Bölüm 502: Çelik Vücut Part - 3

avatar
641 1

Release That Witch - Bölüm 502: Çelik Vücut Part - 3




Çevirmen: Lodos

İkinci şahin başlı gemi hala dönüyordu, doğrudan çelik gemiye bakar haldeydi ve ilk gemiden daha savunmasız durumdaydı. Farelerin hepsi gelen çelik gemi tarafından dehşete düşmüştü. Ancak birkaçı hala düşmanı kısa oklarla vurmaya çalışıyordu. Bu oklar dev gemiye kıyasla bir iğne kadar küçüktü, en ufak bir zarar bile veremiyordu.


Çok geçmeden durdurulamaz çelik gemi doğrudan şahin başlı geminin yan tarafına çarpmış ve anında bir düzine küreği ezmişti. Daha sonrasında nehir akımı şahin başlı geminin yana dönmesine sebep olmuştu, bu da düşman gemisinin pruvasını havaya kaldırmıştı.


Havaya kalkan çelik pruva tam şahin başlı geminin güvertesine ağır bir darbe indirmişti.


Şahin başlı gemi tiz bir sesle çatladı ve sağ kalan fareler kaçmak için suya atladı. Diğerleri de güvertenin her yerine saçılan kanlarına bakarak acıyla çığlıklar atıyordu. Eden, çelik geminin bir dizi çatlama sesi ile beraber şahin başlı gemiyi ezmesini izliyordu. Gövdesi basınca dayanamayan şahin başlı gemi aniden ikiye bölünmüş ve iki ucu da havaya kalkmıştı.


Hemen batmayan bu uçlar, nehirde cesetler gibi süzülmeye başlamıştı. Diğer tarafta da çelik geminin üzerinde tek bir çizik bile yoktu ve çoktan Eden'in gemisine doğru hücum etmeye başlamıştı.


Eden, etrafındaki denizcilerin korka korka aldıkları nefesi duyabiliyordu. Onun şahin başlı gemisi de anında ikiye bölünecek gibi duruyordu ve Eden kendisini kaçmaya hazırlamıştı.


Neyse ki önceden doğru emirleri vermişti!


Gemisi kıyıya tamamen baskı yapacak şekilde yakınlaşmış ve düşman da kaçmaya çalışan Baron Derrick'i takip etmeye dönmüştü.


“Tüm yaylarınızı ve meşalelerinizi kaldırın!” diye bağıran Eden derin bir nefes aldı ve resmen kükredi: “Tüm o metal kabukların içinde saklanan korkakların ölmesini istiyorum! Öldürdüğünüz her düşman için size bir kraliyet altını vereceğim! Beni duyuyor musunuz? Bir kraliyet altını!”


Eğer hayatta kalır da Kral Şehri’ne geri kaçarsa terfi alması imkânsız olurdu. Yani Timothy'nin onayını kazanmak için tek şansı asi kralın gemisini yenmekti. Bu gemi Şeytanlar tarafından üretilmiş olsa da üzerindeki mürettebat hala insandı ve hala onları yenebilirdi!


Düşman saldırısının son turundan kaçtıklarından beri denizciler güvenlerinin bir kısmını geri kazanmışlardı. Bu adamların hepsi önceki işlerinde cinayetlerle uğraşmışlardı. Bu yüzden kan görmeye alışkındılar… Tamamen katledilmedikleri sürece hala para kazanmak istiyorlardı.


Şahin başlı gemi isabet almaktan tamamen kurtulduğunda kıyıdan ayrıldı ve çelik gemiye paralel olarak ilerlemeye başladı. Rotasına doğru santim santim ilerliyorlardı. Ta ki iki gemi yan yana ilerleyene kadar…


Çelik gemi onları geçmeden önce denizciler ellerine geçen silahları kaldırdı. Önce gemiye ateş edecek sonra da bordalayarak üstüne atlayacaklardı. Ticaret gemilerine uygulanan klasik taktikti bu... Ama çelik geminin güvertesinde tek bir adam bile yoktu. Sadece metalle kaplanmış ve doğrudan denizcilere dönmüş bir dizi küçük deliği olan kara bir boru vardı.


Eden daha bu şeyin ne olduğunu anlayamamıştı ki; boru alevler püskürmeye başlamıştı.


Bir anda etrafa ahşap parçalar ve silahlı adamların kan ve organ parçaları sıçramaya başlamıştı. Denizciler çimen gibi biçilirken hayatta kalanlar hemen korunacak bir yer aramaya çalışmışlardı. Ama ne variller ne de direkler yüksek sesle atışlar yağdıran metal borunun dengi değildi. Yelkenler suya düştükten sonra da şahin başlı gemi yavaşlamaya başlamıştı.


Eden hayal ettiği zafere ulaşamamıştı. Metal borunun bir çeşit çakmaktaşı olduğunu fark etmişti. Ama çok daha hızlısıydı. Bir tıslama sesiyle çok seri bir şekilde ateşliyordu mermileri… Asi kralın çakmaktaşı gibi yavaş ve isabetsiz bir silahı nasıl bu derecede geliştirdiğini anlayamamıştı. Belki de bu sadece şeytanın gücüyle açıklanabilirdi…


Çok geçmeden o da mermi yağmurundan dersini almıştı.


*******************


Rodney ilk defa böyle bir savaşa tanıklık ediyordu. Roland sert pruvayı düşman gemilerine sanki onlar kuru yabani otlarmış gibi çevirmekten hiç çekinmemiş ve tamamen çaresiz bırakmıştı düşmanlarını… Ateş açmak için topların yanında beklemişti Rodney… Ama bu emir hiç gelmemişti.


Dördüncü düşman gemisi de nehirde parçalara ayrıldığında savaş resmen bitmişti.


Düşmanların çığlıkları ve inlemeleri havayı doldururken hayatta kalanlar mücadeleyi bırakarak kıyıya yüzmüşler ve tereddüt etmeden ormana doğru kaçmışlardı. Majesteleri bu kaçanların arkasından gidilmesini emretmeyerek onları kendi başlarına bırakmıştı. Son nefeslerinde olan ve kırık gemi parçalarında yatan bazı ağır yaralı adamlar vardı. Ama kimse onları kaçınılmaz ölümlerinden kurtarmaya çalışmamıştı.


“Ne kadar yazık…” diyen Jop kullanılmayan top kabuklarını geri bıraktı: “Topların gerçek gücünü silah taburundaki adamlara gösterebileceğimizi düşünmüştüm…”


“Evet…” diyen Nelson da belli ki hayal kırıklığına uğramıştı: “Ağır makineli tüfekler için kullanılan mühimmatla neredeyse aynı miktarda mühimmat kullanırdık ama çok daha etkili olurduk…”


“Bu kadar yeter! Bayan Anna bunları bizzat yaptı. Bu yüzden her gün yüz tane üretilen makineli tüfeklerden çok daha değerliler.” diyen Vaner, kaşlarını çatmıştı: “Şehre saldırdığımızda istediğiniz şansı yakalayacaksınız. Bu yüzden iyi nişan aldığınızdan ve topçu taburunu temsil ettiğinizden emin olun! Ben hepinizi…”


“Elit ekibinize katılmak için seçtiniz komutanım! Daha önce de söylemiştiniz.” dedi Nelson: “Endişelenmeyin! Kral Şehri'ndeki kapıyı açmamız üç mermiden fazla sürmeyecektir.” dedikten sonra Rodney’i dürttü: “Hey! Sen de bir şey söyle.”


“Bunun gibi bir savaş gemisi istiyorum...”


“Ne?” diye soran diğer dört adam şok olmuştu.


“Bir gün bunun gibi bir sığ su botuna sahip olmak istiyorum.” diye tekrarladı Rodney. Gözleri heyecanla parlıyordu: “İsmi Rodney olacak!”


“Sence ağabeyin bu onuru daha önce hak etmiyor mu? İkinci isimlendirilecek geminin adı Nelson olmalı…”


“İmkânı yok... Sana bu hakkı vermiyorum.”


“Susun biraz… İkinci geminin ismi kesinlikle Vaner olacak. Hepinizi elit ekibe kattığımı unutmayın!”


“İşte yine başlıyoruz.” diyen Kedi Pençesi iç çekti.


“Kedi Pençesi veya Jop olabilir mi adı?” diye sessizce mırıldandı Jop.


“Hayır!” diye cevap vermişti üç adam aynı anda.


Beton tekneler amiral geminin gazabına uğradıktan sonra filo yolculuğuna devam etti. İki gün sonrasında Kral Şehri’nin kül rengi surları ortaya çıkmıştı…









Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18402 Üye Sayısı
  • 792 Seri Sayısı
  • 37610 Bölüm Sayısı


creator
manga tr