Bölüm 481: Neverwinter Şehri

avatar
892 2

Release That Witch - Bölüm 481: Neverwinter Şehri




Çevirmen: Lodos

Önceden tarihi belirlenen o çığır açıcı günde Roland çok erkenden kalkmıştı.


Kirli sakalını tıraş etti. Uzun gri saçlarını basit bir şekilde bağladı. Kaşlarını da küçük bir makasla kırptı. Bu dünyada geçirdiği bir senenin sonucunda kendi bakımını kendisi yapabiliyordu, bir hizmetçiye ihtiyaç duymuyordu.


Gümüş aynadaki bulanık yansımasına bir baktı. Geniş bir elbise giymesi halinde Taoist bir rahibe benzeyeceğini düşündü bir an…


Memnuniyetle başını sallayarak ofise gitmek üzere çıktı.


Odada onu Barov bekliyordu.


“Majesteleri…” diyen Barov, eğilerek konuşmaya devam etti: “Bir uçan haberci yolladık. Yaklaşık yarım saat içerisinde Uzun Şarkı’ya varmış olur.”


“Tamamdır. Mekân ayarlandı mı?”


“Dün öğleden sonra her şey tamamlanmış haldeydi Lordum. Kasabanın bütün nüfusunu tutabilecek gibi görünüyor.”


“Aferin.” diyen Roland, yavaşça pencereye doğru gitti.


Uzaklarda belli belirsiz görünen Geçilmez Dağ Sıraları ve Gizli Orman beyaz bir battaniyeyle kaplanmıştı. Güneş ışınları bu battaniyeye desen desen vuruyordu. Yakındaki sokaklarda kasabanın batısına, moloz surlarına doğru hareket eden figürleri görebiliyordu.


Bir önceki sene şeytani canavarlara karşı bir savunma hattı olarak aceleyle inşa edilmiş bu moloz surlar mücadelede önemli bir rol oynamıştı. Ancak şu anda iç şehir ve dış alanlar arasında bir sınır görevi görüyordu. Roland fakir ve zenginlerin bu denli ayrışmalarını sevmiyordu. Bu yüzden orayı yıkacaktı. Ama o sembolik boşluğa ellemeyecekti. Daha yıkmadığı için son bir kez daha kullanabilirdi. Bu gün için meydandan daha fazla insan tutabilecek bir alana ihtiyacı vardı.


Bu çığır açıcı olayın her iki bölgenin vatandaşları üzerinde aynı etkiyi bırakmasını istiyordu. Bu sebeple duyurular uçan haberciler kullanılarak aynı anda yapılacaktı. İlk haberci Petrov’a ulaştığında Roland konuşmaya başlamak üzere sahneye çıkacaktı.


“Şu anda haberleri taşıyan gri şahin yükseklerde süzülüyor olmalı…” diye düşündü Roland: “Ancak taşıdığı haberin önemine dair hiçbir şey bilmiyor… Haberi teslim ettiği an Sınır Kasabası ve Uzun Şarkı isimleri tarihe karışacak.”


Düşüncelerini toparladıktan sonra: “Hadi gidelim…” dedi.


“Emredersiniz Majesteleri…” diyen Barov, gülümsüyordu.


...


Petrov Hull ahşap sahne üzerine yavaşça çıktı ve etrafına baktı.


Meydanda o kadar çok insan yoktu… En azından geçen haftaki kadar yoktu.


Bu çok da ilginç bir durum değildi. İnsanlar genelde yemek ya da kıyafet gibi şeylerle ilgileniyordu. Ücretsiz yulaf ezmesinin yanında çığır açıcı temel atma töreni o kadar da önemli değildi demek ki…


Petrov'un kendisi bile gereksiz görüyordu aslında bunu…


Şeytan Ayları sona ermişti. Ancak Belediye Binası bekledikleri kadar iş almamıştı hala... Tamirci ve inşaat işçisi alımı için bir hafta önce yapmışlardı duyuruları. Ama gelen başvurular hedefledikleri sayının yarısı bile değildi. Bu arada fareler de küllerinden tekrar doğuyor gibiydi. Polislere her geçen gün daha fazla ihbar geliyordu. Sadece bu raporları doğrulamak bile zahmetli bir işti. Arkadaşı Rene Medde, tutuklama ekibinin iş yükü için iki katı adama ihtiyaç olduğundan yakınıyordu.


Aslında Petrov’un beklentileri de bu yöndeydi.


İnsanlar böyleydi: Tembel, açgözlü ve cahil… Majesteleri onlara çok emek harcamıştı. Karşılığında ne geçecekti eline? Petrov’u asıl şaşırtan ise Roland Wimbledon’un bir kraliyet ailesi üyesi olmasına rağmen halkın ona olan bu güveniydi… 


Ama ne olursa olsun Petrov, Prens’e sıkı sıkıya bağlıydı. Tek yapabileceği onu sadakatle takip etmekti.


Uzaktan bir ötme sesi gelmiş, sonrasında da gri bir figür görünmüştü.


Petrov hazırlanan konuşmayı aldı eline.


...


“Majesteleri… Zaman neredeyse gelmiştir.” diye hatırlatmada bulundu Barov.


Güneş, gökyüzünün yarısına yükselmişti. Güneş saatindeki gölge dokuzdaydı. Başını sallayan Roland, sahneye yürüdü. İnsanlar Prens’i gördüklerinde konuşmayı bırakarak alkışlamaya başlamışlardı. Ellerini havaya kaldırarak tezahüratlarda bulunuyorlardı.


Surların her iki tarafındaki alan 20.000'den fazla insanla doluydu. Kasaba halkının çoğu gelmişti yani… Roland’ın bu temel atma törenini meydanda yapmaması isabet olmuştu. Böyle bir kalabalık oraya asla sığmazdı.


Alkışları susturmak için ellerini salladı: “Selamlar halkım!”


Yankı’nın yeteneği sayesinde sesi tüm kasabada duyuluyordu neredeyse…


“Bugün ne olmak üzere olduğunu çoktan biliyorsunuzdur… Kuzey Yamaç Maden alanı için inşa edilmiş olan bu küçük kasaba bir şehir olmak üzere…”


“Şeytan Ayları, Sınır Kasabası için bir kâbusa dönüşmüştü. Herkes barınak bulmak için Uzun Şarkı’ya göçmek zorundaydı. Ama biz burada güçlü bir üs inşa ettik. Batı bölgesini mahvetmek isteyen Osmond Ryan yenildi. Cadılara zarar vermek ve insanları köleleri yapmak isteyen Kilise bu topraklardan sürüldü. Beni yok etmeye cüret eden Timothy Wimbledon bile başarısız oldu. Tüm güney ve doğuyu yaksa bile buraya hiçbir şey yapamadı. Buradaki mültecilerin bunu bildiğine eminim!”


Roland'ın sözleri hızlı bir şekilde tepki bulmuştu kalabalıkta…


“Doğru! Kartal Şehri’ni yaktı ve Berrak Su’yu da yağmaladı!”


“Valencia’yı temizlediler! Şövalyelerinin hırsızlardan, hatta daha da kötülerinden bile bir farkı yoktu!”


“Oğlumu alarak Kral Şehri muhafızlarına katılması gerektiğini söylediler! Tanrım! Daha on beş yaşındaydı!”


Prens onları susturmak için elini kaldırarak devam etti: “Bir daha asla yaşanmayacak bu trajediler! Yeni şehri de bu yüzden kuruyoruz! Sadece daha fazla insanı birleştirerek düşmanlarımızla yüzleşebilir ve onlara saygısızlıklarının cezasını kesebiliriz!” dedikten sonra bir an duraksadı ve devam etti: “Burası benim de şehrim! Roland Wimbledon’un hiç kimseyi arkada bırakmayacağına yemin ediyorum! Gökhisar Krallığı birleşse bile burayı asla terk etmeyecek!”


Surların dibinde kıyamet gibi bir alkış patlamıştı.


“Majesteleri, siz…” diye arkadan haykırdı Barov.


Roland onu susturmak için elini salladı: “Bu doğru. Burası Gökhisar Krallığı’nın yeni başkenti olacak! Krallık burada yeniden doğacak! Sonsuz bir kış gelse bile bu şehir yaz günü gibi sıcak olacak!” dedikten sonra bir an duraksadı ve devam etti: “Bu günden itibaren Sınır Kasabası ve Uzun Şarkı birleşecek! Adı da…”


“Yaşasın Neverwinter Şehri!”


“Yaşasın! Yaşasın Neverwinter Şehri!”


Kalabalık bir anda heyecanlanmıştı. Tezahüratlar sağır edici boyutlara çıkmıştı. Yankılanan sesler dağlara çarpıyordu…


Roland tezahürat eden halkına baktı. İçinde yükselen duyguları hissedebiliyordu… Devrimin kıvılcımları şu anda patlak vermişti… Bir gün bu kıvılcımların tüm ana karayı saracak devasa bir ateşe dönüşeceğinden emindi… 









Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18391 Üye Sayısı
  • 792 Seri Sayısı
  • 37602 Bölüm Sayısı


creator
manga tr