Bölüm 163: İlahi Yol

avatar
1412 0

Xian Ni - Bölüm 163: İlahi Yol


 

Çevirmen: Zawoske

Editör: Mehmet Uyar

 

Wang Lin kafasını yaşlı adama doğru kaldırdı ve karşılık verdi, ‘’Kıdemli, endişelenmeyin; İlahi Yol’u okumayı bitirince, bu yerden ayrılacağım. Sonra da, buraya tekrardan hiç gelmemeliyim.’’

 

Yaşlı adam Wang Lin’e baktı. Uzun süre sonra, sağ elini salladı ve avucunda bir yeşim parçası belirdi. Yeşimi taş levhaya vurdu ve taş levhadan beyaz ışık yayıldı. Ardından net bir ışık bütün yüzeyi bir ayna gibi parlayana kadar taş levhadan yayıldı.

 

Yaşlı adam dönmedi; aynanın içine adım attı. Sanki suda yürüyormuş gibi yüzeyi dalgalandı. Wang Lin de peşinden girdi.

 

Serin ve yenileyici bir his taş levhaya girdiği anda bedenine girdi. Sanki yüzü serin, nemli bir havluyla silinmiş gibiydi. Arkasını döndüğünde levhanın bu tarafının yüzeyinin dışarıyla aynı olduğunu fark etti. Yüzey su gibi dalgalanıyordu.

 

Wang Lin elini içeri soktu ve serin his tekrardan belirdi.

 

Kırmızı yüzlü yaşlı adam sakince söylendi, ‘’Bu su aynası Savaş Tanrısı Tapınağı’mın rafine etme metoduyla oluşturuldu. Açmak için yeşim olmadan, Ruh Oluşturma aşamasına ulaşılmadıysa girmek imkansızdır.’’

 

Wang Lin ‘’rafine etme metodu’’ sözlerini duyduktan sonra kalbi hızlanırken kırmızı yaşlı adamı takip etti.

 

Bu taş tapınağın içindeki alan oldukça büyüktü. Ortada ana salon vardı ve yanlarda yüzlerce taş oda vardı. Her odanın dışında taş bir duvar vardı. Dikkatle inceledikten sonra, Wang Lin her birinin de bir su aynası kapısı olduğunu düşündü.

 

Yaşlı adam Wang Lin’in kapılara baktığını gördü ve söylendi, ‘’Burada toplamda 365 oda var. O taşların her biri su aynası kapıları. Bir su aynası kapısı yapmak o öğrencinin artık hazine rafine etme de acemi olmadığını sembolize eder.’’

 

Wang Lin bakışlarını çekmeden önce biraz daha baktı. İkili ortadaki salona vardı. Önlerinde dört katıyla bir raf vardı. Her katta birkaç sembol vardı.

 

Sadece bir sembolün olduğu en üstteki kat dışında, diğer katlarda epeyce çok sembol vardı.

 

Wang Lin’in bakışları en üstteki sembole kaydı. Yazıyı okudu: ‘’Savaş Tanrısı Tapınağı Kurucusu – Gong Mo’’

 

‘’Ata Gong Savaş Tanrısı Tapınağı’mın kurucusudur ve ayrıca İlahi Yol’u bulan kişidir.’’ Kırmızı yüzlü üstat Wang Lin’e dönmeden önce nişana doğru başını eğdi.

 

Wang Lin biraz düşündü ve ardından başını eğdi.

 

Kırmızı yüzlü üstat döndü ve ileri yürüdü. Sayısız küçük kelimeyle kaplı yeşil bir duvarın önünde durdu. Duvarın tepesindeki, iki kelimeyi Wang Lin açıkça görebiliyordu: ‘’İlahi Yol’’.

 

Ancak, aşağı baktıktan sonra okurken kalbi tekledi: ‘’Öğrenci Chen Chong bunu anılarından oymuştur. Gelecek öğrencilerin dikkatle çalışması gerekir.’’

 

‘’Hayal kırıklığı?’’ Kırmızı yüzlü üstat Wang Lin’e baktı ve iç çekti. ‘’Ata İlahi Yol’u bulduktan sonra ikinci yılında, bir hain vardı, bu yüzden İlahi Yol’un haberleri hızlıca uzaklara ve engin yerlere yayıldı. Gizlice Ata Gogn’la konuşulduktan sonra, onu bizden aldılar. Ardından Ata Gong Savaş Tanrısı Tapınağı’ndan ayrıldı ve asla geri gelmedi."

 

‘’Bu İlahi Yol hayatımda gördüğüm en garip gelişim metodu. Görenler anlayabilir, lakin ezberleyemezler. Sanki gizemli bir güç engelliyormuş gibi.’’

 

‘’Ata Chen Chong’un yeteneği oldukça sıradandı, ve Ata Gong’un en zayıf öğrencisiydi. Lakin hafızasını kimsenin mümkün olduğunu düşünmediği bir şeyi yapmak için kullanabildi: İlahi Yol’u oydu. Oymayı bitirdikten sonra, öldü. Ölmeden hemen önce, bu gelişim metodunun çok güçlü olduğunu söyledi. Kendi ömrü yeterli değildi ve sadece %10’unu oyabilmişti, bu yüzden gelecek nesiller dikkatle çalışmalı.’’

 

Gerçekte, ata Chen Chong aşırı fazla endişeleniyordu. Nasıl olurdu da bu İlahi Yol o kadar kolay kavranabilirdi? O zamandan beri, sadece 30 civarı kişi idrak edebildi, ve sadece yarısı başarıyla Kadim Ruh aşamasına girdi.

 

‘’Hou Fen’in diğer tarikatlarının gördüğü İlahi Yol’a gelirsek, sahteydi, yani idrak edebilen yabancı sayısı daha da düşük.’’

 

Wang Lin yaşlı adamın sözlerini dinlerken, yeşil taş duvara baktı. Zayıf, genç bir adamın üzerine oymak için hayatını kullanışını gözünde canlandırabiliyordu.

 

‘’Kendin bakabilirsin. Dışarıda bekleyeceğim. Su aynası kapılı odalara dalma.’’ Kırmızı yüzlü yaşlı adam konuşmayı bitirdikten sonra, ayrılmak için arkasını döndü.

 

Wang Lin taş duvara baktı ve üzerindeki her kelimeyi okudu. Kelimeleri anlamak zordu ve bazı kısımlar birbiriyle çelişiyordu. Okurken, yavaşça kaşları çatılmaya başladı.

 

Uzunca bir süre sonra, hoşnutsuz bir iadeyle lotus pozisyonunda oturdu. Ancak, duvara bakarken bir kere bile gözlerini kırpmadı. Yazılı kelimeler yavaşça zihninde belirmeye başladı.

 

Daha fazla baktıkça, kafası daha fazla karışıyordu. Bu İlahi Yol tamamen akılalmazdı. Tamamını okumayı nihayetinde bitirinceye kadar daha da fazla kaşlarını çattı.  Ardından sadece gözlerini kapattı ve taş duvardaki her şeyi hatırladı.

 

Zaman yavaşça geçti. Wang Lin yine de bir şey anlamamıştı. Yavaşça gözlerini açtı ve geri taş duvara bakmadan önce iç çekti. Ancak, o anda, mırıldanırken göz bebekleri küçüldü, ‘’Bir şeyler yanlış!’’

 

Duvara tekrardan baktığında, ezberlediği bütün kelimeler sanki hiç orada olmamış gibi aniden anılarından kayboldu. Wang Lin öncesinden ezberlediği tanıdık kelimeler bakıyordu, lakin şimdi sanki bir şey hafızasında kayıptı. Hepsi kaybolmuştu.

 

Wang Lin derin bir nefes verdi ve odaklandı. İlahi Yol basitçe söylersek aşırı garipti. Kimsenin bir kopyasını oluşturmasına şaşırmamak lazımdı. Geçmişte, Zhou Zihong’a bir kopyasını yapmasını rica etmişti, lakin güzel kız ne zaman denerse denesin, unuttuğunu söylemişti. O zamanlarda çok ciddiye almamıştı, ancak şimdi kendisi deneyimleyince, hemen ciddileşmişti.

 

Wang Lin kelimelere tekrardan baktı, ‘’Öğrenci Chen Chong bunu anılardan oymuştur. Gelecek öğrenciler dikkatle çalışmalı.’’ Öncesinden daha da şoke oldu. Diğerlerinden duymuş olsa da, bu İlahi Yol’u kaydetmenin ne kadar zor olduğunu kendisinin deneyimlediği ilk seferdi. Chen Chong ismini kalbine kazıdı.

 

Wang Lin derin bir nefes alırken, gözleri o kelimelerin üzerinden geçti ve geri İlahi Yol’a geldi. Bir saat sonra, Wang Lin tamamını tekrardan ezberlemişti, lakin kısa bir süre sonra aynı şey tekrardan meydana gelmişti.

 

Birkaç kez tekrar ettikten sonra, Wang Lin’in yüzü karanlıklaştı. Bu sefer, duvara baktı ve ezberlemeyi denemek yerine tekrar tekrar okumaya başladı.

 

İlahi Yol’un tamamını ilk okuduğunda, 3 saatini almıştı, lakin şimdi sadece bir saatini alıyordu. Genç adamın gözleri daha da hızlandı. Şimdi tamamını okumak sadece yarım saatini alıyordu.

 

Zaman yavaşça geçti ve Wang Lin’in okuma hızı yükseldikçe yükseldi. Yarım saatte bir kerede okumadan yarım saatte üç kereye çıktı. Gözleri daha hızlı hareket ettikçe etti. Bir noktada, gözleri acımaya başladı.

 

Bilinmeyen bir zaman zarfından sonra, Wang Lin bilinçsizce gözlerini kapattı, lakin taş duvar hala görüşüne kazınmış gibi görünüyordu.

 

O kelimeler daha da hızlı hareket etmeye başladı, ve gözleri kapattıktan sonra bile, hala acıyordu. Çok geçmeden, iki kan çizgisi gözlerinden aşağı süzülmeye başladı, lakin tam o anda, Wang Lin gözlerini açtı. Gözleri tamamen kan çanağına dönmüştü ve şokla kaplıydı.

 

Wang Lin açıkça duvardaki kelimelerin yavaşça kaybolduğunu ve beyazlara bürünmüş bir figürün ansızın belirdiğini gördü. Yüzü bulanıktı, bu yüzden Wang Lin sadece ellerinin birkaç mühür oluşturduğunu açıkça görebiliyordu. Figür ardından iki figür halini aldı, ve ardından üç oldu.

 

Asıl ve klon vücutların arasındaki en belirgin fark klon vücutların biraz donuk olmasıydı. Yaptıkları her hareketleri asılın sadece taklidiydi.

 

Lakin beyaz cübbeli figürün klon vücutları son derece akıllı ve çevikti.  Wang Lin hangisinin asıl beden olduğunu söyleyemezmiş gibi hissediyordu.

 

Gerçekte, Wang Lin’in bilmediği şey yaşlı adamın klon vücutlarının zorla güçlü bir büyülü hazinenin yaratıldığı ve güçlü bir klon vücut tekniği olmadığıydı.

 

Biraz sonra, beyaz cübbeli figür kaybolana kadar yavaşça sönükleşmeye başladı.

 

Wang Lin tekrardan gözlerini kapattı. Yüzü solgundu, düşünmeye başladı. Zihninde gizemlice birkaç tezahür belirdi. Onları biraz inceledikten sonra, Wang Lin gözlerini açtı ve acı bir gülümseme takındı. Sonunda İlahi Yol hakkında biraz bir şey anlamıştı.

 

Bu bir klon vücut geliştiren bir teknikti. Kadim Ruh aşamasına ulaşma şansını nasıl arttırdığına gelirsek, klon vücudu kullanaraktı. Kişi klon vücudun yanı sıra ana bedeniyle de gelişim yapabilirdi ve ardından Kadim Ruh aşamasına ulaşma şansını arttırmasını sağlamak için klonuyla birleşirdi.

 

Ancak, bu teknik tamamlanmamıştı ve ölümcül kusurlar barındırıyordu. Oluşturulan klon vücudun gelişimi olmuyordu ve yaşam süresi 30 yıldan düşük oluyordu. Sonuç olarak, bu teknik daha çok bir yük gibiydi.

 

Tezahürlerin yanı sıra, Chen Chong birkaç mesaj da bırakmıştı. Tekniğin gerçek olmadığı gerçeğine ve tamamını oymak için yeterli ömrü olmadığına ek olarak, bir çözüm de bırakmıştı.

 

Çözüm; klon vücut oluşturma tekniğini kullanmak ve hapları tüketmek için 30 yıllık ömrünü kullanın idi. Olabildiğince çok hap stoklayın ve klon vücudun gelişimini olabildiğinde yüksek seviyeye çıkarın. Ne olursa olsun, tekrardan birleştiğinizde, Kadim Ruh oluşturma aşamasında sınırlarınızı aşma şansını biraz arttıracaktır.

 

Eğer yeterince hap kullanılırsa, o zaman klon Merkez Oluşturma aşamasına ulaşabilirdi, böylece kişinin Kadim Ruh oluşturma şansı oldukça artardı.

 

Wang Lin hüzünle İlahi Yol’u kullanma fikrini kaldırmadan önce biraz düşündü. Klon vücuduna verecek kadar hapı yoktu. Hap elde etse bile, kendisine yetecek kadar edemezdi, bu yüzden nasıl olurdu da klonuna verebilirdi?

 

Bu tekniği kullanmak yerine, Kadim Ruh’unu oluşturma şansını arttıracak haplar bulmak daha güvenilir bir yoldu.

 

(1/?)

 

Eğer köyden dönmezsem üzgünüm ama bölüm atamam :( Ama emin olun dönünce telafi edeceğim!

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18125 Üye Sayısı
  • 789 Seri Sayısı
  • 37388 Bölüm Sayısı


creator
manga tr