Cilt 14: Bölüm 18-2

avatar
475 1

Terror Infinite - Cilt 14: Bölüm 18-2


 

Çevirmen: RmLover  Editör: Thomas Shelby

 

Bu zırh savaşlara uygun olmak üzere yüksek teknolojiyle tasarlanmış bir federasyon ürünüydü. Başka bir deyişle çöptü. Zırhın savunması çok ufaktı. Normal bir saldırı tüfeği bile bu zırhı delip geçebilirdi. Bu yüzden askeriyedeki etkisi sıfıra yakındı. Askeri teknolojiye nazaran sivil teknoloji büyük bir ilerleme kaydetmişti. Mesela bu zırh iri yarı gözüküyordu ancak aslında oldukça hafifti. Ayrıca giyen kişinin boyunu kısaltıyor ve bilim-kurgu eşyası olmanın getirdiği şeyleri karşılıyordu.

 

Zheng önündeki iki zırhı aldı. Onları kalkan olarak kullanıyordu. Tatata! Koridora adım attığı an darbe sesleri gelmeye başladı. Koridor yaklaşık yirmi metre uzunluğundaydı. On tane asker diğer taraftan ateş ediyordu.

 

Zheng'in aslında gücü yüzünden yüksek teknoloji silahlardan korkmasına gerek yoktu. Dragonshard bir nükleer bombaya bile direnebilirdi, mermiler onun için hiçbir şeydi. Ancak bazı zorluklar vardı. Askerlerin önünde savaştığı için ne Kaplan'ın Ruhu ne de Dragonshard'ı kullanabiliyordu. İnsanlar Dragonshard'ı bir böceğin savunma yeteneği olarak düşünürse bunu açıklama imkanı bile olmazdı.

 

İki tane zırh almasının sebebi ise biriyle üst vücudunu diğeriyle alt vücudunu korumaktı. Gözleri odak noktasını kaybetti ve daha sonra ileriye atladı. Yirmi metrelik mesafe göz açıp kapayınca bitti. Elinde yük olmasına rağmen koşu hızı çok fazlaydı. Ancak bir sorun yoktu. Askerlere doğru ilerledi. En yakın olan asker başında bir acı hissetti ve daha sonra tepki bile gösteremeden bayıldı. Zheng, onun çenesine tekme atarak üç metre ileriye sürükledi.

 

Geri kalan askerler bir anlığına şok oldu. Zheng, iki kırık zırhı o askerlere fırlattı. Dört asker hemen yana doğru kaçtı. Zheng ileriye doğru birkaç adım attı ve bir askerin göğsüne tekmeyi bastı. Havaya uçan asker arkadaki birkaç kişiye de vurdu. Daha sonra diğer askerin boynuna bir dirsek attı. Asker hiç ses çıkaramadan yere düştü.

 

Mevzu yakın dövüşe geldiğinde bu askerler mevcut fizik yeteneğiyle Zheng'e hiç zarar veremezlerdi. Askerler ve çavuşlar çabucak yere serildi. Normal insanlar ona en ufak bir zarar bile veremezdi.

 

Zheng diğer askerler arkadan izlediği için bu adamları öldürmedi. Hedefteki kişiler asker olduğunda hareketleri acımasızca olsaydı, diğer insanların onun hakkında negatif fikirleri ve şüpheleri olacaktı. Bulundukları durum yüzünden askerlerin içinde en ufak şüphe bulunmasına izin vermemeleri gerekiyordu.

 

Çok uzun sürmeden merkez konferans odası koridorun diğer ucunda göründü. Kapının önünde yerde yatan askerler şaşırmasına neden oldu. Bu askerlerin üzerlerindeki üniformalar gelen destek ekibine ait üniformalardı ve bu askerlerin bu odayı koruması gerekiyordu. Yaşayıp yaşamadıklarını söyleyemiyordu.

 

Kapı açıldı. Orta yaşlı, kaslı bir adam kapıyı itti ve dışarı çıktı. Zheng'e ve arkasındaki yüzlerce askere bakıp sonrasında mırıldandı: "Madem işler bu noktaya kaldı artık onlar için endişelenmenin anlamı yok. Adın Zheng Zha mı? Çin takımının liderisin değil mi? Diğer yıldız gemisinde yanından geçmiştim yani daha önce karşılaştık. Bir şey söylemeye gerek yok. İçeriye gel. Gemide bulunan üyelerimizi yakalamak için burada olduğunu biliyorum. Oh ben de ilk aşamanın kilidini açtım. Beni öldürürsen çok fazla puan ve ödül elde edebilirsin." Kahkaha attıktan sonra konferans odasına doğru geri yöneldi.

 

Xuan kapıya bakarken kaşlarını çattı. Arkasını dönüp askerlere dedi ki: "Herkes silahlarını yere bırakmayan askerleri bastırmak için etrafa yayılsın. Bu konferans odasının güvenliğini garanti altına almalıyız. İki ekip burada kalıp burayı korusun. Ben generallere bakmak için içeri giriyorum. Parazite uğramış böcekleri kışkırtıp generalleri öldürmesini önlemek için kimse benim iznim olmadan odaya girmesin."

 

Askerler başını salladı. Askerlerin yerde yattıklarını gördüklerinde bu insanların parazitlenmiş olduğundan emin hale geldiler. Kıdemli askerlerin önderliğinde iki ekip orada kaldı ve geri kalanlar sessizce orayı terk etti. Zheng etrafa bir göz attıktan sonra konferans odasına girdi.

 

Odanın içerisinde de teğmenler, gazeteciler, gemi çalışanları hatta generaller bile yerde yatıyordu. Hayatta olan yalnızca iki kişi vardı; bu iki kişi Afrika takımından orta yaşlı, kaslı adam ile beyaz bir adamdı.

 

Beyaz adam generalleri işaret ederek delice bir gülümseme sergiledi. "Hehe. Her Albay'ın üç yüz puan değerinde olduğunu bilmiyor musun? Bir general ise bin puan değerinde. Onları öldürmekten çok büyük haz alıyordum. Burada beş binin üzerinde puan var. Haha! Senin takım çok güçlü değil mi? Tüm puanları ben kazandım. Ne kaldı sana? Haha!''

 

Hem Zheng hem de orta yaşlı adam kaşlarını çattı. Her ikisi de başka bir ifade sergilemedi. Orta yaşlı adam Zheng'e başını salladı ve konuştu: "Merhaba Çin takımının lideri. Benim adım Richard Robias, Afrika takımının en güçlü oyuncusuyum. Takımınla bir takas yapmak istiyorum."

 

Zheng şaşırdı. "Takas mı? Ne tür bir takas? Takımınızın şu noktada bizimle bir takasa girebileceğini sanmıyorum. Bu generalleri öldürerek haddini fazla aştın. İşler daha karmaşık bir hal alacak. Ayrıca bu puanları kazananlar sizin takımınız olmamalı. Bir takasa ihtiyaç olduğunu sanmıyorum."

 

Richard içini çekti: Beyaz adam bağırdı: ''Kahretsin! Öldürdüysem ne olmuş yani? Ne yapabilirsin? Gelip beni öldürecek misin? Beni böyle çaresiz duruma sokan kişi sendin. Ve şu aptal Neos! Dahi suçlu he? O sadece aptal bir çocuk. Onunla karşılaşma şansım olsa onu kendi ellerimle öldüreceğim." Konuşmasını bitirmeden önce Richard suratına tokat attı ve birkaç metre öteye uçurdu. Birkaç plastik sandalyenin üzerine uçtuktan sonra kırılan sandalyelerin arasında yerde kaldı.

 

Richard, Zheng'e özür dilermişcesine bir gülümseme sergiledi. "İnsanlar diğer insanların yalnızca hatalarını ve eksikliklerini görebilir. Asla kendi hatalarını fark etmezler. Takımımın sorunu da buydu. Etki avantajımız olduğu için seni öldürmeye çalıştık. Açgözlülük içimizi bürümüştü. Şimdi bu durumdayken söylenmesi gereken bir şey yok. Önce biz seni öldürmek istediğimiz için şimdi bizi öldürmek istemen mantıklı. Rose çifti dışında takımda masum olan bir ufak kız da var. Bu kızın acıklı bir geçmişi var. Annesi ve babasında AIDS vardı. Ufakken onu fuhuş bataklığına sürüklediler. O da genç yaşta AIDS kaptı. Yanlışlıkla bu diyara girmeden önce ölümün eşiğindeydi."

 

"Ufak kız masum. Seninle savaşıp öldürmek için tüm kararı biz verdik. Hırslı olmak da bizim hatamızdı. Sana yalnızca o ufak kızın gitmesine izin vermen konusunda yalvarıyorum. Canımı verebilirim bunun için. İstersen bu adamın da işini bitirebilirim, hiçbir çaba sarf etmeden öldürebilirsin onu. İsteğimi kabul edebilir misin?"

 

Beyaz adam yavaş yavaş yerden kalktı ve delirmiş gibi güldü: ''Kahretsin. Siz ikiniz istediğiniz zaman bana zorbalık edeceğinizi düşünmeyin sakın. Ben de ilk aşamanın kilidini açtım ve Tanrı tarafından lider olarak kabul edilen biriyim."

 

Zheng bu muhabbeti duyduğunda kaşlarını çattı. Richard isteğinin kabul edilmeyeceğini düşündü ve içini çekti: "Hayatta olduğu sırada Neos'a bir iyilik borçluydum. Güçlü bir yetenek oluşturdum; Berserker. Çok uzun sürmüyor ancak sana gösterebilirim sanırım. İkimizi öyle kolayca öldürebileceğini sanıyorsan, gel de dene bakalım!"

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18379 Üye Sayısı
  • 792 Seri Sayısı
  • 37592 Bölüm Sayısı


creator
manga tr