Bölüm 149: Merkez Oluşturma (6)

avatar
1275 0

Xian Ni - Bölüm 149: Merkez Oluşturma (6)


 

Çevirmen: Zawoske

Editör: Mehmet Uyar

 

Wang Lin bütün zaman boyunca meditasyon yapmıştı. Öncesinde de, şimdi de dışarı bakıyordu ve her bakışında gözleri soğuklaşıyordu.  İlaç aroması yayılıyordu ve bir kere kokladığında, Wang Lin sakince boyutsal çantasını açmış ve içindekileri düzenlemeye başlamıştı.

 

Ejderha tendonlarını çıkardığında, gözleri kısıldı. Bu hazine çok güçlü değildi. Hedefin etrafında birçok kez bölünerek saldırabilse bile, eğer keskin bir kılıçla karşılaşırsa, ikiye bölünürdü.

 

Hatta güçlü bir ateş tekniği bu ejderha tendonunu yakabilirdi. Bunu düşünürken, soğukça gülümsedi. Merkez Oluşturma aşamasına ulaşınca, bu ejderha tendonu işine yarayacaktı.

 

Dışarıdan gelen sesler daha da yükseldi. Sanki yanı başlarındaymışlar gibiydi. Li Muwan’ın odasına baktığında, kalbine koca bir kaya oturdu ve genç adam iç çekti.

 

Li Muwan alt dudağını kanatana kadar ısırmıştı ve gözleri gözyaşlarıyla doluydu. Tamamlanmamış Gökyüzü İlerleyiş Hapı tam tamamlanırken başarısız olmuştu.

 

Bir simyager olarak, birçok kez başarısız olmuştu, lakin daha önce hiç bu kadar kötü hissetmemişti. Bu kesinlikle başarısız olmaması gereken zamanlardan birisiydi.

 

Li Muwan dışarıda meditasyon yapan Wang Lin’e baktı, ve gözlerindeki iki pınarı daha fazla tutamadı. Şu an son derece zayıf görünüyordu. Bir süre sonra, dişlerini sıktı ve şeytani kan asmasını çıkardı. İlk başta başarısız olduğuna göre, acele etmeli ve şeytani kan asmasını başka bir tane yapmak için kullanmalıydı.

 

Zaman hızlıca geçti ve mağara çökmeye başladı. Tavandan kaya kütleleri düşüyordu ve dışarıdaki sis büyük ölçüde zayıflamıştı. Her an çökebilirmiş gibi gözüküyordu.

 

Wang Lin’in sakin ifadesi yavaşça değişerek, kaygılı bir hal aldı.

 

Tam o anda, Li Muwan odadan dışarı fırladı. Saçları karmakarışıktı, gözleri kan çanağına dönmüştü, ve kan rengi bir hapı Wang Lin’e atarken aşırı yorgun gözüküyordu. Hapta Wang Lin’i heyecanlandıran güçlü ruhsal enerji izleri vardı.

 

‘’Bu şeytani kan asmasından yapılma bir Gökyüzü İlerleyiş Hapı. Etkisi…o kadar da iyi değil.’’

 

Tek kelime etmeden, Wang Lin hapı kaldırdı ve baktı. Sonra Li Muwan’a baktı ve hapı ağzına attı. Hap bedenine girdikten sonra, dantianında bir ateş yanmaya başlamış gibi hissetti.

 

Wang Lin boyutsal çantasını tokatladı ve çıkardığı ruh sıvısından koca yudumlar aldı. Ardından gözlerini kapattı ve Merkez Oluşturma aşamasına atılım yapmayı denemeye başladı.

 

Tavandan daha fazla kaya düşerken mağara tekrardan titredi. Dışarıda sisten sadece ince bir katman kalmıştı. Li Muwan uçan kılıcını almadan önce biraz şaşkınca baktı. Wang Lin’in önünde durarak, genç adamı korumaya başladı ve düşen kayaları uzak tuttu.

 

Qian Kun küçük dağ ile formasyona vurmaya devam ediyordu. Bakışları diğer gelişimcilere kaydı. Hepsinin yüzlerindeki heyecanla formasyona saldırdığını fark etti.

 

Dudakları kıvrılırken kendin geçmiş, vahşi bir gülümseme yüzünde yer edindi ve söylendi, ‘’Koca kafa, o kızı sana verebiliriz, ama formasyon kırılınca, ilk bizim onunla oynamamıza izin vermelisin.’’

 

Koca kafalı gelişimci bir anlığına durdu, ardından acı acı gülümsedi. ‘’Baş üstat, siz çoktan söyleyeceğinizi söylediğinize göre, nasıl olur da reddetmeye cesaret edebilirim?’’

 

Qian Kun alayla gülümsedi. Küçük dağ tekrardan vurmak çin kullandı ve konuşmaya başladı, ‘’Bu velet yalnızca Yarı Merkez Oluşturma aşamasında, lakin bir Merkez Oluşturma gelişimcisini öldürebilecek tekniklere sahip. Basit biri değil. Lakin bugün, kesinlikle ölecek.’’ Bununla birlikte, gözleri parladı ve içinden düşündü, ‘’Özellikle o mavi alevi istiyorum. Kesinlikle nadir bir hazine.’’

 

Koca kafalı gelişimci oldukça hüzünlü hissediyordu. Kızı görüşüne girdiğinde, sadece kısa bir anlığına görebilmişti, lakin bu kalbinin teklemesini sağlamaya yetmişti, bu yüzden o sözleri söylemişti. Başlangıçta, kimsenin onunla mücadele etmeyeceğini düşünmüştü, lakin kadınları asla umursamayan, baş üstadın bu sözleri söyleyeceğini beklemiyordu. Öfkesini çıkarmak için hazinesiyle acımasızca saldırıyordu.

 

Formasyon tarafından oluşturulan sis aşırı inceleşmişti. Sadece 300 metre uzunluğundaki on ejderhayı oluşturan sis kalmıştı, ve bu noktada yalnızca 30 metre uzunluğundaydı. Qian Kun elini salladı. Damga normal boyutuna geri döndü ve Kun Sang’ın eline uçtu.

 

Damgayı geri verdikten sonra, Qian Kun kükredi ve ejderhanın yanına vardı. Ellerini kapattı, ve geri açtığında, bir elektrik ağı belirmiş ve ejderhayı kaplamıştı. Bir kahkaha attı ve bağırdı, ‘’Kırıl!’’

 

Sis ejderhası acınası bir çığlık attığı esnada kayboldu. Onunla birlikte dokuz iskelet formasyonunun oluşturduğu sis de kayboldu. Formasyon güçlü olsa da, on Merkez Oluşturma gelişimcisinin saldırıalrı altında, üç gün dayandıktan sonra kırılmıştı.

 

Eğer Li Muwan hap rafine etmiyor olsaydı ve bunun yerine formasyonu kontrol ediyor olsaydı, o zaman formasyon böyle kırılmazdı.

 

Formasyonun kırılmasıyla, patlamayla girişteki dağınık mağara ortaya çıktı. Savaşan Şeytan Tarikatı’ndan on Merkez Oluşturma gelişimcisi içeri atıldı, lakin tam mağaranın içinde 20 metre ilerlemişlerdi ki, gökyüzünden yıldırımlar düştü. Yıldırımlar güçlü olmasa da, aşırı fazlalardı, bu yüzden son derece tehditkar duruyordu.

 

Wang Lin’in yerleştirdiği yüzlerce formasyon etkisini gösteriyordu. Ancak, bunlar sadece temel formasyonlardı, yani Merkez Oluşturma gelişimcilerinin öfkeli kükremeleri altında durmaksızın dağılıyorlardı.

 

Qian Kun soğukça ileri baktı, lakin hiçbir şey yapmadı. Hedefi o yarı Merkez Oluşturma aşamasındaki veletti. Elinde bir elektrik ağı hazırlamıştı ve veledi belirdiği anda yakalamayı planlıyordu.

 

Bütün basit formasyonlar kırıldığında, mağarada daha fazla koruma kalmamıştı, bu yüzden şeytani gelişimciler çeriyi içeriyi görebildi.

 

Mağaranın girişinde zarif bir figür belirdi. Kıyafetleri sadeydi, lakin kız son derece zarif ve pürüzsüz görünüyordu. Teni beyazdı ve yanakları kırmızıydı. Görünüşü herhangi birinin kalp atışlarını hızlandırabilirdi.

 

Qian Kun bile gözlerini kısmadan edemedi. Ne var ki, bakışları hızlıca mağaranın geri kalanına kaydı, lakin mağara tamamen karanlıktı ve hiçbir şey göremiyordu.

 

Li Muwan şeytani Merkez Oluşturma gelişimcilerine baktı. Elini salladı ve Yüz yaratık Hap Fırını ortaya çıktı. Soğukça söylendi, ‘’Bunun için mi buradasınız?’’

 

Qian Kun bunu gördü ve gülümsedi. Wang Lin’i başlangıçta takip eden figürlerden birisi, Kun Song, hap fırınına baktı ve kahkaha attı, ‘’Bu veledin gerçekten bir hap fırını olacağını düşünmemiştim, ve bunun Hazine Rafine Etme Köşkü’nde 100.000 yüksek kalite ruh taşına satılan Yüz Yaratık Hap Fırını olacağını ise hiç düşünmemiştim. Haklısın; başlangıçta hedefimiz bu hap fırınıydı. Küçük kız, hap fırınını bana ver.’’ Bununla birlikte, uzandı ve hap fırınını Li Muwan’dan aldı. Herkes bu hap fırınının değerini biliyordu, bu yüzden herkesten önce hareket etmeye karar vermişti.

 

Wang Lin’i başlangıçtan beri takip eden Kun Song ve diğer üstat ellerini birleştirdiler ve söylendiler, ‘’Baş elder, bu hap fırını bizim hakkımız. Gelecekte, kesinlikle hepinize teşekkür etmek için size hediyeler göndereceğiz. Buna ne dersiniz?’’

 

Qian Kun’un bakışları hap fırınını inceledi, ardından sessizce onayladı. Koca kafalı geliştirici hilekar bir gülümseme takındığı gibi, Li Muwan’ı kavradı. ‘’Küçük kız, buradaki dostlarıma hizmet etmeyi bitirdikten sonra, benim kişisel gelişim fırınım olacaksın.’’

 

Li Muwan’ın yüzü solgunlaştı. Tam kendi hayatına son vermek üzereydi ki, koca kafalı geliştirici durdu ve acınası bir çığlık attı.

 

Büyük miktarda kan kustu ve ardından daha da fazla deliklerinden geldi. Ardından bedeni sanki muazzam bir güç vurmuş gibi geriye uçtu.  Lakin yere düşmeden önce, başka bir güç tarafından yakalandı ve geri çekildi. Kafası patladı ve altın çekirdeği Li Muwan’ı geçerek mağaraya girdi.

 

‘’Bu andan itibaren, Kadim Ruh aşamasının altındaki en güçlü kişi olacağım. Eğer gelişim seviyesini gizleyen bir Kadim Ruh gelişimcisi yoksa, o zaman hepiniz…ÖLEBİLİRSİNİZ!’’

 

Mağaranın derinliklerinden aşırı soğuk bir ses yükseldi. Ardından karanlık bir figür dışarı çıktı ve herkesin önünde belirdi.

 

Uzun siyah saçları omuzlarına dökülüyordu, ifadesi soğuktu ve gözleri acımasızdı. Sanki asla erimeyecek bir buz parçası gibiydi.

 

Doğal düşmanlarıyla karşılaşma hissiyatı baskı yüzünden herkesin kalp atışlarını bile durdurmuştu. Bu hissiyat ruhlarından geliyordu! Sanki karşılarında kadim yaratıklar vardı.

 

Bu hissiyat ruhlarının öyle bir kaos haline düşmesine neden oldu ki, neredeyse çökmenin eşiğine ulaştılar. Bu rahatsızlık gök gürültüsü vari bir şekilde, kulaklarının yanında çakıp duruyordu.

 

Pu Lin’in ruhu zaten daha öncesinde Ji Alemi’nin saldırısından hasar görmüştü, ve aşmayı başarsa da, kendini toparlayacak zamanı olmamıştı. O anda, ruhu parçalandı ve çökmeden önce kan kustu. Bedeni yerde titriyordu, ve her titreyişinde, bütün deliklerinden kan sızıyordu.

 

Qian Kun’un kalbi ürpermişti. Bu şok sayesinde, elindeki elektrik ağı parçalandı. İfadesi hoşnutsuz bir hal alırken birkaç adım geri çekildi ve kaçmaya çalıştı. Mavi alevi çalma fikri çoktan arkasında iz bırakmadan kaybolmuştu.

 

Korkuyordu. Nan Dou Şehri’nde bir orta aşama Merkez Oluşturma gelişimcisi olarak, daha önce hiç böyle korkmamıştı. Geçmişte geç aşama Merkez Oluşturma gelişimcileriyle de karşılamıştı. Her yıl Şeytanlar Denizi’nin iç bölgelerinden materyal almak için elçiler gelirdi. Onları yenemese bile, daha önce hiç onlardan bu kadar korkmamıştı.

 

Bu Merkez Oluşturma aşamasına ulaştığından beri korktuğu ilk ve son deferdi. Sonuç olarak, tereddüt etmeden kaçmaya karar verdi. Normalde, asla ilk kaçan kişi olmazdı. İlk diğerlerinin kaçmasını bekler, ardından kaçmak için güvenli bir rota belirlerdi.

 

Lakin şu anda, hemen kaçmazsa, tek sonucun ölümü olacağına dair içinde bir his vardı.

 

Kalanlara gelirsek, birbirlerinin yüzlerinin değiştiğini, Pu Lin’in gizemli bir şekilde öldüğünü gördükten, ve baş üstat Qian Kun’un tereddüt etmeden kaçışından sonra, hepsi bedenlerindeki bütün ruhsal enerjiyi kullanmaya başlamış ve bütün yönlere kaçmaya başlamışlardı. Azıcık bile yavaş olurlarsa, öleceklerinden korkuyorlardı.

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18136 Üye Sayısı
  • 790 Seri Sayısı
  • 37403 Bölüm Sayısı


creator
manga tr