Cilt 14: Bölüm 18-1

avatar
498 1

Terror Infinite - Cilt 14: Bölüm 18-1


 

Çevirmen: RmLover  Editör: Thomas Shelby

 

Ses uzayda yankılanmadı. Yıldız gemisinde meydana gelen patlama bir füzenin isabet etmesi sonucu olsaydı, kulakları sağır edecek bir gürültü ortaya çıkacaktı. Bu yüzden Zheng dışarıda olan biteni bilmiyordu. Servisten indi.

 

Dışarıda askerlar panik içerisinde etrafta koşuşturuyordu. Hepsinin gözlerinde korku ifadesi vardı. Zheng buradaki askerlerin çoğunun savaşa katılmamış, yüksek mevkili askerlerle birlikte gelen askerler olduğunu fark etti. Bu yüzden acil durumlarda veteranlara kıyasla daha tecrübesiz görünüyorlardı. Yalnızca üslerinden gelen emirleri izliyorlardı. Gördüğü askerler birkaç kıdemli çavuşun komutasındaydılar ve başka bir grupla ayrı duruyorlardı. Diğer grubun kendi çavuşları hatta kendi teğmenleri bile vardı. Bu adamlar yardımla birlikte gelen subaylar gibi görünüyorlardı.

 

Kıdemliler Zheng'i görünce şaşkınlıkla duraksadı. Daha sonra onu saygıyla selamladılar. Biri Zheng'e doğru koşarak konuştu: “Efendim. Amiral gemisindeki askerlerin büyük çoğunluğu parazite uğramış insanlar yüzünden krize sürüklendi. Şu an gemidekilerin dörtte biri ile temasa geçtik ancak içiniz rahat olsun, onlarla müzakere ediyoruz. Yakında sonuçlanacağına inanıyorum."

 

Zheng geri selamladı: "Bu işin hızlı hallolması lazım. Generallere zarar vermeden önce onları durdurmalıyız. Generalleri parazitlerlerse böcekler bir sürü askeri sırrı öğrenmiş olacak. Hadi bu işi bitirelim. Ordunun komutasını bana verin ve içeriye sızmaya başlayın. Amiral gemisinin merkezine girmemizi engellemeye çalışan tüm askerleri öldürün. Bu zalimce bir karar ancak Dünyadaki insanlar, savaştaki gaziler ve zafer için elinizden geleni yapın."

 

"Emredersiniz!" Asker cevap olarak bağırdı. Selamladıktan sonra geriye koştu. Ekibini ve diğer ekipleri bu konuda bilgilendirdi. Ayrı bulundukları diğer gruba ateş açtılar.

 

Savaş alanındaki felaketi deneyimlememiş bir askerin kıdemli olmak için önünde uzun bir yol vardı. Kıdemli askerlerin elleri birini öldürdüklerinde titremezdi. Kendilerini tehdit eden herhangi bir canlıya karşı hiç merhamet göstermezlerdi. Teknik farkları kıyaslamak ise çok kısa sürerdi.

 

Ayrı duran grup ani saldırı karşısında kaosa sürüklendi. Askerlerin aniden ateş açacaklarını hiç beklemiyorlardı. Asker olmalarına rağmen huzurlu olan dünyadan gelen bu kişiler, savaşın dehşetini hiç görmemişti. Savaş kavramı onlar için yalnızca üslerinden gelen komutlardı. Kıdemliler onlara kendi kanlarıyla bir ders verdi.

 

Zheng merkez konferans odasına doğru giderken servisin yakınındaki kıdemli askerler, Zheng'in emirlerini etrafa yayıp kendi ekiplerinin ateş etmelerini söyledi. Zheng'in hoşnut olduğunu gören her kıdemli daha da hırsla saldırmaya başladı. Genelde silahla ateş açmadan önce diğer grubun silahlarını bırakması için birkaç kez bağırırlardı. Zheng, bunun birkaç örneğini görmüştü.

 

"Bu gerçekten işe yarayacak mı Xuan? Bana söylediğin gibi söyledim. Tüm amiral gemisi kaosa sürüklendi. Endişeliyim. Avantajlıyız gibi görünüyordu ancak generalleri öldürmeyiz değil mi? Bu durum bizim etki avantajımızı elimizden alır. Eğer bu isyanı durdurup devam etmesine izin verirsek federasyonun aklı başına gelir gelmez askerlerin kontrolünü kaybederiz. Çünkü parazit böcekler Dünyadaki her yetkiliyi kontrol edemiyor." Zheng, Ruh Bağlantısı aracılığıyla Xuan ile konuştu.

 

Bu sözleri söyledikten sonra kıdemli askerlerin yüzde sekseni onun emirlerini dinledi ve amiral gemisindeki ordunun kontrolünü ele geçirdi. Lan da Ruh Taraması ile Ruh Bağlantısı'nı kullanmaya başlamıştı. Ayrıca Afrika takımının ruh gücü kullanıcısına Ruh Kırbacı ile saldırmaya da başladı. Diğer takım o sıra Ruh Taraması ve Ruh Bağlantısı'ndan gelen desteği kaybetmişti. Çin takımı daha baskın konumda duruyordu. Zero ve Lan, Gando'yu kurtarmaya gitti.

 

''Sorun yok. Bu sadece bir deney. Sonuç harika görünüyor. Şimdiden bin puan aldım. Sen ne yaptın?" Xuan soruyu cevapladı ve Zheng'e sordu.

 

Zheng bir an duraksadıktan sonra konuştu: "Şimdi sen bahsedince bin puan bildirimini hatırladım. Eh? Onlardan bir kişi mi öldü? Diğer yerlerde ne oldu? Neden aniden bin puan kazandım?"

 

Xuan sakince konuştu: "Kampa az önce füzelerle ufak bir gemiyi yok etti. Ufak bir gemi bin puan veriyor, daha büyük gemilerin birkaç kat daha fazla vermesi lazım. O zaman sıkıntı yok."

 

Zheng terliyordu. "Bekle. Bekle. 'O zaman sıkıntı yok' derken neyi kastettin? Ses tonun beni korkutuyor. Gemileri batırmakla uğraşmayı kesin. Federasyon kendine geldiğinde ne yapmamız gerektiğinin cevabını vermedin. Çok fazla kişiyi öldürürsen bir sonraki savaşı geciktirirsek ve yüksek mertebedeki askerler bundan bizi sorumlu tutarsa uzayda ne yapacağız?  Afrika takımına karşı kazandıktan sonra kendi kuyumuzu kazmamızı istemiyorum."

 

Xuan'ın gülümseme sesi geldi: ''Merak etme. Sonrasını düşünmesem böyle büyük bir hamlede bulunmazdım. Klendathu'daki takımı hatırlıyor musun? Orada öylece güvenli bir şekilde kalamazlar. Tanrı her takıma karşı eşit. Daha güçlü takımlar daha büyük tehlikelerle karşılaşır ancak bu zayıf takımların güvende olacağı anlamına gelmez. Yoksa bu dünyaya korku filmleri dünyası demek yerine eğlence dünyası derdik. İlk savaş Klendathu'da olduysa diğer savaş P. Gezegeni'nde olacaktı. Bir gezegenden diğerine nasıl gideceklerdi? Uzay araçları olduğunu sanmıyorum. Tek ihtimal uzayda yaşayabilen böceklerin varlığı. Ve bu böcekler bize saldıracak!"

 

Zheng'in kafası karıştı ve sordu: "Uzayda böcekler ortaya çıkacak ve bize saldıracak. Ama bunun bizim durumumuzla ne alakası var? Bu böcekler bize şimdi saldırmaya geliyor mu diyorsun?"

 

"Şimdi değil ama bu durum çok uzakta da değil. Kaç gündür burada olduğumuzu say. Bugün dahil on beş gün oldu. Beş günden daha az süre kaldı. Süreye bakarsak böcekler ortaya çıkmazsa güvenle Tanrı'nın boyutuna geri döneceğiz. Tanrı hiçbir tehlike olmadan bir filmde yaşamamızı asla düşünmez. Zorluğu bile arttırır. Ayrıca böceklerin zekası varsa saldırmaları için en iyi fırsatı yaratıyorum. Bakalım bizim için ne zorlukta bir görev hazırlanmış." Xuan bir coşku duygusuyla konuştu.

 

Zheng içini çekti. Yeni gelişen olaylar karşısında ne böyle bir çılgın zekası ne de coşkusu vardı. Takımdaki herkesin hayatta kalmasını ve güçlenmesini istiyordu. Ancak gerçek onu her zaman farklı yerlere çekiyordu.

 

Zheng konuştukları esnada ileriye doğru yürüyordu. Bir şey söyleyecekti ancak bir bölük asker önünü kapattı. Bu askerler kıdemli askerlerin emrindeydi. İleriden ateş sesleri geliyordu.

 

Bir kıdemli ileriye doğru çıktı ve selamladı: "Albay, merkez konferans salonu ileride. Ancak düşman kuvvetler bir ateş bölgesi kurdu. Kendimizi gösterdiğimiz an saldırıya uğrayacağız. Bu adamlar böcekler tarafından kontrol ediliyor olabilir. Söylediğimiz hiçbir şeyin faydası olmadı. Lanet olsun. Burada nükleer bomba kullanamayız!"

 

Federasyonun askeri kuvvetleri ve özellikle piyadeler çok güçsüzdü. Tek işe yarayacak silah nükleer bombaydı ancak böyle bir geminin içerisinde bu bombayı güvenli bir şekilde kullanamazlardı. Nükleer bomba gemideki herkesi öldürürdü.

 

Zheng, koridorun köşesini ve arkadaki benzer koridoru gözetledi. Kıdemli askere söyledi: "Zırhın saldırı tüfeklerine karşı direnebilir mi?"

 

Kıdemli asker başını salladı: "Evet. Ancak keskin nişancı tüfeklerine karşı etkili değil. Aynı yere gelen iki ya da üç kurşun zırhı deler geçer."

 

Zheng güldü: "Bu koridoru bana bırak. İki zırh seti bulmama yardım et."

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18347 Üye Sayısı
  • 790 Seri Sayısı
  • 37573 Bölüm Sayısı


creator
manga tr