Bölüm 500: Çelik Vücut Part - 1

avatar
678 0

Release That Witch - Bölüm 500: Çelik Vücut Part - 1




Çevirmen: Lodos

Roland gemisinin komuta odasının üstündeki balkonda ayakta duruyordu. Arkasında dizilmiş filoyu izlerken gururla göğsü kabarmıştı.


Roland amiral gemisinin dışındaki diğer tüm gemiler yavaş ve hantal beton gemilerdi. Ancak ondan fazlasının oluşturduğu filo yine de muhteşem görünüyordu. Büyük filonun bacalarından çıkan uzun beyaz dumanlar gökyüzünü kaplıyordu. Dalgalara çarpa çarpa nehri delip geçiyorlardı. Durdurulmaları imkânsız görünüyordu.


Savaş gemisi filonun ana güzelliğiydi… Köprüsü ve şık görünümü onu sıradan yelkenli ve beton gemilerden ayırıyordu. 152 mm'lik bir ana top, iki Mark 1 makineli tüfek, özel yapım yüksek basınçlı bir buhar motoru ve saatte 12 kilometre hıza ulaşmasını sağlayan bir pervane sürüş sistemi de dâhil olmak üzere iç nehir savaşlarında rakipsiz haldeydi bu gemi...


“Keyfin yerinde gibi…” diyen Bülbül’den rüzgârdan savrulan saçlarını topladı: “Yakında evine döneceğin için mi?”


“Sarayı mı kastediyorsun? Asla oraya geri dönmeyeceğim.” diyen Roland, başını salladı: “Benim gerçek evim batı bölgesi… Mutlu olmamın sebebi bu çatışmanın yakında bitecek olması…”


“Hmm… Bunun yarısı yalan…”


Roland, Bülbül’ün insanların yalan söyleyip söyleyemediğini unutmuştu. Bir an şok geçirdikten sonra: “Ee… Tamam… Şeytan Ayları’nda birçok gemi üretmeyi başardığım için kendimle gurur duyuyorum.”


“Bu sefer doğruyu söylüyorsun.” diyen Bülbül göz kırptı: “Ama bu sefer de çok kibirli oldu…”


“Bu yüzden yalan söylemiştim başta…”


Bu anlaşılabilir bir durum işte…” diyen Bülbül, gülerek Roland'a doğru yürüdü: “Seni suçlamıyorum. Benimle alakası olmadığı sürece arada bir küçük yalanlar söylemen sorun değil…”


“O zaman sakıncası yoksa keşke yalanlarımı yüzüme vurmasan…” diye düşündü Roland.


“Bu arada sana hiç teşekkür etmedim…” diye fısıldayan Bülbül, uzaklara bakıyordu.


“Ne için?”


“Çatışmayı sona erdirmen ve Gökhisar’a barış getirmenden dolayı… Hem halk hem de cadılar senin egemenliğin altında mutlu bir hayat sürecekler. Hep biliyordum bunu başaracağını… Sadece bu kadar çabuk beklemiyordum…”


“O kadar hızlı değil daha… Timothy'yi tahttan indirdikten sonra bile soylular tüm güçleriyle direnecek. Tüm Gökhisar’ı birleştirmek birkaç yıl daha sürebilir.” diyen Roland iç çekti: “İlerlemek asla kolay değildir. Hedefimize daha çok yolumuz var yani…”


“Bu bile benim hayallerimden çok daha iyi. Önceden bu günü görecek kadar yaşayacağımı düşünmüyordum bile…”


“Hadi ama… Söyleme böyle...” diyen Roland, Bülbül’e baktı: “Seni tehlikeye atacağımı mı sanıyorsun?”


''Benim gibi bir savaş cadısının hayatı savaşlarda geçer. Direnişleri kırmak da… Fedakârlıklar gerektirebilir…” diyen Bülbül, başını çevirdi: “Sana sadakat yemini ettiğim andan beri buna hazırladım kendimi…”


“Seni hayal kırıklığına uğrattığım için özür dilerim.” diyen Roland, omuzlarını silkti: “Kesinlikle fedakârlıklar olacak evet… Ama bizden değil, düşmanlarımızdan… Her neyse… Ben teşekkür etmeliyim sana…”


"Neden?” diye soran Bülbül, şaşırmıştı.


“Çünkü eğer bir cadıyla hiç tanışmamış olsaydım, şu anda yaptıklarımı yapacak kendime güvenim olmazdı.”


Anna olmasaydı Roland, bu cadıları kurtarmaya karar vermezdi. Bu dünyada büyülü güç denen şey olmasaydı Sınır Kasabası’ndaki ilkel hayatına devam ediyor olurdu.


“Sen… Doğru söylüyorsun…” diyen Bülbül, Roland’a bakıyordu.


“Tabii ki doğru söylüyorum…” diyen Roland, gülümsüyordu.


Aniden gökten altın bir figür yanlarına indi: “Majesteleri! Her iki tarafta toplam dört kürekli gemi bize yaklaşıyor. 20 kilometre uzaklıktalar. Raporda söylenen şahin başlı gemilere benziyorlar.” dedi Şimşek: “Ama gemilerde hiç şahin heykeli falan görmedim.”


“Şahin başı muhtemelen su altındaki zincirleri ifade ediyor.” dedi Roland: “Aferin! Böyle devam et!”


“Cezalarımdaki soru sayıları azalır mı böylece?” diyen küçük kız, hüzünlü gözlerle Prens’e baktı.


Gülmesini engelleyemedi Roland: “Pekâlâ. Yalnızca bir set çözmen gerekli artık…”


“Evvet!” diye bağıran Şimşek’in gözleri parlamıştı. Hemen havalandı ve bir fırlamayla doğuya doğru uçtu.


“Bu kadar kolay paçayı sıyırmasına izin vermemeliydin…” diye yakındı Bülbül.


“Ödüllendirilmesi halinde de dersini alacaktır.” diyen Roland merdivenlere doğru yürümeye başladı: “Komuta odasına geri dönelim. Yapacak işlerimiz var.”


...


Küçük kare şeklindeki komuta odasında ahşap bir masa ve dört banktan başka bir şey yoktu. Birinci Ordu Komutanı Demir Balta, Silah Tabur Lideri Brian, Topçu Tabur Lideri Vaner ve Zafer’in kaptanı Kukasim, nehirdeki ilk savaşın savaş planını yapmak için bir araya gelmişlerdi.


''Theo'nun raporuna göre Timothy'nin dört savaş gemisi iç arazi kadırgası… Hızları beton gemilerimizle aynı… Ama daha çevikler.” diyen Roland, grafiği işaret ederek konuşuyordu: “Genellikle bu gemiler düşman gemilerine yaklaşma eğilimi gösterirler. Böylece mürettebatları karşıya atlayabilir ve savaşabilir. Ayrıca gemilerini barut veya kükürt gibi yanıcı maddelerle doldurarak diğer gemiye çarparlar ve patlamaya sebep olurlar. Ancak, düşmanlarımızın hedefi nehri bloke etmek ve gemileri yağmalamak olduğu için muhtemelen ikinci yöntemi kullanmayacaklar. Bu bir nehir üzerinde yapacağımız ilk savaş… Fikirlerinizi söylemekten çekinmeyin.”


“Majesteleri… Hareketli bir top ile hareketli bir hedefi vurmak zor olur. Bu yüzden gemilerine daha yakın olduğumuzda ateş etmemizi öneririm.” dedi Vaner: “50 metrelik bir mesafede toplarımız her bir gemiyi batırabilir!”


“Ama mermiler ateşlendiklerinde sadece çok fazla barut harcamıyorlar. Aynı zamanda Bayan Anna'nın yeni kovanlar yapması gerekiyor.” diyen Brian, başını sallıyordu: “Bence düşmanın gemilerimize binmesini bekleyip sonrasında ağır makineli tüfeklerle onları karşılamak daha iyi olur.”


Kukasim’e dönen Roland, sordu: “Sen ne düşünüyorsun?” Bu yaşlı adamı komuta odasına çağırmasının sebebi Neverwinter Şehri’nde daha önce gemi savaşı yapmış tek kişi olmasıydı.


“Şey Majesteleri…” diyen Kukasim, bir süre tereddüt etmişti: “Bence onlara… Direkt saldırmamız lazım…”


“Ne?” diyen diğer iki adam şoktaydı.


“Gemilerimiz büyük, hızlı ve çelikten yapılma… Bu yüzden ahşap gemilerle temas ettiğimiz anda muhtemelen onlar çökecek… Tamamen dağılmasalar bile gemilerinde meydana gelecek herhangi bir sızıntı daha fazla hareket etmelerini önleyecektir.” diyen yaşlı adam, etrafındakilere baktı: “Tabii ki bu sadece benim kişisel görüşüm…”


“Tamam! Bu planı takip ediyoruz!” diyen Roland, kararını vermişti: “Neverwinter Şehri’nin bayrağı yükselsin, borazanlar çalsın ve tam hızda ilerlensin!” 









Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18114 Üye Sayısı
  • 790 Seri Sayısı
  • 37377 Bölüm Sayısı


creator
manga tr