Bölüm 468: Geri Dönüş

avatar
853 0

Release That Witch - Bölüm 468: Geri Dönüş




Çevirmen: Lodos

İki haftanın sonunda Roland nihayet eve dönüş yolundaydı.


Dört soylu aileyi ve Siyah Sokak Fareleri’ni demirden eliyle temizledikten sonra en azından şimdilik Uzun Şarkı’nın reformunu en baştan başlatabilirdi. Yardım ve yerleşme müesseseleri uygun ve düzenli bir şekilde işliyordu. Akçaağaç, Kurt ve Vahşi Gül Aileleri’nden ele geçirilen kraliyet altınları ve erzaklar Dük Ryan’dan arta kalanlar kadar bol olmasa da yine de epey şaşırtıcı bir miktardı. Bu sayede de Roland, yardım projesini tüm şehre istediği gibi dağıtabilir ve bu dağıtımlar esnasında da politikalarının reklamını sağlam bir şekilde yapabilirdi.


Uzun Şarkı’dan ayrıldığı gün İkinci Ordu 500 kişi işe alma hedefine ulaşmıştı. Polis kuvvetlerine de yaklaşık 200 yeni üye eklenmişti. Roland askerlerinin yarısını ve Vader’i Uzun Şarkı’da bırakmıştı. Böylece düzeni koruyabilirler ve yeni savaşçılar, askerler yetiştirebilirlerdi.


Politikalarını uygulama zamanının sınırlı olduğunu biliyordu Roland… Eğer halk ve Belediye Binası arasındaki iletişimi kolaylaştıramaz ve halk üzerinde hızlı bir otorite kuramazsa eski güçler bu boşluğu doldururdu. Yıkım olmadan yapım olmazdı… Roland, yıkımı bitirmişti. Artık Uzun Şarkı’nın baştan yapım vakti gelmişti.


Roland'ın asıl güven kaynağı, nüfusu 30.000'in üzerinde olan ve yarısından fazlası ilkokul eğitimi almış olan Sınır Kasabası idi. Bu sayı belki de modern dünyada yalnızca iki ortaokula eşitti. Ama bu çağ için dehşet verici bir istatistik idi. Ayriyeten ilkokul eğitiminde sadece okuma yazma becerileri verilmiyordu. Aynı zamanda temel bilim ve politika eğitimleri veriliyor, üstüne de evrensel vatanseverlik duygusu aşılanıyordu.


Okuryazarlık oranındaki artış ona devrim konusunda gereken insan gücünü sağlayacaktı. Cahil ve uysal, itaatkâr halka kıyasla vatanseverlik duygusu barındıran halk, büyük bir patlama gücü olurdu. Şu anda Sınır Kasabası halkı, zamanla büyük bir yangına dönüşecek planın sadece ilk kıvılcımlarıydı…


Soluk gökyüzünün altında Roland, her şeye göğüs geren o kasabayı görmüştü işte…


“Bakın! O da ne?” diye bağırdı soylulardan birisi.


“Bir köprü mü?” diyen bir başkası boynunu ileri uzatmıştı: “Tanrım! Çok uzun!”


“Bu imkânsız! Böyle uzun bir köprü sadece iki sütunla nasıl ayakta kalabiliyor?”


“Bi’ saniye… Çelikten yapılmış gibi görünüyor!”


Dönüş yolunda cadıların haricinde gemide isyana katılmadıkları için temizlikten kurtulan bir düzine düşük seviyeli soylu vardı.


Roland'ın planına göre bu düşük seviyeli soylular Belediye Binası’nı hiyerarşik olarak nasıl yönetebileceklerini öğreneceklerdi. Şehir inşaatı resmen bittikten sonra Uzun Şarkı’ya dönecekler ve Petrov’a İkinci Belediye Binası’nı kurması ve Roland’ın emirleri doğrultusunda yönetmek konusunda yardım edeceklerdi. Soylular feodal ayrıcalıklarını kaybettikten sonra kendilerini geliştirmenin yoluna bakıyorlardı.


Filo, tam çelik köprüyü geçtiği esnada Roland arkasındaki soyluların hayranlıkla nefeslerinin kesildiğini duymuştu. Nehrin tüm genişliği boyunca uzanan çelik köprü, başlarının üstünde tüm ihtişamıyla duruyordu.


Prens gemiye bindiklerinden beri hayret etmeyi bırakmayan bu insanlara kendini tutamayarak gülmeye başlamıştı. En başta taştan yapılma bir geminin suyun üstünde gitmesi onları şaşırtmıştı. Sonrasında buhar motorunu görmüşlerdi.


“Tee Projesi’nin tamamlanmaması hoş olmadı…” diye düşündü Roland: “Hele bir de ampulleri görseler ağızları açık kalırdı.”


Gemiler yavaş bir düdük eşliğinde demir almışlardı. Barov, Carter ve bir grup Belediye görevlileri ellerinde haberci güvercinlerle beraber limanda bekliyorlardı. Roland’ı gördükleri anda kutlama amaçlı top atmışlar ve onu bir krala yaraşır şekilde karşılamışlardı.


Roland gülümsedi. İki adamın sırtını sıvazlayarak Barov’u soylularla tanıştırdı. Barov’un kulağına sessizce: “Bu insanların evlerinden, hayatlarından ve eğitimlerinden sen sorumlusun. En üst rütbelisi bir baron. O yüzden unvanlarını umursama… Madenlerde hayatları için çalışanlardan bir farkları yok. Yeni mezunlara yaptığın gibi onları da eğit. En kısa sürede sonuç almanı istiyorum.” dedi.


“Emredersiniz Majesteleri…”


Roland kaleye döndüğünde, dönüşünü duyan tüm cadıları lobide onu beklerken bulmuştu. Daha kapıya girmeden ısıtma sisteminin çalıştığını anlamıştı. Ama hemen sonrasında Roland’ın kalbini daha da ısıtan birisi onun kollarına atılmıştı. Saçlarının tanıdık kokusunu koklayan Roland, gülümsedi: “Geri döndüm.”


“Evet…” diyen Anna başını kaldırdı. Mavi gözleri sevinçle yanıp sönüyordu: “Uzun zamandır seni bekliyordum…”


“Ben de!”


“Ben de!”


Çok geçmeden Roland kollarının her birinde ekstra bir ağırlık hissetmişti. Şimşek ve Maggie olduğunu tahmin etmesine bile gerek yoktu. Çünkü onlardan başka Anna ile sarılmasını bölebilecek olan yoktu.


“Hey! Siz zaten onunla beraber gitmiştiniz!” diye yakındı Gizemli Ay.


“Evet!” diye dalga geçti Lily: “Ayıp, ayıp!”


“Hepinizin sağ salim döndüğünüze sevindim.” dedi yavaşça Wendy.


“Bu gece bir kutlama yapmalıyız!” dedi Scroll.


“Yaşasın! Dondurmalı sandviç istiyorum!” diye haykırdı Andrea: “Ashes ve Shavi’nin de hakları ile bu gece ziyafet çekeceğim!”


Roland’a en son giden ise Tilly Wimbledon olmuştu.


Ellerini uzatan Tilly: “Uzun bir yolculuk geçirmiş olmalısın… Hoş geldin!” dedi.


“Teşekkürler.” diyen Roland gülümsedi ve kendisine uzatılmış eli kavradı.


...


Şahane bir akşam yemeğinden sonra Roland ofisine döndü. Derince bir iç çekti. Uzun Şarkı Kalesi her ne kadar daha büyük olsa da bu küçük yer çok daha rahattı.


Uzun Şarkı’dan getirdiği kitapları sıraya dizecekti ki Anna odaya girdi.


"Tam zamanında geldin.” diyen Roland, halıya yığılmış kitapları işaret etti: “Bunlar benim sana hediyelerim… Çoğunluğu tarih ve efsanevi hikâye kitapları… Geri kalanlar da batı bölgesinin gizli hikâyeleri… Hepsi Dük Ryan’ın kütüphanesinden… Hatta bak bu…” diyen Roland, daha cümlesini bitiremeden dudaklarında bir çift yumuşak dudak hissetmişti.


Tutku dolu ve hafif nemli bu dudaklar Roland’ı bambaşka hissettirmişti.


Dudakları ayrıldıktan sonra Anna, Roland’ın gözlerine baktı. Her kelimeyi vurgulayarak: “Seni gerçekten çok özledim!” dedi.


Anna’nın gözlerine kitlenmiş Roland da kalbinde büyük bir sıcaklık hissetmişti: “Bu kitap…”


“Daha sonra okurum…”


“İyi fikir…”


Sonrasında da iki beden öpücüklerle birbirine dolanmıştı…









Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18121 Üye Sayısı
  • 789 Seri Sayısı
  • 37385 Bölüm Sayısı


creator
manga tr