Bölüm 483: Tanrı’ya Olan Mesafe – Part 1

avatar
846 2

Release That Witch - Bölüm 483: Tanrı’ya Olan Mesafe – Part 1




Çevirmen: Lodos

Isabella bir süre sessizce haritaya baktı: “Ama çılgın askerler Tanrı'nın Cezalandırma Ordusu değil en nihayetinde. Haplar onlara belli bir direnç ve güç verse de yenilmez olmayacaklar. Gerçekten korkunç olan düşmanlar karşısında korkup kaçmaları da çok mümkün… Bizim sonumuzu getirebilirler.”


“O kadar basit olmayacak elbette… Çılgın ordu, Kilise’nin alt seviyelerdeki inananlarından olacak. Asıl çekirdek Yargı askerleri olacak.” diyen Zero, pencereye doğru yürüdü: “Bu kadar çok inanan istiyorsak da dört krallığı birleştirmemiz şart…”


“Kazanma şansımız ne?”


“%30? %50?” diye umursamazca cevap verdi Zero: “Kazanma şansımızın ne olduğunu nasıl bilebilirim? Onlara karşı hiç savaşmadık. Sadece 400 yıl önceki kitaplar aracılığıyla bilgi alabiliriz… Daha önce ne demiştim ben? Bize şans da lazım…”


İşte tam da bu yüzden bu kadar heyecan vericiydi bu savaş… Tüm insanlığın kaderi vardı ortada… Tüm olasılıklar onlara karşıyken alınan zaferin yerini hiçbir şey tutamazdı.


“İnsanlığın devamı onların cesaretlerine, bilgeliklerine, inançlarına ve fedakârlıklarına bağlı olacak…” diye düşündü: “Tanrı da muhtemelen bunu görmek istiyor… Korkak olanlar onun gülümsemesine ve onayına mazhar olamaz…”


“Umarım haklısındır.” diyen Isabella kaşlarını çatmıştı: “Ben de meraklandım şimdi…”


“Ne konuda?”


“Acaba Gökhisar Prensi Roland senin yerinde olsaydı ne yapardı?”


Zero kaşlarını çattı: “Neden ki? Onun beni yenebileceğini mi düşünüyorsun?”


“Piskopos Tayfun Gökhisar’a gönderdiği safkan cadıdan hala haber olmadığını söyledi. Sanki bir anda ortadan kaybolmuş… Batıyı kontrol etmek için senin seçtiğin safkan… Onun haricinde Kral Şehri’nden Aphra’yı, piskopos adayı Mira’yı ve Uzun Şarkı Kilisesi’ni de kaybettik…” diyen Isabella, bir an duraksadıktan sonra devam etti: “Kilise, Dört Krallık’ı hedef almaya başladığından beri hiç bu kadar kayıp almadığımızın farkında mısın? Batı bölgesi ile uğraşmaya başladıktan sonra kaybediyormuşuz gibi… Sanki… Sanki Tanrı, Roland’ı koruyormuş gibi…”


"Yeter!” diyen Zero, masayı yumrukladı: “Tanrı hakkında hiçbir şey bilmiyorsun!”


Isabella şok olmuştu: “Ben sadece şaka yapıyordum… Ne zamandan beri Tanrı'yı bu kadar önemser oldun?”


Zero öfkesini bastırmaya çalıştı: “Roland, sadece bir ölümlü! Ölümlüler sadece hesaplamalara ve bilgiye güvenebilir! Onların hepsi de benim bir parçam olacak! Şeytanlarla savaşmak için bazı yöntemleri olsa da Kutsal Birlik onlardan daha iyisini yapacak!” diyen Zero, başını çevirmiş Isabella’ya bakıyordu: “Kilise’nin birlikleri Gökhisar’a yürüdüğünde göreceksin Tanrı’nın kimi koruduğunu!”


“Gittikçe daha çok benziyorsun Papa’ya…” diyen Isabella, kütüphaneden çıktıktan sonra Zero, derince iç çekti.


Masanın yanına sessizce oturdu. 200 yıllık yaşamı boyunca çok az olsa da duyguları yine bir karmaşaya düşmüştü.


Isabella'nın ne demek istediğini biliyordu. Ama kendisini ona açıklayamıyordu. Papa kim olursa olsun… Daha önce hangi fikirlere sahip olursa olsun… Dua Odası’na girdikleri an hepsi öngörülemez değişiklikler yaşıyordu.


Tanrı… Gerçekten vardı…


Düşüncelerinin tamamen dağıldığını fark ederek elindeki kitabı kapattı ve kütüphanenin en üst katına çıkmaya karar verdi.


Gizli Tapınak’ın en yüksek noktası orasıydı. Aynı zamanda Dua Odası da oradaydı.


Raflardan yapılma gizli kapıyı açtı. Dar, taş bir merdivenden yukarı çıkarak kendisini penceresiz bir odada buldu. Oda sadece birkaç metre kareydi. Bir insanın yatacağı kadar bile yer yoktu. Çatısı koni şeklindeydi ve soluk mavi ışıklar yayan taşlarla kaplıydı. Loş aydınlatmaların altında Zero, dört duvarı ve sert zemini belli belirsiz görebiliyordu. Bunların dışında odada hiçbir şey yoktu. Bu havasız ve sıkışık yerin Tanrı'ya en yakın yer olduğuna inanmak bir hayli zordu.


Zero, Tanrı’nın çağrısını hissetmek için gözlerini kapattı.


Karanlık dünyası yavaş yavaş değişmeye başlamıştı. Sanki bir şey zihnine girmişti ve bilincinde bir sahne gösteriyordu. Bunun hayal gücünün bir ürünü olmadığını biliyordu Zero… Onun ruhu bile, yüzlerce insanı absorbe etmiş ruhu bile böyle bir manzarayı görememiş, hayal dahi edememişti.


Bükümlü çizgiler yavaşladığında beş büyük resim ortaya çıkmıştı. Biri başının üstündeki dev bir halkada süzülüyor, diğer dördü de hemen yanında simetrik bir haç oluşturuyordu.


Bu Tanrı'dan bir işaretti.


Zihninde bir şey izlemek inanılmaz bir histi. Gözlerini açar açmaz tüm bu sahnenin ortadan kalkacağını biliyordu Zero… Her bir resme bakabilmek için bilincini kullanabiliyordu sadece… Resimlere odaklandığında onların kendisine doğru ilerlediğini hissediyordu.


Zero’nun üstündeki büyük halka şeklindeki resim şüphesiz Tanrı'nın kendisiydi.


Görünür sınırları olmayan karanlık bir dünyaydı. Ortasında dev kırmızı bir küre asılıydı. Küre, büyülü güçten yapılma idi. Ve Zero, yalnızca küreye bakarak bile onun sonsuz gücünü hissedebiliyordu. Yarısı karanlıkta gizlenmiş gibiydi. Sadece tek yarısı görülebiliyordu.


Zero daha yakından baktıkça daha da emin oluyordu.


Çok görkemliydi...


Bu büyülü kürenin yanında Zero, hiçbir şeydi. Kürenin ne kadar büyük olduğunu anlatacak kelimeleri bile bulamıyordu. Altındaki dünya bile bu kürenin yanında cüceden küçük kalırdı. Yüzeyindeki büyülü güç girdapları okyanuslardan geniş, parlayan büyülü ışıklar, Güneş’ten daha parlaktı. Tanrı’nın dışında başka kimde bulunabilirdi ki bu güçler?


Bu muhtemelen Kutsal Kitap’ta bahsi geçen Kanlı Ay idi. Yarısı görünen küre dolunaya pek benzemiyordu.


Zero, zamanında bu küreye ibadet ve dua etmeye çalışmıştı. Ama sanki Tanrı İradesi Savaşı’nın sonucunu beklercesine karanlıkta süzülmeye devam etmiş ve hiçbir cevap vermemişti.


Bu yüzden Isabella'ya aşırı öfkelenmişti. Bu şey kimseye onayını vermemişti… Zero kendi gözleriyle gördükten sonra anlamıştı Tanrı’nın insanları zerre umursamadığını…


Bu düşüncelerinden ayrıldıktan sonra alttaki dört resme baktı.


Her 400 yılda bir meydana gelen savaşların Tanrı İradesi Savaşları olarak adlandırılmasının sebebinin bu resimlerin içeriğiyle bir bağlantısı olduğuna inanıyordu.


Kilise’nin gizli tarihi, geçmişteki Kutsal Birlik liderlerinin ve papaların bu resimler hakkındaki yorumlarını da içeriyordu. O insanların çoğu aynı sonuca varmıştı: Savaşın sonunun geleceği yer bu resimlerde belliydi. 









Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18330 Üye Sayısı
  • 791 Seri Sayısı
  • 37561 Bölüm Sayısı


creator
manga tr