istediği şaşkın yüzleriyle onları izleyen herkesin kafasına kazınmıştı.

 

Adel yere indiğinde konuşmaya devam etti, "Gördüğünüz gibi tek faydası iyileştirmek değil ama bu yaralanmayacağınız anlamına gelmiyor. Hah, yoruldum. Soracağınız bir şey var mı?"

 

Birçoğunun taşlarla ilgili merak ettikleri olsa da asıl meraklandıkları konu geçmişleriyle ilgili olandı. Emila'nın şüpheleri hala dindirilebilmiş değildi, soruları sormaya başladı. "Geçmişi hatırlıyorsun.. Ne biliyorsun peki? Daha önce neredeydik, şimdi neredeyiz? Kim getirdi bizi? Niye getirildik? Nasıl geri dönebiliriz?"

 


Sorularla boğulan Adel, "Sakin ol, hepsini yanıtlamaya çalışacağım. Bildiklerim sadece geçmişle kısıtlı bunu söylemeliyim. Daha önce hiçbirinizi görmüş değilim, büyük ihtimal siz de birbirinizi tanımıyorsunuzdur. Önceki yaşamımız oldukça moderndi, insanlar tüm dünyaya hakim canlılardı ve oradaki canlılar bu kadar büyük değildi. Neden geldiğimiz ve kimin getirdiği hakkında ise hiçbir fikrim yok. Geri dönme şansımızın olduğunu da hiç sanmıyorum."

 


Gençler geri dönme hayallerinin suya düşmesiyle adeta yıkılmıştı,

-Nasıl?

 

-Ne diyorsun Adel, dönemez miyiz?

 

Mertens bile sakinliğini yitirmişti, "Nasıl dönemiyoruz? Ne oldu yaşadığımız yere? Bizim ailelerimiz?"

 

Adel gözlerini kaçırıyordu kısa süreli bir sessizlikten sonra, bunu onlara anlatma fikrini cazip bulmamıştı.

"Bunu bilmek istemezsiniz.."

 

Hepsi artık geri dönemeyeceklerini öğrenmeleriyle yıkılmıştı, Emila'nın sesi bile artık gür çıkmıyordu. " Anladım.. Peki anılarımızı nasıl tekrar hatırlayabiliriz? Sen yaptıysan biz de yapabiliriz değil mi?"

 

- Bunu gerçekten bilmiyorum, bu taşlarla ilgisi olabilir diye düşündüm ama ilk anımı daha taşları görmeden önce hatırladım.

 

Bu yıkık gençlere bir darbe daha inmişti, Emila'nın sesi gittikçe içine kaçıyordu. "Hmph. Mızrak kullanmayı ve diğer dilleri eski hayatından biliyorsun doğru mu?"

 
- Evet

 

+ Ya ailen onlar- -

 

Emila söze başladığı anda gördüğü şeyle şaşkınlık içindeydi, konuşmasına devam edemedi. Önündeki Adel'in bir anda içinin boşaldığını görmüştü, gözleri sadece bir anda boşluğa bakıyor, hatta tamamen içleri boş gibiydi. Hemen arkasından onun gözlerinin parıldadığını gördü, gözleri yaşardığından parlıyordu.

Öylece Emila'ya baksa da aslında baktığı hiçbir şeydi, yüzündeki çaresiz ve insanın içini acıtan bakış Emila'nın kalbini titretmişti. Titreyen dudaklarını ısırıp içindeki acıyı dışarıya çıkarmaya çalışıyordu sanki, dudağından akan kan çenesine kadar indikten sonra yere damlamaya başlamıştı.

 

Emila seslendi, "Adel.."

 

Adel, Emila'nın sesini duymasıyla adeta hipnozundan uyanmıştı. Çevresinde çıt çıkmıyordu, keşif üyelerinin her biri onun bu halini oldukça şaşkın ve meraklı gözlerle izliyordu, "Ben.. hava almalıyım."

 

Sesi hiç olmadığı kadar kötü geliyordu, keşif üyeleri endişelenmeden edememişti ama rahat bırakmanın iyi olacağını düşünüyorlardı. Önlerinden ağır adımlarla süzülen Adel'i dışarı çıkana kadar izlediler.

 

Bu Adel'in tüm gün kafasının dalgın olmasının ve sinirli ruh halinin apaçık nedeniydi. Yaratık sürüsüyle savaşırken bir anda aklında patlayan anı bombası, yaşadığı tüm iyi kötü olayları tek bir anda tekrar yaşamasına sebep olmuştu.

 

Adel dışarıya çıktığında aniden soğuyan havayla ürpermişti, tüm bedeni ürpertiden kabardı. Yüzündeki boş ve yaşamdan yoksun ifadeyle parlak gökyüzüne bakıyordu, burada uyandığından beri görmediği bir şey görmüştü. Kocaman beyaz bir yuvarlak, gökyüzünden tüm ışığını aşağıya gönderiyordu. 'Demek bu ay, çok parlak..'

 

Önündeki açıklık alan ayın yaydığı ışıkla aydınlıkken, hemen ilerideki ağaçların sıklaştığı kısım derin bir delikmişçesine karanlıktı.

 

Adel hemen arkasındaki duvara kendini teslim etti, yavaş yavaş kayarak yere oturduğu gibi bacaklarını ve kollarını saldı. Öylece boşluğa bakarken oyuncağını ya da şekerini kaybetmiş bir çocuk gibi umutsuz görünüyordu. Uzunca süre sadece boşluğa bakarak oturdu..

 

Bu sırada ormanın başka bir kuytu köşesinde, karanlık ve bilinmezliği yaran ayak sesleri duyuluyordu. Karanlığın içinde seçilemeyecek kadar siyah koca bir silüet ağaç dallarını kırarak yoluna devam ediyor, onun arkasında daha küçük olanları hızla öndekine yetişmeye çalışıyordu..

 

Tehlike adım adım geliyorum derken mağaranın içindeki keşif üyeleri kendi aralarında hararetli bir konuşma içerisindeydi.

 

Emila'nın içinde hala atamadığı bir şüphe vardı. Bu hararetli konuşmayı ve sıcak ortamı aniden soğutan cümleler ağzından çıkıverdi.
"Adel'e güvenebilir miyiz..? Sadece onun geçmişi hatırlaması hiç mantıklı değil, ya bizi buraya atanlardan biriyse?"

 

Emila'nın sözleriyle uzun bir sessizliğin çökmesinin yanı sıra diğer keşif ekibi üyelerinin aklına da şüphe tohumları ekilmişti.

 

- Adel mi?

 


Adel'in hain olabilme ihtimali içlerini titretmişti, mümkünse böyle bir şey asla olmamalıydı. Sadece aralarından birinin düşman olması değildi mesele, aynı zamanda kamptaki en güçlü kişiyi kaybetmiş hatta en güçlü kişiyi düşman saflarına vermiş olacaklardı.

Sadece bu da değil aynı zamanda kamptaki en güçlü figür de Adel idi, bu kadar insanı bir araya toplayabilecek başka biri var mıydı? Adel'in hain olduğu kesinleşirse kamptaki birlik anında kaybolabilir, yerini liderlik kavgalarına bırakabilirdi. Hepsinden de önemlisi buradan çıkma fikri tamamen buharlaşıp giderdi.

 

Kimseye söz hakkı bile vermeden Klark atıldı. Kaşları çatılmıştı ve sesinden ne kadar ciddi olduğu kolaylıkla anlaşılıyordu.


"Adel hain değil.."

 

Emila sözlerine dahil oldu, "Klark duygusal-"

 


Klark hemen onun sözlerini kesmişti, "Duygusal davranmıyorum. Siz bizden sonra geldiğinizden hiçbir şeyden haberiniz yok, Adel'in kaç kişiyi kurtardığından ya da bizi kurtarırken kaç kere yaralandığından. Ona benim gibi kaç kişinin canını borçlu olduğunu bilmiyorsunuz.

Sadece o örümceklerden kurtardığımız insan sayısı 50'den fazlaydı, o yaratıklardan bir tanesini görseydin böyle konuşamazdın. Adel hain ve bizi buraya getirenlerden biri olsaydı, burada neyin olduğunu ve nelerden uzak durması gerektiğini bilirdi. O mağarada Adel neredeyse ölüyordu, hatta herkes öldüğünü bile düşündü."

 

Klark'ın sözleri biter bitmez herkesin odağı kollarını birbirine kavuşturmuş halde titreyen genç olmuştu. Yüzünde tiksintisini ve korkusunu açık eden inanılmaz bir ifade vardı, gözleri korkuyla bakarken yaşarmaya başlamıştı. Tırnaklarını etine sımsıkı geçirmiş, derin nefeslerle kendine gelmeye çalışıyordu.

Bu beyaz saçlı genci her keşif üyesi seviyordu, beyaz saçı ve sempatik yüzüyle gülmese bile yüzünde gülüyormuşcasına neşe saçan bir ifadesi vardı ama şimdi bu halini gördüklerinde nasıl bir şoka uğradığını kestirebiliyorlardı. Beyaz saçlı genç kısa süre sonra konuşabilecek kadar kendine gelmişti..

"Onları görseydiniz böyle konuşamazdınız.."

 

Gözleri hala korkuyla titreyen genç cümlesinden sonra bir süre duraksadı.

"Beni oradan kurtaran birine hain diyemem, eğer öyleyse bile hala bir can borcum var. Ama.."

 

- Ama??

..

 

26. BÖLÜM SONU

 

----------------------------------------------------------------------------------

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1242

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1068

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 886

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 816

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 695

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 650

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 628

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 601

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 549

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 520

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 356

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 192

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 185

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 138

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 116

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 98

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15174 Üye Sayısı
  • 475 Seri Sayısı
  • 20081 Bölüm Sayısı


creator
manga tr