"En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, Çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ancak bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez." #Arthur Schopenhauer

Sovereign of the Three Realms - Bölüm 122: Prenses Gouyu'nun Karmaşık Duyguları


 

Çevirmen: Verto  Editör: Thomas Shelby

 

Söylemek lazımdır ki Jiang Chen'in duyguları, Qiao Baishi'yi de etkilemişti. Qiao Baishi, gözlerini genişletti ve feryat etti; " Qi Can'dı değil mi? Evimin genç ustası zaten kendi payını konuştu. Hala yapabiliyorken git! Elçiler krallıklar arasındaki savaşlarda katledilemez, aksi takdirde seni doğrayıp, köpeklere yedirecek ilk kişi ben olurdum.”

 

Qi Can da şaşkına döndü. İkna edici konuşmasının başkalarının gözünde şakadan başka bir şey olmadığını fark etti.

 

Bu Jiang ailesi deli miydi? Tüm Karaay Krallığı’na karşı savunmak için kendi solgun gücüne güvenebileceklerini mi düşünüyorlardı?

 

"Genç usta Jiang, gerçekten bunu biraz olsun düşünmeyecek misin?” Qi Can hala pes etmedi.

 

Çık dışarı!

 

Gerçek Qi vuruşu gibi yumuşakça bağırdı, Jiang Chen. Bu sözler, Qi Can'ın tüm vücudunu sert bir şekilde dalgalandırdı ve rüzgar karşısındaki bir uçurtma gibi süzülerek dışarı çıkardı.

 

Tam Qi toplamak ve geri saldırmak üzereyken sert bir zemine inmiş gibi ayakları aniden yere bastı.

 

"Qi'nin dışa yansıması, ağır nesneleri sanki hiç ağırlıkları yokmuş gibi kaldırır! O bir on bir meridyen gerçek Qi ustası olabilir mi?” Daha önce Qi hala biraz kibirliydi ama şimdi soğuk terler içinde korkmuş haldeydi.

 

Nasıl böyle gaddarca davranmayı sürdürmeye cesaret edebilir ki?

 

Jiang Chen'in gücü hayal gücünü aşmıştı. Gençleri arasındaki bir genç gerçek Qi'yi kullanmakta oldukça hünerliydi.

 

Qi Can'ın alnı, bunu düşününce soğuk terler içinde kaldı ve daha aptalca kelimeleri dile getirmeye cesaret edemedi. Ellerini bağladı ve oradan kaçtı. Jiang Chen gitmesine izin verdi ama altında bulunanların bundan memnun olmayıp gitmesine izin vermeyeceklerinden de endişeliydi.

 

Karaay Krallığı'ndan bir istila haberi gerçekten de Yue Qun'dan rastgele bir saçmalık değildi.

 

"Şerefli usta, bu konuda ne yapmalıyız?” Qiao Baishi de kayıpta gibi görünüyordu. Göğsü, vatanseverlik tutkusu ile doluydu ama aynı zamanda Doğu Krallığı’nın mevcut gücüyle 108 Dük’ün en az yarısının şu anda savaşamayacak durumda olduğunu da anlıyordu.

 

Kalan yarının da kalpleri titriyordu ve pek faydalı olmayacaklardı.

 

Kraliyet Ailesi’ne gelince seçkin askerlerinin hemen hepsi, Long Ailesi'nin neden olduğu kaostan dolayı ölmüştü. Yeniden inşa edilen Kraliyet gücü temelde aceleci bir son dakika çabasının sonucuydu. Güçleri sınırlıydı.

 

Krallık'a bir bütün olarak bakarsak, ön hatlarda Karaay Krallığı'na karşı savaşabilecek neredeyse hiç seçkin güç yoktu!

 

Başka ne yapabiliriz? Su yükseldiğinde, toprak ona set olur. Düşman askerleri ilerledikçe general onları savuşturur.” Jiang Chen paniklemedi. Sıradan krallıkların savaşları ve çatışmaları onun için büyük bir stres kaynağı değildi.

 

Bir mezhebin uzmanları bile boyun eğmesi için yeterli değildi. Karaay Krallığı onu nasıl endişelendirir?

 

"Baishi, Song Tianxing ve diğerlerine en acele şekilde başkente gidene kadar eşlik et. Kraliyet Ailesi ile anlaşma yapmak istemiyorum ama iki Krallık arasında bir savaş söz konusu olduğunda, mümkün olan en kısa sürede her şeyden haberdar olmalılar.”

 

Jiang Chen konuşmayı bitirdiğinde, iç çekmekten başka bir şey yapamadı. Doğu Krallığı gerçekten çok karışıktı. Tüm sisteminin düzeni, Long Ailesi’nin neden olduğu kaosun ardından çöktü.

 

Mantıksal olarak konuşursak Doğu Krallığı’nın gücüyle Karaay Krallığı'nda onlara istihbarat akışı sağlayabilecek gizli görevdeki ajanları bulunduğundan emindiler.

 

Bununla birlikte bu savaştan sonra Doğu Kraliyet Ailesi’nin neredeyse tüm gücü tamamen yok olmuştu. İstihbarat ağları olsa bile bu ağ neredeyse parçalanmıştı.

 

İstihbarat ağı çöktüğünde tüm ülke başsız bir sinek gibi olurdu.

 

Normal operasyonların üç ila beş yıl içinde başlaması imkansız olurdu.

 

Jiang Chen'in yanlışlıkla bu bilgiyi alması olmasaydı, Karaay Orduları sınırda ortaya çıktığında kraliyet ailesi hala habersiz olurdu.

 

Zor zamanlar zor tedbirler gerektirdi.

 

Jiang Chen, Gümüşkanat Kılıç Kuşları’ndan oluşan bir kalabalığı yönlendirmesi ve Şifa Salonu maiyetini mümkün olan en hızlı şekilde başkente götürmesi için Altınkanat Kılıç Kuşları’nı yolladı.

 

Gümüşkanat Kılıç Kuşları’nın hızı oldukça şaşırtıcıydı. Kuşların binicileri taşıyacak hale geldikleri gerçeği ile birleştiğinde, ilerlemeleri son derece hızlıydı ve aynı gün başkente geri döndüler.

 

Hem Song Tianxing hem de Qiao Baishi Doğu Krallığı'nda doğmuş ve yetişmişlerdi. Vatan aşkı ikisinin de damarlarında akıyordu.

 

Hiç tereddüt etmeden ve doğrudan Prenses Gouyu ile kendilerini dinleyecek birilerini aradılar.

 

Mantıksal olarak konuşursak Kral Doğu Lin'e kendilerini dinletmeleri lazımdı. Ancak Doğu Lin bir gençti ve temelde, şu anda sadece bir figür olarak hareket ediyordu.

 

Prenses Gouyu sahne arkasında Kral yerine idare ediyordu.

 

Song Tianxing yalnız olsaydı, Prenses Gouyu onu dinlemeyebilirdi. Ama Qiao Baishi farklıydı. Prenses Gouyu'nun iyi bildiği Jiang Chen'in güvenilir astıydı.

 

Hızlı bir şekilde giyindi ve ikisini saraya çağırdı.

 

"Prenses Gouyu'yu selamlıyoruz.” Song Tianxing ve Qiao Baishi saygılarını sunmak için öne çıktı.

 

kiniz nasıl tekrar birleştiniz? Telaşla beni bulmaya geldiniz, acil bir şey mi oldu?

 

Song Tianxing, Qiao Baishi'ye baktı ve onun konuşacağını belirtti.

 

Qiao Baishi de yan çizmedi ve cesurca dedi ki; " Prenses, bu öğlen haber aldık ki Karaay Krallığı büyük bir ordu toplamış ve on gün içinde Doğu Krallığımızı işgal edecekmiş."

 

Ne?” Prenses Gouyu'nun yüzü büyük ölçüde değişti. Son zamanlarda, onun belli belirsiz bir önsezisi vardı ve aynı zamanda belirli bir telaşa tutulmuştu.

 

Şu ana kadar kendisini Karaay Krallığı'nın harekete geçemeyeceğini ya da bu kadar çabuk hareket edemeyeceğini düşünerek safça teselli etmişti.

 

Ancak böyle bir rahatlık neticede sadece kendisini kandırmaktı.

 

Karaay Krallığı'nın sadece harekete geçmesi değil, harekete geçme hızı da onun tahmin ettiğinden daha hızlıydı.

 

"Bu haber, emin misin?” Prenses Gouyu soğukkanlılığını kaybetmiş olsa da hemen üstün bir pozisyondaki birinin duruş ve sakinliğini tekrar topladı.

 

Kuşkusuz.” Qiao Baishi cevapladı. "Karaay Krallığı’ndan bir elçi, bu sabah Jiang Ailesi’ni yanına çekmek için Jiang Han Toprakları’na geldi. Jiang Ailesi’ne davet olarak sayısız zenginlik ve refah ve ilk Dük'ün boş koltuğunu vaat etti.”

 

Prenses Gouyu, bu sözleri duyunca biraz umutsuz hissetmekten başka bir şey yapamadı. Jiang Chen'in zenginlik ve refahla ele geçirilemeyeceğini iyi biliyordu ama yine de sordu: "Jiang Chen kabul etti mi?

 

"Evimin genç ustası burnunu havaya kaldırdı ve elçiyi reddetmeden önce onu fena halde azarladı.” Qiao Baishi hiçbir şey yapmadı.

 

Song Tianxing'in kalbine, Qiao Baishi'nin “evimin genç ustası” sözünü duyunca nedense bir ağrı girdi, sanki birini kaybetmiş gibi.

 

Prenses Gouyu, Qiao Baishi'ye bakarken onun sözleri kendisini sanki başka bir yere götürmüştü. Sonra dedi ki; "Artık bu meseleyi biliyorum. Şimdi hemen Jiang Chen ile görüşmek için yola çıkacağım.

 

Pekala!” Qiao Baishi başını salladı.

 

"Dur bir dakika, Ruo'er'i de yanımda getireceğim.” Sanki biraz güvensizmiş gibi Gouyu, aniden Doğu Zhiruo'yu düşündü.

 

Belki de Gouyu'nun kalbinde Doğu Zhiruo, oynayabileceği en duygusal kart ve ayrıca Jiang Chen'i ikna edebileceği en iyi kişiydi.

 

Gouyu, Karaay Krallığı'nın istila etmek üzere olduğunu duyduğunda, başlangıçta biraz panikledi. Ama bir süre sonra hiçbir sebep olmaksızın içsel olarak rahatladı.

 

Sanki Karaay Krallığı'nın, Krallığı başarıyla istila etmesinin imkansız olduğunu hissettiren psikolojik destek almış gibiydi.

 

Bilinçaltındaki bu psikolojik dayanakla artık utangaç veya mahçup değildi ve şimdi bunun doğal olarak Jiang Chen'den dolayı olduğunu kabul etti.

 

İkinci Geçit Savaşı’nın şoku ve etkisi onun kalbinde öyle bir iz bırakmıştı ki yüz insan hayatı boyunca yaşasa da bu izi unutması çok zordu. Asla silinemeyen bir tür zihinsel damgaydı.

 

Jiang Chen'in mistik yanı, gücü, gizemi, cesareti, gururu ve karakteri bu savaşta pişmanlık duymadan iyice görülmüştü.

 

Bu tür bir genç, gururlu Prenses Gouyu'nun gözünde mükemmel bir adamdı. Gururlu kalbini fetheden tek adamdı.

 

Doğu Zhiruo çoktan uykuya dalmıştı. Ancak Jiang Chen'i göreceklerini duyunca sevinmişti. Uykusu tamamen kaçtı ve hemen yola çıkmak istediğiyle ilgili çene çaldı.

 

Bu önemli bir konu olduğundan Qiao Baishi, Prenses Gouyu'yu, Doğu Zhiruo'yu ve kraliyet kişisel muhafızlarından kalabalık bir grubu, güney sınırına dönüşünde beraberinde götürmekten hiç tereddüt etmedi.

 

Bütün gece yol aldılar ve gün aydınlanmadan önce Jiang Han Toprakları’na vardılar.

 

Jiang Chen'i tekrar gördüğünde, Prenses Gouyu karışık duygular hissetti. Değişim iplikleri, gencin genç ama kararlı yüzünde yer almış gibi görünüyordu.

 

Bu yüz onun için garip değildi ve her zamanki gibi tanıdık geldi.

 

Ama bu his sanki aralarındaki mesafe daha da büyümüş gibiydi.

 

Jiang Chen'in Prenses Gouyu'yu bile değersizliğinden utandıracak bir çeşit etkisi vardı. Tarif edilemez bir tür asalet, anlatılamaz bir tür mistisizmdi.

 

"Jiang Chen, sen zaten bir on bir meridyen gerçek Qi ustasısın değil mi?” Bu gencin yükselişini hatırlamakla beraber Prenses Gouyu hala oldukça gerçeküstü olduğunu hissetti.

 

Yarım yıl önce, Gizli Ejderha Testleri'nin temel sınavlarını bile geçemeyecek biri gibi görünüyordu!

 

Bir kişi yarım yıl içinde böyle tam bir değişime nasıl maruz kalabilir?

 

Prenses Gouyu bunu anlayamadı ve anlamak da istemiyordu.

 

Jiang Chen başını hafifçe salladı; "Bu küçük meseleden bahsetmeyelim. Evet Gouyu, Doğu Klanı’nın eski bir atası olduğunu duydum. Long Ailesi'nin isyanı sırasında ortaya çıkmadı. Güçlü bir düşman istila etmek üzereyken bile hala görünmeyecek mi?

 

Prenses Gouyu kederli biçimde gülümsedi; "Ata, kapalı kapı eğitiminde. Ama yakında çıkmalı mı?

 

O sözleri söylediğinde kendinden emin değildi. Ayrıca Doğu Klanı’nın bir atası olabilir ancak Karaay Krallığı'nın da atası vardı.

 

Eğer yaşlılar karşı karşıya gelecek olursa Karaay Krallığı'nın atasının bin yıl yaşamış, yaşlı bir ucube olduğu söyleniyordu. Hem ömrü hem de yetişim seviyesi Doğu Klanı’nın atalarından daha yüksekti.

 

Jiang Chen gülümsedi ve daha fazla konuşmadı.

 

"Evet, o kız Zhiruo da geldi mi?

 

Evet ama gece boyu acele ettik, bu yüzden iyi dinlenmedi. Uyumaya devam etse iyi olur. Onu özledin mi?” Prenses Gouyu'nun sesi biraz garipti.

 

Onu özlüyorsun?” Jiang Chen'de kahkaha patlak verdi. "Siz hanımefendi, zihniniz her zaman rastgele şeylerle doludur. Bana bu sefer sözünüzü yerine getirmek için geldiğinizi söylemek istemez misiniz?

 

Prenses Gouyu'nun büyüleyici yüzü kızardı. Elbette Jiang Chen'in neden bahsettiğini biliyordu. Bir zamanlar, Gizli Ejderha Denemeleri’nde Long Ailesi'ne baskın gelirse Zhiruo'ya ya da ona her ikisine beraber sahip olma hakkı olacaktı.

 

Prenses Gouyu, o kelimeleri söylemek için cesaretini nereden aldığını bilmiyordu. Dürüst olmak gerekirse son derece çelişkili hissetti. Biraz utanmış ve korkmuş hissetti ama belli belirsiz bir his de eğer bu durum gerçekleşirse çok da kötü olmayacağına dairdi.

 

Ama Jiang Chen'in bu konuyu yüz yüzeyken açması, normalde küstah olan Prenses Gouyu'nun yanaklarında bir kırmızılığın dans etmesine sebep oldu.

 

Jiang Chen... Sen... Sen... Sen... " Prenses Gouyu gerçekten onu uyandırmak ve iradesini güçlendirecek bir şey söylemek istedi. Ancak seksi dudakları ayrıldığında, ne diyeceğini bilmiyordu.

 

"Gördün mü, pişman oldun, değil mi? O zaman hiçbir şey söylememişim gibi davran.” Jiang Chen karanlık yüzüyle bilinçli olarak böyle söyledi.

 

"Hayır, öyle değil. Jiang Chen..." Prenses Gouyu gözlerinde utangaçlık ışığı parlar vaziyette, alelacele açıklamaya çalışıyordu ve bu normalde görülmesi imkansız bir manzaraydı. Sesi o kadar düşüktü ki kendisi bile duyamadı. "Jiang Chen beni yanlış anlama.  Eğer gerçekten istiyorsan, bana sahip olabilirsin.”

 

Bu inatçı kadın hemen sonra dudağını ısırdı ve cesaretini topladı; "Biliyorum... Beni pek düşünemeyebilirsin. Ama senin dışında ben, Gouyu, bu hayatta başka bir adama asla olumlu bakmayacağım.

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1258

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1081

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 890

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 822

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 702

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 659

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 644

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 602

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 552

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 523

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 376

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 195

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 188

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 98

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15561 Üye Sayısı
  • 507 Seri Sayısı
  • 20943 Bölüm Sayısı


creator
manga tr