Cilt 16: Bölüm 16-2

avatar
191 0

Terror Infinite - Cilt 16: Bölüm 16-2


Çevirmen: Starshollow
Editör: Mariposa
 


 
''Bu… Bu mümkün mü?'' Zheng şaşkınlıkla haykırdı. Galadriel'le uzun vadeli bir ticaret olasılığını düşünüp duruyordu. Fakat belli ki onlar Yüzüklerin Efendisi alemini terk ettiklerinde bu mümkün olmayacaktı.


 
Galadriel, ''Tanrı’nın Boyutu nedir? Siz Tanrılar diyarından savaşçılar mısınız?'' diye sordu.


 
Zheng kafasını kaşıdı. Düşüncelerini toparladı. ''Ah, başka bir boyuta geri döneceğiz. Tanrılar diyarı veya başka bir yer mi olur bilmiyoruz. Ancak, bu dünyadan olanlar oraya giremez. Girdikleri an öldürülürler. Öte yandan eşyalar boyutun dışına çıkabilir. Böylece Tek Yüzük'ü kendisini yüzüğe mühürleyen Sauron'u öldürmek için bu boyuta getirebiliriz. Daha sonra yüzük Elflerin üç yüzüğünü etkilenmekten korurken kendi kötülüğünden kurtulur. Bu yüzükler de güçlerini korur!''



 
Galadriel afallamış görünüyordu. Konuşmadan önce bir süre düşündü. ''Sözlerini tam olarak anlamıyorum. Fakat Tek Yüzük'ü götüreceğinizi söyledin...''



 
Xuan ''Yüzüğü bize vermenize gerek yok. Bu sadece bir teori. Hüküm Dağı'na doğru ilerlemeye devam edeceğiz. O zaman Hüküm Dağı'na giremezsek, Tek Yüzük'ü Tanrının boyutuna sokmaya çalışacağız. Elfler kalabilirse iyi. Aksi takdirde ticaretimiz yalnızca bir veya iki defalık olacak. Ki bu iki taraf için de avantajlı olmaz.'' dedi.


 
Galadriel iç çekti ve daha fazla konuşmadı. Bunu dikkate aldığını görebiliyorlardı. Paralı askerlerle ticaret elflerin yararınaydı. Ve paralı askerler onları göç etmek zorunda kalmaktan kurtarırsa, bu en iyi sonuç olurdu. İmkânsız da olsa, yüzüğü Hüküm Dağı'na götürüp yok etmek bile Orta Dünya'ya olağanüstü bir katkı sağlardı. Onlara tekrar teşekkür etti ve ayrıldı.


 
Galadriel gözden kaybolduğunda, Zheng hemen Xuan'a sordu. ''Bu teoriden ne kadar eminsin?''


 
''Yaklaşık %60. Ancak, Tek Yüzük'ü ele geçirme şansımız %10'dan daha az.'' Xuan kafasını salladı. ''Tek Yüzük bir görev eşyası, muhtemelen son derece güçlü. Diğer dört takım bunun farkında. Tanrı Takımı muhtemelen yüzüğü elde etmekte kararlı. Geri dönmeden önce beş takımın da Mordor'da yarım saat boyunca birlikte kalmak zorunda olduğunu unutma. Bu yarım saatte birçok şey olabilir. Bu süre zarfında Tanrı Takımı ve Doğu Amerika Takımı'yla karşılaşmaktan kaçınmak mümkün değil. Tek Yüzük Tanrı’nın boyutuna güvenli bir şekilde dönmemiz için kilit bir araç. Muhtemelen takımımızı korumak için Tek Yüzük'ten vazgeçeceğiz. Elbette takımlar arasındaki fark çok büyük değilse, Tek Yüzük onları öldürmede yem olacak. Her iki durumda da yüzüğü alma şansımız zayıf.''



 
''Öyle mi?'' Zheng iç çekti. Xuan'ın omzunu okşadı. ''Hep böyle olsan harika olurdu. Sadece bir şey yapmadan önce bana haber ver. Dostum, sana karşı çıkacak değilim. Sadece planlarının taslağını bilmek istiyorum. Bu sana zor mu geliyor? Ha. Neyse, Galadriel ile ticaret de bir başarı. Ve bu dünyayı bitirdiğimizde, sonsuz bir mithril ve enerji taşı teçhizatımız olacak. Hatta belki Gandalf'tan sihir öğrenmek için biraz zaman bile takas edebiliriz. Haha.''
 


''Anlatsam da anlamazsın ki...'' Xuan homurdandı. ''Ölümlünün aklı.''


 
Zheng o söylenirken odasına girmişti.


 
Ertesi sabah.


 
Gimli oyuncuları uyandırmaya geldi. Galadriel'in onları iskelede beklediğini söyledi. Kardeşlik'e elflerden bir hediye vermek istemişti. Bu sözleri söyledikten sonra, oyuncular meraklanırken Gimli ortadan sıvıştı.


 
On dakika sonra. Bütün oyuncular üstüne başına çeki düzen verip iskeleye yollandı. Vardıklarında bütün film karakterleri orada bekliyordu. Karakterlerin her biri tam da üstlerine göre olan pelerinler giymişti.


 
Oyuncular yerlerini aldıktan sonra, on elf yanlarına geldi. Bunlar önceki gün gördükleri Galadriel'in hizmetkarlarıydı. Elfler onlara pelerinleri giymede yardımcı oldular. Onlara bu pelerinlerin büyüyle tespit edilmelerini gizleyebilecekleri ve çevreye uyum sağlamak için renk değiştirebilecekleri söylendi. Pelerinler büyülü eşyalardı. Etkileri muhtemelen C sınıfı ya da daha yükseğe eşdeğerdi.


 
Aynı zamanda her oyuncuya birer hançer verildi. Hançerler mithril ve ithildin ile kaplıydı. Silahlara bir damla kanla bağlanabilirlerdi. Hançerler kavgada sahiplerinin güçlerini arttırır. Etkileri DD veya C sınıfı bir büyülü silahına eşdeğerdi.


 
Galadriel Zheng'e doğru yürüdü. ''Legolas senin zaten güçlü bir silaha sahip olduğunu söyledi. Bu yüzden sana bir hançer armağan etmemiz gerekmiyor. Bu muhafaza ettiğimiz Telperion'dan bir yaprak. Dünyayı aydınlatan ağaç kurudu ancak yaprakları hala inanılmaz bir yaşam gücü içeriyor. Bu yaprağı al. Hayatını bir savaşta riske atman gereken bir an söz konusu olduğunda, yaprağı kıvır ve ağzında tut. Onun yaşam gücü senin adına tükenecektir. Erirken senin hayatını koruyacak... Savaşçımızın cesareti ve elflerimizin kaderini değiştirme sözü için.'' dedi ve Zheng'in yanağına bir öpücük kondurdu. 


 
Galadriel sonra Xuan'ın yanına geldi. Ona gülümsedi. ''Sana ne vermeliyim bilmiyorum. Duygusuz bir insan elflerden gelecek bir hediyeyi umursayamaz. İzin ver sana dua edeyim.'' Elf dilinde bir dua mırıldandı.


 
(Bu kadın dün Xuan'ın süsünü parçaladığını kesinlikle hatırlıyor... Kadınlar hiçbir şeyi unutmaz.) Zheng kendi kendine düşündü çünkü Xuan hiçbir şey almayan tek kişiydi. Bu oldukça anormaldi.


 
Fakat Xuan soğukkanlı duruyordu. Elflerden bir yiyecek almıştı, Lembas ekmeği. Küçük bir ısırık bir kişinin karnını doyurmaya yeterdi. Xuan bu son derece doyurucu gıdayla ilgileniyor gibiydi.


 
Zheng, Legolas omuzlarını kavrayıp konuştuğunda Xuan için üzülüyordu. ''Endişelenme. Hepimizinkinden üstün en değerli hediyeyi aldı. Bir leydiden dua. Dua büyüyle doludur. Henüz etkisinin ne olduğunu bilmiyorum ancak onu gösterene dek dua onu takip edecek. Leydi önümüzdeki birkaç gün boyunca bitkin hissedecek. Xuan şu an gruptaki en şanslı kişi.''


 
Zheng sonunda daha iyi hissetti. Galadriel'e teşekkür etmek istedi ama o kendilerine gülümseyip erkek bir elfle birlikte oradan ayrıldı.


 
Grup vakit kaybetmedi. Silahları ve yemekleri teknelere doldurdular. Her teknede, yanına üç hobbit alan Aragorn hariç üç kişi vardı. Tekneler nehrin aşağısına açıldı. Kardeşlik, yolculuklarında bir kez daha ayrılmıştı.


 
''Caradhras Şelalesi'ne varana kadar durmayacağız. Yolculuk tehlikeli olacak. Elfler Saruman'ın bize saldırmak için ordusunu kıyılara yolladığını söyledi. Mordor'lu orklar ve Uruk-hai'larla (büyük orklar) karşı karşıyayız. Uruklar normal orklardan daha büyük ve güçlüler. Güneş ışığından korkmazlar. En zorlu koşullarda savaşabilirler.''



 
Aragorn kürek çekerken diğer teknelere bağırdı.


 
Oyuncuların çoğu silahlarına ve pelerinlerine sarılıyordu. İkisi de gerçekten büyülü eşyalardı. Tanrı'nın boyutunda bile bir değerleri vardı. Kıdemliler onları bedavaya almaktan memnundular. Heng Galadriel'den ayrıca on tane ok almıştı. Kendi okları efsunluydu fakat Galadriel'inkiler onunkilerden üstündü. Bu oklar büyülü oklar kadar güçlü değildi ancak psişik güçlerini onları fırlattıktan sonra rotalarını hafifçe ayarlayabilmek gibi üzerlerinde kullanmaya müsaitlerdi. Heng üç oklu patlayıcı atışı daha önce başarmıştı. Yine de namlusu en iyi düzeyde değildi. Bu oklar onun üç oklu patlayıcı atışını bir gizli silaha dönüştürecekti. Güdümlü atış artık onun tek nihai yeteneği değildi.


 
Diğer herkes ödülden kendi payını almıştı. Kardeşlik nehrin aşağısına doğru açıldı ve Elfler Diyarı'ndan gittikçe daha da uzaklaştı. Köşeyi döndüklerinde, artık şehri göremiyorlardı. 
 
 
 








Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18315 Üye Sayısı
  • 791 Seri Sayısı
  • 37540 Bölüm Sayısı


creator
manga tr