Bölüm 499: Bahara Hızlı Bir Giriş

avatar
976 1

Release That Witch - Bölüm 499: Bahara Hızlı Bir Giriş




Çevirmen: Lodos

Konak Bahçesi, Kral Şehri, Gökhisar Krallığı İç Şehir…


Roland Wimbledon'un başarılı gökyüzü saldırısından bu yana Theo'nun durumu büyük ölçüde iyileşmişti. Güvercin grubunun her üyesi ona büyük saygı gösterir olmuştu ve bu istihbarat örgütü nihayet kurulmuştu.


Birkaç asıl personelle birlikte Theo, son altı aydaki katkılarının bir sonucu olarak İskelet Parmaklar’ın kararlarını da etkileyebiliyordu. Ayrıca diğer fare örgütlerinin faaliyetleri hakkında da iyi bir bilgiye sahipti. Çünkü hem devriye ekibinde hem de kara sokakta muhbirleri vardı. Ona sadece para için ayrıcalıklı bilgiler sağlıyorlardı ve kimin için çalıştıklarını hiç umursamıyorlardı. Ancak Theo’nun kraliyet altınları ona hala aile geçmişini ve unvanlarını önemseyen üst soyluların arasına giren yolu açamamıştı. Neyse ki büyük soylularla yakın ilişkilere sahip fare reisleriyle olan bağlantıları sayesinde arada bir nispeten önemsiz sayılabilecek bilgiler alabiliyordu.


Örneğin aşağıdaki haberleri duymuştu.


“Timothy, Kızıl Su Nehri'ni bloke etmek için 500 kişilik bir müfreze mi gönderiyor?” diyen Theo sandalyesinin koluna dokunarak sordu: “Gerçekten bunu yapacak mı?”


“Evet.” dedi Rockhill: “Müfrezenin yarısı Kanlı Yelken Fareleri’nden olacak. Patronun kendisi de böyle söyledi. Bu karlı bir iş… Bu yüzden fareler bunun için epey mücadele etmişler birbirleriyle… Hatta birçoğu yaralanmış yahut ölmüş.”


“Gerçekten de karlı…” diyen Palyaço bir ıslık çaldı: “Sadece bir düşünün… Nehirde neyi bloke edecekler? Ticaret gemilerini! Kralın yasağını ihlal etmenin cezası da nedir? Kargoya el koymak ve para cezası kesmek! Kim farelerden daha iyi şantaj yapabilir ki? Ah, elbette… Devriyeler de bu konuda iyiydi…”


“Yarısı fare... Bu yüzden diğer yarısı da Timothy'nin muhafızları olmalı...” dedi Hill Fawkes, sakince: “Bu sabah kırsal kesim limanında dört adet şahin başlı gemi olduğu söylendi bana…”


Theo kaşlarını çattı. Şahin başlı gemi; ince gövdeli, yelkenli ve kürekli yüksek hıza sahip, iç nehir savaş gemisiydi. Ayrıca her iki tarafta da kancaları vardı. Hedefleri yakaladıktan sonra kolayca savaşmaları için başka bir gemiye atlamalarını sağlamak üzere birbirlerine sıkı sıkıya bağlanabilirlerdi. Bu da ticaret gemilerinin kaçmasını epey zorlaştırıyordu yani…


“Sonuç olarak Timothy'nin Kızıl Su Nehri'ni bloke etmek için 500'den fazla insanı, 200den fazlası tam silahlı muhafız olmak üzere, dört savaş gemisiyle beraber göndereceği kesinleşti.” diyen Theo, gerçekten kötü bir haber olduğunu belirtircesine iç çekti.


Timothy'nin Şeytan Ayları’ndan önce Kızıl Su Nehri’nin ticaret rotasını engellemeye yönelik niyetini duymuşlardı. Ancak çoğu insan o zamanlar onu ciddiye almamış ve sadece Kral Şehri kanalında bir abluka kuracağını düşünmüştü. Hiç kimse Neverwinter Şehri’ne ekonomik bir kuşatma ilan etme amaçlı batı ve orta bölge arasında bir abluka kurmaya cesaret edeceğine inanmamıştı. Bu, Gümüş ve Kızıl Su Şehri Lordları’nı kızdırırdı. Ne de olsa bu yasak onlara büyük bir ekonomik zarara mal olacaktı.


Ancak şimdi istedikleri her yerde ticaret gemilerini kolayca engelleyebilecek dört savaş gemisi vardı. Durumlar farklıydı. Çünkü diğer lordlar onunla su üzerinde rekabet edemezdi. Bu abluka o bölgenin lordlarının Timothy’ye karşı bir rol almasını sağlasa da hiçbir şey Roland'ı yenme konusundaki kararlılığını sarsamazdı.


Theo, Hill’e baktı. O da Theo ile aynı düşüncelere sahipti belli ki… Söze girdi: “Timothy, Kızıl Su Nehri üzerinde sabit bir abluka kurmayabilir. O sadece karşılaştığı herhangi bir karavana saldıracak. Askerleri karadaki haydutlar ve sudaki korsanlar gibi davranacak. 500 kişilik bir kuvvet herhangi bir karavan için bir kâbus… Bunu yaparak muhtemelen Batı bölgesinin erzak teminini kesmeyi başaracaktır.”


Theo derin bir sesle: “Bunu mümkün olan en kısa sürede Majesteleri’ne bildirmeliyiz.” dedi.


Geçen sene Sınır Kasabası büyük miktarda tahıl, kıyafet ve cevher almıştı. Bu sene Uzun Şarkı’nın da birleşmesiyle ihtiyaçlar artmıştı. Timothy’nin girişimi başarılı olursa bu Prens Roland için büyük problem olurdu. Majesteleri için endişeleniyorlar ve sorunu nasıl çözeceğini merak ediyorlardı.


O sırada arka bahçeden kanat çırpma sesleri gelmişti.


Theo kapıyı açmak için ayağa kalktığı anda gri şahin bir ışık huzmesi gibi uçarak omzuna konmuştu.


Grup üyeleri aynı anda batıdan gelen mesaja saygı gösterme amaçlı olarak ellerini göğüslerine koydular ve başlarını eğdiler.


Theo kuştan bir parça kâğıt çekti ve hızlı bir bakış attı. Kalp atışları hızlanmıştı bir anda…


“Hahaha…” Bir istihbarat görevlisi olarak duygularını gizlemesi gerektiğini bilmesine rağmen yüksek sesle gülmekten alamamıştı kendisini… Bu iyi haberin zamanlaması mükemmel denk gelmişti. Gülerek: “Artık bu konuda endişelenmemize gerek yok…” dedi.


“Majesteleri’nin bundan çoktan haberi olmuş mu yoksa?” diye sordu Hill.


“Hayır. Bütün bu meseleyi tek seferde herkes için çözecek.”


“Tek seferde ve herkes için mi?” diyen Palyaço’nun kafası karışmıştı: “Siz şey mi demek…”


“Evet! Birinci Ordu çoktan Kral Şehri’ne doğru yola çıkmış!” diyen Theo yumruklarını sıkmıştı: “Timothy'yi devirmenin zamanı geldi!”


Majesteleri’nin bu sene bir saldırı başlatacağını biliyordu. Ancak Prens, planı gizli tutmak adına hiçbir ayrıntı vermemişti. Theo da bu kadar çabuk olmasını beklemiyordu doğrusu... Ama artık saldırının aslında bahar için planlandığını öğrenmişti. Tam da çiftçilik mevsiminde...


“Sonunda zaman geldi!” diyen Hill, derin bir nefes aldı. Aniden diz çökerek: “Bize sadece Majesteleri’nin emirlerini verin!” dedi.


“Yeni Kral için!” diye bağıran diğer beş kişi de aynı şekilde diz çökmüştü.


Yeni krallık düşüncesi Theo'yu da heyecanlandırmıştı. Timothy devrildiğinde Roland Wimbledon Gökhisar Tahtı’nın tek varisi olacaktı. Roland kral olursa da Theo muhtemelen daha fazla güç kazanacak ve daha önce hiç hayal etmediği yeni bir makama ulaşacaktı.


Kazanma şanslarını düşünmüyordu bile… Birinci Ordu’yu iş üstünde gören herkes Roland’ın bu saldırıda Timothy’yi ezip geçeceğinden emin olurdu.


“Majesteleri bize Kral Şehri’nin batı kapısından uzak durmamızı emrediyor. Ayrıca farelerin de saldırıdan doğacak karmaşadan faydalanmalarını istemiyor ve mümkün olan en kısa sürede toplumsal düzeni geri sağlamamızı emrediyor.” diyen Theo, gizli mektubun kalan kısmını yavaşça okudu: “Savaşın acısını çeken her bir sivile elinizdeki imkânları sonuna kadar kullanarak tıbbi yardım, ücretsiz barınak ve yiyecek sağlayın! Durumlar eski istikrarına kavuştuğunda da bu işi Birinci Ordu’ya devredin!”


“B-Bu kadar mı?”


Hepsi kafaları karışık şekilde birbirlerine bakmışlardı: “Majesteleri muhafızları kandırarak şehir kapısını açmamızı ya da düşmanı yanıltmak için farklı yönlere ateş açmamızı falan emretmiyor mu?”


“Hayır. Majesteleri’nin emirleri bunlar…” diyen Theo, mektubu kenara koyarak gülümsedi. Roland'ın tarzı, insanları ve sosyal düzeni daha fazla önemsemekti… Herhangi bir istihbarat personelini savaş alanına adım atmaya zorlamamak gibi bir şeydi bu… Roland'ın emirlerinden Timothy’nin kuvvetlerini hiç umursamadığı da anlaşılıyordu… 









Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 19389 Üye Sayısı
  • 810 Seri Sayısı
  • 39184 Bölüm Sayısı


creator
manga tr