Cilt 16: Bölüm 15-1

avatar
227 1

Terror Infinite - Cilt 16: Bölüm 15-1


Çevirmen: Starshollow
Editör: Mariposa





Xuan'ın analizine göre, enerji taşlarını ele geçirmek veya elflerden direkt istemek aptalcaydı. Film karakterlerinin onlara olan sempatisini azaltırdı, özellikle ana karakterlerin. Zheng onları önceki savaşlarda defalarca kurtarmıştı. Enerji taşları tek başına buna değmezdi.
 
''Enerji taşlarını elde etmek yerine, onları bir yedek mal gibi görmek daha iyi. Enerji taşlarını hemen toplamamıza gerek yok. Her takımın bir filmi tamamladıktan sonra diğer takımlarla tanışmadan kendi film dünyalarına dönebildiğini unutmayın. Şu an yalnızca elflerle olan ilişkimizi geliştirmek zorundayız. Sonra bu dünyaya özel mallarla değiştirmek için Tanrı'nın boyutundan mallar kullanabiliriz. Enerji taşları, mithril ve diğer nadir şeyler. Burada açgözlü olmanın bir anlamı yok. Şimdiki hedefimiz itibar kazanmak ve bu dünyaya erken giriş fırsatımızı boşa harcamamak.''
 
Herkes durumlarının böyle olduğunu anlamıştı. En büyük düşmanları artan zorluktaki film karakterleri, çok sayıda köle ve onları bekleyen iki takımdı. Enerji taşları hakkında açgözlü olmanın zamanı değildi. Yine de dinlenmeleri sırasında herkes hala enerji taşlarını izliyordu. Elfler bu lüksten daha fazlasıydı. Oyuncuların gece boş vakitleri vardı. Kısa bir konuşmanın ardından, takımlar halinde ayrılarak şehrin etrafında dolaşmaya çıktılar. Şehirde bonus görevler ya da görev malları keşfedip keşfedemeyeceklerini görmek istiyorlardı. Nasıl olsa yapacak başka bir şey yoktu. Aynı zamanda yürüyüş biraz rahatlatıcı olabilirdi.
 
Üç takım şehrin içinde güvendeydi. Öte yandan, yedi kıdemlinin eşlik ettiği on yedi yeni gelen, Rohan Geçidi'ne doğru yola çıkmıştı. Bu grubun gücü endişe vericiydi ancak ''yüzük'' onlarda değildi. Rohan Geçidi'nin batısına ulaştılar. Bu bölge insanlara ve elflere aitti, bu yüzden yol onlar için güvenli olmuştu.


Normal yolu izledikleri için Rivendell'den Rohan Geçidi'ne gitmek 40 gün sürecekti. Ya da acele ederlerse 30 gün. Yoldaki manzaralar tablo gibiydi. Bu dünyada çevre kirliliği veya tahrip edilmiş ormanlar diye bir şey yoktu. Manzaralar yeni gelenleri etkiledi ve onlara sanki bir tatildelermiş hissi verdi.
Diğer yandan kıdemliler bütün süre boyunca kalplerini sıktı. Grubun en zayıfı Kuzey İzlanda Takımı'ndan bir adamdı. Yalnızca üç film atlatmıştı ama burada barışçıl dünya diye bir şey olmadığını biliyordu. Şu an öyle görünebilirdi fakat ölüm hiçbir işaret vermeden gelebilirdi.
 
Çin Takımı'ndan Kampa ve diğerlerinin yolda ateşi çıktı. Çabuk gelip geçti. Geçtikten sonra, kilitsiz modun ilk aşamasına ulaştılar. Xuan'ın ürettiği T virüs prototipi etkisini göstermişti. Biraz gecikmeli oldu ama ilk aşamayı açmayı başarmışlardı. Çin Takımı üyeleri arttırılmış güç ve tepki hızı kazanmışlardı. Tabi yine de bu artış ejderha kanı kadar belirgin değildi.
 
Haotian, yolculuğa başladıktan beş gün sonra Çin Takımı'nın kıdemlileriyle irtibata geçti. Onları tarlaya sürükledi, sonra gülümseyerek; ''Biraz zahmetli ama kendimi tekrar tanıtayım. Tanrı ve Xian Hırsızları. Ben Xian'ım, Haotian. Ahem. Beni tanımıyor gibisiniz.'' dedi.
 
Ona kaşları çatık bir şekilde baktılar. Haotian tuhaflığı fark etti ve kahkaha attı. ''Gerçek dünyada değerli mallar çalmada ustayım. Antikalardan, hayvanlara, teknolojiye ve hatta insanlara kadar her şey. Değerli ve elde edilmesi zor olduğu sürece, hedeflerim bunlardı. Gerçek dünyada bir çete ile çalıştım.''



Gando umursamamış gibiydi. ''Ee, bunun bizimle ne ilgisi var? Gerçek dünyada ne kadar güçlü olursan ol, hala burada hayatta kalmak için mücadele edeceksin. Bir hırsız olmak seni burada güçlü kılmaz.''
 
''Demek istediğim bu değildi.'' Haotian kafasını kaşıdı ve güldü. ''Kendimi tekrar tanıtıyordum sadece. Söylemek istediğim, Xuan bize bir görev verecek.'' dedi.
 
İfadeleri anında değişti. Özellikle Xuan'ın planlarının kurbanı ve Zheng ona yardım etmeseydi Starship Troopers'ta (Yıldız Gemisi Askerleri) neredeyse ölecek olan Gando'nun ifadesi.
''Görev...'' Haotion, Xuan'ın onunla ilk konuştuğu zamanı hatırladı. Xuan grubunun adını seslenmişti ve onun gerçek ismini. O an kalbi duracakmış gibi oldu. Eğer böyle bir durumda olmasaydı, Xuan'ı öldürmeye çalışırdı.
 
''Bana karşı böyle bir düşmanlık hissetmeye gerek yok. Dokuzuncu bölümdeki National Security'de (Bela İş Başında) bilgilerinizin olduğunu unutmuş olamazsınız. Tesadüfen oradaki verileri okuma yetkim ve alışkanlığım vardı. Bu yüzden size aşinayım. Siz genetiği değiştirilmiş ilk nesil insanlardan bir buçuk yıl sonra oluşturulan insanlarsınız. Tesis ilk seferinde olduğu gibi insanların sınırlarının aşılmasını öncelemedi. İkinci nesilde sadece gerekli genetik değişiklikler yapıldı. Ne yazık ki, ölüm oranı hala yüksekti. Sen hayatta kalan yirmi kişiden birisin ve olumsuz yan etkisi olmayan tek kişisin.''



Haotian onu süzdü sonra da kayıtsız bir tonla ''Sen kimsin? Sana otuz saniye veriyorum.''
 
''Genetiği değiştirilmiş birinci nesil insanlardan sağ kurtulan tek kişi. Benim adım Chu Xuan.''



Haotian'ın DNA'sında sadece iki değişiklik vardı; zekâ ve psikokinezi (Maddeleri zihin gücüyle hareket ettirebilme). Değişikliklerinin amacı ona yeterli zekâ ve mücadele yeteneği kazandırmaktı. Neslinde, yan etkilerin olmaması sayesinde yirmi yıldan fazla yaşayan tek kişi oydu. Haotian, Çin'e ait yadigarı, yeraltında ticareti yapılan bilgileri ve teknolojiyi çalmak için yaratıldı. Bu eylemler su yüzüne çıkarılamadı, bu yüzden adı hükümetin resmi kayıtlarında hiçbir yerde yoktu. Geçmişi olmayan bir insandı. Kökeninin tek göstergesi dokuzuncu bölümdeki bir not defterinin içindeydi.
 
''Zekân ve yeteneğin nedeniyle sana verdiğimiz tek destek bilgiydi. Ancak, imkansız olduğu düşünülen çok sayıda görevi tamamladın. Daha sonra bir partnerin olduğunu öğrendik. Tanrı ve Xian Hırsızları, sen Xian'sın, bu yüzden kendine Haotian adını verdin, bu da Xian imparatoru anlamına geliyor. O zaman Adam kim? Tanrıların atası olarak bilinen kişi. Kökeni nedir?'' dedi Xuan duygusuzca.
 
Haotian acı bir gülümsemeyle cevap verdi: ''Kuralımız asla birbirimizin kökenini sormamaktı. Siz olduğuna inanamıyorum Albay Chu Xuan. Bu dünyaya girdiğinize de inanamıyorum. Adam'ın yanı sıra, yaptığımız iş birliklerinden sonra kalbimin derinliklerinden saygı duyduğum tek kişisiniz. Planlarınız olmasaydı ölmüş olabilirdim.''
 
Xuan başıyla onayladı. ''İki sorum var. Bir, Adam nerede? İki, buraya nasıl geldin? Yalan söyleyebilirsin ama kişiliğin ve bedeninle bu alana girmen imkânsız olmalı. Söyle bana. Bunu nasıl başardın?''
Haotian kafasını kaşıdı. ''Adam'ı kovalarken buraya girdim. Birdenbire ortadan kayboldu. Gizli bir odanın içindeydi. Hiçbir hilenin olmadığı gerçek bir gizli oda. Size rakip olan bir zekâsı olsa bile odadan nasıl çıktığını anlayamadım. Böylece kaybolduğu odayı araştırdım. Yerde bir dizüstü bilgisayar vardı.''
 
''Sonra?''
 
Haotian devam etti: ''O odanın kamera kayıtlarını izledim. Kendi davranışlarını gözlemleme gibi tuhaf bir alışkanlığı vardı. Kaybolmadan önce ekranda ''EVET''e tıkladığını gördüm. Programı araştırmaya çalıştım ama geride hiçbir iz kalmamıştı. Sonra dünyadaki hükümetlerin benzer olaylarını araştırdım. Ve sonunda mesajınızı Çin'in en büyük askeri üssü veri tabanında buldum. Adam'ın nerde olduğunu sordunuz, onu öldürmek mi istiyorsunuz?''
 
Xuan başıyla onayladı. ''Evet. Böylesine tehlikeli bir insanın yaşamasına izin vermek riskli. Sana planımı anlatacağım. Yapman gereken...''
 
 


 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18314 Üye Sayısı
  • 791 Seri Sayısı
  • 37540 Bölüm Sayısı


creator
manga tr