Cilt 14: Bölüm 24-1

avatar
506 1

Terror Infinite - Cilt 14: Bölüm 24-1


 

Çevirmen: RmLover  Editör: Thomas Shelby

 

Zheng daha önce yalnızca ofiste çalışan, hayatta kalma potansiyeli yüksek olan birisiydi. Bu potansiyel yalnızca sevdiği kişiyi canlandırdıktan sonra su yüzüne çıktı. Ayrıca hayatını devam ettirme arzusu da vardı. Artık yalnız olmadığından arkadaşları, dostları, düşmanlarının kanı, aşktan beklentisi ve klonuna karşı olan nefreti vardı. Onu olduğu kişi yapan tüm şeyler bu sorumluluklardı.

 

"Yeni başlayanları köle olarak kullanmak, kuşkusuz başlangıç aşamasında hızla güçlenmek için etkili bir yöntem. Eğer Tanrı zorluk seviyesini en güçlü bireye ve takımın ortalamasına göre ayarlarsa böyle bir takım zor filmlerle karşılaşmayacaktır. Bu yüzden güvenli bir durumdayken çok miktarda puan ve ödül elde edebilirler. Bu yöntemin en büyük avantajı bu. Fakat eninde sonunda uçuruma sürükleneceklerdir."

 

"Kötülük adalet sağlamaz. Geçmiş, bu dünyadaki meselelerin mutlak güç olduğunu uzun süre önce kanıtladı. Bu yüzden adalet ve kötülük tamamen saçmalık. Bazı insanlara karşı adaletli olabilirsin ama her insana adil olamazsın. Kötü olmak da aynı. Bu şey zayıf kişinin kendisini rahatlatması oluyor. Başarısız olmalarının altında yatan sebep, Tanrı'nın diyarının yalnızca yüzeyini görüp asıl amacı unutmaları."

 

"Tanrı insanları puan toplasın ya da kendilerini geliştirsin diye getirmedi. Eğer durum buysa bunun tasarımcısı her insana geliştirme vermek için basit bir şekilde düzenlemiştir. Tanrılar ve budalar gökyüzünde uçtuğunda, vampirler ve iblisler yeryüzünde dolaştığında insanlığın sonu uzakta olmayacaktır. Gerçek amacı insanların evrimleşmesini sağlamak. Köle yetiştirmek bu adamlara güçlü geliştirmeler verebilir ancak kilidi açılmış seviyeleri kesinlikle düşük. Ayrıca kendi yetenekleri yerine muhtemelen yalnızca Tanrı'dan elde ettikleri yetenekleri ve geliştirmeleri kullanabilecekler. Bunun olasılığı yüzde doksanın üzerinde. Takas edilmiş yetenekler ve geliştirmeler, kilidi açılmış aşama ile belirlenirken kendi yarattığı yeteneklerin, güçlerinin yüzde yüzünü kullandığını deneyimledik."

 

"Son sorum da her güçlü bireyin ölümcül zayıf noktalarının olması. Mesela köpekbalıkları denizde güçlüdür ancak karada kedilerin yemeğidir. Aslanlar karada güçlüdür fakat denizde balıklar tarafından yenir. Böyle takımlar güçlü görünebilir fakat zayıf olabilir. Gidip onlarla karşılaş Zheng. Güçlü görünen kabuklarını kırdığımızda içeride çürük bir et kalacak. Dürüst olmak gerekirse Afrika takımı çok daha güçlü!"

 

Zheng, Xuan'ın sözlerini hatırladı. Zero ile birlikte sessizce ilerlemeye devam etti. İlk aşamaya girmişti. Kilidi açık modu birden çok kez kullanırken uzun süre boyunca ilk aşamada durabiliyordu. Zaman ilerlediğinde belki bir gün hiçbir kısıtlama olmadan birinci aşamada kalabilirdi. Ama şimdilik diğer takımı keşfetmek için genetik kısıtlamanın kilidini açması gerekiyordu.

 

"Zero, ne var ne yok?  Etrafı görebiliyor musun? Biraz karanlık." Zheng kısık sesle Zero'ya söyledi.

 

Zero Gauss tüfeğini kavradı ve cevap verdi: "Görebiliyorum. Sonuçta yalnızca gözlerimi geliştirdim. Karanlıkta bile birkaç bin metre ötesini görebiliyorum. Ancak bu arazi keskin nişancılık için uygun değil. He bir de iki tane patlayıcı Gauss mermisi kaldı."

 

Gauss patlayıcı mermileri pahalıydı ve Zero bu filme girmeden önce takas etmişti. Tabii ki son derece güçlü mermilerdi. Tek bir kurşun birkaç yüz metrelik alanı yok edebilirdi; nükleer bombadan daha yıkıcı bir etkisi vardı. Zheng, Zero'nun ne demek istediğini anladı. Düşmanları karşı başarısızlığa uğrarsa Zero bu mermileri kullanacaktı. Yıkım tekniğinin hızı sayesinde bu kurşunların etkisinden kaçabilirdi ancak düşmanları için aynı şey söylenemezdi.

 

"Tamam, anladım. Bunca zaman benimle birlikte savaştığın için teşekkür ederim. Tekrar önümde ölmeni istemiyorum kardeşim benim. Daha önce de söyledim, ölene kadar birlikte savaşacağız!" Zheng başını salladı:

 

Zero da başını salladı. "Ölene kadar birlikte savaşacağız."

 

Xuan'ın planını izleyen Zheng ve Zero, ters yöne doğru ilerledi. Bir yol aradılar. Gittikleri yönde çok böcek yoktu. Zheng, patlayıcı böcek dahil gördüğü tüm böcekleri kolayca öldürdü. Kaplan'ın Ruhu ile herhangi bir direnç görmeden patlayıcı böceği ikiye ayırdı ve daha sonra yürümeye devam ettiler.

 

On dakika sonra bir şey hissetmiş gibi birbirlerine baktılar. Çok karmaşık bir histi fakat gözetlendiklerini hissediyorlardı. Zheng kilidi açılmış moddaydı; Zero ise usta bir suikastçiydi. Her ikisi de böyle hisler karşısında hassastı. Yer altından daha açık bir alana doğru yürüdüler. Yer altında çok sayıda mantar büyümüştü ve etraf orman gibi görünüyordu. Sanki bir ormana yürüyorlardı.

 

"Zero, yakınlardalar. Şu anda dediklerimi duyabiliyorlar bence. Dikkat et." Zheng, Zero'ya mırıldandı. Bir sigara paketi çıkardı ve birini fırlattı.

 

Zero sigarayı yakaladı. Yaktı ve derin derin nefes aldı. Başını salladı ve daha sonra mantarların gölgelerine doğru yürüdü. Zheng açık alanda duruyordu.

 

Elinde Kaplan'ın Ruhu'nu tutarak etrafına baktı. Hareket tekniğini etkinleştirdi ve bir mantarın yanına zıpladı. Birkaç kez zıpladıktan sonra mantarın baş kısmında durdu. İzlendikleri hissini tekrar yaşamaya başladı. Sonunda uzaktaki bir tünelden dört kişinin çıktığını gördü. İki beyaz tenli, iki tane kahverengi tenli insan vardı. Kahverengi tenli olanlar suskun görünüyordu. Vücutlarında çok sayıda morluk vardı. Korkmuş gibi bir yüz ifadeleri vardı. Beyaz tenli adamlar kibirli bir şekilde Zheng'e baktı. Kılıca baktıklarında ise kahkaha atmaya başladılar.

 

"Komik mi? Beyaz domuzlar. Adamsanız gelin beni öldürün!" Zheng Qi'sini kullanırken bağırdı. Sesi net bir şekilde duyuluyordu. Adamlar gülmeyi kestiler fakat hala Zheng'i küçük görüyormuş gibi ilgisiz davranıyorlardı.

 

"Çin takımı? Sarı tenli maymunlar. Zenci Afrikalıların galibiyeti elde edeceğini düşündüm. Siz maymunların kazanacağını beklemiyordum." Adamın sesi Zheng'in kulaklarında yankılandı.

 

Karanlıktan gümüş bir ışık geçti. Zheng hemen sıçradı. Mantarın baş kısmına çarptıktan sonra ışık tamamen yok oldu. Ne yanmıştı ne de parçalanmıştı yalnızca yok olmuştu.

 

"Saklanma! Yerini buldum. Diğer tarafta bir bilim-kurgu silahı taşıyan biri var. Bize pusu kurmayı mı hayal ediyordun? Haha! Bak bizde BB savunma eşyaları var. Bunlar şarj edilebilir, çok amaçlı savunma eşyaları haberin olsun. Senin atalarının oluşturduğu eşyalar gibi görünüyor; Xiuzhen eşyaları. Tüm bilim-kurgu silahları, tıpkı büyülü eşyalar gibi bize karşı etkisiz. Senin kırmızı renkli kılıcın bize zarar veremez. Gel sen teslim ol. Sizi öldürdükten sonra daha diğer grubun peşinden gideceğiz. Onların da etrafını böcekler sardı. Beyin böceği önce gidip onları halledecek. Puanlar bizim olacak. Haha!"

 

Gauss nişancı tüfeği yüksek sesle yankı buldu. Bir mermi, gözle görülmeyen bir hızla elinde yay olan adama doğru gitti. Adamın vücudundan altın renkli bir ışık yayıldı. Bronz bir çan şeklindeki altın bariyer etrafını sardı. Klank! Mermi sanki gerçek bir çana isabet etmiş gibiydi. Adam sapasağlamdı.

 

(Bunlar beklenildiği gibi köle yetiştiren bir takım. En iyi silahlara ve savunma eşyalarına sahipler. Geliştirmeleri ve değerleri de muhtemelen çok yüksek. Bu adam gerçekten güçlü bir birey. Xuan, bu güçlü kabuk gerçekten çok güçlü olabilir.)

 

Zihninden bu düşünceler geçiyor olmasına rağmen öldürme niyeti daha yoğun bir hal almıştı. Yeni başlayanları köle gibi yetiştirmek onlara işkence etmekle aynı şeydi ve her ikisi de beyaz tenliydi. Her şey klonunun söylediği gibiydi. Bu iki kişi bir zamanlar Şeytan takımından olan iki üye olabilirdi! Durum buysa...

 

Ölmelisin!

 

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 19315 Üye Sayısı
  • 807 Seri Sayısı
  • 39069 Bölüm Sayısı


creator
manga tr