Cilt 16: Bölüm 17-1

avatar
181 0

Terror Infinite - Cilt 16: Bölüm 17-1


Çevirmen: Starshollow

Editör: Mariposa



 
Nehir gittikçe daraldı. Nehrin bir kolundan ana nehre doğru yelken açmışlardı. Film karakterlerinin çoğu hala Galadriel'i düşünmekteydi. Onların bir suçu yoktu zira Lorein'ın Leydisi çok güçlü bir ruh gücü kullanıcısıydı. Oyuncular bile temkinli olmadıkları zamanlarda ondan etkilenmişlerdi. İyi olansa kendilerini korumak için kendi ruh gücü kullanıcılarının olmasıydı. Öte yandan film karakterleriyse, Galadriel'in etkisine maruz kalmışlardı.


 
Nehirde birkaç saat daha yol aldılar ve teknede bir şeyler atıştırdılar. Kıyılar hala yeşildi. Daha uzakta karla kaplı beyaz dağlar vardı. Su berraktı ve yeşim rengindeydi. Kıyıdaki ağaçları aksettiriyordu. Manzara belki cennetten kopmuş değildi fakat dünyaya nazaran nadir bir görüntüydü. Oyuncuların birçoğu bu manzarada kendilerini kaybetmişlerdi.


 
Kıyıdaki tuhaf ağaçları izleyen biri aniden bağırdı. ''Hey, kıyıya bakın. Ağaçların arasında koşan bir grup insan gördüm sanki.''


 
Grubun kalanı anında kafalarını çevirdi. Ağaçlar oldukça sıkıydı. Onların arkasında hiçbir şey göremezlerdi. Aragorn kürek çekiyordu ve ''Bu kadar yaygara koparma. Onlar Uruk-hai'lar. Bizi kıyıdan takip ediyorlar. Bu yüzden onlar yetişmeden önce şelaleye varmalıyız. Oraya ulaştığımızda daha güvende olacağız.'' dedi.


 
Ve böylece, grup yolun geri kalanında Urukların gölgelerini hissedebiliyordu. Tekneler nehrin aşağısında birkaç manevra yaptı. Urukların nehrin karşısına geçmek için biraz zamana ihtiyacı olacaktı. Akşam grup kıyıda ağaçsız bir arazide kamp kurdu.


 
''Tetikte olmak için dönüşümlü nöbet tutacağız. Üç kişi bir ekip, her ekip birer saat. Hobbitlerin tutmasına gerek yok. Beş saat dinlendikten sonra şafakta yola çıkacağız. O zaman da dönüşümlü kürek çekerek dinlenebiliriz. Uruklardan kurtulmak için daha büyük bir şansımız olur.'' dedi Aragorn, bir çubukla kamp ateşini körüklerken.


 
Oyuncuların bir itirazı olmadı, film karakterlerinin de öyle. Dinlenmeleri sırasında bir olay oldu. Boromir, Kardeşlik'i Gondor'da bir şehir olan Minas Tirith'e ve Mordor'un güçlerine karşı bir savunma görevine götürmeyi önerdi. Oradan, tekrar toplanıp Mordor'a saldırırlardı.


 
Aragorn Boromir'le aynı fikirde değildi. Bu konu üzerinde durmaksızın tartıştılar. Sonunda Aragorn'un Boromir'e olan güvensizliğini açıkladığı bir noktaya geldi.


 
Bu yalnızca bir perde arasıydı. Gecenin geri kalanı huzur doluydu. Ertesi gün güneş ufka doğru yükselirken grup teknelerine atladı. Tekrar nehrin aşağısına açıldılar. Birkaç gün aynı şekilde geçti. Kıyılardaki ağaçlar azalmış ve yerlerini kayalar almıştı. Arazi ovalardan vadilere dönmüştü.


 
Bir saat sonra, Aragorn aniden bağırdı. ''Bakın, Argonath! Uzun yıllar boyu eski krallarıma bakmayı arzulamıştım. Benim atalarım.''


 
Vadinin sonunda iki görkemli heykel belirdi. Yüzlerce metre uzunluğunda heykellerin bu dünyada ayakta kalması mucizevi bir manzaraydı. Heykeller Anduin'in iki tarafına oyulmuştu. Her kim olursa olsun onların önünde eğilirdi.


 
''Gerçekten... Muhteşem!'' Zheng yükses sesle haykırdı. Grubun geri kalanı da aynı şekilde.


 
Teknelerin iki heykelin arasından geçtiğini ve boylarının heykellerin ayaklarından daha kısa olduğunu hayal edin. Onların büyüklüğü ancak bir mucize olarak tanımlanabilirdi. Hepsi nefeslerini tuttu ve yanlarından geçerken gözlerini yukarıya diktiler. İlerledikten çok sonra bile, Kardeşlik hala kafalarını oraya çevirmişti. Bu ihtişam yalnızca gözlerle anlaşılırdı, sözlerle anlatılamazdı.


 
Aragorn ''Öylesine onurlu, asil ve cesur bir kişi, benim atam, Tek Yüzük'ün cazibesine teslim oldu...''


 
Tekneler vadiyi ve görkemli insan heykellerini geride bıraktı. Ve gürüldeyen şelaleye vardılar.


 
Grup kıyıya çıktı. İleri gitmek yerine bir kamp kurdular. "Gölü gece vakti geçeceğiz. Tekneleri saklayın ve yayan devam edin. Mordor'a kuzeyden yaklaşacağız.'' dedi Aragorn, elflerin hediyelerini ve yemekleri ayırırken.


 
Gimli ''Ah, evet! Sadece, Emyn Muil'den gitmek biraz sıkıntılı olmaz mı? Jilet gibi keskin kayalardan geçilmez bir labirent! Göz alabildiğince pis, kokulu bataklıklar!'' dedi.


 
Aragorn Gimli'ye baktı ve kafasını salladı. ''Yolumuz bu. Biraz dinlenmeni ve gücünü toplamanı öneririm, Cüce Efendi.'' dedi.


 
Legolas birden yanlarına geldi ve ''Şimdi gitmeliyiz.'' dedi.


 
Aragorn ''Hayır. Orklar doğu kıyısını devriye geziyor. Karanlığın çökmesini beklemeliyiz.'' diye cevap verdi.


 
Legolas ''Beni endişelendiren doğu kıyısı değil. Kafamda bir gölge ve tehdit büyüyor. Bir şey yaklaşıyor... Hissediyorum.'' dedi.


 
Legolas cümlesini bitirmeden, Merry ''Frodo nerede? Frodo yok!'' dedi.


 
Sam yerde uyukluyordu. Anında yerinden sıçradı ve endişeli bir şekilde etrafına baktı. Aragorn ve Legolas kıyının yakınındaki ormana yöneldiler.


 
Oyuncular orijinal hikâyede Boromir'in bu noktada Tek Yüzük'ün cazibesine kapıldığını biliyorlardı. Yüzüğü Frodo'dan çalmak istemişti. Ancak, Uruklar onları pusuya düşürüyordu, Boromir Hobitleri ve Kardeşlik'in geri kalanını kurtarırken ölmüştü.


 
Zheng oyuncularla göz göze geldi. Birbirlerine kafa salladılar. Başka bir söze gerek yoktu. Üç ruh gücü kullanıcısı Urukların sayısını ve yerlerini taradı ve görüntüleri hepsinin zihnine gönderdi. Zheng Kaplanın Ruhu'nu çıkardı ve Kabus'un üzerine bindi. Diğerleri de silahlarını hazırlayıp ayağa kalktı.


 
Zheng ''Heng ve Xuan ruh gücü kullanıcılarını korumak için burada kalsınlar. Kuzey İzlanda ve Afrika Takımlarının her biri geride bir adam bıraksın... Geri kalanımız savaşa hazır olsun!'' dedi.


 
Aragorn şimdiye kadar Frodo'yu bulmuştu. Frodo avucundaki yüzüğü ona uzattı. Aragorn cazibeye kapılmadı ve onu almadı. Frodo tek başına Hüküm Dağı'na gidip onu yok edeceğini söyledi.


 
''Ah, ne harika... nezaket ve cesaret, masumiyet ve hayal. Gerçekler acıdır fakat bu asil duygular olmadan, onunla karşılaştığında, eksik hissettirir. Bu yüzden güzel şeyler en çok yok edildiğinde güzeldir.'' Bir ses Aragorn ve Frodo'yu böldü.


 
Aragorn kılıcını çekerken hızlıca arkasını döndü. Qi silahını aktive etti çünkü bu ses ona bir bıçağın tam arkasında konumlandığına dair bir his vermişti. Tüyleri diken diken oldu.


 
Yakışıklı bir adam arkalarında uzun bir sütunun üzerinde dikiliyordu. Kibar bir gülümsemeyle onlara baktı. Bu tebessümün tehdit eder bir yanı yoktu. Yine de gözleri, buz kadar keskindi.


 
Sütun sekiz metre uzunluğundaydı. Etrafta başka yapı yoktu. Hiç ses çıkarmadan oraya nasıl çıkmıştı? Aragorn bir şey olduğunu anlamamıştı. Bu kavrayış silahını indirmesini sağlamıştı. Bu adam onu öldürmek isteseydi, direnme şansı bile olmadan ölmüş olurdu.


 
''Ah, geldiler. Peki o zaman. Arkadaşlarınız için bu savaş cesaretini koruyun. Yeniden buluşacağız.'' Gülümsedi. Silueti hafifçe hareket etti, sonra da ortadan kayboldu. Sanki hiç oraya gelmemiş gibiydi.


 
Zheng Kabus'un üzerinde koşuyordu.
 
 
     









Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18314 Üye Sayısı
  • 791 Seri Sayısı
  • 37540 Bölüm Sayısı


creator
manga tr