Bölüm 155: Görüntü Kılıç Yetiştiriciliğinden Sonra

avatar
1278 0

Xian Ni - Bölüm 155: Görüntü Kılıç Yetiştiriciliğinden Sonra


 

Çevirmen: Zawoske

Editör: Mehmet Uyar

 

Eğer bu beraberlik devam ederse, kesinlikle Jie Donglei için kötü olurdu. Sonuçta, formasyon sadece iki saat dayanacaktı, ve zamanın yarısı çoktan geçmişti. Dikkatlice ne yapmalı onu düşünüyordu.

 

 

Başlangıçta, Merkez Oluşturma gelişimcilerini kullanarak kendisine saldıracak kadar zaman kazandırmak için Wang Lin’i sıkıştırmayı planlamıştı. Ancak, en önemli anda, ölüm korkusu üstatları sarmıştı, bu yüzden geri çekilmişti. Tek seçeneği bizzat harekete geçmekti, lakin bu genç adamın formasyonun zayıflığını bulabileceğini beklemiyordu.

 

Şimdi kaplanı kızdırdığına göre bu işten sıyrılmak zor olacaktı, yaşlı adam sessizce Wang Lin’e bakmaya başladı.

 

Wang Lin de ona baktı, ardından Li Muwan’ı kavrayıp 30 metre geri çekildi. Yüzündeki alaylı ifade genişlemişti. Jie Donglei iç çekti. Ejderha kafasına geri atlayıp konuşmaya başladı, ‘’Unut gitsin. Bu yaşlım adam yenilgiyi kabul ediyor.’’ Bununla birlikte, ejderhanın kafasına ayağıyla vurdu ve bedenindeki bütün ruhsal enerji ejderhaya geri döndü.

 

Ejderhanın gözlerindeki ışık daha da parlaklaştı. Ruhsal enerji geri dönerken, Jie Donglei’nin bedeni titredi ve acı dolu bir ifade sergiledi.

 

Yavaş yavaş, ifadesi daha da acılı bir hal aldı ve bedeni küçülmeye başladı. Eski boyutlarına ulaştıktan sonra, ejderhanın kafasının üzerinde diz çöktü. Onlarca yıl yaşlanmış gibi duruyordu. Kafasını kaldırdı ve zayıfça söylendi, ‘’Bu yaşlı adam yenilgiyi kabul ediyor. Şu andan itibaren, ne söylersen dinleyeceğiz. Bu Savaşan Şeytan Tarikatı’nın tarikat liderinden bir emir.’’ Bununla birlikte, mor üçgen bir nişan çıkarırken elleri titredi ve zar zor uçmasını sağlamak için içine biraz ruhsal enerji koymayı başardı.

 

Wang Lin’in gözleri parladı. Jie Donglei’ye baktı ve ardından aniden Li Muwan’ı birkaç düzine metre çekmeden önce nişana döndü.

 

Wang Lin geri çekildiği anda, Jie Donglei’nin bir ardıl görüntüsü Wang Lin’in görüşünde belirdi ve ona doğru atılan bir kılıç enerji huzmesine dönüştü.

 

Wang Lin gerçekten hızlıydı, lakin bir uçan kılıçla mücadele edemezdi. Anca on metre geri çekilmişti ki, uçan kılıç çoktan ona yetişmişti. Bu uçan kılıç çok hızlıydı; ışınlanma kullanan kristal kılıçtan yavaş değildi.

 

Göz açıp kapayana kadar, uçan kılıç göğsüne saplandı, lakin ejderha postu iç zırhı tarafından bir anlığına durduruldu. Wang Lin’in parmakları kılıcın gövdesi bir çift pençe gibi kavradı.

 

Wang Lin’in yüzü kasvetliydi. Rakibin uçan kılıcına karşı direnmek neredeyse imkansızdı. Neyse ki, tepki verebilecek kadar zamanı olacak kadar uzaktaydı, yoksa sonuçlar düşünülemezdi.

 

Uçan kılıç merkezinden ikiye ayrılmadan önce biraz titredi. Siyah bir alev kılıcın kırıldığı yerde belirdi ve hızlıca bütün kılıcı toza çevirdi.

 

Siyah alev belirdiği anda, Wang Lin hızlıca kılıcı bıraktı ve soğukça hala ejderhanın kafasında duran Jie Donglei’ye baktı.

 

Jie Donglei üzgün bir bakış attığı esnada, bedeni küle döndü. Bu son saldırısı gizli kozuydu ve en büyük sırrıydı.

 

‘’Bu…o bir kılıç üstadı!’’ Li Muwan’ın yüzü şokla dolmuştu. Az önceki sahne yüzünden hala bedeni titriyordu.

 

Antik zamanlarda birçok kılıç üstadı vardı, lakin şimdiler, sadece kılıca çalışan çok insan yoktu. Bunun yerine, kılıçları hazineler olarak kullanıyorlardı.

 

Bir kılıç üstadının hızı ve gücü diğer normal gelişimcilerden daha güçlüydü. Birçok kılıç gelişim metodu vardı, lakin sadece zirve kalite bir kılıç gelişim metodu ve zirve kalite bir kılıç gerçekten bir kılıç üstadının dehşetengiz gücünü sergileyebilirdi.

 

Jie Donglei’nin kılıç gelişimi iyi değildi, ve uçan kılıcı da iyi değildi. Öbür türlü, bir kılıç üstadının gücüyle, burada kalmaya zorlanmak yerine Nan Dou Şehrindeki gelişimcileri kolayca ezip geçerdi.

 

Eğer bire bir savaşsaydılar, o zaman uçan kılıcı güçlü olurdu, lakin birçok insanla savaşırken dikkatini bölemezdi, bu yüzden harekete geçmek için tek bir şansı vardı.

 

Jie Donglei bu son darbesinde kılıç merkezini de göndermişti. Bu onun altın çekirdeği olarak düşünülebilirdi. Bu son sürpriz saldırısı olarak planlanmıştı, lakin ne yazık ki, başarısız olmuştu.

 

Jie Donglei’nin ölümü, en çok Mu Nan ve Mu Bei’yi sevindirmişlerdi. Hızlıca ne yaşandığını fark ettiler ve Wang Lin’in önünde diz çöktüler. ‘’Tebrikler, tarikat lideri!’’

 

Shang Guanmo utanmaz olduklarından bu iki kardeşe gizlice sövdü, lakin kendisi de hızlıca Wang Lin’in önüne uçtu ve kafasını eğdi. ‘’Savaşan Şeytan Tarikatı’nın tarikat lideri olduğunuz için tebrikler usta.’’

 

Kılıç formasyonu oluşturmuş Savaşan Şeytan Tarikatı’nın on üstadı kılıçlarını kaldırdı. Son derece beceriksiz hissediyorlardı. Biraz düşündükten sonra, hepsi Wang Lin’e doğdu başlarını eğdi. Amaçları açıktı.

 

Ejderha formasyonundaki on binlerce öğrenciye gelirsek, hepsi ruhsal enerjilerinin %80’inden fazlasını Jie Donglei kullanmıştı. Kanıyormuş gibi duran kırmızı ‘’Cezalandır’’ yazısına bakarlarken ayağa kalmak için çabaladılar ve yüksek sesle Wang Lin’i karşıladılar.

 

Wang Lin Jie Donglei’nin ölümünden hiç de keyifli hissetmiyordu. Tam tersine, çaresiz hissediyordu. Ölümsüzlük yoluna adım atanların dünyasında doğru ya da yanlış yoktu; sadece orman yasaları vardı. Hayatta kalmak istiyorsa, onu tehdit eden her şeyi yok etmeliydi. Buraya kendisi gelmemiş olsaydı, onu bekleyen şeyin Savaşan Şeytan Tarikatı’nın sonu gelmeye öcü olacağını hayal ediyordu.

 

Kendisini korumak istiyorsa, o zaman herkese onunla uğraşamayacağını, yoksa sonuçlarının oldukça ciddi olduğunu bildirmeliydi. Wang Lin’in Şeytanlar Denizi’ndeki ilk güç gösterisi bitmişti.

 

İlk güç gösterisi bayağı başarılıydı. En azından Nan Dou Şehri’nin bir milyon kilometrelik sınırında Wang Lin’in oluşturduğu ceset dağını duymayan yoktu. En azından bu daha fazla insanın öldürme emri yüzünden açgözlü olmasını engellerdi.

 

Önündeki on binlerce başını eğmiş öğrenciye bakarken, Wang Lin Şeytanlar Denizi’nin iç taraflarına doğru bakışlarını çevirdi ve içinden düşünmeye başladı, ‘’Teng Huayuan, ister bir ölümsüz olayım ister bir şeytan, intikamımı alabileceğim sürece, bir Şeytan Kral olmanın nesi yanlış?!’’

 

Bakışları Shang Guanmo’ya kayarken dudakları soğukça kıvrıldı, ‘’Bugünden itibaren, Savaşan Şeytan Tarikatı’nın tarikat liderisin.’’ Dedi genç adam.

 

Shang Guanmo afalladı. Tam konuşmak üzereydi ki, Wang Lin’in gözlerindeki soğukluğu fark etti, hızlıca kendisini durdurdu ve onayladı.

 

"Benim için bir oda hazırlayın. Kapalı kapı eğitimi yapacağım.’’ Wang Lin Li Muwan’ı kavradı ve Savaşan Şeytan Tarikatı’na doğru uçmaya başladı.

 

Oda hızlıca hazırlandı. Burası ejderhanın kafasının içindeki, Jie Donglei’nin kişisel odasıydı. Wang Lin bağdaş kurarak oturdu ve yüzünde karışık bir ifadeye sahip olan Li Muwan’a bakarak konuşmaya başladı, ‘’Kapalı kapı eğitimim tamamlandıktan sonra, seni evine geri götüreceğim. O zaman kadar, istediğini yapmakta özgürsün.’’ Bununla birlikte, genç adam gözlerini kapattı ve sessizce meditasyon yapmaya başladı.

 

Li Muwan Wang Lin’i izlemeye başladı. Uzun bir zaman zarfının ardından, dudaklarından iki kelime döküldü, ‘’Teşekkür ederim…’’ Bununla birlikte, arkasını dönüp ayrılırken kalbine bir kayanın yerleştiğini hissetti.

 

Li Muwan ayrıldıktan sonra, Wang Lin gözlerini açtı. Sıradan soğukluğu yerine, gözlerinin içinde karmaşa vardı. Zaman geçerken karmaşıklık daha da güçleniyordu, ta ki geçmişten bir sahne gözlerinin önünde belirerek gözlerinde bir parça üzgünlük belirene kadar…

 

‘’Tie Zhu, artık genç değilsin. Geçen birkaç günde birçok insan evlilik konusunu sormak için geldi. Annen ölümsüzlerin de evlenebileceğini duydu. Geri döndüğüne göre, bir süre kalmalısın. Annenle etrafa bakınmak için gel, ve eğer beğendiğin birisi olursa, o zaman her şeyi ayarlayabiliriz.’’

 

‘’Küçük serseri, senin yaşındakilerin çoktan çocukları köyün etrafında koşuşturup duruyor.’’

 

‘’Hayatım, neden böyle önemsiz bir şey konusunda endişeleniyorsun? Oğlumuz bir ölümsüz yahu! Bir ölümsüzün ne anlama geldiğini anlıyor musun? Nasıl olur da oğlumuz bir ölümlüyü karısı olarak alabilir? Tie Zhu’nun kast ettiği bir ölümsüz gelin bulacağıdır.’’

 

‘’Bir ölümsüz gelinin neyi bu kadar iyi? Bir ölümsüz beş yıl eve gelemiyor. Eğer bir ölümsüz gelinim olursa, o zaman on yılda bir bile gelmeyebilirler.’’

 

‘’Pekala, babanı dinleyeceğim. Eğer standartların dikkatini çekmek için köydeki kızlara göre aşırı yüksekse, o zaman annen kimi geri getireceğini görmeyi bekleyeceğim.’’

 

‘’Anne, bana güvenebilirsin; oğlun kesinlikle iyi bir gelin getirecek!’’

 

Yavaş yavaş, iki kan çizgisi gözlerinden aşağıya doğru süzülürken, genç adam yumruklarını sıktı. Uzun bir zaman zarfının ardından, kan çizgilerini sildi, yanındaki duvara vurdu, ve ejderhanın ağzı kapanarak, çatlakların yayılmasını engelledi.

 

Ardından, etrafına birkaç formasyon yerleştirdikten sonra, Wang Lin ilahi hissiyle bilincindeki Cenent’e Başkaldıran Boncuk’a odakladı. Bedeni aniden odadan kayboldu. Hatta ‘’Cezalandır’’ yazısı bile kayboldu.

 

Wang Lin Merkez Oluşturma aşamasına ulaştıktan sonra ilk defa Cennet’e Başkaldıran Boncuk’a giriyordu. Cennet’e Başkaldıran Boncuk’a girdiği anda, Savaşan Şeytan Tarikatı’nı yönlendiren Shang Guanmo, dehşetengiz canavar ruhlu genç adamın kaybolduğunu hissedebilirken titredi.

 

Daha doğrusu, ruh kanı özü arkasında bir iz bırakmadan kaybolmuştu. Bu şoke olmasına ve hızlıca havaya atılırken dehşete düşmesine neden oldu. Bir süre sonra, dönerek, inanmaz bir bakış takındı.

 

Li Muwan yeni ejderhanın kafasından çıkmıştı ki, iç çekmeden önce havaya bakarken afalladı.

 

Cenent’e Başkaldıran Boncuk’un boşluğunda bir yerde, Si Tu Nan’ın Kadim Ruh’u ikisi de kapalı olan gözleriyle ve bedeninde akan ruhsal enerjiyle havada süzülüyordu. Yanında iki zayıf beyaz ışık vardı.

 

Wang Lin Kadim Ruh’un altında durdu ve iki ışık küresine baktı. Diz çökerek, secde etti, ve konuşmaya başladı, ‘’Anne, baba, Tie Zhu kesinlikle ikinize iyi bir gelin getirecek, lakin şimdi zamanı değil…’’

 

Uzunca bir süre sonra, Wang Lin derin bir nefes aldı ve kafasını Si Tu Nan’ın Kadim Ruh’una doğru kaldırdı. Gözlerinde derin bir minnettarlık belirirken fısıldadı, ‘’Si Tu Nan, bana güvenebilirsin, çoktan Merkez Oluşturma aşamasına ulaştım. Bir gün, Kadim Ruh aşamasına ulaşacağım, ardından Ruh Oluşturma, ve sonunda seni buradan çıkartabileceğim Ruh Değişimi aşamasına… Ardından bir beden bulacağım. Bu sana olan sözüm olsun!’’

 

Bununla birlikte, Wang Lin ayaklandı ve Si Tu Nan’ın Kadim Ruh’una başını eğerek saygısını sundu. Ardından bu yerden ayrılırken bedeni kayboldu.

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18196 Üye Sayısı
  • 792 Seri Sayısı
  • 37535 Bölüm Sayısı


creator
manga tr