Bölüm 460: Snaketooth – Part 2

avatar
955 0

Release That Witch - Bölüm 460: Snaketooth – Part 2




Çevirmen: Lodos

Snaketooth duyduğu şeylerden daha da inanılmazlarını duymayı beklemiyordu. Konuşmacının bir sonraki duyurusu yerinde donakalmasına sebep olmuştu…


“Beş gün içerisinde, yani baharın ilk ayının ikinci haftasında Belediye Binası meydanda erzak dağıtacak! Herkes buraya gelerek iki kâse pişmiş yulaf ezmesi almak için gelebilir! Birisi öğle yemeği diğeri de akşam yemeği içindir. Vatandaşlar! Hepimiz cömertliği için Prens’e teşekkür edelim!”


O sırada kalabalık karışmaya başlamıştı.


“Tanrım! Gayle haklıymış! Duyuruda gerçekten yazıyormuş bu!”


“Evet! Doğruymuş!”


“Kulaklarım yanlış mı duyuyor? Her gün bedava yulaf ezmesi mi?”


“Geleceğiz kesinlikle!”


“İki ücretsiz öğün!”


O sırada kalabalıktan birisi bağırdı: “Lordum! Yulaf ezmesi gerçekten ücretsiz mi? Ne kadar devam edecek böyle?”


İşte herkesin aklındaki soru da buydu. Sessizleşen kalabalık aynı anda konuşmacıya dönmüşlerdi.


Bir süre bekleyen konuşmacı sakince söze başladı: “Evet! Yulaf ezmesi gerçekten ücretsiz! Şeytan Ayları’nın sonuna kadar devam edecek! Tüm komşularınıza, akrabalarınıza ve arkadaşlarınıza bunu duyurun! Majesteleri her zaman sözünü tutar!”


Yüzlerce insan bir anda heyecanlanmıştı. Ama Snaketooth duyduklarına inanmıyordu.


Bedava yemek mi? Bu ne demekti? Bu Kanas’ın tehditleri olmadan geçici olarak olsa da karda açlıktan ölmemeleri demekti! Sadece onlar da değildi! Tüm fareler ücretsiz ve kolay bir şekilde yemeğe erişebileceklerdi. Onları zapt etmek daha da zor olacaktı!


Kanas öylece oturup bunun olmasına izin vermezdi… Peki ne yapardı? Toplanan kalabalığı dağıtmak için, yapılan yemek dağıtımını engellemek için birisini yollardı... Ya da Belediye Binası’na rüşvet vererek tüm yulaf ezmesini Kızıl Su Nehri’ne attırırdı…


Bunların yanında Snaketooth, konuşmacının ‘Majesteleri’ ifadesini kullandığını da fark etmişti. Bu da erzak dağıtımı emrini verenlerin Dük ya da beş aile olmadığını bizzat Prens Roland olduğunu gösteriyordu: “Farelerin aylak aylak gezmesine izin mi verecek? Yoksa diğer soylulardan bir farkı mı olacak?” diye düşündü Snaketooth…


Soylulardan hiçbirine güvenmiyordu. Paper’ın alınıp götürüldüğü gün hala aklındaydı.


Ancak kafasında küçük bir ses konuşmaya devam ediyordu: “Ya doğruysa? Ya doğruysa?”


Neyse ki; şüpheleri uzun sürmemişti. Çünkü konuşmacı başka bir duyuruyu okumaya başlamıştı. Onu en çok şaşırtan duyuru da buydu… Çünkü direkt olarak farelerle alakalıydı…


"Vatandaşlar, beni dinleyin! Gelecekte parlak günler var!” diyen konuşmacı bağırarak kalablığı sakinleştirdi ve devam etti: “Beş gün içinde yulaf ezmesi dağıtımı başlayacak! O andan itibaren Majesteleri, Uzun Şarkı’daki suçları bitirmek için çalışmalara başlayacak! Hırsızlık, Siyah Sokak hareketleri ya da herhangi bir kişinin malını ve güvenliğini tehdit eden her türlü kötü davranış! O zaman geldiğinde lütfen Siyah Sokak etraflarında dolaşmayın! Barlara ya da kumarhanelere gitmeyin! Herhangi bir tekinsiz ortamdan uzak durun!”


“Uzun Şarkı’daki bu düzenin yine Uzun Şarkı’daki vatandaşlar tarafından sürdürülmesi gerekiyor. Bu sebeple Belediye Binası kamu güvenlik personelliği ve polislik için işe alımlar yapıyor! Şimdi gereken şartları söylüyorum!”


Snaketooth daha fazla dinlemek istemiyordu. Kalabalığın dışına çıkarak ateşin yanına gitti: “Hadi acele edin! Dönelim artık!”


"Dinlemeyi bitirdin mi?” diye isteksizce soran Sunflower, ellerini ovuşturuyordu: “Gitmeden önce biraz ısınmalısın…”


“Hayır, şimdi gitmeliyiz! Acilen!” dedi Snaketooth.


"Ne oldu?” diye soran Joe bir şeylerin ters gittiğini fark etmişti.


“Yolda açıklarım! Şu anda geri dönmeliyiz! Aksi takdirde Kanas bu bilgileri başkasından duyar ve bizim de işimiz biter!”


...


Batı bölgesindeki farelerin buluşma noktası Sonsuz Sokak’ın derinliklerindeki iki katlı bir evdi…


Kanas tek gözlü ve korkunç bir adamdı. Öfkesi ve yöntemleri de bir o kadar korkunç idi. Snaketooth bizzat onun ağzı yüzü dağılmış birini duvara çivileyerek kırbaçladığını görmüştü. Aynı zamanda Kanas, bölgedeki birkaç fare ekibinin de gıdalarını kontrol ediyordu. Bu yüzden kimse ona saygısızlık yapmaya cesaret edemezdi…


Snaketooth da aynı şekilde hissediyordu. Bu yüzden Kanas'ın önünde diz çökerek ona duyurulardan bahsetti.


“Lord bizi mi hedef alıyor?” diye soran Kanas kaşlarını çatmıştı: “Ne tür bir saçmalık bu?”


“Lord değil…” diye hatırlattı Snaketooth: “Konuşmacı özellikle Prens’ten bahsediyordu…”


“Sen ne bilirsin?” diye tükürdü Kanas: “Hiçbir soylu, ne kadar önemli birisi olursa olsun başkalarının topraklarında bir şey yapamaz. Burası Uzun Şarkı! Sınır Kasabası ya da Kral Şehri değil! Buranın Lordları da Elk ve Hanımeli Aileleri! Onun yapabileceği hiçbir şey yok yani! Ne olmuş yani o batının koruyucusu ve lorduysa? Kalede kimin oturduğuna bakacaksın sen! Güya Kral da Gökhisar’ı yönetiyor… Ama kim takar onun emirlerini?”


“Haklısın…” dedi Kanas'ın yanındaki bir kız yavaşça: “Güç el değiştirirse bizimle bir alakası asla olmaz. Bundan bahsetmeye bile gerek yok… Soylular soylulardır, fareler ise fareler… Sadece iki farklı grup aynı şehirde yaşıyor diye bu onların aynı oldukları anlamına gelmez.”


“Fareler farelerdir… Duymak istediğim de bu…” diyen Kanas, arkasındaki kızı tuttu: “Ancak ikinci bildiri oldukça garip… Eğer soylular yiyecek dağıtırlarsa önceden bize haber verirler. Genelde de çok az miktarlarda dağıtırlar… Ama nasıl oluyor da sanki onlar tüm şehri beslemeye çalışıyorlarmış gibime geliyor?”


Kimse sorusunu cevaplayamamıştı. Ama Snaketooth, herkesin aklında ücretsiz iki kâse yulaf ezmesi olduğunun farkındaydı…


“Belki de… Soylular Sör Bloodyhand ile iyi anlaşmak istiyorlardır?” diyen kız güldü.


"Kim bilir…” diyen Kanas omuz silkti: “Patrona sorarım… Bu soylularla ilgili meseleyi sadece o bilir ve anlar…”


‘Sör Bloodyhand’ batı bölgesi farelerinin kralı idi. Düşük seviye soylularla çok yakın ilişkileri olduğu söylenirdi. Diğer bir deyişle artık bir fare değildi. Sadece unvanı olmayan bir yeraltı soylusu idi… Tüm fare kralların buna benzer bağlantıları olurdu zaten…


Bunları düşünen Snaketooth rahat bir nefes almıştı. Kanas'ın sevgilisinin haklı olduğunu biliyordu: “Hem soylular hem de fareler, yüzlerce yıldır varlar… Üst seviye nasıl değişirse değişsin, yeraltı kendi kurallarını her zaman kendisi koymuştur… Majesteleri de en nihayetinde bir soylu… Ne yapabilir ki yani?” diye geçirdi içinden…


“Bu arada… Hepinizin şu anda ne düşündüğünü tam olarak biliyorum.” diyen Kanas güldü: “Belediye Binası’nın yulaf ezmesini denemek istiyorsunuz… Dağıtım gününde herkes bu odada bulunacak ve kimse ayrılmayacak… Anlaşıldı mı? Arkamdan iş çevirip yemeye giden falan olursa… Hayatı boyunca bir daha bir şey yiyemez!” 









Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18331 Üye Sayısı
  • 791 Seri Sayısı
  • 37561 Bölüm Sayısı


creator
manga tr