Bölüm 282: Ruh Oluşturma Aşaması’na Ulaşmak İçin Zhao’ya Geri Dönüş

avatar
1085 0

Xian Ni - Bölüm 282: Ruh Oluşturma Aşaması’na Ulaşmak İçin Zhao’ya Geri Dönüş


Çevirmen: Zawoske

Editör: Lord Viole Grace

 

Genç adam ayrılırken ustasınnı sırtına baktı. Geçmişten bir görüntü gözlerinin önüne geldi. Yumruğunu sıkmadan önce ustasına secde etti ve ayrıldı.

 

‘’Ben, Chen Huan, yemin ederim ki Xue Yue’yi yok edeceğim!’’

 

Wang Lin karışık bir zihin haliyle buz kulesine döndü. Güçlü bir hazine elde etmiş olsa da, mutlu değildi. Sadece bir melankoli hissiyatı vardı.

 

O anda, Wang Lin birdenbire yaşam ve ölüm etki alanında biraz daha anlayış kazandı. ‘’Yaşam ne... Ölüm ne...’’

 

Bu soru Wang Lin’in zihninde yankılandı.

 

Su Mürekkep Tarikatı’nın geç aşama Ruh Oluşturma yetişimcisi Buz ve Kar’ın İlahi Tapınağı’nın kar perisi heykeline ulaşmak için yetişiminin son kısmını kullandı. Tıpkı ateşe uçan bir sinek gibi, heykelde patlayarak, kurtulamadıkları kırmızı bir iz bıraktı.

 

Onunla birlikte, bu patlamada birkaç diğer Ruh Oluşturma yetişimcisi de öldü.

 

Artık bütün görkem rüzgarla birlikte kaybolmuştu...

 

Ölümünde, direkt o noktada hayatına veda etmişti. Ölümü açığa çıkmaya cüret edemeyen Dört Tarikat Birliği yetişimcilerini uyandırdı.

 

Göz açıp kapayıncaya kadar, bir yıl daha geçti.

 

Bu yıl boyunca, Wang Lin yaşam ve ölüm etki alanı hakkında düşünüp duruyor ve yavaş yavaş daha fazla anlayış kazanıyordu. Varlığı bu geçen yılda bir değişim geçirmişti.

 

Dağı bir dağ olarak görmek, nehri nehir olarak görmek.

 

Ne var ki, Wang Lin bazen bir dağın dağ olmadığı ve bir nehrin de nehir olmadığını fark etmişti. Sanki görüşünü engelleyen bir sis katmanı daha vardı. Göremiyordu, ama hissedebiliyordu. Uznadığında, dokunamıyordu.

 

Bu tür bir şey zamanla kaybolmazdı. Sisi geçmek için ani bir anlayışa ihtiyacı vardı.

 

Yaz geçti, son bahar geldi. Bu buzdan dünyada iki yıl daha geçti.

 

Wang Lin buz heykeli kuklaları yaratmada biraz ilerleme kaydedebilmişti. Bu buz heykeli kuklaları kendilerini idare etmek için kar kanı damarlarına dayanıyorlardı. 49 kar kanı damarı olan bir kukla Merkez Oluşturma yetişimcisi gücüne ulaşabilirdi.

 

Bir Kadim Ruh yetişimcisi kadar güçlü olması için, 81 kar kanı damarı eklenmesi gerekirdi, lakin bu tür buz heykellerde, bir kuklada ne kadar çok damar varsa, kontrol etmesi o kadar zor olurdu. Ve iki damar temas ederse, buz heykel patlardı.

 

Bu yüzden, eklenen her kar kanı damarıyla zorluk büyük ölçüde artıyordu. Dolayısıyla, bir buz heykele 81 kar kanı damarı yerleştirmenin ne kadar zor olduğu görülebilirdi.

 

Bu sebepten ötürü Xue Yue az sayıda Kadim Ruh buz heykeli üretiyordu.

 

Buna ek olarak, kar kanı damarları Buzumsu Kar Taktiği’nden geliyordu. Bu teknik genç adamı büyülemişti.

 

Bu Buzumsu Kar Taktiği kalbi arıtmanın üzerinde duruyordu. Bu teknik buzu kemikler olarak ve karı kalp olarak kullanarak temiz bir kalp durumuna ulaşmak adına bir buz ve kar ruhu oluşturuyordu.

 

Gizemli ve dengesiz olarak açıklanabilirdi.

 

Bu yüzden Xue Yue yetişimcilerinin hepsi dürtüsel ve bir anda muazzam şekilde değişebilen kişiliklere sahipti. Hedef, isteklerini takip etmek ve dış etkilerin delemeyeceği noktaya kadar tatmin oldukları kadar kalplerini arıtmaktı.

 

Wang Lin bu tekniği ne kadar incelerse, gerçek dehşeti hakkında o kadar net oluyordu. Bu teknik doğru bir yol olarak sayılamazdı; kesinlikle bir yan yoldu. Wang Lin bu tekniğin Altı Arzunun Şeytan Lordu’nun yetişim yöntemine epey benzer olduğunu hissetti.

 

Wang Lin bu tekniği çalışmak istemiyordu. Sadece kar kanı damarları saf kan damarlarına değiştirerek taklit ediyordu. Oymaların kontrol etme kabiliyeti kazanmak uğruna yaşam ve etki alanıyla çalışmasıyla birlikte kanını kullanıyordu.

 

Göz açıp kapayıncaya kadar, Wang Lin bu küçük şehirde zaten üç yıl geçirmişti. Seyahat ederek harcadığı bir yılda eklenirse, dört yıl geçmişti.

 

10 yıllık zamanın dolmasına yalnızca bir yıl kalmıştı. Ruh Oluşturma aşamasına ulaşma zamanının geldiğini hissedebiliyordu.

 

Ruh Oluşturma aşamasına ulaştığında ilahi cezayı tetikler mi bilmiyordu. Ancak, yaklaştıkça, Ruh Oluşturma aşamasına ulaştığında, herkesi uyaracak bir kargaşa yaratacağını fark ediyordu.

 

Dolayısıyla bu gün, Wang Lin buz kuleden çıktı ve ayrıldı.

 

Ayrılmadan önce, Xue Yue bütün Merkez Oluşturma ve üzerindeki yetişimcilere bir Tao öğrenim dersi almak için tapınakta toplanmakla alakalı bir emir göndermişti. Bunun sebebi Suzaku’ya giden on üç kişiden biri dönmüştü. Ruh Değişimi aşamasına ulaşmayı başaran tek kişiydi.

 

Otuz kişiden sadece birinin başarması hakkında, Suzaku’nun bir şey yapıp yapmadığı, yabancıların bilmediği bir şeydi.

 

Wang Lin kimseye haber vermeden sessizce ayrıldı. Wang Lin’in kıstırdığı Merkez Oluşturma yetişimcisi bile anılarını kaybetti ve asıl pozisyonunu geri kazandı.

 

Xue Yue’nin sınırında, Wang Lin arkasını döndü ve dikkatle bölgeye baktı. Derin bir nefes verip ayrıldığı esnada geçmiş on yıllardan görüntüler zihninde dolaştı.

 

Wang Lin’in hedefi Zhao’ydu. Orada Ruh Oluşturma aşamasına ulaşmaya kararlıydı.

 

Ruh Oluşturma aşamasına atılım yapmak için Zhao’ya gitmesinin nedenine gelirsek, sebeplerden birisi ıssız bir bölge olmasıydı. Diğer sebebiyse Dört Tarikat Birliği’nden o geç aşama Ruh Oluşturma yetişimcisiyle konuştuktan sonra evini özlediğini hissetmesiydi.

 

Herkesin bir evi vardır. Kendinin de var mıydı...

 

Zhao evi olarak sayılabilirdi ve bir de Şeytanlar Denizi’nin diğer tarafında onu bekleyen bir kadın vardı. Orası da evi sayılabilirdi.

 

Bu yüzden doğduyu yerde döngüyü tamamlamak adına Zhao’ya karar vermişti.

 

Eve dönmeden önce, Da Niu’yu kontrol etmeye kasabaya gitti ve Da Niu’nun bir demir işleri dükkanı açtığını gördü. Karısı artık genç değildi, lakin açıkça tekrardan hamileydi.

 

Wang Lin onlara bakarken gülümsedi. Bu yeni yaşam gün geçtikçe büyüyordu...

 

Ayrıldığında, Da Niu’nun karsınını içinde biraz ruhsal enerji bıraktı. Bu birazcık ruhsal enerji annenin ve kızının güvenliğini garantileyebilirdi. Yeni yaşam bir kızdı.

 

Da Niu yine de her zaman görmek istediği Wang amcasının onu görmeye geldiğini bilmiyordu. Da Niu’nun ölümünde tek pişmanlığı Xiao Niu’nun yanında değil de büyümesini izleyen Wang amcasını tekrar göremeyişiydi. Bu bir dükkan açan, her zaman onun için müşteri çektiği ve bir oymayı on altına satmayı başaran gizemli kişiyi.

 

O iki tahta oymayı kızına vermişti ve aile yadigarı olmuşlardı.

 

Wang Lin Zhao’ya doğru uçtu. Kırk yıl önce, aynı yolu henüz Kadim Ruh aşamasına ulaştığında geçmişti. Bugün aynı yolu geri gidiyordu, lakin bu sefer Ruh Oluşturma aşamasına ulaşmak üzereydi ve seçtiği yer de orasıydı.

 

Şimdiki Wang Lin ile o zamanki Wang Lin yeryüzü ve gökyüzü kadar farklıydı.

 

Birbiri ardına antik aktarım dizileri geçti. Bu günde, bulutların gökyüzünü kapladığı ve yağmur yağmaya başladığı garip bir yerdeydi.

 

Yağmur şiddetlendikçe şiddetlendi, öyle ki sanki bardaktan boşalırcasına yağıyormuş gibi bir hale gelene kadar. Wang Lin göğe baktı. Bu kadar şiddetli yağmur görmeyeli uzun bir süre oluyordu. Heng Yue Tarikatı’nda Zhang Hu’yla aynı odada olduğu zamanı düşünmeden edemedi. Yağmur akarken gök gürlüyor ve şimşekler çakıyordu.

 

O anda, ışık huzmeleri gümüş yılanlar gibi gökyüzünde parlamaya başladı. Son derece güzel gözüküyorlardı.

 

Wang Lin yavaşça yere indi. Yağmuru engellemek için bir teknik bile kullanmadı. Bunun yerine, yakındaki bir ağaca elini salladı ve ağaçtaki yapraklar yapraktan bir şemsiye oluşturmak için toplandı.

 

Wang Lin bu yabancı yerde şemsiyesiyle birlikte gezindi. Zhao’ya ulaşmaktan yalnızca iki aktarım dizisi uzaktaydı. 40.000 kilometre doğudaki bir bölgede antik aktarım dizisi bulunuyordu.

 

Hiddetle yağan yağmurun sesi ormanı kaplıyor ve bütün bölgeye sabit bir çekicilik veriyordu, özellikle de mesafedeki eski tapınak. Bu tapınak açıkça terk edilmişti. Aslında kırmızı boyası artık soluktu ve hatta bazı kısımları zarar görmüştü.

 

Kapıdaki pirinç kaplama çanlar bile paslanmıştı. Tapınağın yanında ot yığınları bulunuyordu.

 

Wang Lin çok tapınak görmemişti.

 

Tapınağa bakarak, genç adam içeri girdi. Burası bir antik tapınaktı. İçeride tanrı heykeli yoktu; sadece bir yarım taç yaprağı şeklinde bir dua etme minderi bulunuyordu.

 

Tapınağa bakınırken, kapıya doğru baktı ve ardından tapınağı incelemeye devam etti. İncelemeyi bitirdikten sonra, kapıda durdu ve yağmurun manzarasının keyfini çıkardı.

 

Uzun bir süre sonra, uzaktan bağırışlar duyuldu. Yağmurluklar giyen birkaç iri adam bağırırken geldi.

 

‘’Lanet hava. Yağmaya başladı hiç kesilmiyor.’’

 

‘’Önümüzde bir tapınak var; hadi biraz orada saklanalım. Yağmur hafifleyince devam edebiliriz.’’

 

Konuşurlarken, tapınağın içinde Wang Lin’i gördüler. Hepsi duraksadı ve sessizce tapınağa doğru ilerlemeden önce birbirlerine bakındılar.

 

Wang Lin’i geçtikleri sırada, birisi Wang Lin’e doğru bir adım attı ve sağ eliyle nazikçe omzuna dokunacak gibi uzanmaya çalıştı. Ne var ki, gruptan başka birisi homurdandı ve o kişiyi durdurmak için itti.

 

Bu kişi kafasını çevirdi ve sessizce tapınağa girmeden önce homurdandı.

 

Beşli yağmurluklarını çıkarttı, bir ateş yaktı, biraz yemek aldı ve birbirleriyle yüksek seste sohbet etmeye başladı. Ancak, ara sıra, bakışlarını Wang Lin’e çeviriyorlardı.

 

Wang Lin zarifçe kafasını iki yana salladı. Bu beş ölümlü bu gecenin özel ruh halini yok etmiş ve atmosferi boşa harcamıştı. Derin bir nefes aldı. Tam ayrılmak için ayağını kaldırıyordu ki, bakışları birden uzaktaki ormana kilitlendi.

 

Uzun saçlarıyla ince bir cübbe giyen bir adamın tapınağa doğru büyük adımlar atarak geldiğini gördü. Adam çok yavaş gözükse de, bir adım attıktan sonra, aniden Wang Lin’in yanında belirdi ve tapınağa girdi.

 

Wang Lin’i geçerken, adam nefesini tuttu ve ansızın durdu. Dikkatle Wang Lin’i inceleyerek, zarif bir gülümsemeyle beyaz dişlerini gözler önüne serdi ve söylendi, ‘’Böyle küçük bir tapınakta bir yetişimci dostumla karşılaşmayı beklemiyordum. Benim adım Mo Zhi, peki ya seninki?’’

 

 







Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18136 Üye Sayısı
  • 790 Seri Sayısı
  • 37403 Bölüm Sayısı


creator
manga tr