Bölüm 69

avatar
1699 0

Xian Ni - Bölüm 69


 

Çevirmen: Zawoske

Editör: Mehmet Uyar

 

Si Tu Nan birkaç şey mırıldandı. Wang Lin’in aşırı endişelendiğini biliyordu, bu yüzden daha fazla zaman kaybetmedi, ‘’Hala birazcık ruh özüm kaldı. Bir kereliğine ışınlanmanı sağlayabilirim, ama sadece bir kere, eğer çok fazla ruh özümü kullanırsam, ardından sen Ruh Değişimi aşamasına ulaşamadan kaybolacağım.’’

 

Bununla birlikte, Si Tu Nan başka bir şey söylemedi. Wang Lin birdenbire bedenine giren soğuk havayı hissetti. Bu soğuk hava aşırı eziciydi. Daha önce beyaz ışık tarafından ışınlandığı zamana göre çok daha güçlüydü.

 

Soğuk hava vücudunda dolaşıyordu. Soğuk havanın geçtiği vücudunun her parçası donmaya başlıyordu. Wang Lin buzdan bir heykel gibi olmuş ve Çekim Gücü Tekniği üzerindeki kontrolünü de kaybetmeye başlamıştı.

 

Zhou Peng, Wang Lin’deki değişikliği fark etmişti, ancak, özellikle de Wang Lin onu takip etmeyi bırakana kadar, kafasını döndürmeye bile cesaret edemezdi. Daha da hızlı hareket etmeye başladı.

 

Wang Lin’in bedeni bir buz heykeline döndüğü sırada, Si Tu Nan’ın bağırışı zihninde yankılanmıştı. ‘’Sakin ol. Işınlamak üzereyim!’’

Aniden, karanlık girdaplar Wang Lin’in bedenini turlamış ve bir göz kırpmalık sürede, bedeni ortadan kaybolmuştu.

 

Zhou Peng’in ilahi hissi bunca zamandır Wang Lin’e kilitlenmişti. Genç adam aniden kaybolduğunda afallamıştı. Daha neler olup bittiğini anlayamadan, beş metre önünde siyah bir nokta belirmişti. Bu siyah nokta her biri siyah bir girdaba dönüşen daha küçük siyah noktalara bölünmüştü.

 

Aynı anda, Wang Lin’in bedeni birdenbire ortaya çıktı. Bedenindeki buz çabucak erimiş ve soğuk bir ses tonuyla söylenmişti: ‘’Kaçamazsın!’’

 

Zhou Peng şok olmuş, yüzü solgunlaşmıştı. Dişlerini sıkarken bir ağız dolusu yeşil ışık tükürmüştü. Bu yeşil ışık devasa bir piton halini alana kadar büyümüş, ardından, Zhou Peng dilinin ucunu ısırmış ve biraz kan tükürmüştü. Bu kan da bir çana dönüşmüştü. Zhou Peng çanı sallamış ve piton gittikçe daha da fazla büyümüştü. Ardından, kuyruğunu Wang Lin’e doğru savurmuştu.

 

Si Tu Nan tembel ses tonuyla söylendi: ‘’Velet, bedeninde hala gücümün bir kısmı duruyor. Kullanmamak büyük kayıp olur. Vücudunu ödünç alacağım ve sana en ünlü tekniklerimden birini göstereceğim.’’

 

Bununla birlikte, Wang Lin’İn bedeninde mavi ışıklar belirmiş ve önünde mavi bir ışık topu oluşturmuştu.

 

Işık topu ortaya çıktığı anda, gökyüzü kararmış ve yıkıcı bir güç belirmişti. Bir patlamayla, ışık topu kırılmış ve yıkıcı güç dalgaları göndermişti!

 

Dalgalar pitonun kuyruğuna temas ettiği anda, buz baştan sonra pitonu kaplamış ve devasa piton dondurulmuş bir şekilde zemine düşmüştü.

 

Zhou Peng pitonla olan bağlantısından dolayı bir ağız dolusu kan kusmuş, ancak kan kustuğu sırada, kan damla damla donmaya başlamıştı. Hemen ardından, Zhou Peng’in bedeni de ta ki buzdan bir heykele dönüşene kadar yavaş yavaş donmaya başlamıştı.

 

Si Tu Nan’ın övünen sesi genç adamın zihninde yankılandı: ‘’Ne yazık ki çevrede çok kişi yok, puff. Tekniğim kalabalık gruplar karşısında en iyi sonucu verir. Hey velet, bu güç Yeraltı Yükseliş Tekniği’nin getirisi. Bu tekniğin soğuk enerjisinin ne kadar güçlü olduğunu görebiliyor musun?’’

 

Wang Lin harekete geçip Zhou Peng’in donmuş bedenini yakaladı. Durmadan, Heng Yue Dağından uzaklaşmaya başladı.

 

Tenha bir yer bulduktan sonra, Zhou Peng’in bedenini yanına koymuş ve Si Tu Nan’a seslenmişti, ‘’Bu salak çoktan öldü mü?’’

 

Si Tu Nan yavaşça yanıt verdi: ‘’Bu küçük bebek daha ölmedi, ama ölümü yakındır. Eğer daha hızlı ölmesini istiyorsan, tek yapman gereken buzu kırmak, o zaman kesinkes ölecektir.’’

 

Wang Lin’in gözleri parladı. Bir süre düşündükten sonra, ‘’Daha önce bana bir kukla tekniği öğreteceğini söylemiştin. Öğreteceğin tekniği şimdi öğret.’’

 

Si Tu Nan bomba gibi bir kahkaha attı. İşlerin geldiği halden oldukça memnundu. Wang Lin’e kukla tekniklerinin ne olduğunu veya nereden geldiği söylememişti. Aslında, bu kukla tekniği şeytani bir teknikti. Wang Lin’in öldürme arzusundan yoksun olduğunu düşünüyordu. Öldürme arzusundan yoksun olması yüzünden, Wang Lin’in on canı olsa dahi, ölümsüz dünyasında hayatta kalması için yeterli olmazdı. Si Tu Nan, Wang Lin’in doğasını değiştirmek için çok uğraşmıştı ve görünüşe göre nihayet bir şeyler başarabilmişti.

 

Si Tu Nan aşırı mutluydu. ‘’Bu kukla tekniğini sen yapmak zorundasın. Önce gözlerden uzak bir mağara bul da nasıl yapacağını söylerim.’’ Keyifle söylendi.

 

Wang Lin Zhou Peng’i alıp çevrede bir mağara bulana kadar etrafı araştırmıştı. Mağarayı bulduktan sonra hemen içine girdi.

 

Si Tu Nan yavaşça anlatmaya başladı, ‘’Şimdi buzu çözeceğim. Zhou Peng ölüme yakın bir halde. Vücudunu açmalı, iç organlarını çıkarmalı ve rafine etmeye başlamalısın.’’

 

Wang Lin sersemlemişti. Biraz tereddüt ettikten sonra söylendi, ‘’İç organlarını çıkar ve rafine et? Bu…’’

 

Si Tu Nan bıyık altından gülüp konuşmaya devam etti. ‘’Bu kukla yapmak için gerekli bir adım. Eğer yapamayacaksan, o zaman sana yardım etmeyeceğim.’’ Konuşurken içinden düşünüyordu, ‘’Velet, daha önce hiç kan görmedin, öyleyse nasıl kana susamış olacaksın? Bu kukla tekniği aslında karmaşık değil, ancak bu gözlerini biraz açman için iyi bir firsat. Velet, kesinlikle İblis Tarikatı’mın bir üyesi olacaksın, bundan kurtulamazsın!’’

 

Bütün bunları düşünürken, Si Tu Nan çabucak bağırdı: ‘’Buzu çözeceğim. Yarım saatin var, yani boşa zaman harcama. Zhou Peng şerefsizinin ailene ne yapacağını düşün!’’

 

Bununla birlikte, Zhou Peng’i çevreleyen buz hızlıca erimiş ve tamamı mavi ışığa dönmüş ve mavi ışık Cennet’e Başkaldıran Boncuğa geri dönmüştü.

 

Wang Lin bir süre kararsız kalmıştı. Bu sorunu eğer şimdi çözmezse, gelecekte kesinlikle daha fazla sorun çıkacağını düşünüyordu. Dişlerini sıkıp Zhou Peng’in bedenini yarmak için elini salladı. Garip bir şekilde hiç kan sıçramamıştı.

 

Bulantı hissini bastırırken, Wang Lin, Si Tu Nan’ın verdiği yönlendirmeleri takip ediyordu. İlahi hissi işine odaklanmışken eliyle farklı mühürler oluşturuyordu. Böyle geçirdiği yarım saat sanki yarım yılmış gibi gelmişti. Si Tu Nan gururla bittiğini söylediğinde, Wang Lin mağaradan dışarı koşturup kusmasına engel olamamıştı.

 

Si Tu Nan kahkaha attı. ‘’iyi. İlk adım bitti. Şimdi, ikinci ve en önemli adımdayız. Vücudunu ilahi hissinle kuşatmalı ve üç gün üç gece boyunca rafine etmelisin. Bir kere bunu yaptığında, kukla tamamlanmış olarak sayılabilir. Bu 3 gün boyunca bazı teknikler kullanman gerekecek. İyi dinle, hepsini birer birer açıklayacağım.’’

 

Hüzünle kafasını sallarken genç adamın yüzü solgundu. Derin bir nefes alıp mağaraya geri döndü...

 

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18094 Üye Sayısı
  • 789 Seri Sayısı
  • 37343 Bölüm Sayısı


creator
manga tr