Cilt 14: Bölüm 23-2

avatar
446 1

Terror Infinite - Cilt 14: Bölüm 23-2


 

Çevirmen: RmLover  Editör: Thomas Shelby

 

Zheng sessizliğe büründü. Bu sefer kimseyi simüle etmedi ve Xuan'a baktı. İçinde bulundukları durum, yaklaşan savaş için elinden geldiğince enerji saklamasını gerektiriyordu ve bu yüzden istediği zaman simülasyonu kullanamıyordu. Ayrıca Xuan hemen yanındaydı. Kendi iradesini kullanmak zorundaydı.

 

Xuan doğrudan konuştu: "Şimdi onayladık. Rakip takım yeni başlayanları esir olarak tutan güçlü bir takım. Önceki tahminimi güncelleyeceğim. Tanrı zorluk seviyesini en güçlü bireye ve tüm takımın gücüne göre kararlaştırıyor. Ancak bu durum bizim için çok iyi değil. Güçlü bireylerle karşılaşmak istemeyiz."

 

Kampa sordu: ''Neden? Bireysel olarak güçlü olsalar bile Zheng'den daha güçlü olmamaları lazım. Zheng bizim takıma saldırsaydı, hemen başta Yıkım tekniğini kullanmadığı sürece iş birliği sonucu onu öldürebilirdik."

 

Xuan başını salladı: “Doğru. Çeşitli yetenekleri olan ve koordine olmuş bir takım güçlü bireyleri öldürebilir diyebiliriz. Bunu yapmanın yolunu da bilmiyorum ama şu an bunu yapamayız. Biz dezavantajlı taraftayız. Burası Arachnidler'in gezegeni. Onlar kendi yurdundayken biz her an pusuya düşürülebilir ya da böcek sürüsü tarafından çevrelenebiliriz. Özel ajanın ormanda askerlerden oluşan bir ekibi öldürdüğü filmi görmüşsündür. Güçlü bireyler tarafından seçilen savaş ortamı kesinlikle bir dezavantajdır!"

 

Zheng, bir anlığına duraksadı: "Ne yapmamızı öneriyorsun? Burada bekleyip onların saldırılarını mı bekleyeceğiz?"

 

Xuan gözlüğünü düzeltti: "Bu soruya gelecek olursak, ne kadar güçlü bireylerinin olduğunu düşünüyorum. Bu kişi ruh gücü kullanıcısı mı, keskin nişancı mı; yoksa savaşçı mı? Böyle birisi var olabilir ancak bu kişinin Güney Amerika takımında olma ihtimali son derece zayıf. Bu doğru olsaydı; Klendathu'da saldırıya uğramış olurduk. Klendathu da P. Gezegeni'ne kıyasla daha fazla böcek vardı. Eğer iki kişi güçlüyse savaş çok daha kolay olacak. Ama umudunuzu düşük tutmanız gerektiğini bilmenizi istiyorum. Senin dışında ben dahil buradaki herkesin yüzde elli ölme ihtimali var."

 

Zheng yine sessizliğe büründü. Bir süre sonra gruba bakıp başını salladı: "Saf olmayacağım ve kesinlikle herkesi koruyacağımızı söylemeyeceğim. Ancak elimden gelenin en iyisini yapacağım. Umarım herkes hayatta kalır ve ölene kadar benim yanımda savaşır."

 

"Tamam." Xuan onun sözünü kesti. Lan ve Snow'a dönüp sordu: "Durum vahim. Soruma cevap verin. İlk soru, etraftaki hiçbir şeyi tarayamıyorsunuz, bu adamların bizi gizlediğini varsayabilir miyiz? Ruh gücü kapasiteleri ve yetenekleri sizinkilerden üstün. Gizledikleri alanın merkezinde olup, bu yüzden etrafı tarayamamamız ihtimali olabilir mi?"

 

İki kız birbirine baktı ve başlarını salladı. Lan konuştu: "Dediğin şey mümkün fakat bu bölgenin gizlendiğine dair herhangi bir iz hissetmedik. Bu yüzden durum buysa bilmiyorum. Yani ikimiz de bilmiyoruz."

 

Xuan parmaklarını çıtlattı: "Güzel. Bunu yeni bir ruh gücü yeteneği olarak ele alalım. Bu tamamen mümkün. Şimdi tartışmamız gereken tek şey, ruh gücü kullanıcıları bizim gizli alanımızı delip ne konuştuğumuzu bilebiliyor mu? Bizi duyabildiklerini varsayacağım. Lan, artık tüm iletişim Ruh bağlantısı aracılığıyla kurulacak."

 

Lan ve Snow başını salladı. Xuan'ın sesi zihinlerinde yankılandı: "Mevcut durumda yalnızca etrafımızdaki açık alanı tarayabiliyoruz. Böceklerin dağılımını görme yeteneğimiz yok ve bu yüzden beyin böceğini bulma olasılığımız neredeyse imkansız. Şimdilik izleyebileceğimiz iki yol var fakan bunlardan yalnızca biri uygun. Ancak bu yol da çok tehlikeli."

 

Zheng cebinden bir paket sigara çıkardı: "Ne yolu? Sadece söyle. Güney Amerika takımıyla savaşma kararını verdiğimde, her tehlikeyi kabul edeceğimizi söylemiştim. İçinde tutmak zorunda değilsin."

 

Xuan başını salladı: "Bu mevzu hem basit hem zor. Güçlü bireyler grupları teker teker öldürebileceği için normal insanlar bu durumda bölünemez. Ancak bu şekilde birlikte yer altında dolaşmak bölünmekten çok da iyi değil. Böceklerin sonsuz kaynağı ile yüzleşmezsek Güney Amerika takımının pusularını ve olası saldırılarını tahmin edemeyiz. Birlikte kalmak ile başaracağımız tek şey bu süreyi on iki saate sürüklemek. Bu bizim asıl hedefimizle uyuşmuyor. O zaman gider kalede kalır, süreyi beklerdik değil mi?"

 

"İkinci yol da ikiye bölünmek. Elitlerden oluşan ufak bir grup ile büyük bir grup olacak. İlk grup için Zheng ve Zero'yu tavsiye ediyorum. Hem yakın hem de uzak mesafede etkili olursunuz. Sizin göreviniz Güney Amerika takımından en az bir güçlü bireyi yakalayıp, Güney Amerika takımının durumu hakkında sorgulamak. Ruh gücü tarayıcılarını yakalayıp gizlenmeyi kaldırırsanız süper olur. Bu sayede Güney Amerika takımının geri kalanını bulabiliriz. Merak etme. Bu gibi takımlar karşısında en güçlü üyeyi bulunca gerisi çorap söküğü gibi geliyor. Bu tarz takımlar hem güçlü hem de kırılgan."

 

"Büyük grubun amacı da Zheng ve Zero üzerindeki odağı çekmek. Onlara Güney Amerika takımı ile karşılaşmaları için bir şans verin. Mantık basit. Bizim düzenlemelerimizi bilmiyorlar. Biz yeni başlayanları köle olarak kullanan takımlardan değiliz. Bu yüzden bizim bireysel güçlerimizin eşit seviyede olduğunu düşünecekler. Ancak kendi yarattığı yetenekleri ihmal edecekler. Bizim amacımız onların ufak grupları rahatça halledebileceklerine inanmalarını sağlamak. İkinci amacımız da beyin böceğini dışarıya çekmek."

 

Zheng merak etti ve sordu: "İlkini anladım fakat ikinci amaçtan kastın ne? Beyin böceğini çekmek? Daha fazla insan olunca bunu yapabilir misin?"

 

Xuan başını salladı: "Beyin böceği büyük bir bonus görev ancak daha önemlisi şu an bir böcek sürüsünün ortasındayız. Zaman ilerledikçe daha da fazla böcek etrafımızı saracaktır. O sırada Güney Amerika takımı bizi pusuya düşürürse mağlubiyetimiz resmiyet kazanır. Beyin böceğini dışarıya çekip öldürme amacımız bu. Bence filmi izleyen birisi beyin böceğinin insan beynini yemesini anlayabilir. Çok sayıda böcek tarafından etrafımız sarıldığında bırakın artık tehdit oluşturmuyoruz hissine kapılsınlar; ortaya çıkma ihtimali yüzde yetmiş olur. Geri kalan herkesin ölme ihtimali varken Zheng'in önemli bir tehlikede olmamasını söylememin sebebi bu. Bu plan üzerinde karar kıldığımız için herkes ölüme hazırlıklı olmalı. Böceklerle savaşırken ölebiliriz. Beyin böceği dışarıya çıkmazsa ölebiliriz. Ve dışarıya çıkarsa da beynimizi yiyeceği için ölebiliriz."

 

Zheng sessizce sigarasını içti. Takımdaki her üyeye baktı. Herkesi birkaç kez derinden inceledikten sonra sigarasını fırlattı. "O zaman durum bu. Bu belki son görüşmemiz olabilir ancak seninle birlikte savaşmaktan çok keyif aldım dostum. Yaşamak için elinden geleni yap. Bana inan. Kesinlikle geri gelip herkesi kurtacağıma inan!"

 

Ayı robotun dediği 'Fumoffu' dışında kimse bir şey söylemedi. Hepsi sessizce Zheng'e baktı. Gözlerinin içinden gelen bir güven hissi vardı.

 

Tünelin diğer ucunda, gümüş yay tutan beyaz tenli adam biraz kafası karışmış şekilde konuştu: "Birkaç dakika orada durup sonra tekrar hareket etmeye başladılar. Ama garip. İki gruba bölündüler. Büyük grup tünelde ilerlemeye devam ediyor. Diğer grupta yalnızca iki kişi var. Başka bir yol arıyorlar. Roste, ne yapacağız? Hangi grubu izleyeceğiz?"

 

Roste sigarasından bir fırt aldı ve sonra güldü: "Saf. Büyük grup muhtemelen bizi ya da beyin böceğini aramaya devam ediyor. Ufak grup da bu adamlar federasyonun piyade birliğine ait oldukları için destek çağırmaya gidiyor. Neyse ne, önce gidip şu ikisini halledelim. Büyük grubu sonra teker teker öldürürüz. Haha!''

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18350 Üye Sayısı
  • 790 Seri Sayısı
  • 37573 Bölüm Sayısı


creator
manga tr