Bölüm 491: Bir Suikast Hikâyesi

avatar
703 2

Release That Witch - Bölüm 491: Bir Suikast Hikâyesi




Çevirmen: Lodos

Bir an için Bülbül tüm dünya titriyormuş gibi hissetmişti.


Sisten çıktığı anda görüşü tekrardan normale dönmüştü. Tanrı Gözü’nün İntikamı’ndan çıkan karanlık dağıldığında kalbinin atışları da eski dengesine kavuşmuştu. Yerde yatan adam Roland değildi. Bülbül’ün daha önce hiç görmediği bir muhafızdı. Hanımeli Ailesi’nin standart üniforması üzerindeydi ve göğsünde kurşun yarası gibi koyu kırmızı bir iz vardı.


Bülbül’ün arkasından tanıdık bir ses geldi: “Neden buradasın?”


Başını çevirdi ve konuşan kişinin Roland olduğunu fark etti Bülbül. Salonun bir köşesine çekilmiş ve muhafızları tarafından korunuyordu. Bu yüzden içeri girerken Roland’ı görememişti.


“Ben…” diyen Bülbül ağzını açtığı esnada sesinin çatallandığını ve uzuvlarının soğuk olduğunu fark etmişti. Vücudunu öyle zayıf hissediyordu ki sanki bir felaketten kurtulmuş da hayatta kalmış gibiydi. O anda yapmak istediği tek şey Roland'a sıkıca sarılmaktı. Ama etrafta başka soylular olduğu için bunu yapamayacağını biliyordu. Yani eğer gerçekten Güvenlik Bürosu’na liderlik etmek ve bu bölgeyi korumak istiyorsa Roland ile aşırı samimi davranışlardan kaçınması gerekiyordu.


Beyni bunu yapmasını yasaklıyor olsa da sisin içine giren Bülbül, Roland'a kadar yürüdü. Muhafızları geçti ve kalan tüm gücüyle sarıldı.


O anda da kalabalıktan şaşırma sesleri gelmişti. Belli ki hiçbirisi bir cadının ortaya çıkıp sonra neden bir anda ortadan kaybolduğunu anlayamamıştı.


Sisin içindeki Bülbül iki kolu ile Prens’e sıkı sıkıya tutunuyordu. Başını göğsüne doğru iyice bastırdı ve Roland’ın kalp atışlarını dikkatle dinledi. Ancak bu şekilde tamamen rahatlayabilmişti.


Roland da bunu hissetmiş olacaktı ki ellerini çırparak seslendi: “Herkes öğle yemeği için yemek salonuna! Kimse kaleyi terk etmesin! Toplantı öğleden sonra devam edecek!”


Geriye sadece muhafızları, Petrov, Sylvie ve Şimşek kaldığında Roland sordu: “Katilin bu suikast girişimi ile bir ilgisi var mı?"


Roland'ın kendisine konuştuğunu fark eden Bülbül, yavaş yavaş sakinleşmeye başlamıştı. İsteksizce geriye doğru birkaç adım attı ve sanki hiç Prens’e sarılmamışçasına ortaya çıktı: “Evet. Suçluyu yönlendiren kişinin Hanımeli Ailesinin bir muhafızı olduğunu öğrendiğim an buraya koştum.” dedikten sonra bulduklarını ve Maans'ın itirafını anlattı: “Asıl amacın bizi meşgul ederek size ulaşmak olduğunu anlayamamışız başta… Neyse ki… Güvendesiniz Majesteleri...”


“Planı son aşamaya kadar tıkır tıkır işledi. Benim gelişimi de doğru şekilde hesaplamış.” diyen Roland iç çekti: “Bu kişi bir suikastçı olarak boşa harcanıyor.”


Petrov hemen dizinin üstüne çöktü ve: “Majesteleri… Gerçekten onun-“


“Ayağa kalk. Bunu daha önce de söyledin. İnsanları cezalandırmayı sevmediğimi biliyorsun.” diye araya girdi Roland: “Ama görevini ihmal etmenden dolayı kale görevlileri ve dış muhafızlar arasında ajanlar varmış, evet…”


“Ben…” diyen Petrov konuşmak için ağzını açtıktan sonra başını eğdi: “Ben suçluyum."


“Suikastçının kimliğini ve geçmişini öğren! En kısa zamanda!”


“Emredersiniz Majesteleri!”


Hanımeli Ailesi’nin en büyük oğlu ayrıldıktan sonra Bülbül sordu: “Durum nasıldı?”


“Tehdit ediciydi. Ama tehlikeli değildi…” diye yanıtlayan Roland güldü: “Sylvie'nin uyarısı sağ olsun… Ama yine söylüyorum… Suikastçı burayı seçerek bile dezavantaja düşmüş…”


Prens’in dinleyen Bülbül olayların nasıl yaşandığını anlamıştı. Ama gerçekte işler Roland’ın anlattığı kadar kolay gitmemişti. Salona silah getirmek yasaktı. Ama yine de suikastçı elbiselerinin altına bir hançer gizlemişti. Bir muhafız olduğu için de kimse tutup üstünü aramamıştı.


Suikastçının tek hatası Tanrı Gözü’nün İntikamı taşı bulundurmasıydı. Dış muhafızların sihirli taşları süsleme olarak kullanmaları yaygın bir şeydi. Ancak salonda özellikle sırıtmıştı bu… Sylvie'yi rahatsız etmemek için soyluların hepsi süslemelerini çıkarmıştı. Dolayısıyla da Sylvie suikastçıdan yayılan karanlığı gördüğü anda fark etmiş ve Prens’e yaklaştığında da hemen alarm vermişti.


Roland her ne kadar bu hikâyeyi basit olarak anlatsa da Bülbül’ün sırtından soğuk terler akmıştı. Salon yaklaşık 20 metre uzunluğa genişliğe sahipti. Suikastçı, Sylvie’yi duyunca hızını arttırarak ve hedefinin oturduğu koltuğa doğru saldırıya geçmişti. Prens tabancasını çıkarıp emniyet kilidini açtığı anda suikastçı hançerle beline vurmuştu. Sağlam bir suikast eğitimi almış olan Bülbül, hedefin kolaylıkla koruyabileceği baş ve göğüs bölgesindense bele saldırmanın her zaman daha mantıklı olduğunu biliyordu. Çünkü hedef baş ve göğüs bölgesini korurken beli boşta kalırdı. Oradan vurulan bir hamle de hedefin dengesini bozarak daha fazla direnmesini engellerdi.


Neyse ki Roland, Soraya'nın kendisi için özel olarak yaptığı koruyucu kıyafeti giyiyordu. Hançer kaplamaya etki edememiş ve Roland’ın da dengesi bozulmamıştı. Devamında suikastçının tam göğsüne silahı bastıran Roland, ateş etmişti. Art arda ateşlenen iki tane 12 mm kalibrelik mermi suikastçıyı anında öldürmüş ve soyluların da sesten korkmalarına sebep olmuştu.


Bülbül, gözünde canlandırdığı sahneden durumun ne kadar riskli olduğunu anlayabiliyordu. Roland zamanında emniyet kilidini açmayı başaramasaydı ya da silahı ateşleyemeseydi sonuç düşünülemez olurdu… Bülbül başını çevirerek Şimşek’e bir bakış attı. Hatasını kabullenen Şimşek’in de başı öne eğikti.


“Majesteleri! Meseleyi çözdük!” diyen Petrov, salona tekrar girmişti: “Adı Shio. Batı bölgesinin yerlisi değil. Eskiden Dük Ryan'ın kale muhafızlarından birisiymiş…”


“Dük Ryan mı?” diyen Roland kaşlarını çattı: “Neden muhafız olması için böyle birisini seçtin ki?”


“O sadece sıradan bir muhafız… O zamanlarda her aile çok fazla insan gücü kaybetmişti. Dük’e çok da bağlı olmayanları topladım ben de… Uzun Şarkı’da genelde böyle yapılır.” diye temkinli bir cevap verdi Petrov: “Bu suikast girişiminde bulunmasının sebebinin Dük’ün intikamını almak falan olduğunu düşünmüyorum…”


“Yalan söylemiyor.” diye düşündü Bülbül: “Büyük bir aile yenildiğinde toprak ve unvan verilen astların yanı sıra kalan insanlar diğer aileler tarafından paylaşılacak kaynaklar olarak görülürler. Onlara göre, bu sadece bir sahip değişikliği...”


“Benzer geçmişe sahip kaç adam var?” diye sordu Roland: “Vahşi Gül, Akçaağaç ve Kurt Aileleri’nden de adamlar tuttun mu?”


“Dış muhafızlarda sadece üç ya da dört tane var…” diye yanıtlayan Petrov, başını salladı: “Diğer üç aileden hizmetçiler, vatandaşlar ve çiftçiler geldi sadece Hanımeli ve Elk Aileleri’ne... Bir daha Uzun Şarkı’da görünmemelerini sağlayacağım…”


“Tamam… O konuda endişelenmeyeceğim o halde… Ama unutma! Kale bölgesinde hatta çevre bölgelerde dolaşan adamlar bile senin ailenden seçilecek! Kale içindeki adamları da bizzat ben seçeceğim! Anladın mı?”


“Emredersiniz Majesteleri…”


“Bu arada… Shio'nun evini de mühürleyin. Onun bu suikast girişiminin arkasındaki gerçek nedeni bulacağım.” diyen Roland Şimşek’e baktı: “Maggie’ye söyle! Kontes Spear’ı buraya getirsin!” 









Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18404 Üye Sayısı
  • 792 Seri Sayısı
  • 37611 Bölüm Sayısı


creator
manga tr