"Beyin bir paraşüt gibidir, sadece açık olduğunda iyi çalışır." #James Dewar

Düşüş - 9- Savaş II


Üst vicudunun sol kısmı tamamen kömürleşmiş olan Zara zorlukla nefes alıyordu.

Saldırının nerden geldiğini anlamaya çalışıyordu.

Tabi saldırının nerden geldiğini anlaması biraz zordu çünkü o sırada bir savaş alanının ortasında kalmıştı ve tek tehdit savaştığı toprak ve ateş kullanan kişiler değildi.

Her taraftan saldırı alıyordu. Çoğu saldırıdan kaçınmayı başarıyordu darbe almış olsada hala barbarlara göre çok hızlıydı.

Ancak toprak kullanıcısı kendine gelmiş ve Zara’ya doğru geliyordu.

Ancak Zara toprak kullanıcısından ziyade ateş saldırısı yapan kişiyi tehdit olarak görüyordu.

Çünkü kilisede gördüğü eğitim ateş kullanıcılarının şeytanla anlaşma yapmış olduğunu söylüyordu.

Aynı zamanda tanrılara ve Şapura layık olmak için ateş kullanıcısını öldürmesi gerekiyordu.

Ancak ateş kullanıcısını bir türlü göremiyordu.

Garip olan şey ise enerjisini de hissedemiyor oluşuydu. Sadece toprak kullanıcısını hissedebiliyordu.

Bu sırada diğer Kılıçlar birçok barikatı yıkmış süvarilere yol açmıştı.

         Süvrilerde saldırıya geçmiş barbarlalrı bölmüştü.

Bu bölünmeyi kullanarak Tanrıların Yedi Kılıcıdan toprak  kullanıcısı olan Sedir, Zara’nın olduğu tarafa yaklaşmaya çalışıyordu.

Ateş saldırısını görmüştü ve müdahale etmezsse Zara’nın boşu boşuna öleceğini düşünüyordu.

Ancak yolunu büyük bir toprak duvarı kapattı karşısında başka bir toprak kullanıcısı belirmişti.

Bu sırada Zara toprak kullanıcısıyla dövüşüyordu.

Toprak kullanıcısına yaklaşmaya çalışıyordu ancak her yaklaştığı anda ateş toplarının hedefinde kalıyordu.

Menzili saldırı yapamayan Zara için yakın dövüşe girememesi demek kesin olarak kaybetmesi demekti.

Zara’nın boş yere ölme niyeti yoktu. Boş yere ölürse nasıl Tanrılara layık olabilirdi ki?

Toprak kullanıcısının açığını bulup intihar saldırısı yapmayı planlıyordu.

Artık ateş kullanıcısını bulamayacağına, bulsa da öldüremeyeceğine emin olmuştu.

Bu sırada Sedir’in de kendisinden elli metre ötede dövüştüğünü fark etti.

Sedir kendi dövüşünde üstün gözüküyordu ancak o da yaralanmıştı.

Zara yönünü beklenmedik şekilde yönünü Sedir’in savaşına çevirdi.

Tüm hızıyla Sedirin karşısındaki toprak kullanıcısına yaklaşıyordu.

Zara’nın ne yapmak istediğini anlayan Sedir Karşısındaki toprak kullanıcısının hareket alanını kısıtlamak için çevresine topraktan duvarlar çekti.

Duvarların tek açık noktası Zara nın geldiği taraftı.

Toprak kullanıcısının kaçacak yönü kalmamıştı ancaz Zara’nın da toprak kullanıcısını tek darbede öldürecek gücü kalmamıştı.

Zara toprak kullanıcısına varmak üzereydi ki arkasından yüksek bir ısı dalgasının ona doğru geldiğini hissetti.

Zara saldırmakk yerine Toprak kullanıcısını üm gücüyle gövdesinden tuttu ve Ateş saldırısının olduğu tarafa çevirdi.

Zara ve toprak kullanıcısı ateş saldırısına maruz kalmıştı.

İkisi de ölmemişti. Zara hala toprak kullanıcısını tutuyordu ama son saniyelerini yaşadığının farkındaydı.

Son gücüyle bağırdı.

‘’Sedir Şimdi!’’

Sözünü bitirmesiyle yerden bir anda çıkan topraktan bir diken Zara ve toprak kullanıcısının bedenini deldi.

Zara’nın asıl hedefi tabiki de Sedir’in biraz zorlanacak olsada yenebileceği biri için canını feda etmek değildi.

İki amacı vardı.

Birincisi Sedirin en az eforla karşısındaki rakibi yenmesi, ikincisi ise ateş kullanıcısının yerini belirlemekti.

Sedir’in yaptığı duvarların tek bir açık noktası vardı ve oradan bir ateş topu atmak için ok fazla yön yoktu.

Sedir de duvarları yaptıktan sonra tüm enerjisini ateş kullanıcısını bulmaya adamıştı.

Ateş kullanıcısını bulmuştu. Ateş kullanıcısı cılız bir adamdı.

Savaş bitme noktasına gelmişti ve geriye barbarlara bağlı olan iki tane Doğa unsuru kullanıcısı kalmış olmalıydı.

Biri zaten hali hazırda Zara tarafından ağır yaralanmıştı.

Geirye sadece ateş kullanıcısı ve tek kolu kullanılır vaziyette olan toprak kullanıcısı kalmıştı.

Zara’nın enerjisinin bir anda yok olduğunu fark eden diğer beş Kılıçta Zara’nın öldüğü tarafa doğru yaklaşıyordu.

Ateş kullanıcısı da artık saklanamıyordu çünkü Sedir tüm öfkesiyle ateş kullanıcısına saldırıyordu.

Ancak Ateş kullanıcısı karşılık vermiyor aksine Kilise Şovalyelerine saldırıyordu.

Başlarda her attığı ateş topuyla birlikte elliden fazla şovalyeyi öldürüyordu.

Zamanla saldırılarının gücünü yükseltti. Öyle ki her saldırıda iki yüzden fazla askerin canını alıyordu.

Bu kadar enerji harcamasına rağmen hızından hiçbirşey kaybetmiyordu.

Onu durdurmak için Tanrıların Yedi Klıcı etrafını sarmaya çalışıyorlardı.

Ancak bunu her denediklerinde barbarların arasında kalıyorlarıd ve efektif bir saldırı yapamıyorlardı.

Ateş kullanıcısı yönünü Kilise şovalyelerine çevirdi.

Önüne çıkan herkesi öldüre öldüre Kilise şovalyelerinin merkezine kadar girdi. Kilise Şovalyelerinin ortasında durmuş çevresini geniş bir ateş duvarıyla kaplamıştı.

 Duvara beş metre yaklaşan tüm şovalyelerin zırhları eriyor, acı içinde ölüyorlardı.

Bu sırada ateş kullanıcısından çokta uzakta olmayan altılı, ateş kullanıcısının etrafını sardı.

Ateş kullanıcısı uzun boylu cılız biriydi. Tüm vicudu mat siyah kıyafetlerle kaplıydı. Gözleri bile kapalıydı.

Ateş kullanıcısının hareketleri Sedir’in daha önce savaştığı barbar toprak kullanıcısından daha iyi ve bir düzen içerisindeydi. Diğerlerinin aksine eğitim görmüş olmalıydı.

Bunu fark eden ilk kişi Sedir olmuştu.

Ateş kullanıcısının etrafını sardıktan sonra,

‘’ Barbar olmadığın çok belli ama kim olduğun zerre umrumda değil! Zara’nın intikamını alacağım!’’

Dedi ardından ateş kullanıcısı küçük bir kakaha attı ve aşağlayıcı bir ses tonuyla,

‘’Ben ateşi yöneten biriyim. Arkadaşını en son gördüğümde toprağa çivilenmişti. Anladığım kadarıyla sende toprağı yönetiyorsun. Madem intikam istiyorsun kendini çivile toprağa. Ayrıca gördüğüm kadarıyla arkadaşın başka bir erkekle ‘’yakın temasa geçmişti’’ buda kilisenizin kurallarına aykırı.’’

Bu sözler yüzünden kendini tutamayan Sedir saldırıya geçecekti ki yanında bulunan Leo onu tuttu ve sakin olmasını söyledi.

Ardından leo ateş kullanıcısına yaklaşıp,

‘’Kimsin?’’

Dedi.

Ateş kullanıcısı soğuk bir sessle.

‘’ Ben alınacak intikamın küçük bir parçasıyım.’’

Dedi.

’Neyin intikamını almak istiyorsun. Kilisemiz kimseye zarar vermedi bu güne kadar.’’

Diye sordu Leo.

‘’Benim derdim sizin boktan kilisenizle değil. Benim derdim Ardakla. Siz doğmadan çok önce oldu ancak Dokuzların Savaşını bilirmisiniz’’

Diye sordu sinirli bir şekilde siyalı adam.

‘’ Demek zamanında Kafasını ezdiğimiz kafirlerdensin. İntikam seni ele geçirmiş ve şeytanla anlaşma yapmışsın. Bende önemli bir şey sandım. Ordun yok olmak üzere ve kapana kısılmış durumdasın teslim ol ve acı..’’

Leo sözlerini bitirmeden yüksek bir kahkaha sözlerini kesti. Ardından siyahlı adam yüksek sesle.

‘’Demek kapana kısıldım ve ordum yok oldu. Gerçekten burdan sağ çıkmaya çalışacağımı mı düşündün. Büyüklrini iyi dinle evlat ben alınacak olan intikamın küçük bir parçasıyım. Hem kapana kısılan da siz ve ordusunun büyük bölümünü barbarların üstüne gönderen kabileniz. Eğer burdan sağ çıkabilirseniz size tavsiyem olsun götünüzü sağlama almadan hareket etmeyin bir daha.’’

Sözleri biter bitmez çevresinde yoğunlaştırdığı alevler siyahlı adamın vicuduna doğru hareket etti.

Bu sözlerin ardından olayı anlayan Leo,

‘’ Kendini patlatacak. Kaçın!!’’

Dedi ve kaçmaya çalıştı ancak savaşı kazanmış ve dinlenmek için oturmuş ya da siyahının etrafını saran Kilise Şovalyeleri yüzünden hızlı hareket edemediler.

Siyahlı adamın kendini imha edişinin etkisi yüz metre yarı çaplı bir alanı tamamen alevler içine almıştı.

Sıcaklık öyle yüksekti ki alevlerin otuz metre dışında olan askerlerin bile bedenleri erime raddesine gelmişti.

Patlamanın ardından barbar köyünün etrafındaki ormandan yüz bin kadar siyah zırhlı asker çıktı.

Altı yüz binden fazla asker kaybeden kilise ordusu kafası kesilmiş tavuk misali ortalıkta koşturuyordu.

Yüzbin kişilik ordunun önünde birkaç dakika önce kendini imha eden siyahlı adamla aynı giysilere sahip 3 beş kişi vardı.

Bu beşkişiden üçü öne çıkıp sağ ellerini havaya kaldırdılar. Ellerinde büyük bir enerji yoğunlaşması vardı. Beş altı saniye içinde ellerinde yarı çapı bir metreden fazla yarı çapa sahip ateş topları yoğunlaştı. Bu ateş toplarını dağınık durumda olan Kilise Şovalyelerine fırlattılar. Onların ardından arkalarındaki yüz bin kişilik ordu da yaylarını gerdi ve Kutsal Şovalyelere fırlattılar.

Patlamanın etkisinden sadece Leo ve Sedir kurtulmuştu.

Geri kalan Yedi Klıcın dört üyesi büyük ihtimalle ölmüştü.

Leo kendine geldiğinde Sedir’in sırtında Ardak kabilesine doğru gidiyordu.

Yorgun bir sesle,

‘’ Nereye gidiyorsun?’’

Diye sordu.

‘’ Hatırlamıyorsun öle değil mi. Bilmediğim bir kabilenin saldırısına uğradık. O pisikopatın saldırısından bir kolumu feda ederek kurtuldum. Seni bulduğumda öldüğünü sandım ancak hala yaşıyordun bu yüzden seni de aldım ancak seni hayatta tutmak pahalıya mal oldu kardeşim. Birkaç gün dinlenmek zorundayım.’'

Dedi Sedir.

Kendini hafif hafif toprlayan Leo,

‘’ Ne kadar ağır yaralıyım ki? Vicudumu hissedemiyorum.’’

Sedir hüzünlü bir sesle,

‘’ iki bacağın da artık yok kardeşim’’

Dedi.

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Bu sırada savaş alanının ortasına gelmiş olan siyah kıyafetli beş kişiden en uzun boylu olan adam. Kendini imha etmiş olan siyahlı adamın yanmış bedenini yerden aldı.

‘’ Ölümün boşa olmayacak yoldaş’’

Dedi.

O sırada diğer askerlere göre daha iyi bir zırh içinde olan bir asker uzun boylu adama yaklaştı ve saygılı bir ses tonuyla,

‘’ Kaçan askerlerin peşine küçük bir grup gönderdik sıradaki emriniz nedir efendim’’

Dedi.

Bunu üzerine Siyahlı adam arkasındaki diğer dört siyahlı kişiye döndü ve,

‘’ 23 numara sen kaçakları avlayan askerlere eşlik et. Komutan Simon sende orduyu toparla. Ardak Kabilesine saldıran Ana birliğe katılmak için yola çıkıyoruz.’’

Dedi.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

yorum yapmanız benim için önemli. derdim okuma sayısını beğeniyi artırmak vs. değil eksiklerimi söylemenizi çok isterim. 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1323

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1126

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 940

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 862

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 746

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 699

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 678

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 618

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 574

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 545

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 451

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 210

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 195

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 148

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 144

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 123

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 118

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 118

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 94

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 73

Site İstatistikleri

  • 17479 Üye Sayısı
  • 466 Seri Sayısı
  • 23528 Bölüm Sayısı


creator
manga tr