Bölüm 44: Li Shan

avatar
1853 1

Xian Ni - Bölüm 44: Li Shan


 

Çevirmen: Zawoske

Editör: Mehmet Uyar

 

Wang Lin bir süre düşündü. ‘’Ne planlıyorsun? Herhangi bir konuda yardımıma ihtiyacın var mı?’’

 

Wang Hao iç çektikten sonra konuşmaya koyuldu. ‘’Sadece 3.katmandasın, bir yararın dokunmaz. Çünkü Lu Yun Jie çoktan 6.katmanda. Ayrıca, hap üretebildiğinden dolayı, çoğu üstat tarafından seviliyor. Umut etmeyi çoktan bıraktım. Wang Lin, Heng Yue Tarikatı’nda geçirdiğim bu birkaç yıl içinde, benim tek arkadaşım ve abim oldun. Eğer gelecekte güçlenirsen, intikamımı almalısın!’’ Wang Hao sözlerini bitirdikten sonra yumruklarını sıkmıştı.

 

Wang Lin, Wang Hao’yla göz teması kurduktan sonra kafasını salladı.

 

Wang Hao acı acı gülümsedi. ‘’Kardeş Tie Zhu, bir şey ihtiyacın var mı? Hala hayattayken, sana elimden geldiğince yardım edeceğim. Birkaç Qi Toplama hapı ister misin? Elimde bu haplardan oldukça fazla var.’’

 

Genç adam, Wang Hao’ya bir kez daha baktı. İhtiyacı olan malzemeleri sormaktan vazgeçip olumsuz manada kafasını salladı. Wang Hao’ya yardım etmek istiyordu, lakin düşmanı 6.katmanda olan birisiydi ve onu yenip yenemeyeceği hakkında pek de emin değildi.

 

İlahi hissi diğer herkesten farklı olsa da, Çekim Gücü Tekniği’ni 20 yıldan fazla çalışmış olsa da, hiç kimseyle dövüşmemişti, yani ne kadar güçlü olduğunu tam olarak söyleyemezdi.

 

Wang Hao, Wang Lin’in sessizliğini görünce, kıyafetlerini hüzünle okşamış ve konuşmaya başlamıştı. ‘’Kardeş Tie Zhu, benden daha yeteneklisin. Teste girdiğimiz zamanı düşünüyorum da, sanki bir rüyadaymış gibi hissetmiştim. Zaman çok hızlı geçiyor…’’ Wang Hao iç çektikten sonra arkasını dönmüş ve kasvetli bir ifadeyle Wang Lin’in yanından ayrılmıştı. Kısa süre sonra da, yavaşça Wang Lin’in görüşünde kaybolmuştu.

 

‘’Ölümsüz dünyasında, zayıflar güçlüler için sadece birer av…’’ Wang Lin gökyüzüne bakarken içinden derinlemesine düşünüyordu.

 

O anda, Wang Lin aydınlanmıştı.

 

Bu aydınlanma, aniden bir anlayışın kavranılması ve gelişiminin birdenbire artmasını ifade eden aydınlanma değildi, bunun yerine daha çok birinin beynine bilgi akıyormuş gibi duran bir durumdu. Gelişiminde veya ruhunda bir artış olmamıştı, ancak gökyüzü ve yeryüzü hakkındaki anlayışında artış yaşamıştı.

 

Bu aydınlanma, ölümsüz dünyasındaki acımasız doğayı kavramaktı. Ölümsüzlük yoluna adım atabilmek için, birisi bir gelişimcinin tutumuna sahip olmalıydı.

 

Wang Lin derince iç çekerken mırıldandı. ’’Güçlünün zayıfları sadece bir av olarak görmesi gerçekten bir gelişimcinin sahip olması gereken zihniyet mi?’’

 

Genç adam harekete geçtiği gibi ortadan kaybolmuştu.

 

Wang Lin, çiçek bahçesine geri dönüyorken, Yuan Dao Tarikatı öğrencilerinin kaldığı konuk odalarına bakarken ifadesi birdenbire değişmiş ve düşünceli düşünceli yönünü değiştirmişti.

 

İçeri girmeden önce, abartılı sözler kulağına ulaşmıştı. ‘’Heng Yue Tarikatı’ndan kardeşlerim, bu gördüğünüz uçan kılıcın, Yuan Dao Tarikatı’nın emsalsiz hazinelerinden biri olduğunu söylemeden yapamayacağım. İsmi Heybetli Para Kılıcı. Siz çocuklar, bu kılıcı almak için ne kadar zorluk çektiğimi bilmelisiniz. Bu kılıcı almak için az kalsın hayatımdan oluyordum be! Eğer satın almak isteyen birisi varsa, bunu üç gün içinde yapılacak yarışmada kullanmayacağına yemin etmeli, yoksa satmayacağım.’’

 

Birisi hemen şüpheyle söylenmişti. ‘’Bu hazine gerçekten dediğin kadar büyüleyici mi?’’

 

‘’Ben, Li Shan, asla yalan söylemem. Eğer bana inanmıyorsanız, unutun gitsin. Bu uçan kılıcı herhangi bir yerde satabilirim.’’

 

Wang Lin bu yerde toplanan iki tarikattan da bir sürü öğrenciyi görünce, manzarayı oldukça olağandışı bulmuştu. Daha yakına yürüdüğünde,  elinde parlak mavi sikkelerden yapılma bir kılıç tutan ve coşkuyla bağıran yirmili yaşlarda duran Yuan Dao Tarikatı’ndan bir öğrenci görmüştü.

 

Çevredeki Yuan Dao Tarikatı öğrencilerinin yüzünde tuhaf bir ifade vardı. En sonunda birisi daha fazla dayanamamış ve öksürerek dikkati üzerine toplamıştı. ‘’Küçük kardeş Li Shan’ın dedikleri doğru. Gerçekten bu Heybetli Para Kılıcı Yuan Dao Tarikatımızın hazinelerinden birisi, ancak söylemeden geçemeyeceğim ki Li Shan’ın elindeki sahte. Ancak, hala iş görecek bir iki işlevi var.’’

 

Heng Yue Tarikatı öğrencileri kendi aralarında konuşuyorlardı, ardından, 5.katmanda olan bir öğrenci öne çıktı. Wang Lin aklına bu öğrencinin isminin Zhao olduğu geldi. Öğrenci Zhao, Li Shan’ın yanına gelmiş ve ikili değiş tokuş yapmadan önce, sırıtarak, bir süre konuşmuştu.

 

İç Tarikat öğrencileri arasında kılıcın nasıl olduğunu bilen birkaç kişi, durumla alay etmeye başlamıştı. ’’Bu uçan kılıç birazcık kırılmış ruh altınıyla kaplanmış basit bir demir kılıçtan ibaret ve birisi onu satmaya mı çalışıyor? Görünüşe göre Yuan Dao Tarikatı’nı çok yanlış değerlendirmişiz.’’

 

Li Shan duydukları karşısında sertçe konuşmaya başladı. ’’Kardeşim, sözlerin doğru değil. Kıdemli kardeşim bu kılıcın sahte olduğunu söylemesine rağmen, Heng Yue Tarikatı’nda hala alacak birisi var. Bu tarz durumlarda, yeni eşyanın hatırı için bile alınması en iyisidir.’’ (?)

 

Heng Yue Tarikatı’ndan kılıcı alan öğrenci kahkaha atarak konuşmaya katıldı. ‘’Kardeş Li Shan, dediklerin yanlış. Bu kılıcı kendim kullanmak için almadım, bunun yerine babama vereceğim. Ailem domuz yetiştiriyor, bu yüzden bu kılıcı aldım. Domuzları öldürmek için mükemmel bir silah.’’

 

Li Shan sinirlenmeden konuşmasına devam etti. ‘’Satın aldığına göre, ne için kullandığın beni ilgilendirmez. Tamam, başka bir hazineye daha sahibim. Bu hazinenin ismi; Yenilmez Pis Kokulu Karanlık Yıldırım Topu! Bu gerçek bir hazine. Yalan söylemiyorum, isterseniz deneyebiliriz.’’

 

Son sözlerini söyledikten sonra, siyah bir top çıkartmış ve duvara doğru fırlatmıştı. Bir patlamayla birlikte, duvarda çatlaklar oluşmuştu. Topun çarptığı noktada koyu renkli bir sis belirmişti ve kötü bir koku yayıyordu.

 

Li Shan gurur dolu ses tonuyla birlikte gülümseyerek konuşmaya koyulmuştu. ‘’Nasıl? Bu yenilmez pis kokulu karanlık yıldırım topu benim gizli silahım. Gücü çok fazla olmamasına rağmen, birinin üzerinde patlarsa, ortaya çıkan pislik benim bile silip çıkaramayacağım bir şey. Özellikle de bir düzine canavarı bir araya getirerek oluşturduğum kokusu herkesi tiksindirebilecek derecede güçlü.’’

 

Herkes afallamış ve birbirine açık kalan ağızlarıyla bakmaya başlamıştı. Birkaç kadın öğrenci burnunu tıkayıp geri adım atmıştı. Wang Lin de şaşıranlardandı. İlahi hissini çevresine yaydığı anda, birdenbire ifadesi garip bir hal almıştı.

 

Bu olanlar Yuan Dao Tarikatı öğrencilerinin hoşnutsuz hissetmesine sebep olmuştu, ancak Li Shan tarikatta yaptığı garipliklerle tanınan birisiydi. Ancak kimse ona karışmaya cesaret edemiyordu, çünkü hiçbiri bu iğrenç bombalar tarafından vurulmak istemiyordu.

 

Bu bombalar gerçekten Yuan Dao Tarikatı’nda ünlüydü. Aslında herkes içinden, bu bombaların tarikatın gerçek hazineleriyle kıyaslanabilecek olduğunu düşünüyordu.

 

‘’Ee nasıldı? Bu sefer, size gizlediğim birinci kalite eşyamı gösteriyorum, ancak diğer eşyalarda olduğu gibi bu durumda da daha öncesinde dediklerim geçerli, 3 gün içindeki yarışmada aldıklarınızı kullanamazsınız, yoksa bombalarımı almanıza izin vermeyeceğim.’’ Li Shan ciddi bir ifade sergiliyordu, lakin bıyık altı gülüyordu. "Sizi aptallar, size kullanmamanız gerektiğini söylüyorum, ancak sizin gibi aptalların beni dinlemeyeceğini biliyorum. Lakin söylediklerimden fazlası olduğunu bilmiyorsunuz, isteseniz de bu hazineyi kullanamazsınız! Heheh, güzel bir gösteri olacak. Kesinlikle üstatlar tarafından övüleceğim, hatta birkaç büyülü hazine elde etme şansım bile var.’’

 

Düşünceleriyle birlikte, Li Shan’ın gözleri parlamış ve bağırmaya başlamıştı… 

 

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18328 Üye Sayısı
  • 791 Seri Sayısı
  • 37556 Bölüm Sayısı


creator
manga tr