Cilt 16: Bölüm 16-1

avatar
201 0

Terror Infinite - Cilt 16: Bölüm 16-1


Çevirmen: Starshollow

Editör: Mariposa



Galadriel'in gelişi oldukça beklenmedikti. Saat çoktan 10'u geçmişti. Çoğu kişi dinlenmek için odalarına çekilmişti. Zheng, Xuan'ın ne planladığını merak ediyordu. Sürekli onu sorgulamasının nedeni de buydu. Peki şimdi, Galadriel ne arıyordu?

 

(Film karakterleri yerine bize geldi. Bu bir görev olabilir mi?) Zheng kendi kendine düşündü. Ayağa kalktı ve Galadriel'in gülümsemesiyle karşılaştı.

 

''Bir şeye ihtiyacınız var mı, Lorien'ın leydisi?'' diye sordu Zheng.

 

Galadriel onu ilk gördükleri zamanki kadar güzeldi. Yine de yüzü hala bulanıktı, gerçek görünümünü gizliyordu. Zarif bir şekilde yürüdü ve yavaşça oturdu. ''Sizinle günün erken saatlerinde tanışmalıydım, Balrog'la savaşan ve onu ebedi karanlığa gömen savaşçılar. Ancak Tek Yüzük çok zaman aldı. Lütfen bunu saygısızlık olarak görmeyin.''

 

Zheng güldü. ''Ah, göremeyiz. Bu yorgun ve hüzünlü zamanda bizi kabul ettiğiniz ve koruduğunuz için minnettarız. Çok naziksiniz.''

 

Galadriel itirafı için teşekkür mahiyetinde başını salladı. Sonra onların ikisine baktı. ''Legolas'ın, tahminlerinin ötesinde, Sauron'un güçleriyle savaşacak kadar büyük bir güce sahip olduğunuzu söylediğini duydum. Bana, size hak ettiğiniz ödülleri vermemi söyledi. Aynı zamanda, benden sizi bu yolculuğu sonuna kadar devam etmeniz için ikna etmemi istedi. Görünüşe göre çok düşünüyormuş. Cesaretiniz ve gücünüz övülecek, savaşçılar.''

 

Bu övgüler neredeyse oyuncuları Mordor'la savaş için zorluyordu. İyi olan şey Galadriel'in sözcüklerle arasının iyi olmasıydı. Zheng kızacağı yerde samimiyet hissetti. Sesindeki yumuşaklık rahatlatıcıydı. Zheng gülümsemeyle defalarca başını salladı.

 

Öte yandan Xuan duygusuz görünüyordu. İki meyve yedikten sonra, ''Eğer saygı duyulmaya değer olduğumuzu düşünüyorsan... Sihrini durdur.'' dedi. Gauss tabancasını eline aldı ve kafasındaki süslerden birini vurdu. Sonra hiçbir şey olmamış gibi meyvesini soymaya geri döndü.


Zheng ürperdi. O zaman kontrol edildiğini sonunda anlamıştı. Aklındaki tek şey Galadriel'in güzelliği ve yumuşak sesiydi. Silah sesi kafasında yankılandı. Güzellik ve ses dağılmıştı.

 

Galadriel sersemlemişti. Bir süre sonra, eli kafasındaki süse uzandı. ''İradeleriniz güçlü. Zihninizi okuyamıyorum. Yapabileceğim en fazla şey bana olan hislerinizi etkilemek. Ama sen, sen neden etkilenmiş görünmüyorsun? Bana duygularını...''

 

Xuan sözünü kesti. ''Kusura bakma. Benim duygularım yok.''

 

Galadriel, Xuan'a kızgın değildi. Gülümsedi. ''Özür dilemeliyim. Tek Yüzük çok önemli. Eğer Sauron onu parmağına takacak olursa, Orta Dünya'da onu durdurabilecek kimse kalmaz. Bu nedenle, düşüncelerinizi bilmek zorundaydım. Daha önce böylesine güçlü insanlar olduğunu duymamıştım. Kökenleriniz de hiç beklenmedik. Yani denemek zorundaydım. Tekrar özür dilerim. Kötü bir niyetim yoktu.'' dedi.

 

Zheng derin bir nefes aldı. Öfkesini biraz hafifletti. ''Hareketlerini affedebilirim ama bir kişinin şahsi düşünceleri onun özelidir, leydim. Lütfen insanların özeline saygı duyun.''

 

Galadriel hafifçe eğildi. Gülümsemesini sürdürüyordu. ''Umarım benim hareketlerim Legolas hakkında olumsuz düşünmenize neden olmaz. Onun fikrini istemedim. Aynı şekilde, herhangi bir isteğiniz olursa bana söyleyin. Yerine getirmek için elimden geleni yaparım.'' dedi.

 

Zheng'in aklına bir fikir geldi. ''İki tane sınırlı silahımız var. Sahipleri ölmüş değil bu yüzden arkadaşlarım bu silahların bütün potansiyelini açığa çıkaramıyor. Bizim için bunları açar mısın? Güçlü bir büyücü olduğunu duydum.''

 

Galadriel bir an duraksadı. Sonra kafasını salladı. ''Üzgünüm. Ben bir büyücüyüm fakat zihin büyüsü konusunda uzmanım. Gandalf hepimizin usta büyücüsüdür. Uzun yıllar boyu Orta Dünya'da dolaştı. Buna karşılık, biz elfler daha huzurlu ve rahat bir yaşam tarzı seçiyoruz. Beyaz Büyücü Saruman'ın da bu yeteneği vardı fakat...'' Galadriel iç çekti.

 

 Zheng de iç çekti. Gandalf'ın gerçekten öldüğünden emin değildi. Eğer bu dünya orijinal film senaryosunu takip etmeye devam ettiyse, ölümden Beyaz Gandalf olarak geri dönebilirdi. Bu olduğunda, silahları etkinleştirebilirlerdi.

 

''Peki bizimle enerji taşlarını takas edebilir misiniz? Onları paralı askerlerimizin mallarıyla değiştirmek isterim.'' dedi Zheng.

 

Galadriel, Zheng ve Xuan'a merakla baktı. ''Mordor'a karşı olan savaşta enerji taşlarına ihtiyacınız varsa, size her nitelikten birkaç düzine verebilirim. Fakat kaliteleri en iyisi değil. Bizler Rivendell kadar varlıklı değiliz. Enerji taşlarımızın çoğu ateş özelliklidir.''

 

Zheng hemen lafa girdi. ''Hayır. Takas şu an için değil. Dahası, çok miktarda ihtiyacımız var. Birkaç düzine bizim için çok az. Bu yüzden kolayca istemek yerine takas yapmayı diledik.''

 

''Çok miktarda?'' Galadriel kaşlarını çattı ve başıyla onayladı. ''Lorien'ın madenleri ciddi miktarda enerji taşı üretiyor fakat kalitesizler. Ancak, tek seferde büyük bir miktar çıkarmak...''

 

''Bin tane de yeter.'' diye düşündü Zheng. ''Birkaç yüz tane bile idare eder. Diğer şeylerle takas ederiz büyü, değerli ilaçlar, likör, yemek ve yüksek kalitede metallerle bile. Düşük kaliteli bir enerji taşı için bir külçe işlenmiş demire ne dersiniz?''

 

Galadriel nihayet ciddileşmişti. ''Lorien'ın gerçekten de metale ihtiyacı var. Cücelerle metal ticareti yapıyorduk fakat Moria'nın kapanmasından bu yana metallerimizi sadece Rohan ve Gondor'dan temin edebiliyoruz. Metal işlemeleri cücelerin hayli gerisinde. Ve son zamanlarda oklar için sert ahşap kullanmaya başladılar. Bir külçe işlenmiş demiri on adet düşük ateş özellikli enerji taşıyla veya beş tane diğer niteliklilerle takas edebiliriz. İlaçlar da göçümüz için lazım.''

 

''Göç?'' Zheng meraklanmıştı. ''Buradaki doğa inanılmaz. Konumu gözlerden uzak. Üstelik şehir ormanın içinde. Böylesine güzel bir yeri terk etmek yazık olurdu.''

 

Galadriel'in gülümsemesi yerini üzüntüye bıraktı. Mırıldandı. ''Sauron yüzüğü ele geçirdiğinde ya da siz yüzüğü yok etmeyi başardığınızda, Elflerin üç yüzüğü yok olacak. Kalplerimiz sonsuz kedere bürünecek. Denizlerin ötesindeki Tanrıların Diyarı, dinginliğe ulaşabileceğimiz tek yer. Elflerin Çağı sona erdi.''

 

Zheng aniden sordu: ''Elflerin göç etmesini engellemek için ne gerekiyor? Orta Dünya'ya değer verdiğinizi görebiliyorum. Evinizi böyle bırakmak zorunda kaldığınız için üzülmüyor musunuz?''

 

Galadriel iç çekti. ''Kesinlikle hayır. Burası elflerin evi ama...''

 

Xuan araya girdi. ''Ya Sauron'un Tek Yüzük'ten vazgeçmesini sağlarsak? Tıpkı sizin sınırlı silahları çözmeniz gibi.''

 

Galadriel başını iki yana salladı. ''Bu mümkün değil. Sauron zihnini ve hayatını yüzüğe mühürledi. Onu kullanan herkes içindeki kötülük tarafından kontrol edilecektir. Hobbit zaten kendini kaybetme belirtileri gösteriyor. Dahası, kimsenin Sauron'unkinden daha güçlü bir zihni yoktur.''

 

''Peki ya yüzüğü bu dünyadan çıkarırsak?'' Xuan meyveyi elinde döndürdü. ''Yüzüğü dünyadan çıkarmak. Eğer bir eşyaysa Tanrı'nın boyutuna kolaylıkla girebilir. Ancak, Tanrı'nın boyutuna geçme izni olmayan bir film karakteri olarak... Bu diyardan silinecek. Ve geriye sadece Tek Yüzük kalacak.''

 

 







Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18317 Üye Sayısı
  • 791 Seri Sayısı
  • 37542 Bölüm Sayısı


creator
manga tr