Bölüm 281: Onur

avatar
1082 0

Xian Ni - Bölüm 281: Onur


Çevirmen: Zawoske

Editör: Lord Viole Grace


Uçan kılıcın üzerinde siyah, deri kiyafetler giyen oldukça parlak ve yakışıklı bir genç adam duruyordu. Xue Yue’nin diğer yetişimcilerinden farklı gözüküyordu, bu da oldukça hoştu.

 

Kadın öğrencinin gözleri birden ışıldadı ve bağırdı, ‘’Kıdemli öğrenci kardeşim geri döndü!’’

 

İkinci öğrencisine gelirsek, yüzü aniden kasvetlendi, lakin bir anda mutlu bir ifadeyle yer değiştirdi.

 

Wang Lin, Merkez Oluşturma yetişimcisinin anılarına göre bu en kıdemli öğrencisini gerçekten sevdiğini söyleyebilirdi.

 

Kıdemli öğrencisi zar zor bir dahi olarak görülebilirdi. Temel Oluşturma aşamasının zirvesine ulaşması yüz yılını almıştı ve Merkez Oluşturma aşamasından yalnızca bir adım uzaktaydı.

 

Lakin Merkez Oluşturma yetişimcisinin anılarına göre, bu kıdemli öğrencisini sevmesinin nedeni onun görünüşüydü. Kıdemli öğrencisini bir birlik oluşturmak için geç aşama başka bir Merkez Oluşturma yetişimcisinin öğrencisiyle evlendirmeyi planlıyordu.

 

Bu anıya tek bir kısa bakış attıktan sonra, Wang Lin daha fazla dikkat etmedi. Kılıç yakınlaştı ve buz kulenin önüne ulaştı. Kıdemli öğrencisi diz çöktü ve net bir sesle, bağırdı, ‘’Öğrenciniz ustasını selamlar. Şanslıydım ve Dört Tarikat Briliği’nden kalanların saklanma yerini bulmayı başardım!’’

 

Wang Lin’in ifadesi sakindi, lakin kalbi aniden tekledi. Yetişimcinin, Kıdemli öğrencisini bir ölümlü, Xue Yue’denmiş gibi gözükmeyen birini gördüğünü bildirdiğinden gönderdiğini hatırladı.

 

Bu yüzden Merkez Oluşturma yetişimcisi kıdemli öğrencisini kontrole göndermişti.

 

Bu tür şeyler geçen birkaç yılda sıradışı değildi. Dört Tarikat Birliği’nden kalan yetişimciler ne kadar güçlü olursa olsun, yıllarca bu garip karın etkisi altında bulunduktan sonra, hepsi büyük ölçüde zayıflamıştı.

 

Durum böyle olsa da, Xue Yue dikkatsiz olamazdı. Normalde, bu tür bir şey yaşandığında, Buz ve Kar’ın İlahi Tapınağı’na bildirilirdi. Ardından konuyla ilgilenmek için onlar birini gönderirdi.

 

Tapınak bu konuda aşırı hassastı. Bugün bildirilirse, yarın birini gönderirlerdi.

 

Wang Lin biraz düşündü, ardından sakince söylendi, ‘’Yolu göster.’’

 

Kıdemli öğrencisi afalladı. Böyle şeyler yaşandığında, ustası normalde asla kişisel olarak uğraşmazdı. Ancak, sormaması gerektiğini biliyordu, bu yüzden sadece onayladı ve yolu göstermeye koyuldu.

 

Diğer iki öğrencisi birbirine baktı ve peşine takıldı. Sonuçta, ustaları şahsen gidiyordu. Gitmezlerse, o vakit ileride başlarına büyük bela alabilirlerdi.

 

Dolayısıyla kendilerini Wang Lin’i takip etmeye zorladılar.

 

Dörtlü dört ışık huzmesi halinde uzağa uçtu. Kısa bir süre sonra, kıdemli öğrencisi duraksadı. Karlı bir dağı işaret etti ve konuştu, ‘’Öğrenciniz uçan buz heykelini kullandı ve kendi gözleriyle birisinin burada kaybolduğunu gördü. Burada bir saklanma yeri olduklarını düşünüyorum.’’

 

Wang Lin ilahi hissiyle bölgeyi taradı. İfadesi sakin olsa da, bakışları odaklandı.

 

‘’Üçünüz burada bekleyeceksiniz!’’ Bu emri verdikten sonra, Wang Lin ileri uçtu.

 

İlahi hissi karlı dağın altında bir kısıtlama ve içinde iki ruh olduğunu bulmuştu. Birisi sadece Merkez Oluşturma aşamasındaydı, lakin diğeri epey garipti. Bazen Merkez Oluşturma, bazen Kadim Ruh ve hatta bazen Ruh Oluşturma aşamasındaydı.

 

Bu olayın tek bir açıklaması vardı ve bu da bu kişinin Kadim Ruh’u ve yetişiminin dağılmak üzere olduğu, yani aşırı dengesiz halde bulunduğuydu.

 

Wang Lin karlı dağın üzerine indi ve dağa gömüldü. Kısıtlamaya yaklaşıyordu.

 

Çok geçmeden kısıtlamaya ulaştı. Karşılaşacağı şey kısıtlama olduğu sürece, korkmuyordu. Bu kısıtlamanın yapısının ardını görmesi için tek bir bakışı yetti. İki kısıtlama halkası gönderdi. Kısa sürede iki kısıtlama birleşmeye başladı.

 

Wang Lin kısıtlamayı geçti ve içeri girdi.

 

Girdiği gibi, bir kılıcın harekete geçtiğini ve onu aşkın kılıç Qi’sinin saldırdığını gördü.

 

Wang Lin’in bakışları sakindi. Sağ eli rastgele havayı işaret etti ve fısıldadı, ‘’Yaşam.’’

 

Yaşam ve ölüm etki alanı aniden Wang Lin’in parmak ucunda toplandı. Bu zarif nokta göklerin yolunu barındırıyordu ve gizemlerle doluydu.

 

Kılıçlardan bir uğultu yükseldi. Ardından Wang Lin’in parmağının etrafında dönmeye başladılar.

 

Kılıçlar bir değişim geçirdikleri sırada bir ışık saçtılar. Şimdi yaydıkları ruhsal enerji öncesinden birkaç kat daha güçlüydü.

 

Ne var ki, etki alanını gücü tarafından ilahi his tamamen silinmişti.

 

Wang Lin konuşmaya dahi çok korkmuş ve dehşete düşmüş genç adama baktığı esnada ışıldadı.

 

Genç adamın arkasında buzdan bir yatakta yaşlı bir adam oturuyordu. Bu kişinin gözleri kapalıydı ve yüzü kırmızıyla yeşil arasında gidip geliyordu.

 

Wang Lin’in parmağının bir hareketiyle, bütün kılıçlar bir çınlamayla yere düştü.

 

Genç adam hislerini geri kazandı. Keder ve öfke bütün benliğini kaplıyordu. Dişlerini sıktı ve bağırdı, ‘’Evimi yok ettiniz ve şimdi de peşimize düştünüz. Hepimizi öldürmek mi zorundasınız? Bugün bizi öldüreceksin, ama bir gün Xue Yue’yi yok edecek birisi olacak!’’

 

Genç adamın sesi artık kemiklerine işlemiş bir düşmanlıkla kaplıydı.

 

Genç adama baktıktan sonra, Wang Lin’in bakışları yaşlı adama kaydı.

 

Genç adam Wang Lin’in görüşünü engelledi. Biraz Wang Lin’e baktı, ardından, bir süre düşünmenin devamında, birden diz çöktü. Kanayana kadar alt dudağını ısırdı ve acı acı gülümseyerek, yalvardı, ‘’Lütfen ustamı öldürme, onun yerine beni öldür! Ben Su Mürekkep Tariaktı’nın küçük tarikat lideriyim. Beni yakalayıp götürürsen, kesinlikle ödüllendirileceksindir. Ustamın gitmesine izin verdiğin sürece, seninle gelmeye razı olurum. Yoksa, ancak cesedimi götürebilirsin!’’

 

Wang Lin’in gözleri sakinliğini korumasına rağmen, içten içe biraz etkilenmişti. Yavaşça genç adama baktı ve ardından yaşlı adama. Sonrasında yavaşça konuştu, ‘’Neden hayatını ustanınkiyle değişmek istiyorsun?’’

 

Genç adam hüzünlü bir gülümsemeyle yanıt vermeden önce çok uzun süre sessiz kaldı. ‘’Onu aşağı çeken ben olmasaydım ustam uzun zaman önce kaçabilirdi. Her şey beni kurtarmaya çalıştığından oldu...’’

 

‘’Huan Er, çabuk kalk bakayım. Bu kişi Xue Yue yetişimcilerinden değil.’’ Buzdan yataktaki yaşlı adam yavaşça gözlerini açtı.

 

Genç adam afalladı, lakin birdenbire gözleri ışıldadı ve son derece heyecanlı bir ruh haline büründü. Ustasının yanına koşturdu ve coşkuyla bağırdı, ‘’Usta, kendine... Kendine geldin!’’

 

Wang Lin yaşlı adama bir bakış attı. Ellerini birleştirdi ve mırıldandı, ‘’Küçüğünüz Su Mürekkep Tarikatı’nın kıdemlisini selamlar.’’

 

Yaşlı adam yüzündeki kırmızı ve yeşil renkler daha da güçlenirken birkaç kez öksürdü. Wang Lin yaşam ve ölüm etki alanıyla, yaşlı adamın etrafındaki ağır ölüm aurasını açıkça görebiliyordu. Sona yakındı.

 

Yaşlı adam kafasını kaldırdı. Wang Lin’e bakıp yavaş yavaş konuştu, ‘’Küçük dostum, seni selamlamaya çok yaralıyım, umarım beni bağışlarsın. Küçük dostum ne için buraya geldin?’’

 

Wang Lin derin bir nefes verdi ve doğruyu gizlemeden söyledi, ‘’Kıdemlinin saklanma yeri Xue Yue yetişimcileri tarafından keşfedildi, bu yüzden en iyisi şimdi kaçın!’’ bununla birlikte, biraz düşündü ve ardından bir şişe hap çıkardı. Şişeyi yatağa doğru gönderdi.

 

‘’Kıdemlinin yarası bu hapların iyileştirmesi için aşırı ciddi, ama en azından yetişiminizi kaybetmenin acısını azaltabilir. Bu, kıdemlinin buradan ayrılmasını sağlamalı. Dünya büyük, belki yetişiminizi geri kazanmak için başka bir şansınız olur.’’

 

Yaşlı adam hafifçe gülümsedi. Haplara bakmadı bile ve karşılık verdi, ‘’Küçük dostum, hangi tarikattansın bilmiyorum, ama ayrılmak isteseydim, çok önceden yapabilirdim. Hatta şimdi, yetişimimi kaybetme hızımı arttırma uğruna dahi olsa, ayrılabilirim, ama neden ayrılmıyorum biliyor musun?’’

 

Wang Lin düşündü ve ardından nazikçe kafasını iki yana salladı.

 

‘’Burası benim evim! Burada doğdum ve öleceğim zaman da, burada öleceğim!’’ Yaşlı adamın sesi yumuşak olsa da, tarif etmezi zor bir aura barındırıyordu.

 

Wang Lin yaşlı adama baktı ve daha fazla konuşmadı. Ellerini birleştirdi ve ayrılmak için arkasını döndü. Buraya gelmedeki asıl planı öldürmek değil aksine bir yardım eli uzatmaktı.

 

Sonuçta, otuz yılı aşkın zamanını Dört Tarikat Birliği’nde geçirmiş ve şahsen Xue Yue yetişimcilerinin istilasını izlemişti. Bir şeyi değiştirmek gücünün dışında kalsa da, yardım edebildiği zaman ederdi.

 

Wang Lin arkasını döndüğü anda, yaşlı adam hap şişesine baktı ve iç çekti. Ansızın sağ elini savurdu ve üzerinde sadece iki tüy kalmış bir yelpaze çıkardı.

 

‘’Küçük dostum, verdiğin hapların karşılığı olarak bu hazine armağanım olsun.’’

 

Yelpazeyi yakaladıktan soonra, Wang Lin’in ifadesi değişti. Bu yelpaze üzerinde derin bir etkiye sahipti. Dört Tarikat Birliği’nin öldürme formasyonu tarafından çevrelendiğinde o kadın tarafından kullanılmıştı. Öldükten sonra, bu yelpazenin geç aşama Ruh Oluşturma yetişimcilerinden birisi tarafından alındığını hatırlıyordu.

 

Arkasını döndü ve dikkatle yaşlı adamı inceledi. Bu kişi öldürme formasyonundaki geç aşama Ruh Oluşturma yetişimcilerinden biriydi.

 

Geçmişteki bütün o görkem şimdi uzak bir anıdan ibaretti...

 

Wang Lin karışık bir düşünce yapısıyla ayrıldı. Üç öğrencisi konuşmaya cüret edemedi; sadece sessizce peşinden geldiler.

 

Wang Lin’in ayrılmasının üzerinden çok geçmeden, ikili karlı dağdan dışarı çıktı ve ayrılmadan önce Wang Lin’in kaybolduğu yöne baktılar.

 

Sınırda, yaşlı adam bir boşluk oluşturmak için formasyona vurdu. Hapların yarısını genç adama verdi. Ardından sevgiyle genç adama baktı ve mırıldandı, ‘’Git. Gelecekte kendine başına idare etmelisin, zira ustan seni daha fazla koruyamaz.’’

 

Genç adamın gözleri hüzünle kaplandı, lakin bir şey söyleyemeden, yaşlı adam kollarını savurdu ve genç adamı açıklıktan geçirdi. Ardından koruma formasyonu normale döndü.

 

Genç adam öteki taraftan ustasına baktı. Gözleri kıpkırmızıydı ve bağırırken sesi titrekti, ‘’Usta!’’                                                                                                                                                                 

 

Yaşlı adam bir kahkaha attı ve şişedeki bütün hapları yuttu. Ruhsal enerjisi hızla zirve haline yükseldi, sadece geçici olsa dahi...

 

Kollarını salladı ve hareket egeçti. Hedefi Xue Yue’nin merkezindeki Buz ve Kar’ın İlahi Tapınağı’ydı.

 

Ölse bile, evinde ölmeliydi. Ölse bile, ülkesini korurken ölmeliydi!

 

Bütün görkemli zamanları geçmiş anılar halini almıştı...

 

Ateşe düşen o ölümsüz anka kuşu olmalıydı... Kanatlarını yakmak zorunda olsa bile, yine de göklerde uçacaktı...

 

Bir kapıyı kapatmak bir dünyayı sevmek gibidir.

 

Geçmişteki anıları artık sonsuza kadar uzakta olacaktı.

 

Rüzgardaki kum artık hayallerle kaplı değildi. Güçlü flütün sesi şimdi sadece ıssız bölgelerde yankılanıyordu.

 

Birisinin kapısın kapatmak tıpkı o kişinin boyut ve zamanla olan bağlantısını koparmak gibidir.

 

Geçmişteki görkem sadece nesillerinin şarkılarında kalırdı.

 

Dünün şarkısı daha fazla aynı şekilde duyulmazdı. Fısıldanan şikayetler eşleşen müziğini bulamazdı.

 

Bir pencere açmak tıpkı bir güneş ışığı huzmesini kucaklamak gibidir.

 

Bugünün rüyası gelecek imparatorluğun umudu olurdu.

 

Hatta sıradan sen ve benim bile heyecan verici şovlar sergilemem lazım. Pişman olmadan dünyanın gücünü hissetmeyi takip et.

 

Bir pencereyi açmak baharın rüzgarını hoşça karşılamak gibidir.

 

Kaybedilince anlamsızlık uyanırdı.

 

Ateşe düşen o ölümsüz anka kuşu olmalıydı... Kanatlarını yakmak zorunda olsa bile, yine de göklerde uçacaktı.

 

 







Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18328 Üye Sayısı
  • 791 Seri Sayısı
  • 37556 Bölüm Sayısı


creator
manga tr