Cilt 6: Bölüm 5-1

avatar
2230 0

Terror Infinite - Cilt 6: Bölüm 5-1


 

Çeviren: HasıRwara

Düzenleyen: Ratel

 

Zheng'in grubu, sonunda pazar alanına ulaştı. Plana göre 2 gruba ayrıldılar. Bir grup ihtiyaçları stoklamaya giderken, diğeri ise atları satın almaya gitti.

 

"Evet, Sadece at istiyoruz, deve değil. Eğer yeterli ata sahip değilseniz, kalanını diğer tüccarlardan alacağız."Jonathan, tüccarın parmaklarına bir altın külçeyi sıkıştırarak dedi.

 

Açgözlülüğün artı tarafı, pazarlıkta her türlü avantajı kullanma becerisine sahip olmalarıydı. Altın külçeyi uzatırken ki isteksizliğine rağmen, Zheng’in bu görev için ona verdiği tüm altın çubuk hala cebindeydi.

 

İki grup bir saat içinde görevlerini tamamladılar. Bütün tüccarlar altının etkisiyle onlara büyük ilgi gösterdiler ve ihtiyaçları olan herşeyi kısa bir zamanda hazırladılar. Çok fazla söz etmeden, ihtiyaçlarını alıp atları üzerinde küçük depoya gittiler.

 

Ardeth onları boş bir depoya götürdü. Grubun önünde bir zinciri çekti ve bir tünelin girişini açtı. Tam o sırada, girişten 2 silah onları hedef aldı.

 

Ardeth bir şeyler bağırdı ve sonra siyahlar içinde iki adam bulundukları yere geldi. Ona saygı gösterdiler ve Ardeth onlara başını salladı, sonra Zheng'e dedi. "Beni takip edin. Silahlar buranın altında."

 

Bodrum çok geniş değildi, fakat çok sayıda silah içeriyordu. Topların yanı sıra, temelde savaş jetinden çıkarılmış bir makineli tüfek dahil bu çağda mevcut olan her silah vardı. Tıpkı filmdeki gibi, Ardeth makineli tüfeği ve bazı patlayıcıları aldı.

 

Herkes hazır olduktan sonra, Honglu hızlıca dedi. "İkisi de bizimle gelecek. Pazar alanından ayrıldıktan sonra, biri iletişim cihazlarımızın bir kısmını büyük grup için alacak, diğeri ise cihazların geri kalanını alıp bizim yarı hızımızla Hamunaptra'ya doğru ilerleyecek. Bize gelince, 3 atı sırasıyla kullanacak ve mola vermeden olabildiğince hızlı bir şekilde Hamunaptra'ya ulaşacağız. Bizden önce ulaşsalar da ulaşmasalar da onları şaşırtacağız. "

 

Tıpkı bu şekilde, grup pazar alanından tekrar ayrıldı. Zihin kontrolünden kaçınmak için, gerçekten savaşmayacak Honglu dahil herkes Hamunaptra'ya doğru yola çıktı. "Buradan 3. kez geçişimiz. Umarım dördüncüsü olmaz." Zheng eyerin üzerinde oturup çöle doğru bakarken dedi.

 

Evelyn güldü. "Bu doğru değil. Eğer bunu dördüncü kez göremezsek, bu Hamunaptra'da öldüğümüz anlamına gelmez mi? Onu dördüncü kez görmeliyiz."

 

Zheng ona güldü. Bu sadece oyuncuların anlayabileceği bir şeydi. Eğer görevi tamamlarlarsa Tanrı'nın boyutuna geri döneceklerdi, bu yüzden bu sahneyi bir daha görme şansları yoktu. Aksi halde başarısız oldukları ve kovalandıkları veya kaçtıkları anlamına gelir. Her ikisi de silme işlemiyle sonuçlanabilirdi. "Kaçmaktan yoruldum. Her şeyimizi ortaya koyup Hamunaptra'da bu işi bitirmeliyiz. Bütün mesele burada başladı ve burada sona erecek!" Zheng Na yüzüğüne baktı. Önceden orada olmayan birkaç el bombası vardı.  Takım Tengyi'yi pazar alanının dışında bir tepeye gömmeye kara verdi ve bu bombaları vücudunun üstünde buldular. "Ölüm veyahut yaşam... Herşey burada sonuçlanacak."

 

Üç at arasında yer değiştirip durmadan ilerlerken zorluk çekiyorlardı. Bedenlerini parçalanıyormuş gibi hissettiler. Neyse ki, Lan'ın dayanıklılık güçlendirmesi onları yolda tuttu.  Ve bu şekilde seyahat sürelerini birkaç günden,  bir gün ve bir geceye düşürdüler.

 

Saat 4:00 tü, Hamunaptra'ya ulaşmalarına sadece 1 saatlik mesafe kalmıştı, Gün doğumundan önce oraya varacaklardı.

 

Herkesin aklından bu düşünceler geçerken, yerin sallandığını ve şiddetinin giderek arttığını hissettiler.

 

Herkes döndü fakat etraf zifiri karanlıktı. Yüz metre ötesinde hiç bir şey göremiyorlardı.  Zero, küçük bir tepenin üstüne  çıktı ve baktı. "Geniş bir kum alanı bize doğru ilerliyor. Kum fırtınası gibi görünmüyor, sadece  bir yada iki metre yükseklikte. Mumyalar! Çok fazlalar ve çok hızlı geliyorlar!"

 

Bu mumyaların bir dayanıklılık limiti yoktu, ne ölümü ne de acıyı hissedebiliyorlardı.  Birkaç bin mumya, atlarla yarışabilecek bir hızla durmadan ilerliyordu.

 

Zero sözlerini bitirir bitirmez, başka bir kum dalgası nal sesleri ile görüş alanlarına girdi. 10 bin süvari mumyalara  saldırıyordu. Her iki tarafta, onun keskin bakışları olmasa göremeyeceği kadar uzaklıktaydı. Zero hemen gruba geri döndü. "Sahi mi? Herkes hızlansın. Onlara sürpriz yapacağız." Diye bağırdı Zheng ve Hamunaptra'ya doğru ilerledi.

 

Grup nihayet gün doğumunda Hamunaptra'ya ulaştı. Hamunaptra, altın güneş ışığının altında muhteşem görünüyordu, sanki Mısır'ın eski müreffeh çağına geri dönmüştü. Ancak Hamunaptra'ya uçan bir düzine uçak olduğu için hiç kimsenin bu manzarayı yaşayacak vakti yoktu.

 

Uçak geçerken önce herkes birkaç taş sütunun arkasına saklandı. Sonra Zheng, Zero'ya "Uçağı düşürebilir misin?" diye sordu.

 

Zero iç çekti. " Birkaç tane olsa sorun değildi ama hepsini indiremem. Gauss tüfeği güçlü fakat tekrar doldurmak çok vakit alıyor. Uçaklar inmeden sadece 3 tanesini vurabilrim. Bence bu kadar çok uçak getirmelerinin nedeni de bu, vurulmaktan kaçınmak."

 

Bu şansı harcadıkları için herkes iç geçirdi. Zheng derin bir nefes aldı ve dedi. "O halde orijinal planımızı takip edeceğiz. Zero, bu Hintli kadını öldürmek senin sorumluluğunda ve Heng seni koruyacak. Vursan da vurmasan da bir atıştan sonra kaçmayı unutmayın. Diğer herkes mezarın içine benimle birlikte gelsin. Sonra Ra heykelini aramak için ayrılacağız. Her kim bulursa bir silah sesi ile sinyal versin."

 

Zheng planı tekrarladı ve sonra mezarın girişine doğru yürüdü. Girmeden önce döndü ve Zero ve Heng'e tekrar baktı. Heng yayını ayarlarken Zero uygun bir yer arıyordu. Arkasını döndüğü anda, bir el boynunu kavradı ve onu yukarı kaldırdı.

 

Mezarlığın girişinde, aniden kumdan bir el ortaya çıktı. Etrafına daha çok kum toplandı ve Imhotep figürüne dönüştü. Zheng'i mezarlığa fırlattı.  Zheng duvara çarptı fakat duvar çok kırılgan olduğundan dolayı, duvarın içinden geçti ve metalik bir şeye çarptı.

 

Ardeth ve Jie girişe en yakın olanlardı. İkisi birden İmhotep'e ateş açtı. Ancak Kahire'de kullandıkları büyülü mermiler bile ona karşı etkisizken, şuan kullandıkları normal mermilerin daha da etkisiz olduğu ortadaydı. Mermiler onu vursa da sonrasında delikler aniden iyileşiyordu. O'Connell onu tüfeğiyle vurdu fakat boşunaydı. Imhotep orada hiç zarar görmeden duruyordu ve sonra kum fırtınasına dönüştü.

 

Yinkong hızlıca tepki verdi fakat kum fırtınası mezarlığa doğru gidip görüşlerinden çıkana dek sadece hançerini çıkarabildi.

 

Tam o sırada...

 

Bang!

 

Zero, Gauss tüfeğiyle hedefine atışını yaptı...

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18163 Üye Sayısı
  • 791 Seri Sayısı
  • 37433 Bölüm Sayısı


creator
manga tr