Bölüm 469: Onu Sonsuza Kadar Bekletme

avatar
895 0

Release That Witch - Bölüm 469: Onu Sonsuza Kadar Bekletme




Çevirmen: Lodos

Ertesi gün Roland homurdana homurdana ofise yürüyordu. Wendy’nin kendisini beklediğini gördü.


"Ne oldu?” diye soran Roland, yerdeki dağınık kitap yığınının üzerinden geçerek ona bir bardak çay doldurdu.


“Tebrikler! Sınır Kasabası’nda yeni bir cadı var.” diyen Wendy, gülümseyerek ona son olayları anlattı: “İsterseniz Summer’ı her an kaleye çağırabilirim.”


“Benim bölgemde uyanış yaşayan ilk cadı… İşe alım duyurularını yaptığımdan beri uyanan ilk cadı aynı zamanda…” diyen Roland’ın yüzü aydınlanmıştı. Cümlenin son kısmını duyunca sordu: “Şu anda kalede değil mi?”


“Hayır. Bülbül kimlik doğrulamak için burada değildi çünkü…” diyen Wendy, Scroll’un düşüncelerini anlattı: “Onu evine geri yolladık. İlk ayın maaşını da peşin verdik.”


“İyi yapmışsınız aslında…” diyen Roland başını salladı: “Bu öğleden sonra gelip sözleşmesini imzalamasını söyleyebilirsin…”


“Emredersiniz Lordum…” diyen Wendy’nin ağzında bir bakla daha varmış gibi duruyordu.


“Sorun nedir?”


“İnsanların size ve Cadı Birliği'ne dair görüşleri konusunda sinirli değil misiniz? Ayrıca…” diyen Wendy, dişlerini gıcırdatarak devam etti: “Ayrıca benim yeteneklerim Cadı Birliği lideri olmak için uygun olmayabilir. Scroll benden daha deneyimli ve olgun… Bu yüzden bu sorumluluğu ona vermeniz gerektiğini düşünüyorum.”


“Eminim bunu Scroll’a da söylemişsindir.” diye büyük bir ilgiyle sordu: “O da en iyi adayın sen olduğunu söyledi, değil mi?”


“Ha?”


“Sanırım haklıydım…” diyen Roland, derince iç çekti: “Ben de Scroll gibi düşünüyordum. Yönetim yöntemleri tecrübe kazanılarak öğrenilebilir. Ancak insanın karakterinin ve kişiliğinin değişmesi… Bu çok zor bir şeydir. Maggie’dan sonra cadıların en çok seni sevdiğini fark etmedin mi? Ayrıca Scroll şu anda Eğitim Bakanlığı’ndan sorumlu. İleride de gittikçe daha da yoğun ve meşgul olacak. Bu yüzden yeni cadılarla iletişim kurmak için fazla zamanı olmayacak. Bu da senin lehine olur. Kendini bu kadar kötü görmemeli hatta daha iyi bile görmelisin. Emin ol, ben insanların karakterlerinden anlarım…”


Wendy cevap veremeden Prens devam etmişti: “Halkın güttüğü o yanlış düşünceler hakkında da ben gözlerimi kapadım. Bu vücudun… Öhöm… Yani önceki kötü ünümün bütün krallığa yayılmış olduğunu biliyorum.” diyen Roland, bir an düşündükten sonra: “Bu söylentileri mümkün olduğunca çabuk bir şekilde düzeltmeliyim. Bunun yanında da organizasyonun artık bağımsız olarak ilerlemesi gerektiğini düşünüyorum.”


“Bağımsız… İlerlemesi mi?”


“Evet… Tıpkı Belediye Binası gibi bir departmana dönüştürmek istiyorum.” diyen Roland bu konuyu daha önce de düşünmüştü. Şu anda Cadı Birliği’nde yaklaşık bir düzine cadı vardı. Bu sayede de onlarla ilgilenebiliyordu. Ama yüzlerce üyeye ulaşsaydı veya Kutsal Taquila ölçeğine kadar genişleseydi onları tek başına idare edemezdi. Bağımsız olarak çalışabilen ve farklı pozisyonlarda cadılar görevlendirebilecek bir yönetim sistemi kurmaları gerekiyordu. Roland’ın tek görevi de yeteneklere ve büyülere dair meselelerde yardımcı olmak olacaktı.


Bu düşünceleri dinleyen Wendy, tereddütte kalmıştı: “Ancak Belediye Binası’nda yüzlerce insan var. Şu anda yalnızca bir düzine cadı kız kardeşim var ve her birinin kendi sorunları var. Hem bir de bu halkın görüşlerini nasıl değiştirecek ki?”


“Söylentiler korkuya benzer. İkisinin de kaynağı bilinmeyen şeylerdir. Kasaba halkı cadıları kabul edebilir. Çünkü Nana ve Lily’nin büyülerini bizzat deneyimliyorlar.” dedi Roland gülümseyerek: “Halkın Cadı Birliği’ne katılması yetersiz personel problemini çözmekle kalmayacak, aynı zamanda bu organizasyonun daha iyi de anlaşılmasını sağlayacaktır. Burada çalışanların ister istemez yapacakları tanıtımlar ve reklamlar insanların görüşlerini değiştirecektir. Sizin kasabaya katkılarınız bütün halka yayılacaktır yani…”


Cadıların halk tarafından kabul görmesini istiyorsa onların beraber çalışmalarını sağlayacaktı Roland. En mantıklı ve hızlı yöntem olacaktı.


“Anlıyorum…” diyen Wendy başını salladı: “Bu oldukça iyi bir fikir. Peki katılacak insanları nasıl seçeceğiz?”


“Bağımsız olarak ilerleyeceğiniz için kendi işe alımınızı ve kendi analizinizi de yine siz yapacaksınız.” diyen Roland çenesini okşadı: “Bu konuda Kontes Spear ile konuşabilirsin. Cadı merkezli bir organizasyon kurmak konusunda epey tecrübeli olmalı… Bütün bunların yanında da hâlihazırda Cadı Birliği’nde bir düzine cadı var. Bu yüzden bir personel ya da asistan işe alarak başlayabilirsin. Şeytan Ayları’ndan sonra Belediye Binası’nın yanına yeni bir bina inşa edeceğim. Cadı Birliği için merkez olarak kullanabileceksiniz orayı…”


Bu organizasyonun sadece batı bölgesindeki ya da Gökhisar’daki cadılardan sorumlu olmayacağını söylememişti. Doğru altyapıyı inşa edebilmeleri halinde Roland’ın hükmündeki bütün krallıklardaki cadı organizasyonlarıyla iletişime geçebileceklerdi.


“Anlaşıldı.” diyen Wendy derin bir nefes aldı: “Madem bu görevi bana veriyorsunuz… Elimden geleni yapacağım Lordum…”


...


Wendy çıktıktan sonra Roland dünden beri dağınık olan kitapları toplamaya girişmişti.


Her yere dağılmış sayfalara baktığında dün geceki ateşli ve tutkulu öpücükler aklına geliyordu. Anna'nın mis gibi kokan saçları, pırıl pırıl parlayan gözleri ve yumuşak vücudu Roland’ı kendisinden geçirmişti. İlk tanıştıklarında Anna’nın yeteneğini kullanarak kıyafetlerini yakması Roland’ı daha az heyecanlandırmıştı dün geceye göre…


Bunun sebebi Anna’nın o zamanlar cılız bir kız olmasıyken şu anda çok güçlü ve güzel bir kadın olmasıydı. Sadece bir sene içinde çok değişmişti.


“Belki de inisiyatif almalı ve ona cevap vermeliyim…” diye düşünen Roland’ın düşünceleri eline başka birisi dokunduğunda dağılmıştı. Bülbül’ün kendisine bir kitap uzattığını fark etti: “Yardımcı olayım ben de…”


“Ee…” diyen Roland bir an duraksamıştı. Dün gece Anna ofise girmiş ve beraber vakit geçirmişlerdi evet… Ama Roland, Bülbül’ün hiç etrafta olup olmadığına dikkat etmemişti.


“Endişelenme… Dün gece odadan çıktım. Üçüncü tekerlek gibi kalmak istememiştim.” diyen Bülbül, gözlerini yuvarladı: “Seni bu kadar uzun süre görmeyince kollarına atılacağını biliyordum. Duygularını bastıramıyor çok…”


“Öyle mi?”


Bülbül'ün yardımı ile kitaplar hızla toplanarak raflara dizilmişti.


“Pekâlâ…” diyen Roland son kitabı da son boşluğa koydu: “Teşekkürler…”


“Bunu daha ne kadar sürdüreceksin? Onu sonsuza kadar bekletme…”


Roland bir an duraksadıktan sonra başını çevirdi. Ama Bülbül çoktan ortadan kaybolmuştu. Roland’ın aklında da son sözleri kalmıştı: “Onu sonsuza kadar bekletme…”

 








Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18330 Üye Sayısı
  • 791 Seri Sayısı
  • 37561 Bölüm Sayısı


creator
manga tr