“Dövüşte usta olanlar öfkelenmez, kazanmakta usta olanlarsa korkmazlar. Dolayısıyla akıllılar dövüşmeden önce kazanır, cahiller kazanmak için dövüşürler.” #Zhuge Liang

Barrock: Yeni Dünya - 28. Bölüm - Düşman mısın?


 


Gecenin geç saatleri bir ses duyuluyordu..

 

Şıp..

Şıp..

 

Yere damlayan suyun sesi gibiydi, Adel zar zor uykusundan ayrıldığında gözlerini açmakta hala zorlanıyordu. Kulağına gelen ses şimdi daha net duyuluyordu, bu sesin ardından başka bir ses daha duydu.

Yavru kurdun acı içinde cıyaklaması mağarada yankılanıyordu, kalbinin aniden teklemesiyle derin uykusunu üzerinden atabildi. Hemen gözlerini genişçe açtı, karanlığın tamamen sardığı mağarada birkaç metre ileride kanlar içinde yatan yavru kurdu zorlukla görebiliyordu.

Hızlıca yerinden kalkmaya çalışsa da bedenini hareket ettiremedi, çevresine dönüp bakmaya çalışsa da bunu bile yapamıyordu.


Ayrıca karanlık çok ileriyi görmesine engel oluyordu, sağına baktığında kanlar içerisinde kalan Emila'yı gördüğünde neredeyse nefesi kesilmişti. Panik içerisinde soluna baktı, orada ise yerdeki bedensiz başı görmüştü.

Mertens'in başı vücudundan ayrı halde yerde öylesine duruyordu. Aklı ve bedeni artık dizginleri koyvermişken, Mertens'in başsız vücudunun yanında vücudunun yarısı olmayan Klark'ı görüyordu.

 


------------------

 


Derin bir şok yaşayan Adel'in gözlerinden yaşlar yere damlıyordu, bağırmaya çalıştıkça çıkmayan sesi onu delirtiyordu. Hareket etmek için çırpınıyorken gözlerine ilişen şey onun tüm umudunu kaybettirmişti, bacakları bedeninden ayrılmış öylesine önünde duruyordu.

Tam o anda önündeki karanlığın içinden hareket eden bir şeyi sezmişti, önündeki karanlığa gözlerini dikti. Karanlıktan bir şey ona doğru yaklaşmaya başlamıştı, hemen ardından karanlığın içinden bir çift kıskaç kendini gösterdi.

Hemen arkasından kıskaçın sahibi olduğu kocaman bir örümcek, yüzünün tamamını kaplayan kan ve ürkünç ifadesiyle Adel'in bir metre kadar yakınında ona bakıyordu..

Adel karanlıktan çıkıp kendini gösteren bu yaratığı gördüğünde nefesi kesilmişti, birçok kez eşek cennetinine gitmekten kıl payı kurtulduğu aklına geliyordu ama bu kez bu örümceğin kıskaçları arasında son nefesini vereceğini kabullenmişti.


Örümcek gittikçe Adel'e doğru yakınlaşırken yüzünde her insanı titretip altına işetecek kadar korkunç ve saldırgan bir ifade vardı. Bir noktaya kadar geldikten sonra durakladı, yüzündeki korkunç ifade yavaşça değişirken sonunda onunla alay ediyormuşçasına gülünç bir ifade takınmıştı.

Örümceğin yüzünde alaycı bir ifade oluşmasının ardından şiddetli ve kadim bir ses tonuyla ağzından kelimeler döküldü,

"Başaramadın, sıçan avcısı."

Cümlesini bitirmesiyle aniden yüzü eski korkunç haline dönüştü ve Adel'in üzerine atıldı..


...


Derin bir nefes alarak yerinden fırlayan Adel'in gözleri genişçe açılmış, yüzünde hayalet görmüş gibi bir ifade vardı. Gözlerini açtığında gördüğü dört tarafı kapalı olan geniş mağaraydı, ilk aklına gelen diğerlerinin iyi olup olmadığını kontrol etmek olmuştu.

Hemen karanlık mağarada çevresine bakındı, şükür ki tüm yoldaşları iyi durumdaydı.

'Sadece bir kabustu, sadece..'

 

Adel'in kalbi o kadar inanılmaz bir hızla bedenine çarpıyordu ki bedeninin sol tarafını hareket ettiriyordu. Ağrıyan kalbi eşliğinde, yüzündeki teri silmeye başlayınca eli ter içinde yapış yapış olmuştu.

Üzerinde yatan yavru kurdu kenara itekleyip, kalkmak için eliyle yerden destek alacaktı ki hala titreyen ellerine sözünü geçiremediğini fark etti. Kafasını, dibinde olduğu duvara yaslayarak derin nefeslerle kendine gelene kadar bekledi.

Gözlerini kapattığında kabustaki sahne gözlerinin önünde belirdiğinden, dimdik mağaranın karanlık tavanına bakıyordu.

'Başaramadın sıçan avcısı, hah!'



Sonunda titrek kollarına gelen gücü hissedebilmişti, yanındaki mızrağını kavrayıp ayağa kalktı ve mağaranın çıkışına doğru yöneldi. Neredeyse ışık olmayan mağaradan çıkarken karanlığa alışmış gözleri, dışarıdan gelen parlak ışığa dinemeyip kapanıyordu.

Mağaranın çıkışına vardığında ayağı bir şeye takılıp sendelemişti, elini yüzüne gerip neye takıldığına bakınca yerde yatan iki keşif üyesini gördü. 'Salak herifler, bu sefer kolayca kurtulamayacaksınız.'

Sonunda dışarı çıktığında ortam sanki bir ışık patlaması olmuşçasına aydınlıktı ve kısık gözlerini açmasına engel oluyordu. Neredeyse kör olduğu böyle bir anda Adel'i yakalayan gür ve kudretli ses onu ürkütmüştü.


- GuuRw

 

Ses o kadar gürdü ki Adel, sesin titreşimlerinin zeminle beraber kendi vücudunu titrettiğini hissedebiliyordu. Sesi duyduğu gibi istemsizce birkaç adım geriye atmıştı ki yüzüne hafif bir acı saplandı, hemen sonrasında dehşet bir çarpme sesi ve deprem olmuşçasına sarsılan zemin..

- GÜMm..


Sonunda gözlerini açabildiğinde onu toz bulutu karşılıyordu, birkaç saniye sonra toz bulutu yavaşça dağılırken bir figür görünmeye başladı. Toz bulutunun arkasındaki bu figür Klark'ın cüssesini bile aşıyordu, Adel hemen birkaç adım daha geriye attı.

Yüzündeki acıyı hissettiği yere dokunan Adel, eline bulaşmış kanı görüyordu. 'Düşman mı?' O anda yerde açılan bir metre genişliğindeki çukur gözüne ilişti, biraz önce durduğu yerin hemen dibiydi. Çıkan sesin şiddetiyle mağaranın girişdeki uyuyakalmış bekçiler uyanıp Adel'in yanına koştu.

"Ne oluyor?"

Bekçiler gelir gelmez ilk sözleri bu olmuştu, Adel'in bilmek istediği de buydu.

 

Adel, görüşlerini engelleyen toz dağıldığında karşındaki dev cüssenin sahibini daha net görüyordu.

"S*ktir.."

O anda ağzından çıkan tek şey buydu ve gördüğü şeyin onu aştığını onaylıyordu. Adel'in kafasını yukarıya kaldırarak bakmasını gerektirecek kadar uzun olan bu şeyin vücudu çok iriydi. Kafası sanki bir kaplanınki gibi kudretli görünüyordu ve yüzünden agresifliği kendini açık ediyordu.

Ağzından dışarıya taşan dişleriyle hırrlamaya devam ediyordu, belli ki onları bırakmak gibi bir niyeti yoktu. Bir kurda benzese de iki ayağının üzerinde duruyor olması Adel'in aklını karıştırmıştı, gri renge çalan kürklü yaratığın ayakları bileklerinde garip bir kıvrım alıyor, yatay kıvrım dizleriyle birleşiyordu.

 

(Aklımdakine en yakın çizim buydu, görsellerle desteklemek için atıyorum.)

 

En önemlisiyse yaratığın elindeki çok büyük çift taraflı baltaydı ve demirden yapıldığı parlaklığından belli oluyordu. Adel bu baltayla saldırıya uğramış, doğru zamanda geri çekilerek ucuz yırtmıştı.

 

- Hırr..

Adel'in arkasındaki iki bekçi de bu yaratığı gördüğünde birkaç adım geri çekildiler. Adel, toz bulutunun tamamen kalkmasıyla çevrelerini sarmış olan onlarca yaratığa gözleri ilişti.

Bu kahverengiye çalan kürklü yaratıklar köpeğe benziyorlardı ve önlerindekiyle kıyaslanırlarsa çok küçüktü, hatta insanlardan bile biraz kısaydılar ama her birinin keskin silahları vardı. En az 25 - 30 canavarın olduğuna saymadan kanaat getirebiliyordu.

'Lanet, kaçmak için hiç şans tanımıyorlar.'

 

 


Büyük olan kurt benzeri yaratığın hırrlamaları sıklaşıyordu, Adel onun yakında hamle yapacağını anlamıştı. Bu olmadan önce hala uykuda olan keşif ekibini uyandırması gerekiyordu. 3 kişiyle savaşmaları imkansızdı ve kaybettiklerinde diğerleri ölümü uykularında bekleyeceklerdi.


-ROAAAR

Tam bunları düşünürken yaratık güçlü kükremesiyle düşmanlarının kulaklarını çınlattı ve elindeki dev çift taraflı baltayı kaldırıp Adel'e doğru atıldı. Adel her şeyden önce uyandırması gereken ekibe odaklanmıştı, aniden arkasını döndü ve mağaranın içine doğru ses telleri yırtılırcasına haykırdı.

"UYANIIIIN."

İçerideki ekibinin kalanıysa çoktan bu güçlü yaratığın kükremesiyle yerlerinden fırlamışlardı, hemen mızraklarını kuşanıp mağaranın dışına kadar koştular. Adel ise o anda şaşkındı, onu öldürmek için üzerine atılan dev kurt aniden durmuş onu izliyordu.

'Neden durdu?'

Bu sırada yeni uyanmış keşif ekibi olay yerine yeni ulaşıyordu, karşılarındaki yaratığı gördüklerinde herbirinin gözleri genişçe açılmıştı ama hala ayakta ve beraber oldukları bilinçlerine yerleşmişti.
Her keşif üyesi Adel'in iki yanında dizilip mızraklarını büyük kurda doğru kaldırdı. Bu sırada dev kurdun gür sesini duyma şansını yakalamışlardı.

Gözlerini birbirlerinin üzerine dikip öylece bakıyorken dev kurdun gür ve baskıcı sesi duyuldu,

"Sen.. gobel değil."

İnsanlar ikinci kez şoka uğramıştı, karşılarındaki yaratık insanlarla konuşabiliyordu. 'Gobel de ne? Bir şeyler söylemeliyim yoksa çok geç olabilir.' Adel'in kafasından düşünceler akıp geçerken ağzından iki kelime döküldü.

"Düşman mısın?"


Büyük yaratık sesiyle herkesi bastırıyordu

"Kabal şefi Gert sadece gobele düşman.. Siz düşman mı kabala? ve Gobeller nerede?"


Adel hala durumu anlamaya çalışıyordu, tek bir yanlış kelime ölümlerine sebep olabilirdi.
'Kabal şefi Gert ? Şef Gert kendisi mi oluyor? Kabal da bu yaratıkların ırkı olmalı.. En önemlisi gobelleri sordu, ayrıca gobellere düşman.. Burada öldürdüğümüz yaratıklardan bahsediyor olmalı.'


"Afedersin ama gobelin ne olduğunu bilmiyoruz, gobel neye benziyor?"


- Hırr..


Dev kurt büyük dişlerini göstererek hırladığında fazla sabrı kalmadığı anlaşılıyordu, neyse ki elini biraz havaya kaldırıp konuşmaya devam etti.

"Bu boylar, çirkin surat ve yeşil böcekler. Gözetçi kabal burada olduklarını söyler.."
demesiyle arkasındaki hafif zırh giymiş yaratığa baktı. Küçük yaratık anlaşılmaz birkaç söz söyleyerek kafasını salladı.


Adel çoktan anlamıştı.. Kabal keşifçi, burada kalan yeşil yaratıkları gözetleyip şefine rapor vermişti. Daha sonra da buradaki yaratıkları öldürmek için silahlarını kuşanıp yola çıkmışlardı. Ne yazık ki kaballardan önce insan keşif ekibi harekete geçip buradaki yaratıkları temizlemişti.

Adel'in kafasından gobel düşmanlığını kullanıp bu kabal denilen yaratıklarla biraz olsun dost algısı yaratmak geçiyordu, sonuçta onlar dev kurdun dediğine göre sadece gobellere düşman bir ırktı.

 

Adel, dev kurt bunu söylemeden önce yanlış düşmana mı saldırdıklarını düşünüyordu. Oklarla saldırıya uğrayan kamp sakinleri ilk gördüğü yaratıkları öldürmüştü, 'ama ya saldıran bunlar değilse?'

Neyse ki çevresindeki kabal sürüsünde hiç ok kullanan yaratık yoktu. Dev kurdun söyledikleri de onu biraz rahatlatmıştı, zaten güçlü olan taraf neden yalan söyleme gereği duyacak ki?

"Burada yaşayan yeşil çirkin yaratıkları biz öldürdük.. Ayrıca size karşı bir düşmanlığımız yok."

Bunu duyduğunda dev kurt Gert'in biraz şaşırdığı yüzünden belli oluyordu, delici bakışlarıyla çevreyi süzerken tereddütte gibiydi.


"Ölü gobeller.. nerede?"


+ Cesetlerini ormanın içine attık.


Gert'in gözleri şüpheyle bakıyordu,

"Onlara götür, insan oğul.."



Adel, dev kurt Gert'in onlara karşı şüpheyle yaklaştığını anlamıştı ve gobellerin öldürüldüğünü kanıtlamasını istiyordu. Bu söyledikleri hiç de ricaya benzemiyordu, huyuna gitmekten başka seçeneği kabul edecek gibi değildi.

"Klark bize yolu göster.. Kalanınız da burada bekleyin ve onları kışkırtmayın."

 

Tüm keşif ekibi bu bilmedikleri yaratıklara karşı mızrakları havada hala tetikteydi, aralarından Klark öne çıktı. Sessizce konuşuyordu,

"Emin misin Adel?"


Adel ses çıkarmadan kafasını sallasa da Klark'ın tereddütleri son bulmamıştı, onlar buradan ayrıldıktan sonra ekibin kalanı öldürülebilirdi ama Adel'in sözlerine uymaktan başka da yapabileceği bir şey yoktu. Klark ve Adel yavaşça Gert'in yanından geçip alanı çevreleyen yaratıklara doğru yürürken, Gert de onların peşine takılmıştı. Önlerindeki kabal sürüsü yavaşça ayrılıp yolu açtılar.

Adel de, Klark da mızraklarına sıkıca yapışmış halde dev Gert'in yapabileceği sinsi bir hamleyi bekliyordu.Neyse ki dev kurt Gert'in böyle bir amacı yoktu ve yol boyunca sessizce takip etmişti.

Gobel cesetlerinin yanına ulaştıklarında iğrenç bir koku burunlarını sızlatıyordu, elleriyle yüzlerini kapattılar. Gert ise bu iğrenç kokudan hiç rahatsız olmamıştı, yavaşça yaklaşıp cesetlerin yanına eğildi. Cesetlerin yaralarını kontrol ederken tatmin olmuş bir yüz ifadesi vardı..

 

Bu yüz ifadesi ile Gert'in iki yanındaki keskin dişler iyice ortaya çıkmıştı.

"Ölü gobeller.. gerçek. Geri gideriz.."

 

Gert'in sözleri anlaşılmak için oldukça karmaşıktı ama ne demek istediğini az çok anlıyorlardı, gobellerin öldüğünü onaylamış ve mağaraya geri dönmelerini istemişti. Bu kez mağaraya kadar Adel ve Klark'a öncülük ediyordu, onları bekleyen kalabalığa ulaştıklarında Gert kükredi.

"KAAA-BAL"

 

 

 

28. BÖLÜM SONU

 

----------------------------------------------------------------------------------

BİRCAN'IM VAR O DA AL SENİN OLSUN :)

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1120

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 998

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 835

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 780

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 656

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 610

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 599

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 578

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 519

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 492

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 292

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 200

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 179

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 135

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 113

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 110

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 83

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 12345 Üye Sayısı
  • 364 Seri Sayısı
  • 17444 Bölüm Sayısı


creator
manga tr