Bölüm 148: Merkez Oluşturma (5)

avatar
1284 0

Xian Ni - Bölüm 148: Merkez Oluşturma (5)


 

Çevirmen: Zawoske

Editör: Mehmet Uyar

 

Kaçarken, zayıflamış mavi alevi kontrol etti. Bu alev model çekirdeğinden geliyordu. Ne kadar çok kullanırsa, o kadar zayıflayacaktı. Merkez Oluşturma aşamasına ulaşmadan aşırı fazla kullanmak istemiyordu çünkü zayıfladıkça sınırlarını aşma şansı azalacaktı.

 

Güçlü olsa da, kökü olmayan bir şey gibiydi. Her kullanılışında, biraz küçülüyordu. On dördüncü vadideyken, gerçekten kullanmamıştı; buzu eritmek için kendi ısısına güvenmişti.

 

Lakin bir düşmanı öldürmek için kullandığında, son derece farklıydı. Rakibi direnmeden basitçe öldürebileceği birisi olsaydı sorun olmazdı, lakin rakibinin hazinesine karşı savaşmaya başladığında, alev normalden birkaç kat daha fazla kullanılmıştı.

 

Ayrıca, üç kişi vardı. Son saldırısının bu kadar işe yaramasının sebebi, hepsi Wang Lin’in fırlattığı tekniği gördükten sonra yol boyunca çil yavrusu gibi dağılmasıydı. Bu diğer ikisinin saldırmak için bol bol zamanı olduğu halde saldırmamalarını da sağlamıştı.

 

Bu ayrıca şimdiye kadar neden kullanmamasının da açıklamasıydı. Sonuçta, daha Merkez Oluşturma aşamasına ulaşmamıştı, bu yüzden hiçbir şeyin yanlış gitmesini istemiyordu. Mavi alevi sadece kesinlikle zorunda olduğu zaman kullanması en iyisiydi.

 

Eğer durum böyle olmasaydı, Wang Lin’in kişiliği düşünülünce, bunu başlangıçta kullanır ve bu aşamaya gelmesine izin vermeden önce rakiplerini öldürürdü. Ama Wang Lin gerçekten bu model çekirdeğini oluşturmak için harcadığı bütün bu çabanın boşa gitmesini istemiyordu.

 

Eğer Wang Lin’i umutsuz bir duruma ittikleri gerçeği olmasaydı, gerçekten riske girmezdi. Ne var ki, takip etmeyi hiç kesmemişlerdi, bu yüzden Wang Lin model çekirdeğinin kırılma riskini göze alarak onları öldürmeye karar vermişti.

 

Lakin ansızın, 7-8 Merkez Oluşturma gelişimcisi ortaya çıkmıştı, ve aralarından birisi orta aşama Merkez Oluşturma seviyesindeydi. Wang Lin şoke olmuştu. Bu da onları öldürme fikrinden vazgeçmesini sağlamıştı.

 

Kaçtığı anda, geri dönüşü olmayan bir yolda yürüdüğünü biliyordu. Merkez Oluşturma aşamasına ulaşamazsa, geri tepmesi oldukça kötü olacaktı.

 

Merkez Oluşturma gelişimcileri Wang Lin’i dikkatle takip ederken 480.000 kilometre sonra genç adama yetişmişlerdi.

 

Baş üstat yavaşça söylendi, ‘’Bu yaşlı adam nereye kaçacağını görmek istiyor. Savaşan Şeytan Tarikatı’nın bir üstadını öldürdüğüne göre, dünyanın en ücra köşesine kaçsan bile, yine de ölü sayılırsın.’’ Elini salladığı gibi, altın bir sembol aniden belirdi. Ardından öne doğru bastırdı ve altın sembol fırladı.

 

Wang Lin’in ensesindeki saçlar dikleşti, bedeni titredi ve zar zor sembolü atlattı, lakin çok geçmeden, daha fazla sembol belirdi. Wang Lin hepsini atlattı. Genç adam dişlerini sıktı ve hızlıca öne atıldı. Yavaş yavaş, arkasındaki gelişimciler daha da yaklaştı. Genç adamın aklına bir yöntem geldi. Bu yöntem aşırı tehlikeli olsa da, eğer başarılı olursa, o zaman bütün tehlike kaybolacaktı.

 

Bunu düşünürken, Wang Lin’in gözleri soğuklaştı. Ardından döndü ve yönünü değiştirdi.

 

Çok geçmeden, Wang Lin’in gözleri önünde sisle kaplı bir dağ belirdi. Dağı gördükten sonra, Wang Lin hiç tereddüt etmeden atıldı.

 

Sise yaklaştığı anda, sis bir yol oluşturdu ve morlar içindeki güzel bir kızın ürkmüş figürü ortaya çıktı.

 

Ne var ki, tam o anda, bir dizi altın sembol yıldırım vari bir şekilde atılmış ve sise girdiği anda Wang Lin’in sırtına çarpmışlardı. Wang Lin bir ağız dolusu kan kustu ve ipi kopmuş bir uçurtma gibi sisin içine düştü.

 

Morlar içindeki kız soluk yüzüyle Merkez Oluşturma gelişimcilerine baktı. Ellerini salladı ve sis figürünü gizledi.

 

Aynı esnada, Savaşan Şeytan Tarikatı’ndan on Merkez Oluşturma figürü sisin dışına vardı. Herkesinkinden açıkça daha büyük kafası olan yaşlı adamlardan birisi, kafasını salladı ve alayla gülümsedi. ‘’O küçük kız bu yaşlı adama ait. Ben de tam bir gelişim fırını eksikliği çekiyordum. ‘’Bununla birlikte, dudaklarını yalayarak, devasa bir el oluşturdu ve isi kavradı. Ne var ki, el sise dokunduğu anda, 300 metre uzunluğunda bir ejderha figürü belirdi.

 

Koca kafalı gelişimci bir çığlık attı ve yüzündeki şaşkın ifadeyle hızlıca geri çekildi. Diğer Merkez Oluşturma gelişimcileri de sise bakarken şaşırmış duruyordu.

 

Baş üstat, Qian Kun, soğukça söylendi, ‘’Ne zaman böyle bir formasyon belirdi?’’

 

Kalan gelişimciler birbirlerine baktılar, lakin hiçbiri yanıtlamadı.

 

Qian Kun homurdandı ve dikkatle formasyona baktı, ardından sözlerine devam etti, ‘’Bu formasyon bir ejderha çağırabildiğine göre, normal olmamalı. Kun Sang, On Bin Mühür Damga’nı kullanmayı dene.’’

 

Kun Sang Wang Lin’i başlangıçta takip eden üç üstattan biriydi. Tek kelime etmeden, öne adım attı ve sağ elini sallayarak, siyah bir damganın belirmesini sağladı. Kung San’ın gözleri sise kilitlenirken damga hızlıca küçük bir dağ boyutuna çıktı. Elini hareket ettirdi ve küçük dağ aşağıya çarptı.

 

Sis tarafından oluşturulmuş ejderha hızlıca kükreyerek, atıldı, ve küçük dağı salladı. Gök gürültüsü vari bir kükreme önden yükseldi ve küçük dağı geriye fırlattı. Kun Sang’ın yüzü soluklaştı. Nefesini düzene sokabilmesi zamanını almıştı.

 

Dağın geriye uçurulmasıyla birlikte, ejderha sisin içine geri döndü ve kayboldu. Formasyon eski haline büründü.

 

Qian Kun alayla gülümsedi. ‘’Kun Sang, mührünü kullanmama izin ver.’’ Bununla birlikte, Kun Sang’ın onaylamasını beklemeden uzandı. Muazzam bir güç küçük dağı ona doğru çekt, lakin eline ulaştığı anda, damga orijinal boyutuna döndü.

 

Qian Kun elini mührün üzerinde sallayarak Kun Sang’ın ilahi hissini sildi ve kendi ilahi hissini yerleştirdi. Ardından bir ağız dolusu ruhsal enerji tükürdü. Ruhsal enerji damgayla kaynaştıktan sonra, tekrardan havaya fırlattı. Mühür geri küçük bir dağ boyutuna döndü, lakin bu sefer, en azından önceki halinden iki kat büyüktü.

 

Küçük dağ gökyüzünde süzülerek, bölgeyi gölgesiyle kapladı.

 

Qian Kun sise baktı ve elini sallayarak, küçük dağın tekrardan formasyona çarpmasını sağladı. Sis tekrardan, küçük dağa doğru atılan, ejderhayı oluşturdu.

 

Aynı sahne bir kez daha gözlerinin önünde oynadı, lakin sonuç aşırı farklıydı. Çarpıştıkları anda, küçük dağ bir anlığına durdu, lakin ejderha kayboldu ve küçük dağ düşmeye devam etti.

 

Lakin düşerken, siste on ejderha daha şekil aldı ve dağa doğru atıldı. Qian Kun alayla gülümsedi. ‘’Üstat dostlarım, saldırın!’’

 

Bu sözlerle birlikte, kalan Merkez Oluşturma gelişimcileri hazinelerini çıkardılar ve formasyonu güç kullanarak kırmaya çalışmaya başladılar.

 

Wang Lin’e gelirsek, mağaraya kendini attıktan sonra, anında birkaç ağız dolusu daha kan kustu. Sırtındaki ejderha iç zırhı içe doğru göçmüştü ve hareket ederken siyah duman yayıyordu. Çok geçmeden, iç zırh sanki hiç hasar almamış gibi düzeldi.

 

Eğer bu ejderha iç zırhı olmasaydı, sadece incinmekten fazlasını tadardı. Qian Kun sadece bir orta aşama Merkez Oluşturma gücü olsa da, Yıkıcı Sembolü aşırı güçlüydü. Sembol tarafından vurulan kişilerin bedenindeki bütün kemikler kırılır ve ölürlerdi.

 

Wang Lin’in yüzü oldukça solgundu. Mağaranın içine girince, hızlıca Yüz Yaratık Hap Fırını’nın olduğu tahta kutuyu çıkardı. Ardından Li Muwan’a verdi ve zayıfça konuştu, ‘’Bu bir 5.derece hap fırını. Çabuk, Gökyüzü İlerleyiş Hapı’nı tamamla.’’ Bununla birlikte, kristal uçan kılıcı tükürdü.

 

Uçan kılıç yavaşça omzuna indi. Soğuk bir ışık yayıyordu. Li Muwan’ın ruh kanı özüne sahip olsa da, ona tamamen güvenmiyordu. Gerekli güvenlik önlemlerini yine de alması gerekiyordu.

 

Li Muwan elindeki tahta kutuya baktı. Birkaç bakış attıktan sonra bu hap fırınının ne kadar değerli olduğunu çoktan anlamıştı, bu yüzden sordu, ‘’Bunun yüzünden mi seni takip mi ediyorlar?’’

 

Wang Lin gözlerini kapattı ve meditasyon yapmaya odaklanırken kayıtsızca yanıtladı, ‘’Hayır.’’

 

Li Muwan Wang Lin’e karışık bir ifadeyle baktı. Onun zekasıyla, çoktan o on gelişimcinin bu hap fırınını peşinde olduğunu tahmin etmesi zor olmamıştı. Wang Lin bu hap fırınının değerini bilmiyor olabilirdi, lakin o nasıl bilmiyor olabilirdi? 5.derece bir hap fırınının fiyatı göklere çıkıyordu.

 

Wang Lin’e baktı. Bakışları daha da nazikleşirken yumuşakça sordu, ‘’Sen…bununla takas etmek için ne kullandın?...ya da çaldın mı?’’

 

Wang Lin kaşlarını çattı. Gözlerini açıp soğukça söylendi, ‘’Git hapı rafine et!’’

 

Tam o anda, mağara şiddetle sallanırken dışarıdan savaşma sesleri geldi. Wang Lin derin bir nefes aldı ve tekrardan meditasyon yapmaya başladı.

 

Li Muwan Wang Lin’i üç yıldır görmüyordu. Bu üç yılda, genç adamla geçirdiği zamanı incelemişti. Vardığı sonuç genç adamın ona kötü bir şey şey yapmayacağıydı.

 

Geçen üç yılda, dışarıya çıkmaktan aşırı korkuyordu. Neyse ki, gelişimciler çok yemeğe ihtiyaç duymuyordu; birkaç ruh meyvesi ve haplar yeterliydi.  Geçen üç yılda, Wang Lin’i her düşündüğünde, karmakarışık hissediyordu. Bir gün, Wang Lin’in de dışarı öldüğünü belirterek, ansızın ölebilirdi.

 

Ayrıca Wang Lin’in aniden mağaranın içinde belireceğini hayal ediyordu, lakin Wang Lin’in peşindeki on Merkez Oluşturma gelişimcisiyle geri döneceğini hiç hayal etmemişti.

 

İç çekti, ardından hap fırınını aldı ve Gökyüzü İlerleyiş Hapı’nı rafine etmek için hızlıca odasına döndü.

 

Zaman yavaşça geçti. Li Muwan ne zaman hap rafine etmeye başlasa, dikkat dağıtıcı bütün düşünceleri kafasından atar ve yalnızca rafine etmeye odaklanırdı. Yine de şu anda çok endişeli düşünceler zihninde dolup taşıyordu. Ustasının önünde ilk defa rafine etme işlemini gerçekleştirdiği zamanda bile bu kadar gergin değildi.

 

Kendisine içinden sürekli başarılı olması gerektiğini söylüyordu, öbür türlü, formasyon kırılınca, hayal edilemez bir sonuçla karşılaşacaklardı. Eğer başarırsa, yine de bir şansları olurdu. En azından kaçarken sorun yaşamamalıydılar.

 

Mağara daha da şiddetli sallandı. Tavandan ve duvarlardan düşen toz yerde bir katman dahi oluşturmuştu. Dışarıdan gelen savaşma sesleri daha da yükselmiş ve yakınlaşmıştı.

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18164 Üye Sayısı
  • 791 Seri Sayısı
  • 37435 Bölüm Sayısı


creator
manga tr