Bölüm 152: Kanlı Bir Yol Açmak

avatar
1353 0

Xian Ni - Bölüm 152: Kanlı Bir Yol Açmak


 

Çevirmen: Zawoske

Editör: Mehmet Uyar

 

Shang Guanmo’nun alnı önünde altın kan damlası süzülürken, nazik bir rüzgar yayıyordu. Wang Lin’in ifadesi uzanıp kan damlasını alırken değişmedi.

 

İnceledikten sonra, Wang Lin tereddüt etmeden yuttu. Kan damlası şimdi bilincinin içindeydi ve Ji Alemi tarafından sarılmıştı. Şu anda, Shang Guanmo’yu öldürmek için tek yapması gereken düşünmekti.

 

Aynı şekilde, Wang Lin ölürse, o zaman Shang Guanmo da ölürdü.

 

Ruh kanı özü bir tür kısıtlama gibiydi, sadece daha çok direkt idi. Bir kişinin bilinci sağlam gözükse de, aslında aşırı hassastı. Eğer kişi çok fazla ruh kanı özü damlası tutarsa, bu kişinin kendi bilincinin kaos haline girmesine ve hayal edilemez sonuçlarla sonuçlanmasına neden olacaktı.

 

Bu nedenle, birinin ruh kanı özünü almak sadece geçici bir çözümdü ve çoğu gelişimci böyle hareket etmezdi. Sonuçta, aynı etkiyi veren binlerce kısıtlama vardı.

 

Ayrıca başka bir nokta daha vardı: ruh kanı özü sadece verecek gelişimci istekliyse çıkartılabilirdi. Öbür türlü, kişi aşırı güçlü bir teknik ele geçirmediği sürece, zorla çıkartmak imkansızdı.

 

Shang Guanmo da köşeye sıkışmıştı. Wang Lin’in kolayca onu affetmeyeceğini ve muhtemelen üzerine bir tür kısıtlama koyacağını biliyordu. Wang Lin’e onu bir öğrenci olarak kabul etmesi için yalvarmasının sebebi, açıkça Wang Lin’e yaşamasına izin vermek için bir neden vermekti.

 

Lakin Wang Lin’in hiç umursamayacağını asla tahmin edemezdi. Tabii ardından ruh kanı özünü vermek zorunda kalmıştı. Yalnızca, Wang Lin ruh kanı özünü kabul ettikten sonra kalbi biraz sakinleşmişti.

 

Wang Lin dönüp Mu Nan’a seslenmeden önce soğukça son bir bakış attı, ‘’Yolu göstermeye devam et.’’

 

Wang Lin Savaşan Şeytan Tarikatı’nın ilk üstadını öldürdükten sonra, tüm tarikatı yeryüzünden silmek zorunda olduğunu biliyordu. Eğer sadece bir öğrenci öldürmüş olsaydı, o zaman bir sorun olmazdı, lakin bir üstadı öldürdüğüne göre, kesinlikle onu aramak için geleceklerdi. Artık eskiden olduğu o toy köy çocuğu değildi; büyümüştü.

 

Teng Li’yi öldürdükten sonra Wang Lin birçok ders almıştı. Zaten birini öldürdüğüne göre, o zaman on tanesini de öldürebilirdi. Çoktan on tanesi öldürdüğüne göre, o zaman Savaşan Şeytan Tarikatı’nı da yeryüzünden silebilirdi.

 

Sadece, bütün Savaşan Şeytan Tarikatı’nı yeryüzünden silerek gelecekte karşısına çıkabilecek daha fazla sorunu engelleyebilirdi. Bu düşünce yapısıyla, Li Muwan’ı kavradı ve hızlıca öne atıldı. Aynı esnada, Çekim Gücü Tekniği iki devasa el oluşturarak, Mu Nan ve Mu Bei’yi kavradı ve ileri fırlattı.

 

İki kardeşin yüzü solgundu, lakin kendilerini hızlıca dengeleyip yolu göstermeye devam ederlerken şikayet etmeye cesaret edemediler.

 

Shang Guanmo’ya gelirsek,  alnından soğuk teri silmiş ve hızlıca genç adamın peşine takılmıştı. İçten içe acı acı küfrediyordu, lakin bu canavarın tekrardan onu öldürmeyi düşünmesinden korktuğu için yüzüne yansıtmaya cesaret edemiyordu.

 

‘’Ölümün Fısıltısı…kullandığı teknik Ölümün Fısıltısı olmalı! Böyle vahşi bir teknikte uzmanlaşabildiğine göre, basit biri değil.’’ Shang Guangmo içinden Wang Lin’e değer biçtiği esnada gizlice genç adamı gözlüyordu.

 

Li Muwan son derece karışık bir duygu tadıyordu. Wang Lin’in gerçekten Merkez Oluşturma aşamasına ulaşacağını hiç düşünmemişti. Ayrıca genç adam bütün yol boyunca söylediklerini de kanıtlamıştı.

 

"Kadim Ruh aşamasının altındaki gelişimcilere karşı, Wang Lin yenilmez.’’

 

Şeytanlar Denizi’nde geçirdiği son birkaç yılı düşünürken rüya görüyor gibiydi. Her şey önceki normal hayatından aşırı farklıydı.

 

Önceden Li Muwan sadece meditasyon yapar veya hap rafine derdi. Ne zaman dışarı çıkacak olsa, kardeşi de onunla birlikte gelirdi. Yanındaki kardeşiyle, gerçek bir tehlike olmazdı.

 

Hap rafine etmedeki ve formasyonlardaki yeteneğiyle, üstatlar tarafından seviliyordu ve tarikatta oldukça popülerdi. Onun kuşağında güzel kızı takip eden birçok kişi vardı, lakin hiçbirisi kalbinin hızlanmasını sağlamayı başaramamıştı.

 

Wang Lin’e ilk karşılaştıklarında, genç adamı Sun Youcai zannetmişlerdi ve bir yanlış anlaşılma yaşanmıştı. Şimdi düşünüyordu da, o zaman gerçekten savaşsaydılar, o zaman kardeşi bile genç adamla eşleşemezdi. Şimdi Wang Lin konusundaki anlayışıyla birlikte, o zaman dövüşseydiler, tek sonucun Wang Li tarafından katledilmeleri olacağını biliyordu. Hatta o bile, güzelliğiyle, Wang Lin’in üzerinde hiçbir etki bırakmazken ölürdü.

 

‘’Gerçekten kalpsiz birisi…’’ Li Muwan Wang Lin’i izlerken iç çekti. Geçen yıllardan sonra, Wang Lin’in onun hakkında hiç sapıkça düşünceleri olmadığını biliyordu. Sonuçta, genç adamın gözünde, o sadece bir hap fırınıydı.

 

Li Muwan içten içe hüzünlü hissediyordu. Bu hüzün tüm bedenine yayılana kadar güçlendikçe güçlendi. Wang Lin Li Muwan’a bakarken kaşlarını çattı ve soğukça söylendi, ‘’Endişelenme. Buradaki meselelerle ilgilenmeyi bitirince,  seni Hou Fen Birliği’ne geri götüreceğim.’’

 

Li Muwan’ın yüzü daha da solgunlaşırken alt dudağını ısırdı ve onayladı.

 

//Wang Lin’den nefret ettiğim tek bölüm bu sanırım…

 

İkili sessizleşti. Çok geçmeden yolu gösteren kardeşler aniden durdular. Önlerindeki siste yüzü aşkın gelişimcinin gölgesi belirirken ifadeleri kasvetli ve tedirgin bir hal aldı.  Her biri Wang Lin’in kafasının üzerindeki büyük, kırmızı ‘’cezalandır’’ yazısına bakıyordu. Gözleri açgözlülükle doluydu, lakin açgözlülüğün içinde bir parça endişede vardı.

 

Wang Lin soğukça gruba baktı ve sakince konuşmaya başladı, ‘’Yolu göstermeye devam edin. Eğer yolumuzu tıkamaya cesaret eden birisi çıkarsa, öldürün!’’

 

Shang Guanmo bunun bir şans olduğunu ve iyi bir iş çıkarması gerektiğini fark etti. Atıldı ve Mu Nan ve Mu Bei’nin önüne indi. Gülümseyerek söylendi, ‘’Temel Oluşturma gelişimcilerinden oluşan çöp grubu. İyi dinleyin: yolumuzu kesmeye kim cesaret ederce ölecek!’’

 

İlerlemeye devam ederlerken, bütün gölgeler yollarından çekiliyordu. Hiçbirisi ilk hareket eden olmak istemiyordu; tek istedikleri On Bin Şeytan Yüz Günlük Öldürme Emri’ni aktif eden kişinin ne tür bir figür olduğunu görmekti.

 

Wang Lin’in arkasındaki ejderha tendonu tarafından taşınan on beden gölgelerin bedenlerinin titremesine neden oldu. Hareket etmek isteseler de, bu bedenleri gördükten sonra kararsız kalmışlardı.

 

Ne var ki, On Bin Şeytan Yüz Günlük Öldürme Emri haberi aşırı hızlı yayılmıştı. Çok geçmeden, on milyon kilometre içindeki herkes öğrenmiş ve etrafa sormaya başlamıştı. Yavaş yavaş, daha da fazla gelişimci gökyüzünde beliriyordu.

 

Yol boyunca, Wang Lin sürekli bu tür gelişimcilerle karşılaşmıştı. Gelişimcilerin kendini göstermesiyle, hızları etkileniyordu. Wang Lin sabırsızlanmaya başladı. Gözlerindeki açgözlülüğü gördükten sonra, hepsini öldürmek istiyordu.

 

Ayrıca arkalarından hastalıklı niyetleriyle takip eden bir sürü gelişimci de vardı.

 

Mu Nan ve eMu Bei’nin içleri ürperdi. Yol boyunca, onlardan daha yüksek gelişim seviyesine sahip olan figürlerle karşılaşmışlardı. Normalde asla ortaya çıkmayan yaşlı figürlerden birkaçı bile arkalarından geliyordu.

 

Bu son derece tedirgin olmalarına neden olmuştu. Onları geç, Shang Guanmo bile endişeleniyordu. Eğer bu böyle devam ederse, Nan Dou’nun bölgesinin dışındaki gelişimcilerin dikkatini çekmeye başlarlardı. Ondan sonra, bir Kadim Ruh gelişimcisinin belirip belirmeyeceğini söylemek zor olurdu.

 

Aşırı endişeli hissediyordu ve bu canavarın neden daha katliama başlamadığını içten içe merak ediyordu. Eğer kendisi olsaydı, katliama başlar ve bütün gücünü bu durumu bastırmak için kullanırdı. Eğer daha fazla insan toplanırsa, işler karışacaktı.

 

Sayısız gelişimcinin etraflarını sarması Li Muwan’ın azıcık korkmasına neden oldu, lakin Wang Lin’e baktıktan sonra, biraz sakinleşti.

 

Wang Lin’in gözleri daha da soğuklaşırken, ansızın durdu ve yüzündeki soğuk gülümsemeyle çevresindeki gelişimcilere baktı. Onu çevreleyen kalabalığın arasında soğuk sesi yükseldi. ‘’Size üç nefeslik süre veriyorum, derhal defolun, eğer hala burada olduğunuzu görürsem, hepinizi ÖLDÜRÜRÜM!’’

 

Bununla birlikte, gözlerini kapattı. Bir nefesin ardından, gözlerini açtı. Bir çift bilye kızıl yıldırımla kaplanmıştı. Li Muwan’ı kolundan kavramak yerine belinden kavradı. Yumuşak hissin tadını çıkartacak zamanı yoktu, aniden geriye atıldı.

 

Ji Alemi çılgınca yayıldı ve ağzından altın rengi bir ışık fırlayıp birkaç kez ışıldadıktan sonra kayboldu. Bu Wang Lin’in yapacağı ilk büyük ölçekli katliam olacaktı.

 

Ji Alemi’nin sınırındaki Temel Oluşturma gelişimcilerini öldürmek karınca ezmek kadar kolaydı. Sayısız acınası çığlık yükseldikten sonra, kalan gelişimciler dehşete düştü ve hızlıca geriledi.

 

Nihayetinde, figürlerin çoğu kaçmak için bütün ruhsal enerjisini kullanmaya başladı, lakin çok uzaklaşamadan, altın bir ışık yanıp söndü ve kafaları patladı.

 

Wang Lin’in yüzü aşırı soğuk ve acımasızdı. Soğuk bakışları her gelişimciyi süpürürken, figürlerin deliklerinden kan sızıyor ve sefil bir şekilde ölüyorlardı.

 

Gökyüzünden ne zaman bir beden düşse, ejderha tendonu bölünüyor ve bedeni geri getiriyordu.

 

Wang Lin’in hızı yavaşlamadı. Tam tersine, daha da hızlandı. Ana hedefleri Merkez Oluşturma gelişimcileriydi. Temel Oluşturma gelişimcileriyse, onlar sadece arada kaynıyordu.

 

O anda, çevredeki hiçbir gelişimcinin zihninde açgözlülük kalmadı. Açgözlülüğün yerine dehşet yerleştirdi. Her ölen kişiyle birlikte, ‘’Cezalandır’’ yazısı daha da kırmızılaşıyordu, ta ki karanlıkta ışıldayan bir mum gibi bir hal alana kadar devam etti. O kadar kırmızıydı ki kanayabilirmiş gibi gözüküyordu.

 

Bütün bunlara ek olarak, kaçan tüm gelişimciler altın ışık tarafından dehşete düşürülmüştü. Ne zaman altın ışık belirse, birisi gizemli bir şekilde ölüyordu.

 

Sadece kısa bir saat süresinde, kaçan gelişimcilerin büyük çoğunluğu kristal kılıç tarafından öldürülmüş, ve akılalmaz sayılarda figür de Wang Lin’in Ki Alemi altında ölmüştü.

 

Wang Lin’in arkasında çoktan 1000’i aşkın ceset belirmişti. Tendon Wang Lin’i tıpkı bir ölüm pelerini gibi takip ediyordu.

 

O anda, sis içinde, 1.000 kilometre ötede, yedi sekiz yaşlı şeytani gelişimci duruyordu. Hiçbirisi konuşmuyordu, lakin gözlerindeki korku ve endişe daha da çok aşikar bir hal alıyordu.

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18196 Üye Sayısı
  • 792 Seri Sayısı
  • 37535 Bölüm Sayısı


creator
manga tr