Bölüm 212: Lüks

avatar
1178 0

Xian Ni - Bölüm 212: Lüks


 

 

Çevirmen: Zawoske

Editör: Lord Viole Grace

 

Bütün zaman boyunca parlayan o büyülü hazinelerle ve Bulutlu Gök Tarikatı’nın kendisinin her yöntemi kullanabilirsiniz sözleriyle, kimse Wang Lin’in kısıtlamasını görmedi.

 

Kısıtlama sütuna çarptığı anda, Wang Lin altın rengi parlayan ve yavaşça dışarı uçan bir yeşim parçasını açıkça hissedebildi.

 

Wang Lin’in gözleri ışıldadı ve kısıtlaması yeşim parçasının üzerine yerleşti. Ansızın, yeşim parçasının hızı epey yavaşladı. Aynı zamanda, bir kısıtlama daha gönderdi ve, bu sefer, kısıtlama sütunun içindeki bir hapın üzerine yerleşti. Hap altın rengi bir ışık yaymaya başladı ve hızlıca sütundan uçtu. Sahnedeki bir gencin eline indi.

 

Genç sersemledi ve aniden coşkuyla bağırdı. ‘’Bu...ben...ben geçtim!!’’

 

O anda, Bulutlu Gök Tarikatı’ndan orta yaşlı adamın gözleri kocaman açıldı. Hızlıca atılıp gencin önüne inerken hapa baktı.

 

Tek kelime etmeden, elini salladı ve hap eline uçtu. Dikkatle hapı inceledi, ardından coşkulu gence baktı. Bir süre düşündükten sonra, söylendi. ‘’Tebrikler. Daha fazla sınanmana gerek yok, direkt Bulutlu Gök Tarikatı’nın bir iç tarikat öğrencisi olacaksın. Tarikat liderini görmek için dağa gidebilirsin. Bu hapa iyi bak. Ustanla karşılaştığında, hediye olarak ver. Ne yazık ki, bu ateşe dayalı bir hap. Eğer başka bir şey olsaydı, ustan olurdum!’’

 

Öğrenci adeta coşkusunun rengini almış gözlerini sergiledi. Heyecanla kaplıyken çabucak onayladı.

 

Wang Lin’in ifadesi sakindi, lakin kalbi hızlanmıştı. Kara sisin içinde, sadece üç şey görmüştü: hap, yeşim ve nişan.

 

Bu üç eşyanın farklı anlamları olduğu açıktı. Hapı almak birinin bir öğrenci olacağı ve yeşimi almak bu testi geçtiği anlamına geliyordu. Peki birisi nişanı alırsa ne olurdu?

 

Wang Lin biraz düşündü, lakin  tekrardan harekete geçti. Çok dikkatli olmalıydı çünkü bir kere tesadüf olabilirdi, lakin eğer tekrar ederse, belli olurdu. Bulunursa, bütün çabası boşa giderdi.

 

Wang Lin’in orta yaşlı adamın ifadesini incelemesine göre, bu sadece her otuz yılda bir olan öğrenci alımında, neredeyse kimsenin hapı almadığını düşünüyordu. Çoğu kişinin sadece yeşim parçasını aldığını varsaydı.

 

Orta yaşlı adam düz bir tonda, yavaşça konuştu, ‘’Zaman sınırı dolmadan önce sadece bir saatiniz kaldı. Şimdi sütunun içinde ne olduğunu söyleyebilirim. Dört şey var: bir yeşim parçası, bir hap, bir nişan, ve bir hap fırını.’’

 

‘’Dört eşya arasından, kim yeşimi alırsa bu sınamayı geçer. Kim hapı alırsa direkt bir iç tarikat öğrencisi olur. Kim nişanı alırsa, bir iç tarikat öğrencisi olmanın yanı sıra, 3.kademe bir pille takas edebilir.’’ 

 

‘’Biriniz kazanı alabilirse, o zaman tarikat liderinin öğrencisi olabilir, hapları istediğinz gibi kullanabilir ve Simya’nın daha derin alanlarını keşfedebilirsiniz.’’

 

Bu sözler ağzından çıktığında, sahnedeki bütün gençler derin nefesler aldı ve sütuna baktı. Onların gözlerinde, sütun hayat boyu bir serveti temsil ediyordu.

 

Wang Lin bu sözleri duyduğunda, afalladı. Kısıtlamayı kontrol ettiğinde, sadece üç eşya vardı. İçeride hap fırını yoktu. Bir süre düşündükten sonra, Wang Lin izlemeye devam etmedi, bunun yerine bir kısıtlama gönderdi ve bir hap çekti.

 

Bir altın ışık parlamasıyla, mavi bir hap hemen sütundan uçtu ve Wang Lin tarafından yakalandı.

 

Bu, Wang Lin’in nişanı alamayacağından değildi, lakin aşırı şov yapmak istemiyordu. Eğer hapı almak kendisini direkt bir iç tarikat öğrencisi yapmıyor olsa, bunun yerine yeşimi seçerdi.

 

Hapın rengini fark ettikten sonra, orta yaşlı adamın gözleri aniden ışıldadı. Wang Lin’in elinden hapı aldı. Wang Lin’e bir süre baktıktan sonra, gülümsedi ve konuştu, ‘’Beni ustan olarak kabul etmek ister misin?’’ 

 

Wang Lin’in yüzünde korkulu bir bakış belirdi, lakin bu korkunun içinde bir parça heyecan da vardı. Çabucak onayladı.

 

Orta yaşlı adam gülümsedi ve devam etti, ‘’Bitene kadar benimle kal, ardından seni tarikat liderini görmek için dağa götüreceğim.’’

 

Wang Lin hızlıca ve saygıyla orta yaşlı adamı sahnenin kenarına takip etti. Yüzü korku ve çoşkuyla kaplıydı, lakin içinden alayla sırıtıyordu. Önceki öğrenci ateş elementi hapı aldığında orta yaşlı adamın hayal kırıklığına uğramış bakışını görünce, Wang Lin orta yaşlı adamı dikkatle incelemeye başlamıştı. Ne de olsa, diğer elementler uymasa da, ateşin zıttı olan su elementine ihtiyacı olmadığı sürece, yine de kullanılabilirlerdi.

 

Sonuç olarak, Wang Lin bilerek bir su elementi hapı seçmişti çünkü incelemesi doğruysa, orta yaşlı adam üst üste iki hapın neden belirdiğini çok derinlemesine araştırmak için çok mutlu olacaktı.

 

Sonraki saatte, üç kişi daha seçildi. Üçlü arasıında, buraya Wang Lin’le birlikte yürüyen kız da vardı.

 

Süre bitiyordu. Orta yaşlı adam göğe baktı ve tam sonuçları açıklamak üzereydi ki, ancak, aynı zamanda, kara sis sütunu şiddetle dönmeye koyuldu. Gökte kara bulutlar belirmeye ve yıldırım dans eden gümüş yılanlar gibi çakmaya başladı.

 

Aynı zamanda, sisin içinden gök gürültüsü vari kükremeler belirdi ve sisin köşesinde devasa bir hap fırınını ucu gözüktü. 

 

Bu uç mordu ve zincirlerle bağlanmış siyah bir ejderha tutuyordu. Ejderhanın gözleri öfke ve güçlü bir isteksizlik duygusuyla doluydu. Göğe baktı ve birkaç kükreme savurdu.

 

O anda, sisden gelen görünmez bir kuvvet orta yaşlı adam, yanında duran Wang Lin, ve zayıf görünen bir genç dışında herkesi sahneden itti. Zayıf görünen genç hap fırının ucuna boş bir ifadeyle bakıyor, konuşamıyordu.

 

Wang Lin şaşırmıştı. Dikkatle hap fırınına baktı ve bir siyah ışık katmanıyla kaplandığını görebildi. Hap fırını her biraz hareket edişinde, siyah ışık katmanı azalıyordu.

 

‘’Üçayak! Bu ejderha üçayağı!’’ Wang Lin’in yanında duran orta yaşlı adam ciddi bir ifade takındı.

 

Lakin aynı zamanda, hap fırını birden sarsıldı ve daha fazla dışarı çıkmadı, aksine yavaş yavaş geri sisin içine çekildi. Aynı vakitte, sisten altın bir nişan fırladı ve zayıf görünen gencin eline indi.

 

Orta yaşlı adam ciğerlerindeki havayı dışarı boşalttı. Bunun yaşandığını her otuz yılda görüyordu, lakin hap fırını hiç sütundan kurtulamamıştı.

 

‘’Herkesi Bulutlu Gök Tarikatı’nın dağına gönderin. Bir şey elde eden herkes, beni dağa takip edin.’’ Orta yaşlı adam sözlerini bitirdikten sonra, Wang Lin’e baktı ve Wang Lin’in  kuşağını kavradı. Nişanı alan gence atıldı ve onu da aldı, ardından ikiliyi dağa götürdü. Arkasında üç Bulutlu Gök öğrencisi vardı. Sınavı geçen üç şanslıyı dağın tepesine taşıyorlardı.

 

Wang Lin çevreyi incelemeye devam ediyordu. Orta yaşlı adam daha hızlı ilerlerken, dağa yaklaştı. Ardından, birdenbire bir dalga vari bariyeri geçtiler ve Wang Lin’in önündeki bütün manzara değişti.

 

 Güzel yeşil orman dizileri ve dağ etekleri aniden kayboldu ve Wang Lin’in önünde iyi oyulmuş yeşimle dekore edilmiş çok büyük bir bina açığa çıktı. Dünyayı görmüş Wang Lin bile, Bulutlu Gök Tarikatı’nın gerçekten zengin olduğunu düşünürken içine derin bir nefes çekmeden edemedi.

 

Bütün evler yeşimden yapılmamış olsa da, binaların %80’inden fazlası doğal yeşim taşından yapılmaydı. Eğer bütün bunlar ruh taşlarına veya yeşim parçalarına dönüştürülecek olsaydı, toplam sayıları akılalmaz olurdu.

 

Aynı zamanda, epey yeşim olduğundan, bu yer doğal olarak çok yoğun ruhsal enerjiye sahipti. Havayı içine çekti ve anında rahat bir hissiyatın farkına vardı. Biraz inceledikten sonra, Wang Lin burada bir gün gelişim yapmanın dışarıda üç gün yapılan gelişimle kıyaslanabileceğine emindi.

 

Wang Lin seçilen diğerlerine de baktı ve onların da afalladığını fark etti. Önlerindeki manzaraya hepsi garip ifadelerle bakıyordu.

 

Dalga vari bariyeri geçtikler ianda, orta yaşlı adamın arkasındaki öğrenciler daha gevşek tutmaya başladılar. Bulutlu Gökyüzü Tarikatı’na gelen herkes zaten kendi uçma hazinesine sahipti. Bulutlu Gökyüzü Tarikatı öğrencileri taşıdığı kişileri bıraktı ve herkes kendi uçan hazinesine çıkıp orta yaşlı adamın peşine takıldı.

 

Grubun hızı çok yüksek değildi. Wang Lin bir müddet daha sersem sersem durdu, ardından yakın mesafede uçan bir turna sürüsü gördü. Turnaların tepesinde birkaç güzel kadın oturuyordu. Bu kadınlar rengarenk cübbeler giyerek, kendilerinin dans eden kelebekler gibi görünmesini sağlıyor ve insanların istemsizce onların yönüne bakmasına neden oluyorlardı.

 

Turnalar yaklaştığında, kadınlardan birisi, berrak ve güzel bir sesle konuştu, ‘’Kıdemli dövüşçü kardeş Zhou, bunlar yeni öğrenciler mi?’’

 

Kadın üstün güzel özellikleriyle, çekiciydi. Ayrıca, son derece çekici durmasını sağlayan, dudağının kenarında küçük bir nokta vardı.

 

Orta yaşlı adam bir kahkaha patlattı ve yanıt verdi, ‘’Evet. Bu sefer, alım sırasında, altı kişi geçti.’’

 

Kadının bakışları grubu tararken, gizli güzelliğinin birazını gözler önüne serdi. Bakışı tarikata Wang Lin’le yürüyen kızın üzerinde kaldı ve gülümsedi. ‘’Çok tatlı. Eğer usta görürse, kesin öğrenci olarak kabul edilir.’’

 

Kadın sözlerini bitirdiğinde, onunla olan kadınlar bakışlarını kıza çevirdi. Biraz aralarında konuştuktan sonra, hepsi çekici gülümsemeleriyle turnaların üzerinde ayrıldılar.








Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18196 Üye Sayısı
  • 792 Seri Sayısı
  • 37535 Bölüm Sayısı


creator
manga tr