Bölüm 271: Ruh Oluşturma’ya 10 Yıl

avatar
1007 0

Xian Ni - Bölüm 271: Ruh Oluşturma’ya 10 Yıl


 

Çevirmen: Zawoske

Editör: Lord Viole Grace


Wang Lin’in öldürdüğü ilk kişi ustası, Sun DaZhu idi!

 

Elleri hareket ederken, tahta talaşları yere düşüyordu. Çok geçmeden, Sun Dazhu’nun ölüm anı, o korku ve umutsuz bakış, mükemmel şekilde oymaya işlendi.

 

Wang Lin Sun Dazhu’nun oymasına bakarken kalbi tamamen sakindi. Sun Dazhu Wang Lin’in su kabağına aşırı açgözlü olmasa, o zaman ölmezdi. Bu karmaydı. Yaşamın olduğu yerde, ölüm de olurdu.

 

İkinci oyma o orta yaşlı adamındı. Bu kişinin gözleri kanlıydı, dudakları epey inceydi ve yüzü oldukça ortalamaydı. O noktada, elinde bir uçan kılıç vardı. Bu kılıç son derece keskin gözüküyordu. Bu oymadan öldürme arzusu sızıyordu.

 

Bu kişi Zhang Hu’nun ustası ve yaşlı adam Jimo’nun öğrencisi, Wang Lin’in öldürdüğü ikinci kişiydi.

 

O gün, bu kişi Wang Lin’i öldürmeye karar vermişti, ancak Wang Lin’in öldürdüğü ikinci kişi olmuştu.

 

Oymaya baktıktan sonra, kenara koydu ve bir tahta parçası daha çıkardı.

 

Üçüncüsü bir genç adamdı. O zaman Wang Lin’i takip eden Teng Li. Teng Li hakkında düşününce, Wang Lin’in kalbi dalgalandı, lakin çok geçmeden bir kere daha sakinleşti.

 

Teng Li’yle olan savaşının sahneleri kafasında belirdi. Uzun bir süre sonra, sağ elindeki parmakları bir bıçağa döndü ve tahta parçası üzerinde çalışmaya başladı. Yarım saat sonra, Teng Li’nin oyması tamamlandı.

 

Bu kişi çok yakışıklı gözüküyordu, lakin yüzünde olağanüstü derecede bir kibir vardı. Sağ eli bir mühür oluşturmuş, bakışları derin bir açgözlülük gizlerken karanlıktı ve dudaklarının kenarında saklı hafif bir gülümseme vardı.

 

Lakin bu gülümseme geçmişte kalmış ve tarihte kaybolmuştu. Gülümsemenin yanı sıra, bütün Teng Ailesi soyu da kaybolmuştu.

 

Birer birer, Wang Lin tahta oymaları bitirdi ve yana koydu. Yavaşça, yer tahta oymalarla kaplandı. Odadaki öldürme arzusu yavaşça yoğunlaştı. Ne zaman bir oyma bitse, oda biraz daha sıkışıyordu...

 

Bir yetişimci geçseydi, karın dışında, Wang Lin’in çatısında bir buz katmanı da olduğunu açıkça görürdü.

 

Wang Lin bununla ilgilenmedi bile. Öldürdüğü her bir kişiyi oyarken anılarında kayboldu.

 

Yavaş yavaş, Wang Lin oyduğunu unuttu ve anılarında derinlere daldı. Dört yüz yılın anıları zihninde belirdi ve sanki başka birininkilermiş gibi izledi.

 

Başlangıçtaki küçük oğlandan Heng Yue Tarikatı’ndaki gence, yeterince yeteneksiz olmaktan, Cennet’e Başkaldıran Boncuk’u bulduğu zamana, Si Tu Nan’ın onu eğitmesinden, Heng Yue Tarikatı’nın dağlarından kovulmasına.

 

Ardından Heng Yue Tarikatı’ndan ayrılmış ve kendi başına yetişim yapıştı. Bunun ardından, Zhang Hu’yu bulmuş, ustasını öldürmüş ve Teng Aile Şehri’ne girmişti, lakin yokluktan Teng Li çıkıvermişti.

 

Bu yüzden, Zhang Hu’yla ayrılmışlardı. Şimdi bile, Zhang Hu hayatta kaldı mı yoksa öldürüldü mü bilmiyordu.

 

Onu avlayan Teng Li, ellerinde hayatını kaybederek sonuna ulaşmıştı ve bu yüzden yolu karışmıştı. Ceset Tarikatı, ardından Jue Ming Vadisi ve hayatının tamamen değiştiği o an.

 

Ailesinin ölümü. Teng Huayuan’ın gülümsemesi, bedeninin yok olması ve Si Tu Nan’ın dış savaş alanına kaçmak için ruhuna yardım etmesi.

 

Bu dört yüz yıllık katliamda yol almıştı. Geri dönüp intikamını alabilmek adına yetişimini arttırmak için, kalpsiz, hissiz ve soğukkanlı birisi olmuştu.

 

Hou fen, Şeytanlar Denizi ve Antik Tanrı Bölgesi. Bütün o yerlerden manzaralar gözünde önünde belirdi. On Bin Şeytan Yüz Günlük Öldürme Emri. Teng Ailesi’ni katlettiği zaman dışında, bu, en çok öldürdüğü zamandı.

 

Antik Tanrı Bölgesi’ne gelirsek, Wang Lin’in Kambur Meng’e olan derin anıları vardı ve bunları unutması zordu.

 

Antik Tanrı Bölgesi’ndeki bir sürü yıl onun için büyük bir şanstı. Bedeni ve zihni büyük değişimler geçirmişti.

 

Ayrıca içeride bir sürü tehlike de vardı. Dikkatli olmasaydı, dışarı çıkamazdı.

 

Çok geçmeden, Chu’da Kadim Ruh’unu oluşturmuş ve bir kere daha Li Muwan’la karşılaşmıştı. Kadim Ruh aşamasına başarıyla ulaştıktan sonra, sonunda intikamına koyulabilmişti.

 

Zhoa’daki Teng Ailesi soyundan olan herkes Wang Lin’in ellerinde ölerek, bu garezi çözmüştü.

 

Wang Lin anılarındaki insanları oyarken elleri hala durmamıştı. Eli bulanık hale gelene kadar hızlandıkça hızlandı.

 

Zihninde görüntüler daha da hızlı belirdi. Yavaş yavaş, ölümlüye dönerek harcadığı otuz yıl gözlerinin önüne geldi. Doğum ve ölüm, yaşamın görüntüleri yavaşça Wang Lin’in zihnine kazındı.

 

Ardından, zihninde artık herhangi bir anı yoktu. Şimdi sadece iki kelime vardı: ‘’Yaşam’’ ve ‘’Ölüm’’.

 

Yaşam ve ölüm, göklerin reenkarnasyonunda meydana gelen değişimler. Wang Lin dört yüz yıllık katliamında ölümün anlamını anlamış ve bu ölümlüye döndüğü otuz yılda, yaşamı anlamıştı.

 

Daha önce göklerin reenkarnasyon döngüsünü kavramayı denediğinde başarısız olsa da, üzerinde derin bir etki bırakmıştı. Adeta bir parça kağıdı delerek, bu anlayışı kazanmasına izin vermişti.

 

Lakin anlayış kavrayış demek değildi.

 

Wang Lin’in zihinsel durumunda yetişimini kontrol edebileceği bir noktaya ulaştığı ancak söylenebilirdi. Antik yetişim dünyasında epey söylenen bir söz vardı.

 

Bir dağ olarak gördüğün, bir dağdır ve bir su olarak gördüğün, sudur.

 

Wang Lin şu an bu aşamadaydı.

 

Gözlerini açtığında, dükkanında sayısız oyma vardı. Wang Lin’in gözlerinde şeytani bir ışık vardı. Bu ışık Antik Tanrı Bölgesi’ndeki Ta Sen’inkine çok benzerdi.

 

Sakince önündeki bütün oymalara baktı ve yavaşça ellerini kaldırdı. Aniden, bütün oymalar titremeye ve ellerine doğru toplanmaya başladı. Yavaşça, daha da çok oyma ona uçtu, lakin o anda, ellerinin arasında siyah bir girdap belirdi. Tahta oymalar birer birer içine girse de, siyah girdabın boyutu değişmedi.

 

Birer birer, tahta oymalar girdabın içine uçtu. Sonuncu girdikten sonra, Wang Lin sakince siyah girdaba baktı. O anda, belindeki boyutsal çanta açıldı ve üç öldürme arzusu boncuğu dışarı uçtu.

 

Üç öldürme arzusu küresi siyah girdaba girdi. Sonuncu da girdiğinde, Wang Lin2in gözlerinde gizemli bir ışık açığa çıktı ve eli harekete geçti.

 

Siyah girdap Wang Lin’in kontrolü altında hızlıca şekil değiştirdi. Sonunda, kare halini aldı ve yavaşça katılaştı. Yavaş yavaş, siyah girdap kayboldu ve Wang Lin’in önünde siyah bir damga belirdi.

 

Damga Wang Lin’in avucu boyutundaydı ve üzerine bir kişinin oyması vardı, lakin bu kişi bir yüze veya özelliklere sahip değildi, sadece figürü vardı. Bu siyah damga Wang Lin’in dört yüz yıllık katliamını barındırıyordu. Ölümün fiziksel formuydu.

 

Wang Lin sağ elini siyah damganın üzerine bastırdı. Aniden içinde, kan içinde kalma hissi belirdi. Ardından derin bir nefes aldı ve damga yavaşça Kadim Ruh’una girdi.

 

Wang Lin otuz yılı aşkın süre yaşadığı dükkana ayrılmak istemeyen bir ifadeyle bakarken biraz düşündü. Elini salladı ve dükkandaki bütün oymalar kayboldu.

 

Ardından dükkanın kapısını açtı ve karlı gecede kayboldu.

 

Wang Lin kar fırtınası daha da kötüleşirken yavaşça sokakta yürüdü.

 

Dükkandan çıktığında figürü hala son günlerini yaşayan bir yaşlı adam gibiydi, lakin caddenin sonuna doğru ilerlediği sırada, sırtı yavaşça dikleşti. Yüzündeki kırışıklıklar da yavaşça kayboldu ve caddenin sonuna vardığı zamana kadar, başarıyla bir ölümlüden bir yetişimciye dönmüştü.

 

Daha Ruh Oluşturma aşamasına ulaşmamış olsa da, şimdi daha da yakındı. Yaşam ve Ölüm Etki Alanı’nı öğrendikten ve gökleri kavradıktan sonra, Wang Lin’in içinde güçlü bir uçma arzusu vardı.

 

Sanki gökyüzünde onu çeken gizemli bir güç vardı.

 

Bu his Ruh Oluşturma aşamasına ulaşmak üzere olduğu anlamına geliyordu. Şu anki onun bir etki alanı araması veya gökleri kavramasına gerek yoktu, sadece on yıllığına sessizce kapalı kapı eğitimine girebileceği bir yer bulması lazımdı ve Ruh Oluşturma aşamasına ulaşabilirdi.

 

Wang Lin yolun sonunda durdu ve dikkatle boş caddeye baktı. Bu eski caddede otuz yılı aşkın zaman yaşamıştı. Her detayını, bu sokağın her otunun yapraklarını bile, zihnine kazıdı. Yüreğinde bir hüzün belirdi.

 

Uzun süre baktıktan sonra, bu manzarayı ezberledi. Derin bir nefes verdi ve gecede kayboldu.

 

10.000 kilometre kuzeyde bir kasabada, büyük miktarda ölümlü kalıyordu. Bölgeye yayılmış basit evler vardı ve içlerinde bir sürü insan yaşıyordu.

 

Hepsi buraya karı küremeye yardıma getirilmişti. Da Niu bu evlerden birinde yaşıyordu.

 

Onunla aynı evde yaşayan otuzu aşkın kişi vardı, bu da zaten çok büyük olmayan evi epey boğucu hale getiriyordu. Da Niu ruhsuzca tavana bakıyordu.

 

Oğlunu karısını ve en çok da, Wang Lin’i özlemişti.

 

Bu karın karşısında her şey kaybolmuştu.

 

Bu kardan önce, boş zamanı olan ve altında birkaç kişinin çalıştığı bir dükkan sahibiydi. Oğlu bir ölümsüz tarikatına girmiş ve bir ölümsüz olmuştu.

 

O caddede, işleri epey iyi idare ettiği söylenebilirdi.

 

O ve karısı her zaman birbirlerini sevmişti. Hayat keyifle doluydu. Hatta birkaç yıl içinde Wang amcasının oyma yapmasını durdurmaya ve hayatının son birkaç yılında ona hizmet etmeye niyetliydi.

 

İçten içe, ebeveynlerinin ölümü, büyümesini izleyen Wang amcasını kendi büyüğü olarak görmesine neden olmuştu. Lakin bu kar her şeyi değiştirmişti.

 

Karısı şu anda ne yapıyordu bilmiyordu. Birkaç ay önce karı temizlemek için kadınların bile toplandığını duyduğunda, son derece endişelenmişti. Karısının bedeni hiçbir zaman iyi olmamıştı. Bedeni soğuk kara dayanabilir miydi...

 

 







Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18179 Üye Sayısı
  • 792 Seri Sayısı
  • 37503 Bölüm Sayısı


creator
manga tr