"Çok fazla eğilmek kişiyi kambur eder." #Swallowed Star

SAHİPKIRAN - BÖLÜM 31


                                                       BÖLÜM 31

 

‘’Kalkın bakalım, bir şeyiniz var mı?’’

İstapha 2 kıza sordu.

‘’Biz iyiyiz, biraz şaşırdık o kadar, fiziksel bir zararımız yok. Adım neydi demiştin?’’

‘’İstapha, İstapha Kavihand. Sizin isimleriniz neydi?’’

‘’Ben Suzu, bu da arkadaşım Shiya.’’

İki kız olanları baştan tekrar İstaphaya anlattı. İstapha olanları duyunca tekrar üzüldü, aslında iki kıza acımıştı. Güvendiği insan tarafından ihanete uğramanın ne olduğunu o çok iyi biliyordu. Belki kendisi kadar değil ancak yine de bu iki kızın da ne kadar acı çektiğini az çok tahmin edebiliyordu. Onları teselli etmek için ne diyeceğini bilemedi. En sonunda aklına bir fikir geldi.

‘’Aslında bakın ne diyeceğim, belki terk edilmiş olabilirsiniz ancak bu yarışmayı bırakmanız anlamına gelmiyor. Hatta artık bırakmamanız gerektiğini düşünüyorum, madem zengin değilsiniz bu durumda elinizden gelenin fazlasını yapmanız gerekir. O iki çocuk için değil kendiniz için, bu yarışmada daha fazla başarı göstermeniz gerek. Beraber gezinmeniz yasak ancak canavar avlamak değil. Fikrim şu, beraber gezmek tanımı neyse ki çok fazla aydınlatılmamış, yan yana gezmediğimiz sürece bir şey diyemezler, çünkü birbirimizi görsek bile bu yan yana gezdiğimiz anlamına gelmez, siz birbirinizden ayrılın, ancak birbirinizi hep uzaktan da olsa görebilecek şekilde hareket edin, ben de sizi uzaktan, ancak görebilecek şekilde takip edeceğim, bu yüzden ikinizi birden takip edebileceğim şekilde hareket edin, beraber canavar arayacağız bu şekilde, ve her canavar çıktığında da beraber avlayacağız, merak etmeyin beraber dediğim ben halledeceğim. Elbette ödülleri bölüşeceğiz, her canavar için birisi çekirdek alacak.  İlki Suzu, ikinciyi Shiya, üçüncüyü de ben alacağım. Ne diyorsunuz? Elbette bu iyiliğim karşısında tek bir şey istiyorum, gördüğünüz her şey aramızda kalacak, hiç kimse bilemeyecek, tamam mı ?’’

İki kız şaşkınlıkla birbirine baktı, bu garip çocuk sadece onları kurtarmamış, yarışmada bulunan bir açıklığı da kendi lehlerine kullanmayı düşünmüştü, elbette beraber gezinmek filan yasaktı ancak, yan yana değil de onlarca metre uzaktaysak ve konuşmuyorsak, hatta birbirimize bile bakmıyorsak kim beraber olduğumuzu iddia edebilirdi ki? Bu öğrencilerin nedense aklına gelmemişti ama apaçık bir açıklıktı ve bu çocuk bunu kullanmayı akıl edebilmişti. Ayrıca kartalı bile nasıl olduysa kaçırtmayı başarmıştı, bunun anlamı istese kendilerine bir şey yapabilirdi zaten. Yine de onlara bu şekilde yardım eli uzatmayı seçmişti. Kaç yıldır tanıdıkları, kendilerinden çok sevdikleri sevgililerinin yapmadığını o yapmıştı. Bu yüzden ne diyeceklerini bilemiyorlardı. Aslında olayın gerçekliğine bile inanamıyorlardı.

‘’Bu planın işe yarayacağını düşünüyor musun gerçekten?’’

‘’Elbette işe yarayacak, bu konuda bir şey yapamayacaklarını zaten söyledim, tek yapmamız gereken planı uygulamak.’’

 

Aslında bu plan daha önce kimsenin aklına gelmemiş değildi. Elbette birileri bunu düşünmüştü ancak ortada bir sorun vardı. Risk almayı kabul edemezlerdi. Ya olurda bir şekilde okuldan atılırlarsa? Bir akademiye girmek birisi için hayatının dönüm noktası olabilirdi. Çünkü akademiler genelde birden fazla klanın desteğini alan kurumlardı ve oralardan mezun olmak büyük bir yeteneğiniz olmasa da varlık içinde bir hayat sürmenize yardım ederdi. Hele de birazcık yetenek göstermişseniz, hayatınız çok daha kolay hale gelirdi. Peki böyle bir sınav için bu kadar büyük bir risk almaya değer miydi? Elbette değmezdi, lakin burada 2 büyük istisna vardı, ilki kızlardı. Onlar buraya aslında sevdikleri çocuklar için gelmişti, yaşadıkları olay ise onların düşünce biçimini elbette değiştirmiş ve onları okul konusunu pekte umursamayacakları bir duruma sokmuştu. Bu yüzden atılacak olsalar bile o anlık bunu umursamadan İstaphayla, yani kurtarıcılarıyla rahatça hareket ediyorlardı. İkinci kısım ise İstaphaydı. İstapha bunu belki fark etmemiş olabilirdi ancak şu anki halinin eski haliyle hiçbir ortak yanı yoktu. Sadece karakterinin benzememesi meselesi değildi bu. Şu anda çok dengesiz bir karakteri vardı. Sanki tam oturmamış gibi. Bir süre önce Marikayı gururlandırmayı planlarken bir yandan da çok fazla dikkat çekememeyi düşünmüştü ancak şu anda belki de başına büyük bir bela açabilecek bir şey yapıyordu. Kesinlikle karakteri ve hareketlerinde dengesizlikler vardı. Eğer bu bir düzene girmez ve İstapha da bunu fark etmezse büyük sıkıntılarla karşılaşabilirdi.

 

 

BİR SÜRE SONRA…

 

 

 Çoktan birkaç canavarı bu şekilde avlamışlardı bile. Ancak bir süredir onları gizlice izleyen bir çift güzel gözü hiçbirisi fark edememişti. Bu güzel gözlerin sahibi etrafının bile güzelliğinden nasiplendiği orta yaşlı ama üzerinde hem büyük bir çekicilik hem de iticilik sahibi bir kadındı. Gözlerinde ufak bir merhamet görünse de merak ve şiddet isteği daha basıktı. Elbette bu kadının Ululardan birisi olan Shizuku idi. Bir süredir İstaphayı izleyip ne yaptığını gözlemliyordu, elbette amacını çoktan keşfetmişti bile.

 

YAZAR NOTU CCC

 

Evet arkadaşlar burayı önemli bir şey için kesiyorum, bakın seriyi seversiniz sevmezsiniz sizin bileceğiniz bir şey. Elbette beğenmediyseniz bunu yorumlarda ya da puanlamada belli etmek sizin hakkınız ancak tek bir isteğim var, dini ya da kutsal veyahut önemli kişileri siktiriboktan yorumlarınıza alet etmeyin beyinsiz beyinsiz. Size ne lan milletin ne sevdiğinden ne okuduğundan? Kimsin sen amk? Adam gibi olumlu olumsuz yorumunuzu yapın sonra defolun gidin benim canımı sıkmayın burada, kimseye zorla bir şey okutmuyorum. Beğenmeyen siktirip gidebilir ya da ıslak terlik çorap verip içindeki nefreti kusabilir sikimde bile değil. Her türlü eleştiriye kapım sonuna kadar açık, eleştirin ki seriyi beraber geliştirmeye çalışalım. Yavaş geldiğinin farkındayım ancak siz de artık evimden bin kilometre uzakta üniversite okuduğumu ki çok ağır bir bölüm ve bu yüzden yaza girmeden hızlı hızlı bölüm atamayacağımı idrak edin. Teşekkürler.

YAZAR NOTU CCC

 

Shizuku garip bakışlarla İstaphayı süzerken aklından bir sürü düşünce geçiyordu.

 

‘’Velete bak, hiç korkmadan utanmadan ne işlere kalkışıyor, hadi o neyse de yanındaki iki kızı da tehlikeye sokuyor. Neden böyle bir şey yapıyor ki? İsterse zaten iyi bir derece elde edebilecek bir güce sahip.’’

Shizukunun aklındaki sorular gayet doğru ve gerçekçi idi. Elbette sonradan geldiği için iki kızın durumunu ve İstaphanın bu işi onlara yardım etmek için yaptığını bilmiyordu. Ancak bilse  de garip hissederdi, kim tanımadığı insanlara yardım etmek için kendini böyle bir tehlikeye atardı.

Aslında Shizuku İstaphadan uzaklaştıktan ve nihayet doğru düzgün düşünebilmeye başladıktan sonra İstaphayla beraber yapmaya çalıştıkları şeyin en kadar kötü ve utanmazca olduğunu anlamıştı. Bu yüzden her şeyi unutup bundan sonra ondan ayrı durmaya bile karar vermişti ancak ormanda rastgele öğrencileri kontrol için gezinirken birden ona ve bu iki kıza denk gelmişti. Her ne kadar uzak durma kararı almış olsa da onu takip etmekten kendisini alamamıştı. Bir yandan onun için çok az da olsa endişelenmiş ancak bir yandan da ne yaptığını merak etmişti. Bu yüzden de garip gözlerle bir süredir onları izliyordu.

 

‘’B-bay İstapha, sol tarafta, 300 metre ilerde bir canavar var.’’

Suzu İstaphaya doğru seslendi, ardından beraber bahsettiği yere doğru gittiler. Gittikleri yerde bir Mor Boynuzlu Gergedan vardı. 2. Alemin 2. Seviyesinde idi. Üstünlüğü kuvveti ve dayanıklılığı idi ancak yavaş olduğu için öğrenciler adına çok da bir tehlike teşkil etmiyordu.

 

‘’Kızlar, bu sefer saldırma sırası sizde, iki kişi olduğunuz ve bu canavar çok yavaş olduğu için sizin adınıza çok da bir tehlike teşkil etmeyecektir. Hem bu sizin de canavarlarla dövüşmek konusunda tecrübe edinmenizi sağlayacaktır.’’

‘’A-ama bu şey çok büyük, biz onu nasıl yenebiliriz ki?’’

Shiya büyük bir telaşla sordu.

‘’Neden yenemeyesiniz? Kendinize daha fazla güvenmeniz gerek. Yarın öbür gün başınız sıkışınca yanınızda kimse olmayacak. Sadece kendinize ve gücünüze güvenebilirsiniz. Suzu, bir şey söyle.’’

Bu ikilinin arasından Shiya daha utangaç ve çekingen Suzu ise daha atılgan ve konuşkandı. Bunu onlarla konuşurken daha ilk dakika da anlamak kolaydı.

‘’Evet Shiya, biz sadece kendimize güvenebiliriz, bunu zaten biraz önce fark ettin değil mi?’’

Bunu söylerken alayla hafifçe sırıtıyor ve dalga geçer gibi konuşuyordu. Bu sözler Shiyanın üzerinde bir etki bırakmıştı.

‘’Pekala siz iki kıza bir  de sürprizim var.’’

‘’S-sürpriz mi? Ne sürprizi?’’

Shiya heyecanla sordu,az öncesini unutmuş gibiydi, ne canlı bir kız. Utangaç ama aynı zamanda çok heyecanlı.

‘’Eğer bu canavarı yenebilirseniz siz iki kız bundan sonra benim. Yani İstapha Kavihand’ın kız kardeşleri olacaksınız.’’

Bu sözler ikisini de ani bir şoka uğratmıştı. Böyle bir şeyi beklemedikleri gayet belliydi.

‘’N-ne dediniz, kız kardeş mi?’’

Suzu şaşkınlıkla ve biraz da çekinerek sordu, normalde çekingen kişi o olmasa da bu sözlerin onu şaşırttığı belliydi.

‘’Evet kız kardeş, siz o iki çocuk tarafından terk edilip yalnız bırakılınca kalbime bir bıçak saplanmış gibi hissettim. Bu yüzünden sizi bundan sonra kız kardeşim olarak görmek istiyorum, merak etmeyin ben sizin ağabeyiniz ya da kardeşinizken size kimse dokunamaz ve zarar veremez. ‘’

Bu sözleri söyleyince kızlar bir kere daha şaşırdı. Özellikle Suzu, o asla böyle bir şey beklemiyordu, hatta muhtemelen bu çocuğun onları kurtardığı ve yardım ettiği için onlarla ya da en azından biriyle yatmak isteyeceğini düşünmüş ve kendisini buna hazırlamıştı bile, eğer ikisinden birisiyle yatacaksa bu kendisi olacaktı ancak bu çocuk onları kız kardeşi yapmaktan bahsediyordu. Olaylara şaşkınlıkla tanıklık eden bir kişi daha vardı elbette, uzaktan onları izleyip dinleyen Shizuku.

Shizuku gerçekten çok uzaktaydı ancak bir Ulunun görme ve işitme becerisi nasıl insanlarla karşılaştırılabilirdi ki? Binlerce kilometre uzaktan bir şeyleri görebilir ya da kulak misafiri olabilirlerdi, bu yüzden İstaphayla aralarındaki mesafe ona hiçbir anlam ifade etmiyordu. Fakat duydukları onu da şaşırtmıştı.

‘’Bu sapık bu iki kızı kız kardeşi olarak mı istedi? Ben doğru mu duydum, bu sadece kısa bir süre önce benimle uğraşan sapık değil mi?’’

Bir süre önce bu öğrencinin kendisine yaptıkları aklına gelince Shizuku sinirlenmeye bile başlamıştı.

‘’Bu iki kıza gelince ağabeyleri oldun, benim önüme gelince ise sapıklığını gösteriyorsun, saygısız velet. Sana bir gün büyükanne dedirteceğim. Sadece bekle ve gör.’’

Bunu söyledikten sonra hışımla oradan uzaklaştı, İstaphanın güvenliği konusunda hiç endişe etmiyordu, gergedanı iyi bildiği için ona hiçbir tehlike arz etmeyeceğinin farkındaydı. Bir süre önce ona sopasıyla çok hafifçe vurduğu ve ayak bileklerini toprağa soktuğu saldırı bu gergedan 10 kat daha güçlü bile olsa onu öldürürdü ancak İstaphaya bir şey yapamamıştı. Onu gizlice takip etmeye çalışırken de hızına şahit olmuştu, gergedan sadece 2 kıza tehlike arz ederdi ancak İstaphanın onların zarar görmesine izin vermeyeceğini de biliyordu. Sonuçta onlara kız kardeşim demişti.

 

‘’N-neyse ne Shiya, hadi şu canavarı haklayalım.’’

 

Daha önce 4 kişi olarak 1. Alemin 8. Seviyesindeki bir sincabı çok da zorlanmadan yenmişlerdi, belki bu canavarı da yenebilirlerdi.(NOT: ALEMLERİ DAHA İYİ İDRAK ETMENİZ İÇİN SEVİYELERİYLE YAZIYORUM EĞER İSTERSENİZ DİREK İSİMLERİYLE DE YAZABİLİRİM LÜTFEN YORUMLARDA HANGİSİNİ İSTEDİĞİNİZİ BELİRTİN. HA BU ARADA BİR KAÇ BÖLÜME HİÇBİR ROMANDA GÖRMEDİĞİNİZ VE MUHTEMELEN GÖREMEYECEĞİNİZ BİR ŞEY OLACAK. BEKLEMEDE KALIN)

 

Suzu büyük bir kararlılıkla Shiyaya seslenince o da onunla birlikte gergedanın  yanına gitti.

‘’Woooshhh!!!’’

Gergedan iki kızı görünce burnundan solumaya başladı. Agresif bir canavar olduğu belli oluyordu. Suzu ise kılıcını tutarak yana doğru hareket ederken ani bir hareket yeteneği kulandı. Bir anda gergedanın sağ arka tarafına yani savunmasız tarafına geçmişti.

 

‘’Hasat Kılıcı!’’

Hemen 2. Seviye bir kılıç yeteneği kullandı, bu yeteneği bu okulun kütüphanesinde öğrenmişti, öğrencilere belli seviyelere kadar yetenek öğrenme izni veriliyordu. Suzu da bu yeteneğe karşı bir yakınlık hissetmiş ve uğraşları sonucu onu öğrenmiş ayrıca da gayet iyi bir seviyeye gelmişti. Şu anda yetenek üzerindeki kontrolü %60 civarı idi.

‘’Splsasshhhh!!’’

Çok tiz ve kulak tırmalayıcı bir ses duyuldu. Kılıç büyük bir güçle gergedana inmiş ancak sanki demire çarpmış gibi tiz bir sesle derisini kesemeden aşağı doğru süzülmüştü, gergedan bir hışımla ona dönünde Suzu hemen geri kaçmış bir anda arkasını döndüğü Shiya da ona az önce Suzunun saldırdığı yerden saldırmıştı.

‘’Tshhhhh’’

Bu sefer Shiyanın kullandığı yetenek ‘’Çekimsiz’’ idi. Bu da Suzunun kullandığı gibi bir 2. Seviye yetenekti ancak bir farkı vardı. Yetenekler sadece gücüne göre değil bir çok faktöre göre sınıflara ayrılırdı, ‘’Çekimsiz’’ saldırı alanının sadece silahla sınırlı kalması ve  rakibe vurmak için dibine girilmesi gerektiği gibi faktörler yüzünden 2. Seviye bir yetenek olmuştu. Fakat tam olarak öğrenildiği taktirde kılıcın ağırlığını ya da kullanılan silahın ağırlığını 1000 katına kadar çıkarabilirdi. Elbette çok yüksek seviyelere ulaşmadan bunu yapmak imkansızdı ancak Shiya zaten 30 kilo kadar olan kılıcını 100 kat arttırmıştı ve gergedanın savunmasız olan kısmına 3 tonluk bir ağırlıkla saldırmıştı, elbette bu ağırlık gergedana bir şey ifade etmiyordu ancak üstüne düşen bir ağırlık değildi bu, gayet keskin olan kılıcın ağırlığı idi. Bir insanın üstüne 10 kiloluk bir şey düşse de çok yüksekten düşmediği sürece zarar veremezdi ancak bu sayede ince ve belli bir noktaya düşseydi? Elbette insanın kurtuluşu olmazdı, bu yetenekte tamamen aynı mantıkta idi.

‘’Foshh’’

Birden gergedanın sağ arka tarafından hafifçe kan çıkmaya başladı, yetenek onu yaralamıştı ancak yara ölümcül değildi. Yine de onlara daha rahat saldırmak için şans  verirdi, fakat işi uzatırlarsa kan kokusu diğer canavarları da çekeceğinden iş aleyhlerine dönerdi. Bu yüzden gergedanı indirmek için kısıtlı zamanları vardı.

Birden agresif gergedan Shiyanın üzerine doğru koşmaya başladı, Shiya ani bir hareketle yana kayınca devasa bir ağaca çarpıp onu devirdi. İstapha onun bu kadar kuvvetli olmasını beklememişti, bu kızları da şaşırtmıştı.

‘’BLOOOOOOOOOHH’’

 

Ani bir çığlıkla arkaya baktıklarında orada bir Mor Boynuzlu Gergedan daha olduğunu gördüler.

 

‘’Hassss…’’

İstaphanın yüzü anında değişti, bu gergedan Suzunun hemen arkasındaydı ve ona vurmasına çok az vardı, anında koşmaya başladı. Suzu anlık hareket yeteneğiyle kurtulabilirdi ancak canavarlarla savaşma tecrübesi olmayan genç bir kız olarak anında hareketleri kesilmişti, bu tıpkı insanı üzerine kocaman bir kamyonun gelmesiyle aynıydı, bazen bütün hareket kabiliyeti bir anda kesilebilirdi. Eğer tecrübeli olsa bunu yaşamazdı ancak o ilk defa bugün sincap bir canavar avlamıştı ve şimdi de bir gergedana saldırmıştı. Hiçbir tecrübesi yoktu dersek yeriydi.

Tam İstapha harekete geçeceği sırada..

‘’Zrrrrrr’’

Kırmızı dikey bir keski gergedanı ikiye böldü. Bu saldırı kıpkırmızı rengiyle güçlü bir aleve benziyor olsa da alev temelli bir saldırı değildi, Yang temelliydi. İstapha bunu hemen anlamıştı.

Gözleri ileriye dönünce 14-15 yaşlarında görünen, yaklaşık 170-75 boylarında kırmızı gözlü, siyah saçlı, yakışıklı bir genç duruyordu. İstapha çocuğu görünce çok şaşırmıştı çünkü vücudundaki Yang seviyesi normal bir insanın yaklaşık 200 katıydı. Bu çok yüksek bir yaşamsal enerjiye ve Yang yasası konularında da büyük bir beceriye sahip olduğunun kanıtıydı. Ayrıca artık yetişim seviyelerini hissedemediği için çocuğun gücünü bilemiyordu ancak gergedanı ikiye bölmesi azıcıkta olsa fikir veriyordu. Yavaşça konuştu.

‘’Hanımlar, umarım bir şey olmamıştır.’’

Kızlar şaşkınlıkla ona bakarken daha önce yaralamış oldukları gergedan arkadaşının ölmesinden dolayı büyük bir sinirle kızlara saldırmıştı, zekası çok yüksek olduğu için kaçamayacağını anlamıştı bile, hele ki yaralı haldeyken mümkün değildi, bu yüzden ölmeden önce en azından 1 insanı kendiyle beraber götürmek istemişti, hayvanların içgüdülerine ve doğasına aykırı olan bu tarz hareketler yalnızca çok ekstrem anlarda ortaya çıkardı.

 

Yeni gelen genç tam tekrar saldıracakken hayvanın yarasını gördü ve biraz şaşkınlıkla kılıcı tekrar indirip beklemeye başladı. Suzu ve Shizuku hayvanın tekrar saldırmasını fırsat bilip etrafına toplandı, ne yaparsa yapsın bir tarafını açık bırakacaktı, Suzu birden gergedanın bu sefer ön tarafına gidip sahip olduğu 2. Seviye bir başka yeteneği olan ‘’Alevli Kılıç’’ı kullanmıştı, saldırıyı direk olarak gergedanın gözüne saplayınca gergedanın acıdan dolayı dikkati dağıldı, bunu fırsat bile Shiya da aynı yere geçerek ‘’Çekimsiz’’ yeteneğini tekrar kullandı.

‘’Splash’’

Bu sefer kan çok daha yoğundu, gergedan arkasını dönünce de Shiya hızla geri çekildi, bu sefer Suzu nun ‘’Alevli Kılıç’’ yeteneği gergedanın  yarasına indi. Gergedan acıdan dolayı büyük bir çığlık atarak yere çöktü.

Bu sırada da İstapha dikkatle ve belli etmeden gelen genci izliyordu, onu tanımadığından kızların avını çalabileceğinden korkuyordu. Böyle bir şey yapmaya çalışsa anında müdahale edecekti.

…………………………………………………………………………………

Nihayet bir süre sonra iki kızın ardışık saldırılarına daha fazla dayanamayan gergedan son nefesini verdi.  Son darbeyi vura Suzu idi. Ancak çekirdek kimin olursa canavarı da o avlamış demekti ve İstapha ile iki kız çoktan daha öncesinde bu konuda konuşup anlaşmıştı, İlk avları Suzunun olmuştu. Şimdiki ise Shiyanın, bir sonraki de İstaphanın. Yerde iki canavar olsa da kimse yeni gelen gencin öldürdüğü canavarın çekirdeğini almayı düşünmemişti, sonuçta bu onun hakkıydı. Nihayet İstapha ileriye gidip canavarın çekirdeğini alarak Shiyaya verdi. Ardından yeni gelen genç tekrar söze girdi.

‘’Merhaba, benim adım Ling Yun. Yang yasaları üzerine çalışıyorum. Amacım rahatsızlık vermek ya da işinizi bölmek değildi, sadece yardım etmek istemiştim. Özür olarak iki gergedanın da çekirdeğini alabilirsiniz.’’

‘’Gerek yok, genç efendi çekirdeğini alabilir. Öldürmediğimiz bir canavarın çekirdeğini alamayız, ayrıca özür dilemenize gerek yok. Biraz önce hayatımı kurtardınız, ben size teşekkür borçluyum.’’

Bu sefer konuşan Suzu idi. Yüzünde bir ciddiyetle ve ağırbaşlılıkla konuşmuştu, bunu gören İstapha ise rahatlamıştı. Bir süre önce yaşadıkları travmanın birazda olsa üzerinden atıldığını görmüştü. En azından öyle görünüyordu.

‘’Teşekkür ederim genç bayanın adını öğrenebilir miyim?’’

‘’Adım Suzu, hayatımı kurtardığı için genç efendi Ling Yuna teşekkür ediyorum.’’

Başını hafifçe eğip teşekkür etti.

Ardından Ling Yun tekrar lafa girdi.

 

‘’Nasıl desem bilemiyorum, genç bayan Suzu, buralar çok tehlikelidir, ne zaman nereden hangi canavarın çıkacağı belli olmaz. Genç bayan çok yetenekli olsa da hala çok toy, bu yüzden isterse ormanda ona eşlik edebilirim. Tabii ki arkadaki genç bayana da eşlik etmekten onur duyarım.’’

Bunu duyunca Shiya direk İstaphaya baktı. Onun ifadesiz olduğunu gördü, belli ki ne karar verirlerse versinler saygı duyacaktı. Ardından Suzu da başını çevirip ona baktı, Ling Yun kesinlikle güçlüydü ve onunla Shiyayı koruyabilirdi, ancak az önce bu genç adam onları kız kardeşi yapacağını söylemişti, İstaphanın gücünün seviyesini bilmese de çok güçlü olduğunu hissediyordu. Aslında  Suzu çocukluğundan beri her zaman onu koruyacak bir ağabey istemişti. Bu yüzden hiç belli etmese de İstapha onları kız kardeşi olarak alacağını söyleyince kalbinde büyük bir mutluluk hissetmişti. İstaphaya bakıncaysa onun hiçbir şey söylemediğini, hareket etmediğini, sadece onun gözlerine baktığını gördü. Yavaşça Ling Yuna döndü.

‘’Genç efendiye teklifi için teşekkür ederim ancak kabul edemem. Biz zaten Ağabeyimizle birlikte buradayız.’’

‘’Ah.’’

Shiya hafifçe şaşırmış ama hemen ağzını küçük elerliyle kapatmıştı. Bir İstaphaya bir Suzuya bir Ling Yuna bakıyordu.

Ling Yun da İstaphayı dikkatle süzmeye başladı. Onun vücudundan hiç güç hissedemiyordu, kendisi de Yang yasalarına çalıştığı için karşısındaki kişide Yang enerjisi olduğunu hissetmişti ancak seviyesini görememişti. Vücudundan da yetişim enerjisi gelmiyordu. Tıpkı Yang ile harmanlanmış normal bir insan gibiydi. Açıkçası Ling Yun onun güçlü olduğunu düşünmüyordu. Ancak i-karşısındaki kızın kararına saygı duyması gerekirdi. Bu yüzden tam uzaklaşacakken İstapha konuştu.

‘’Bekle.’’

Bunu duyunda Ling Yun durdu ve İstaphaya ne var der gibi bakmaya başladı, İstaphaya karşı olan bakışı kızlara karşı olan bakışları kadar kibar olmasa da kibirle de dolu değildi. O seviyedeki insanlar genelde kibirlerinden önünü göremezdi ama bu delikanlıda çok fazla kibir yoktu.

 

BÖLÜM SONU

 

ASLINDA BU BÖLÜM 5000 KELİMEDEN OLUŞUYORDU ANCAK TAM KAYDEDECEKKEN ELEKTİRİK GİTTİ. BELEDİYEYE ÜSTÜN HİZMET İÇİN TEŞEKKÜR EDİYORUM. BİR DAHA DA YAZMAYA ÜŞENDİM BU HALİYLE İDARE EDİN. UZUN ARADAN SONRA ÇOK UZUN BÖLÜMLE KARŞINIZA ÇIKMAK İSTEDİM AMA ŞANS YOKMUŞ

 

 

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1218

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1052

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 872

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 812

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 689

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 642

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 625

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 598

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 546

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 518

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 342

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 204

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 191

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 179

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 138

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 114

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 96

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 14782 Üye Sayısı
  • 450 Seri Sayısı
  • 19445 Bölüm Sayısı


creator
manga tr