Üç kuruşluk eşeğin beş paralık sıpası olur. #Atasözü

SAHİPKIRAN - BÖLÜM 30 ( İHANET)


BÖLÜM 30

İstapha nihayetinde kutuyu da yanına alarak ormanda araştırmasına başladı. Çok az bir süre sonra Öküzün çekirdeğini almadığını fark ederek küfür etti, Shizukuyu atlatmak için acele ettiği için çekirdeği alamamıştı. Fakat şimdi bir Tilki Dişli Gorile  rastlamıştı. Bu canavar 1. Alemin 9. Seviyesinde idi, özelliği ise gücüydü. Öküz kadar olmasa da savunması çok yüksekti ama gücü ondan daha fazla idi, ve daha çevikti, ayrıca daha akıllıydı. Kısacası teke tek bir dövüşte çok tehlikeli idi. Öğrencilerin Öküzden nefret etme sebebi tehlikeli olması değil, zarar vermenin çok zor olması idi. Birkaç kişi birden ancak zarar verebiliyorlardı, bu yüzden o öküzü kimse sevmez ve karşılaşmak istemezdi ancak tehlikeli değildi, fakat bu goril gerçekten tehlikeli idi. Tek başına saldırmaya çalışan öğrencilere pek rastlanılmazdı. Ancak goril çok agresif olduğu için birisini görünce hemen saldırmaya başlardı. Nitekim öyle de oldu.
Ghaaaar!!!! (Ben ve lanet olası müthiş ses efektlerim)
Goril öfke ile İstaphanın üzerine koşmaya başladı.  İstapha da onun üzerine ancak…
Laaaaaaaaaaaaaaan!!!!
İstaphanın aşırı yüksek haykırışı üzerine goril bir an korktu ve.. kaçmaya başladı. Karşısındaki insanın, insan kılığında bir şeytan olduğunu düşünerek kaçmaya başladı.
''Bu da ne?''
İstapha şaşkına döndü, böyle bir şey normal miydi?
''O da ne?''
Az önce el birliğiyle 1. Alemin 8. Seviyesinde olan Kurbağa Sincabı yenen  4 öğrenci bir anda kafasını çevirince koşan bir goril gördüler. Ancak asıl şaşırtıcı olan onun peşinden koşan öğrenci idi, evet bir öğrenci,  Tilki Dişli Gorilin peşinden koşuyordu. Ancak İstaphanın ne olur ne olmaz diye aslında normal hızının sadece ufak bir kısmıyla koştuğunu bilseler asıl o zaman ağızları açık kalırdı.
''Shinomiya, ben doğru mu görüyorum?''
''Evet Shiya, aynı şeyi görüyoruz.''
''Machel, Suzu sizde mi görüyorsunuz?''
''Bir gorili kovalayan bir adet öğrenciden bahsediyorsan evet aynı şeyi görüyoruz.''
Shiya Shinomiyanın,  Suzu ise Machelin kız arkadaşları idi, ayrıca DÖRDÜDE birbirini tanıyordu bu yüzden bu yarışmaya beraber katılmayı düşünmüşlerdi, ancak onlara hepsinin yalnız olması gerektiği söylenince hayal kırıklığına uğramışlardı. Yine de kader onları bırakmamış, tesadüfen gezerken birbirlerine rastlamışları, normalde öğrencilerin bir arada gezmesi yasaktır ancak bir canavarla karşılaşınca bu yasak değildir, çünkü tek başlarına yenemeyecekleri canavarlardan burada sürüsüyle vardı.
 Bu yüzden bir araya geldiklerinde karşılarına bir de Kurbağa Sincap çıkınca çok sevinmiştiler, bu sincabın çok fazla özelliği olmasa da en korkutucu yanı ağzından fırlattığı zehri idi. Bu zehir yüzünden öğrenciler arasında pek sevilmeyen bir hayvandı. Zehrinin özelliği ise öldürmekten ziyade felç bırakmaktı. Felç  olduktan sonra ise sincap saldırmasa dahi başka canavarlar saldırabilirdi, eğer bir goril saldırsaydı, ölüm kaçınılmazdı. Hep beraber canavarı yendikten sonra gururla alacakları ödülü düşünürlerken karşılaştıkları manzara, onları şok etmişti. 

(Belki de gitmesine izin vermeliyim. Şu anda elimde hiç çekirdek yok ama canı için kaçarken kendimi kötü hissediyorum)
Şu anda İstapha Gorile bırakmak hakkında düşünüyordu, evet belki elinde henüz çekirdek filan yoktu ama ne olursa olsun canı için kaçan bir canlının peşinden bu şekilde gitmek ona ağır geliyordu. En sonunda peşini bıraktı, henüz zaman vardı ve ormanda daha güçlü canavarlar bulabilirdi.
Grakkh!!
Fakat hemen sonrasında, gökten bir şey inip gorili kaldırdı. Dikkatli bakınca bunun kutuyu düşüren Kara Gözlü Kartaldı, gorili kaptığı gibi gökyüzüne kaçırdı.
''Lanet, tam da insanlık için iyi bir şey yaptım diye düşünüyordu, yavşak kuş.'' 
Ancak İstapha onun gittiğini düşünmekle hata ediyordu, bu devasa kuş gorili çok kısa sürede yedikten sonra tekrar aşağı inmişti, bu sefer gittiği yer Kurbağa Sincaptı. Henüz Sincabın yanından ayrılmamış olan öğrenciler donakaldılar. Karşılarında devasa bir kartal varken şaşkınlıkla ona bakıyorlardı. Onlara ormanda canlarının tehlikede olmayacağı söylenmişti, ayrıca öğretmenlerde sürekli onları kontrol edecekti. Buradaki en güçlü canavar bile 2.Alemin henüz başındaydı ve kesinlikle çok yavaş bir hayvandı, ancak bu canavardan Öküzden korkulduğu kadar korkulamamasının sebebi, ona nerdeyse rastlama şansının olmaması idi. Son 20 yıldır hiçbir öğrenciye denk gelmemişti, bu yüzden neye benzediği hakkında bile farklı dedikodular vardı. Bu yüzden onunla karşılaşacaklarını düşünmeden rahatlıkla hareket ediyorlardı, FAKAT bugün karşılarında çok korkunç bir şey vardı.
Aslında elbette ne kadar kontrol ederlerse etsinler gökyüzünü de mesken tutamazlardı ya. Gökyüzünden gelen canavarları engellemenin çok fazla bir yolu yoktu, zira uçan canavarlar insanlara da pek saldırmazlardı, vahşi canavar etini severlerdi. Hele de bu kartal gibi devasa olanlar insan gibi şeylerle pek ilgilenmez hatta tadını bile beğenmezlerdi, ancak bugün yemeye geldiği sincabın bu insanlar tarafından öldürülmüş olduğunu görünce vahşileşti. Eğer sincap yaşıyor olsaydı belki onları bırakırdı lakin sincap çoktan ölmüştü. Leş yiyen kanatlılar kargalar filandı, nasıl olurda kendi yetişimine sahip olan gururlu bir kartal leş yerdi? Bu ona apaçık bir hakaretti. Bu insanları yemse bile onları cezalandırması gerekiyordu, tıpkı daha önce karşısına çıkan ilginç insan gibi canavarı ona teslim etmeleri gerekiyordu. Ne olursa olsun sonuçta kuş kuştur.   Oturup insan gibi uzun uzadıya düşünmeleri için yetişimlerinin daha yüksek olması gerekirdi, tıpkı derin kanyondaki anne kuş gibi.

''L-lütfen bize zarar verme.''
Machel çoktan titremeye başlamıştı, sadece çocukluk arkadaşı ve aynı zamanda kız arkadaşı olan Suzu çok istiyordu diye onunla akademiye girmiş, yeterlilik gösterince de kabul edilmişti. Asla böyle tehlikeli  bir durumla karşılaşacağını düşünmemişti, aslında zaten korkak birisiydi ancak şu anda neredeyse altına yapıyordu, onun gibi birisini sadece bu kuşun büyüklüğü bile korkutmaya yeterdi, yetişimciler karşısındaki kişinin yetişimleri tahmin edebilirdi lakin bu eğer birbirlerine yakın seviyedeyseler geçerliydi, eğer ararlında fark varsa yüksek seviyede olan düşük olanın yetişimini görebilirken düşük seviyede olanlar yüksektekilerin yetişimini göremezdi. Buna rağmen karşıdakinden bir şeyler hissedebilirdi, Korku gibi. Yetişimi ne kadar yüksekse o kadar baskı ve korku hissederdi. Zaten korkak birisi olan Machel ise, diğer arkadaşları bile korkudan titrerken ondan bahsetmeye gerek yoktu. 4. Alemde olan bir şeyin gücü buydu.

''Burada ne oluyor ?''

Kuşa gıcık kaptığı için onu takip eden İstapha en sonunda bir yere indiğini görünce yanına yanaşmıştı, uzaktan olayları izlerken yerde bir hayvan cesedi gördü.  Ardından ise 4 tane öğrencinin korkmuş halde kartala doğru bakındıkları gördü, korkudan kaçmak bile akıllarına gelmiyordu ancak isteseler de kaçamazlardı zaten. Yine de ormandaki ağaçlar yer yer sıkılaşıyordu, eğer düzgün bir şekilde ve planla kaçsaydılar  kuşa muhtemelen öğretmenlerden birisi varlığını fak edip gelene kadar engel olabilirlerdi, tabii ki canları söz konusuyken bunlar akıllarına gelmemişti. İstapha ise öğrencilerin ölmesini istemediği için onları izlemeye başlamıştı, evet onları yalnız bırakamazdı ancak öylece gücünün ortaya çıkmasına da izin veremezdi.
''Dur bir dakika, ya Shizukunun verdiği tılsımı kullanırsam, hemen gelecektir değil mi?''
İstapha uzun uzadıya düşünmedi, tılsımı çıkardı, tam parçalayacaktı ki.
Splash!
Shiya ve Machel ceplerinden bir yüzük çıkarıp kuşa doğru tuttular, kartala doğru mavi bir ışık gitti.
''Ü-Ü-üzgünüm Shiya, çok üzgünüm, lütfen beni affet.''
Ardından çocuk bir tılsımı ayağına yapıştırıp koşmaya başladı, hızı kendi seviyesindeki birisi için ok fazlaydı

TILSIMLAR
Bunlar insanların kullandığı şeylerdi, ani patlama yapıp karşıdakine zarar verenler, vücuda yapıştırılıp, gücü, hızı ya da dayanıklılığı arttıranlar. Her türden parşömen vardı. Bu çocuklar ise zengin oldukları için çok pahalı olan parşömenlerden alabilmişlerdi, bu çeşit bir parşömen her ne kadar 1. Kalite olmasa da en azından sıradan bir ailenin 4-5 aylık gideri kadar ederdi. Machel ve Shinomiya ise çocukluklarından beri  hiç yokluk çekmemiş ve varlık görmüşlerdi, Machelin babası bir Düktü. Shinomiyanın babası ise ünlü bir doktor. Çocukluklarından beri hep Shiya ve  Suzu ile büyümüşlerdi.  Machel Suzuya aşık olurken Shinomiya da Shiya ya aşık olmuş ve karşılık görmüşlerdi, eğer sakin kafayla düşünebilseler aslında ne kadar korksalar da ikisi de sevdikleri ve kendilerini bu kadar seven kızları bırakıp gitmezdiler, ne yazık ki durum onlar için çok korkutucu olduğu için sadece canlarını düşünerek kaçmışlar ve sonradan çok pişman olacakları bir iş yapmışlardı. Suzu ve Shiya ise artık kaçsalar bile kurtulamayacaklarını biliyorlardı, sadece kuşa yem olabilirlerdi. Ancak deli gibi sevdikleri adamlar, kendilerinden çok güvendikleri adamlar tarafından ihanete uğramaları onları daha çok yaralamıştı. Artık canlarının derdine çok da düşmüyorlardı, o kadar evlilik planları, çocuk planları yaptıkları kişiler…

Splash!
Splash!
Splash!

''Asla terk etmeyeceksin, belki yanlış yapabilirsin, belki yanlış yapabilir. Hatta çok daha kötüsünü, yüzüne tükür, yüzüne ile bakma, ama ne yaparsan yap, terk etmeyeceksin!''

Kızlar sesin geldiği tarafa bakınca boylu poslu, yakışıklı ve üniforma giyen bir çocuğun onlara doğru yüzünde sinirli bir ifade varken yürüdüğünü gördüler. Yürürken bir yandan da konuşuyordu.
''Ne biçim bir erkek kendisine sırtını dönmüş bir kızı böyle kolayca bırakıp kaçabilir? Ne tür bir şerefsiz bunu yapabilir, kafayı yiyeceğim.''
En sonunda kızların yanına geldi, aslında kartal insanlar kaçarken onlara saldıracaktı bile ancak ardından daha önce gördüğü İLGİNÇ insan tekrar gelmişti, bu yüzden 2 insanı umursamadı ve beklemeye başladı.
''S-sen kimsin?''
Suzu yaşlı gözlerle konuşmaya başladı. Ateş kırmızısı saçları dağınık bir şekilde sarkıyordu, deniz mavisi gözlerinden de yaşlar süzülüyordu, bu kız birazda olsa Ling Minge benziyordu.
''Adım İstapha Kavihand, ben de sizin gibi test için buraya geldim. Merak etmeyin, size bir şey olmasına izin vermeyeceğim.''
''N-nasıl yani?''
Shiya şaşkınlıkla sordu, onunda gözlerinde yaşlar vardı. Biraz önce ne olursa olsun, iyi günde kötü günde beraber olacaklarına söz verdikleri adamlar onları bırakıp kaçmıştı ancak hiç tanımadıkları bu çocuk onları koruyacağını söylüyordu. Buna inanamadılar.
''Neden, enden bizi koruyacaksın ki, ne isteyeceksin?''
Karşılığında bir şey isteyecekti illaki.
''Hiçbir şey güzellik, sadece o zibidilerin sizi bırakıp kaçması çok zoruma gitti, insan sevdiğini ne olursa olsun bırakıp gitmemeli, muhtemelen sizden kötü şeyler isteyeceğimi düşünüyorsunuz. Ancak endişelenmeyin, hiçbir şey istemeyeceğim. Sadece sizi bu durumdan kurtaracağım, ancak daha sonrasında sizinle ilgilenemem, zaten muhtemelen devam etmek istemezsiniz. Ancak illa ki devam etmek isterseniz size göz kulak olurum, beraber gezinmek yasak olsa da kimse bilmezse sorun değil, değil mi?''
Karşılarındaki bu genç yüzsünde muhteşem bir tebessümle onlara bunu sorarken tıpkı cennetten inmiş bir şövalyeye benziyordu, iki kız da birden kanlarının kaynadığını hissetti. Bu çocuk çok yakışıklıydı.
Normalde İstapha zaten çok yakışıklı idi, ancak şu anki durumda beyaz atlı prens gibi önlerine dikilip bu lafları söyleyince onun güzelliği kızların gözünde başka bir seviyeye çıkmıştı, şu anda onlar için İstapha muhtemelen yeryüzündeki en yakışıklı erkekti.
''Neyse, önce sizinle bir antlaşma yapmam gerekiyor, bu canavarı belki halledebilirim ancak sizin de burada gördüğünüz hiçbir şeyi anlatmamanız gerekiyor tamam mı? Eğer anlatırsanız başım çok fena derde girebilir.''
''Gerçekten hiçbir karşılık beklemeden mi bizi kurtaracaksın?''
Shizu olanlara inanamadığı için tekrar şaşkınlıkla sordu.
''Elbette, iki tane güzel kızın böylece ziyan olmasına izin veremem değil mi? Yaşınız kaç?''
''19.''
Bu sefer Suzu cevapladı.
''Demek akademiye gelmek için beklediniz ha.''
İnsanlar akademilere yalnızca 20 yaşına kadar girebiliyorlardı, ondan sonra ne kadar yetenekli olursanız olun alınmazdınız.(Daha önce bahsetmiş miydim?) Bu kızlar da 19 yaşındaydı, yani 1 yıl daha girmeselerdi bir daha giremeyeceklerdi.
''Evet, biz çok istediğimiz için geldik, ailelerimiz çok fakir. Sevgililerimizin aileleri ise zengin, bizi kabul etmezdiler, bu yüzden eğer yetişimci olursak değerimiz artar ve kabul ediliriz dedik ancak….''
(Ancak sizi bırakıp kaçtılar ha, şerefsizler, sizin için bu kadar uğraşan kızları nasıl bırakıp gidersiniz.)
''Anladım, lütfen gözlerinizi kapatın, merak etmeyin çok kısa sürecek.''
Kızlar şu an dediklerine karşı gelme lüksleri olmadığı için itaatkarca gözlerini kapattılar.
İstapha da kuşa doğru hızlıca yürümeye başladı.
''Dediklerimi muhtemelen anlamazsın ancak niyetimi anlayabilirsin, kısa keseceğim, ya bu çocuklardan vazgeçersin ya da canından aslanım.''
Kartal karşısındaki insanın sözlerini anlamasa da ondan gelen yüksek miktardaki öldürme niyetini hissetti, kendisinin çocuklara verdiği baskıdan çok daha beterini şimdi bu çocuk ona veriyordu, üstelik ondan hiçbir güç kırıntısı hissetmemsine rağmen, kuş çok basit düşündüğü için güç hissedememesinin sebebinin çocuğun yetişiminin çok yüksek olması olduğunu düşündü. İnsanı kızdırmak iyi bir fikir olmayacağından hemen kanatlarını açıp kaçtı.
İstapha çok şaşırdı, kanlı bir dövüş olacağını düşünmüştü, kızlara da bu yüzden gözlerini kapamasını söylemişti ancak kuş tehlike hissedince kaçıp gitmişti, tıpkı kendinden güçlü bir hayvanlar karşılaşan bir hayvan gibi. O da kızların yanına dönmeye karar verdi. Aslında şu anda sadece kızlara söylediği lafı düşünüyordu, isterseniz beraber takılalım tarzı, ancak kendisi kaçınabilse de kızlar yetişimi olan kişilerdi, onları nasıl öğretmenlerden saklayabilirdi ki?
''Kızlar gözlerinizi açabilirsiniz, her şey geçti.''
Kızlar gözünü açtığında kartalın çoktan gitmiş olduğunu gördüler, etrafta kan lekesi de yoktu.
''Ne oldu?''
''Galiba yapacak daha iyi işleri vardı, gitmeye karar verdi. Artık rahatlayabilirsiniz. Eee, ne yapmak istersiniz?
Kızlar şaşkınlıkla birbirlerine bakıyorlardı.

 

BU SIRALARDA ELİZABETHİN EVİ

''Anne, abi geri dönmeyecek mi? Onu çok özlemeye başladım, uwuwuwuwu, anne, çok korkuyorum.''
''Merak etme Shion, abiye bir şey olmayacak. Tamamen iyi bir şekilde geri dönecek.''
''Ama Shion çok endişeli, abi hemen dönmeli.''
''Ama abinin yapacak işleri var Shion yoksa o da seni görmeyi çok istiyor.''
''Gerçekten mi?''
''Tabii ki Shion, unuttun mu, abi senin dünyanın en güzel kızı olduğunu söyledi. Hatırlıyorsundur umarım.''
''Mnnn, hatırlıyorum, abi benim en güzeli olduğumu seninde en güzel ikinci olduğunu söyledi.''
''Bak, abi seni bırakıp gitmeyecek. Şimdi git ve uyu tamam mı? Abinin dönmesi çok uzun sürmeyecek.''
''Anladım anne, ehehe, iyi geceler.''
Shion neşeyle yatağına gitti,  İsatphanın bulunduğu ormanda henüz gece olmamıştı ancak buradan çok ta uzak olmamasına rağmen burada akşam olmuştu bile. Birkaç gündür etrafta İstapha olmadığı için, Shion çok huzursuz davranıyordu, Elizabet ise onun için endişeleniyordu, ancak endişelendiği tek kişi o değildi, İstapha için de endişeleniyordu. Buna rağmen kızına her daim iyi davranacağına, düzgün bir anne olacağına, kendi annesi gibi bir, rezil olmayacağına yemin etmişti.
Ancak, İstaphayı da bir an olsun unutamıyordu.
''İstapha, Shionu rahatlatmaya çalışsam da ben de çok huzursuzum, sana bir şey olmadı değil mi? İyisin değil mi? Seni çok özledim, sana en ara böyle tutuldum bilmiyorum, sadece kollarına uzanmak istiyorum, seni istiyorum.''
Hafif yaşlı gözleriyle mırıldandıktan sonra o da Shionun yanına gitti.
BU SIRALARDA ŞEHRİN BİR YERLERİNDE

Şu anda 2 tane gölge yan yana duruyor yere doğru bakıyordu.
''Burası olduğuna eminiz değil mi Lili?''
''Elbette, lanet kuş hazineyi gelip buradan almış, buraya kadar geldiğimize göre de işin çoğu bitti sayılır, şimdi o hançeri nereye götürdüğünü öğrenmemiz gerekiyor. Şanslıyız ki yetişim izleri kaybolmamış, hala kuşun nereye gittiğini bulabiliriz.''
ARDINDAN YOLA ÇIKTILAR. OKULA DOĞRU

 BÖLÜM BİTTİ. TEKRAR EDİYORUM YORUM YAZMAYI VE ABONE OLMAYI UNUTMAYIN. BÖLÜMLE İLGİLİ YORUM VE ELEŞTİRİLERİNİZ SADECE DAHA GÜZEL BÖLÜMLERİN GELMESİNİ SAĞLAR BAŞKA BİR ŞEY DEĞİL. BU YÜZDEN ÜŞENMEYİN YORUM ATIN. ÜŞENENİN ÇOCUĞU OLMAZ.

MANGA ÖNERİSİ
GAME OBU FAMİLİA

KONUSU: ÜVEY ANNESİ VE 2 ÜVEY TEYZESİYLE BİRLİKTE BAŞKA BİR DÜNYAYA GİDEN LİSELİ BAŞ KARAKTERİN ASLINDA MÜTHİŞ TAŞAKLI ÇIKMASI KONULU ( HAREM VAR ECCHİ VAR AŞK VAR HER ŞEY VAR, MÜKEMMEL SERİDİR(KRALİÇEYE ÇAKMA BİLEM VAR HA) )
LİNK: https://mangakakalot.com/manga/game_obu_familia_family_senki

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1252

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1072

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 887

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 817

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 698

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 651

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 636

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 601

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 552

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 522

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 367

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 194

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 187

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 116

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 99

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15297 Üye Sayısı
  • 484 Seri Sayısı
  • 20424 Bölüm Sayısı


creator
manga tr