Eğer hakim olsaydım, yapacağım ilk şey kölelik ve aristokratik sistemi değiştirmek olurdu. Eğer kanunun karşısında eşitsek, o zaman herkes her şeyde eşit olmalı ve sınıf farklılıkları olmamalı! #The Dark King

SAHİPKIRAN - BÖLÜM 32


BÖLÜM 32

 

Ling Yun da İstaphayı dikkatle süzmeye başladı. Onun vücudundan hiç güç hissedemiyordu, kendisi de Yang yasalarına çalıştığı için karşısındaki kişide Yang enerjisi olduğunu hissetmişti ancak seviyesini görememişti. Vücudundan da yetişim enerjisi gelmiyordu. Tıpkı Yang ile harmanlanmış normal bir insan gibiydi. Açıkçası Ling Yun onun güçlü olduğunu düşünmüyordu. Ancak i-karşısındaki kızın kararına saygı duyması gerekirdi. Bu yüzden tam uzaklaşacakken İstapha konuştu.

‘’Bekle.’’

Bunu duyunda Ling Yun durdu ve İstaphaya ne var der gibi bakmaya başladı, İstaphaya karşı olan bakışı kızlara karşı olan bakışları kadar kibar olmasa da kibirle de dolu değildi. O seviyedeki insanlar genelde kibirlerinden önünü göremezdi ama bu delikanlıda çok fazla kibir yoktu.

 

‘’Sen az önce bu iki kızı kendi yanına davet ettin değil mi?’’

Bunu duyunca iki kız hemen telaşlandılar, İstapha onları kız kardeşi yapacağını söylemişti, bu yüzden bir ağabey gibi davrandığını ve kendi yanındaki iki kızı davet ettiği için karşısındaki genç çocuğa sinirlendiğini düşündüler. İstapha şüphesiz güçlüydü ancak karşıdaki çocukta Mor Boynuzlu Gergedanı tek darbede indirmeyi başarmış birisiydi, özellikle yaşının en fazla 15 olduğu da düşünülürse çok güçlü bir aileden geliyor olmalıydı. Eğer İstapha böyle birisini ve yenilirse gerçekten acı olurdu, ancak yener ve zarar verirse daha da acı olurdu. İşte bu yüzden bir delilik yapmasından korktular.

‘’Evet, davet ettim.’’

Ling Yun soğuk bir şekilde cevap verdi, korkmadığı açıkça belli oluyordu.

‘’Peki o zaman, beraber gezmenin yasak olduğunu bilmiyor musun?’’

Bu soru Ling Yunu birazcık şaşırtmıştı.

‘’Üzgünüm, kurallar açıklanırken hiç dikkat etmemiştim, böyle bir kural mı var?’’

‘’Evet, birisiyle beraber gezmek diskalifiye sebebidir.’’

‘’Peki madem öyle, siz neden berabersiniz?’’

Ling Yunun sorusu iki kızı endişelendirmişti, eğer yetkililere beraber gezdiklerini söylerse sıkıntı olabilirdi, kendileri neyse de İstaphaya büyük sıkıntı çıkardı. Sonuçta onlara yardım etmişti, eğer onların yüzünden başı belaya girseydi kendilerini affetmezlerdi.

‘’Hops, kim beraber?’’

‘’Siz berabersiniz ya işte.’’

‘’Yooo, biz sadece canavarı daha rahat yenebilmek için bir araya geldik, ah bilmiyorsun tabii, beraber gezmek yasak olsa da canavarlara beraber saldırmak yasak değildir. Yoksa ormandaki bir sürü canavarı kimse yenemezdi.’’

Bu sözler nihayet iki kızı rahatlattı, hem delikanlıda ikna olmuş görünüyordu. Zaten büyük bir ailede gelmişse diğer insanların meselelerine çok fazla karışmazdı, hele bu kadar güçlü ve yetenekli birisinin onları umursaması bile çok nadir bir şeydi, bu yüzden kızlar kendilerini bir şey olmayacağına dair ikna ettiler.

‘’Anlıyorum, bu kuralları bilmiyordum, öğrettiğiniz için teşekkürler. Şimdi daha fazla rahatsızlık vermeden gideyim. Genç bayanlar, kendinize iyi bakın lütfen ve dikkatli olun.’’

Bunları söyledikten sonra tam dönüp gidecekken bir kadının sesini durdular.

‘’Dur bakalım.’’

 

Başlarını çevirince iki tane sarışın kadının onlara doğru geldiğini gördüler, kadınlardan birisi kırmızı bir kıyafet giyerken diğeri mavi-beyaz giyinmişti. İkisi de olgun ve oldukça güzel duruyordu, güzelliklerinin yanında birisinin onların varlıklı kişiler olduğunu anlaması da zor değildi, birisinin elinde silah olarak dikenli bir kırbaç diğerinin ise kıvrımlı kılıç vardı ve bu iki silah çok yüksek kalitedeydi.

 

 

https://s.vndb.org/ch/31/60131.jpg

 

 

 

 

 

 

GELEN İKİ KADIN

 

 

Ling Yun onların çok güçlü kişiler olduğunu anladı ve yüzünü buruşturarak sordu.

‘’İki hanımefendi benden ne istiyor acaba?’’

‘’Delikanlı, yolundan döndürdüğümüz için çok üzgünüz. Biz, yani ben ve kız kardeşim bir kutuyu arıyoruz, abanoz bir kutu ve içinde de yeşil bir hançer var. Bu civarlarda olduğunu tespit ettik. Böyle bir şey görmüş olabilir misiniz acaba?’’

‘’Maalesef Ling                Yun böyle bir şey görmedi.’’

Ardından iki kadın kızlara döndü, bu sefer konuşan mavili olandı.

‘’Kızlar, acaba bu tarz bir şey görmüş olabilir misiniz? Bu kutu bizim için çok değerlidir.’’

‘’Suzu özür diliyor, ancak böyle bir şey hiç görmedi.’’

Shiya ya çekinerek lafa girdi.

‘’B-bende öyle bir şey görmedim.’’

Ardından İstaphaya döndüler. Mavili kadın onu ilk gördüğü anda büyük bir hayal kırıklığına uğradı, çünkü karşısındaki genç çok yakışıklıydı, vücudu çok iyiydi. Ancak hiç yetişimi yoktu. Belki gerçekten insanların ilgisini çekecek birisi olabilirdi ancak böyle bir dünyada yetişimi olmadığı sürece ne fark ederdi ki? En fazla şanslıysa güçlü bir kadının ilgisini çekip onun kanatları altında yaşamını devam ettirirdi. Böyle birisi de erkek sayılır mıydı?

‘’Delikanlı, sen bir şey gördün mü?’’

‘’Evet.’’

!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!

 

 

Bu sözü oraya gülle gibi düşmüştü, bir anlık şaşkınlığın ardından kadın konuştu.

‘’Delikanlı, bu kutu bizim için çok önemlidir, eğer onu bize verir ya da bulmamıza yardım edersen seni cömertçe ödüllendireceğimizden hiç şüphen olmasın.’’

Bu iki kadının ne kadar varlıklı olduğu bakınca bile belli oluyordu. Eğer cömertçe onu ödüllendirirlerse İstaphanın da zengin olacağından şüphe yoktu.

Kadın sözlerine devam etti.

‘’Peki kutu nerede , nerede gördün onu?’’

‘’Kutu bende.’’

!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!

İkinci gülle de böylece düşmüş oldu, bu sefer Ling Yun bile şaşırmış ve kapalı tuttuğu gözlerini hafifçe aralamıştı.

Kadın kendisini toparlayıp az bir heyecanla tekrar söze girdi.

‘’Bu çok rahatlatıcı genç adam. Bizi onu arama zahmetinden kurtardın. Aslında gerçekleri sana söylememe izin ver. Kız kardeşim ve ben bütün aile üyelerimizi kaybettik, o gördüğün kutu ise bize onlardan kalmış bir hatıradır. Biz çocukken ona dokunmadan uyuyamazdık bile. Artık ailemizden sadece biz kaldık, aslında kutuyu çok iyi şekilde korumamız   gerekirdi ama biz iki aptal bir anlık dikkatsizlik gösterince kutuyu kaybettik. Neyse ki üzerinde işaret izimiz vardı. Bu sayede onun nerede olduğunu bulabildik.’’

Bu sözleri duyunca iki kız çok büyük bir üzüntü hissettiler, kendileri ihanete uğramıştı ve bu canlarını çok yakmıştı, ancak aileleri yine de sağdı. Onlara istedikleri zaman sevgilerini verebilecek anne ve babaları vardı, lakin biraz önce zenginliklerine imrendikleri bu iki kadının hiçbir akrabası kalmamıştı, eğer sizi karşılık beklemeden sevecek bir aileniz yoksa paranın ne anlamı kalırdı ki? Bu yüzden iki kadına karşı çok büyük üzüntü hissetmişlerdi, Ling Yun bile birazcık üzülmüş gibi duruyordu. Hiçbir üzüntü belirtisi göstermeden öylece sırıtan tek bir kişi vardı, İstapha.

 

İşaret izi ise ancak pahalı ve özel nesnelerse bir nesnenin üzerine koyulabilecek bir şeydi. Birisinin bunu alabilmesi için çok zengin olması lazımdı çünkü çok pahalıydı, ancak bir kere üzerine vurulan nesne de kaybolmazdı. Yüz binlerce kilometre uzaktan bile eşyayı bulabilirdiniz, ancak bununda tek bir zayıf noktası vardı, o da yeri tam olarak hissedememenizdi, yani mesela aradığınız eşya 50000 km uzakta bir okulda, okulu bulurdunuz ancak okulun neresinde olduğunu tam olarak hissedemezdiniz, aramanız gerekirdi. Bu yüzden iki kadın kutunun bur ormanda olduğunu analsa da neresinde olduğunu bilemezdi, ve yardım istemek zorundaydılar.

 

Kadın ise sözlerine devam etti.

‘’Her ne kadar bu ailemizden bize kalsa da bunu zorla senden alamayız, fakat ailemizin tek yadigarı olduğu için kimsede de bırakamayız. Onu almamız gerekir, bu yüzden seni bolca ödüllendireceğiz. Peki, 5. Seviye bir dövüş yeteneği senin tatmin eder mi?’’

!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!

Bunu duyunca Ling Yunun bile gözleri fal taşı gibi açılmıştı, ancak hemen ardından sakin haline döndü, kızlar ise daha da şaşkındı.

‘’Ah.’’

Shiya bağırmamak için küçük elleriyle ağzını sıkıca kapadı, Suzu da şaşkınlığı üzerinden yavaşça attı. Aslında ikisi de İstapha adına çok sevindiler, nedeni basitti.

 

5.Seviye bir dövüş yeteneği ne demekti? Okullar öğrencilerine yetenek öğrenebilmesi için kitap ödünç verirdi, ancak bu kaçıncı seviye olabilirdi ki? Nihayet Suzu ve Shiya gibi sıradan öğrenciler en fazla 2. Seviye yetenek öğrenebilirdi, 3. Seviye bir yetenek öğrenebilmek için büyük bir şey başarmanız gerekirdi, mesela şu an bulundukları sınavı kazanmak bunu sağlayabilirdi, ancak hepsi bu. Daha fazlası değil. Peki ya 4. Seviye, onu öğrenmek için ne yapmak lazımdı? Çok büyük bir şey başarmak, elitlerin bile göz dikemeyeceği bir şeydi, ya o zaman 5. Seviye? Herhalde bunu kazanmak için okul adına çok önemli bir öğretmeni hatta bir uluyu kurtarmak filan gerekirdi, ancak öğrencilerden binlerce kat daha güçlü olan bir uluyu bir öğrenci nasıl kurtarabilirdi ki? Geriye tek seçenek kalıyordu, o da Okullar arası turnuvayı kazanmaktı. Ki bu daha da imkansızdı, çünkü daha önce bu okul o turnuva da ilk bine bile girememişti, her ne kadar öğretmenler ve ulular konusunda çok şanslı olsa da aynısı öğrenciler için söylenemezdi.

 

Fakat iki kızın aklına bir şey takıldı, İstaphanın hiç yetişimi yoktu ki, o halde nasıl bu yeteneği geliştirecekti? Ancak yetişimi olmadan da nasıl bu kadar güçlü olabilirdi. Bunun içinden çıkamamışlardı. Ve elbette onu ilk defa görüp de vücudundan hiç güç hissetmeyen iki kadın onun direk olarak yetişim yapamadığını düşünmüştü. Kitabı verme amaçları da yetişimi için değil satıp para kazanması içindi, böyle bir kitabı okula bağışlarsa okulda ileride mevki sahibi olacağına ve okulun ödülleriyle zengin olacağına şüphe yoktu, çünkü bu seviyedeki kitaplar çok nadirdi. Eğer gidip açık arttırmada satarsa da yine çok zengin olacaktı. Fakat bir an sonra gelen cevap daha da şok ediciydi.

‘’Reddediyorum.’’

!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!

‘’N-neden, ödülü mü az buldun?’’

‘’Yooo, ödül gayet yeterli.’’

‘’O zaman sorun ne, genç adam bir anlık heyecanla yalan söylemeni anarlım ancak şimdi doğruyu söylemelisin, senin gibi birisine hiç yalan yakışıyor mu?’’

‘’Ben de aynı şeyi söyleyecektim. Yalan söylemek siz iyi bayana hiç yakışıyor mu?’’

‘’Ne demek istediğini anlamıyorum delikanlı, gerçekten sinirlenmeye başlıyorum, eğer kutuyu görmediysen sadece söyle, böylece bizi oyalamazsın.’’

‘’Bahsettiğin kutu siyaha dönük kahverengi bir kutu, içindekiler ise yeşil bir hançer…………………………..’’

İstapha kutuyu ve içindekileri tarif edince iki kadın çok şaşırdı, şüphesiz bu kutu onların aradığı kutuydu.

‘’Peki analdım, kutu sonuçta gerçekten sendeymiş, ancak enden onu bize vermek istemediğiniz söyler misin?’’

‘’Çünkü yalan söylüyorsunuz.’’

‘’Ne konuda?’’

Mavili kadın duruşunu bozmadan sordu.

‘’Her konuda, bak olayı baştan alayım. Ben Yang yasaları üzerine çalışan birisiyim, bu konuda epey ilerleyince kendi yetişimimi insanlardan saklamayı öğrendim, çok yüksek seviyedeki birisi bile yetişimimi göremez, siz ise bundan dolayı benim yetişim yapamadığımız sandınız, aksine yapabiliyorum.’’

İstapha yetişim konusunu bir yalanla örtmüştü, kitap öğrenememe meselesine ise daha sonra gelecekti. Sözlerine devam etti.

‘’Yang konusunda, yani yasalarında ileri seviyelere gitmem Yin enerjisinde de büyük hassasiyete sahip olmamı sağladı. Her kadın istisnasız Yin enerjisine sahiptir ve hepsinin enerjisi birbirinden farklıdır. Ben ise bunu rahatlıkla ayıt edebilirim, kutuya gelince, ailenizi kaybettiğinizi filan söylediniz, ve çocukken bu kutuya dokunmadan uyuyamadığınızı söylediniz ama bu gerçek değil, çünkü bu kutunun üzerinde bir sürü Yin enerjisi var, evet bu doğru ve bu çok eski bir kutu, ayrıca dokunan herkes aynı soydan geliyormuş, yani anneden kıza geçen bir şey, buraya kadar sorun yok ama bir sıkıntı var, bu Yin enerjileri arasında sizin hiç enerjiniz yok, yani hiç dokunmamışsınız!!!’’

 

Sözleri ortamı bir anda sessizleştirmişti.

Ancak duramdan konuşmaay devam etti.

‘’Üzerine Yin enerjisi bulunan kadınlar çok garip, evet siz çok güçlüsünüz ve Yin enerjiniz de normal kadınlardan çok ötede ama bu kadınlar, sizlerden binlerce kat daha fazla Yin enerjisine sahipler. Çok güçlü ve seçilmiş kişilere benziyorlar, ve sizinle de hiçbir akrabalıkları yok, daha da ötesi siz ikiniz kardeşte değilsiniz.’’

Bu da ikinci bombaydı, kadınlar şaşkınlıktan ne diyeceğini bilemiyordu.

‘’Pehh, peki genç adam, sanırım doğruyu söylememiz gerek. Haklısın bu ailemizden kalan bir şey değil, sadece bulmayı daha da kolaylaştırmak için öyle söyledik, ailesinden miras kaldığı kişi bizim efendimizdir.’’

‘’Efendiniz kim?’’

‘’Bunu söyleyemeyiz, üzgünüm.’’

‘’Ben de o zaman kutuyu veremem.’’

‘’Neden?’’

‘’Belki efendiniz çok kötü birisi ve kutu ya da içindekiler onun kötü amellerine hizmet ediyor, bunu bilmemin bir yolu yok değil mi? Efendinizi öğrenmeden bu kutuyu size emanet edemem.’’

Her sözüyle kızlar daha da korkuyordu. İki kadının çok üçlü odluğunu bildiklerinden İstaphaya bir şey yapmasından korkuyorlardı. Çekingen Shiya bile söze girdi.

‘’Ağabey, bırak gitsin, hem bu ablalar kötüye benzemiyor.’’

‘’Yapamam Shiya, hem aklımı kurcalayan bazı meseleler daha var.’’

 

İstaphanın sorgusu henüz bitmemiş gibi görünüyordu.

‘’Burası bir okulun sınav alanı, çok büyük güvenlik önlemleriyle çevrelenmiş halde, yüksek seviye yetişime sahip insanlar bile buraya fark edilmeden girmeye muktedir olmamalı, ancak siz bunu başarmışsınız. Sınavdan haberiniz yok gibi görünüyor, bu yüzden okulla anlaşıp gelmiş olamazsınız. Yani haber vermeden girdiniz, peki bunu nasıl yaptınız?’’

 

‘’Başka sorun var mı?’’

Mavili kadın soğukça sordu.

 

’’Elbette var, siz çok fazla para harcayıp çok güçlü zırhlar giymişsiniz ancak, özellikle de yanındaki kırmızılı ablanın kıyafeti, nasıl desem, çok açık seçik, o kadar fazla yeri açıkta bırakacaksa zırh giymenin anlamı ne?’’

Bu soru şu ana kadar sorulan bütün sorulardan daha büyük bir bomba etkisi yaratmıştı. Hiç beklemedikleri bir anda böyle bir soru gelince hem iki kadın şaşkına dönmüş hem de kızların ağzı açık kalmıştı, Ling Yun ise şaşkın şaşkın İstaphaya bakıyordu. Ardından ilk olarak şaşkınlığını atan yine mavili kadın olmuştu.

‘’Peki başka sorun var mı?’’

‘’Elbette var, bir sürü açık verdiğiniz yer var ama, sorsam ne olacak ki? Sadece daha fazla cevapsız soru, bence bunun bir anlamı yok.’’

‘’Yani kısaca kutuyu bize vermeyecek misin?’’

‘’Eğer kimin sizi gönderdiğini söylerseniz ve bende kimseye zarar gelmeyeceğinden emin olursam tabii ki vereceğim, sonuçta bana ait değil. Ancak aksi halde vermem mümkün değil.’’

Kadın yüzünde biraz pişmanlıkla kılıcına dokundu.

(Çok genç ve toysun, sana zarar vermek beni çok mutsuz eder, lütfen, kutuyu bırakamaz mısın?’’

 

Kadın direk olarak ses iletişimiyle İstaphaya söylemişti, ses iletimini sadece gönderen ve alan duyabilirdi, nesnelerle de yapılabildiği gibi, yüksek seviye yetişime sahip kişiler zihinsel gücüyle de bunu yapabilirdi.

 

Ancak maalesef İstapha buna cevap veremezdi çünkü ne yetişimi ne malzemesi vardı. Sadece başını olumsuz anlamda salladı.

Bu sefer mavili kadın içinden, kendi kendine konuştu.

(Ne kadar yazık, yaptığı aptallıktan başka bir şey değil, oysa ki çok yakışıklı ve zeki birine benziyor, keşke aramızdaki ilişki bu şekilde olmasaydı. Eminim saraydaki bir asil kadının, yok, hatta herhangi bir kadının ilgisini çekebilir ve sefa içinde yaşayabilirdi, hatta ben bile, neyse artık faydası yok.)

Ardından İstaphayla konuştu.

‘’Ne olursa olsun çok genç ve toy olduğun için sana zarar vermeyeceğim, merak etme, kalıcı hiçbir hasar da bırakmayacağım, ancak yine de büyüklerinle ve özellikle de güç sahipleriyle konuşmayı öğrenmen için elimden geleni yapacağım.’’

 

Bunu söyledikten sonra kırmızılı kadına karışmamasını işaret etti ve ileri doğru çıkarken aklından kendisine sürekli telkinde bulundu.

(Yüzüne vurmak yok, yüzüne vurmak yok, yüzüne vurmak yok……)

 

İstapha da bu sırada Ling Yuna döndü.

‘’Genç dostum, rica etsem kız kardeşlerimi bir müddet korur musun? Galiba bu abla beni biraz cezalandıracak, onların da zarar görmesini istemiyorum.’’

‘’Pekala, merak etme.’’

Ling Yun onaylayıp hemen kızları geri çekti ama kızlar bir şey yapmadan duramıyordu.

 

‘’Ağabey lütfen yapma, zarar göreceksin.’’

Shiya ağlayarak bağırırken Suzu da gözlerini kapatmış ve dişlerini sıkmaya başlamıştı ancak titremesine engel olamıyordu.

Tam olarak İstapha kadınla karşılaşacakken bir kadın sesi duyuldu.

‘’Kim okulumun öğrencilerine zorbalık ediyor?

 

Kafalarını çevirip baktıklarında, Shizukunun sinirle onlara doğru geldiğini gördüler, boynunda ise sopasını tutuyordu.

 

 

 

 SHİZUKU

 

 

 

EVET BUGÜN SİZE OKUMANIZ DEĞİL UZAK DURMANIZ İÇİN BİR MANGA GÖSTERİYORUM. BAŞ KARAKTERİN ANNESİNİ EV SAHİBİ S…… BAŞLAYINCA ELİM AYAĞIM TİTREDİ DE YAZAMADIM YOKSA BÖLÜM DAHA DA İYİ OLACAKTI. SÖVÜN BU OR… Ç… MANGAYA.

 

LİNK: https://raws.mangazuki.co/manga/the-landlords-little-girl




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1324

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1121

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 939

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 858

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 741

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 695

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 676

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 617

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 574

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 545

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 449

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 210

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 195

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 146

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 144

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 115

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 88

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 73

Site İstatistikleri

  • 17355 Üye Sayısı
  • 484 Seri Sayısı
  • 23479 Bölüm Sayısı


creator
manga tr