Bölüm 449: Bir Dizi Savaş

avatar
949 1

Release That Witch - Bölüm 449: Bir Dizi Savaş




Çevirmen: Lodos

Roland, dağılmış kaleye girdiğinde Petrov ve Earl Hull salonun ortasında dizleri üstüne çökmüş Prens’in gelişini bekliyorlardı.


Etraftaki tüm cesetler çıkarılmıştı. Ama kan kokusu hala hissedilebiliyordu. Her yerde kırık mobilyalar ve silah parçaları vardı. Biraz bakılınca bile nerede nasıl bir boğuşma yaşandığı anlaşılabiliyordu.


“Ayağa kalkabilirsin…” diyen Roland, Petrov’a doğru yürüyüp omuzlarından tutmuştu.


“Emredersiniz…” diyen Petrov’un sesi boğuk çıkıyordu: “Sonunda buradasınız Majesteleri…”


“İyi iş çıkardın.” diyen Roland, yavaş konuşuyordu: “Dört aile yaptıklarının bedelini ödeyecek. Katiller de adalete teslim edilecek.”


“Uzun Şarkı’yı iyi koruyamadım.”


“Sen elinden geleni yaptın. Olanlar senin hatan değildi…” diyen Roland iç çekti. Petrov bir savaş yönetici değildi. Önceki kuşatmadan ve şimdiki isyandan anlaşılabiliyordu bu… Arazi yönetmede iyiydi. Ticaret konusunda mahir, fırsatları yakalama konusunda da yetenekliydi. Ama en nihayetinde o bir Makyavel değildi. Mücadeleler ve komplolar konusunda uzman olmadığı belliydi. İkinci Ordu olmasaydı iki gün dayanamazdı Uzun Şarkı, orası kesindi...


Ancak bu Petrov Hull'un iyi bir yönetici olmadığı anlamına da gelmiyordu. Savaşta iyi değilse savaş olmayan bir bölgeye atanmalıydı. Zaten Roland’ın gözünde savaş bilmektense normal yönetici olmak daha iyi bir konumdaydı…


Roland, etrafındakilere bakarak konuşmaya başladı: “Bu isyanın arkasında bir güç olduğunu düşünüyorum. Bu düpedüz bir komplo… Düşman kendisinin olmayan şeyleri zorla almak için batıyı karıştırmak istiyor…”


Ortam sessizdi. İster Birinci Ordu’nun askerleri isterse de Petrov’un arkasındaki yaralı şövalyeler olsun… Hepsi gözlerini Roland’a dikmişti.


“Bu uğurda suç işlediler. Soyluları ve sivilleri öldürdüler. Savaştan sonra birçok insanın ailesini kaybettiğine ve birçok evin de yağmalandığına tanık olacağız. Ama komploları en sonunda başarısız olacak. Uzun Şarkı daha büyük bir trajediye kurban gitmediyse bu sizin sayenizdedir! Kahramanca hareket ettiniz! Yaptığınız her şey övgüyü hak ediyor!”


Bunu duyan şövalyeler farkında olmadan göğüslerini dikleştirmişti.


“Ancak… Savaş henüz bitmedi. İsyancılar panik içinde kaçışıyorlar… Şimdi intikam alma sırası bizde! Düşmanların nerede saklandıkları hiç önemli değil! Hepsi adalet önünde yargılanacaklar! Kral Şehri’nde saklanıyor olsalar bile!” diyen Roland, bir an duraksadıktan sonra devam etti: “İsyanı çıkaran arka plandakiler de benim adaletimi tadacak! Dökülen kanlar boşa gitmeyecek!”


“Majesteleri çok yaşa!” diye haykıran Petrov ve Earl Hull bir kez daha diz çökmüştü.


İkinci Ordu’dan hayatta kalan askerleri de diz çökerek bağırmıştı: “Majesteleri çok yaşa!”


Çok geçmeden herkes dizleri üstüne çökmüştü. Bir elleri göğüslerinde olacak şekilde var güçleriyle bağırıyorlardı…


“Majesteleri çok yaşa!”


...


Genel olarak insanları rahatlatan ve teselli eden Roland, sonrasında da Petrov, Van'er, Brian ve Demir Balta’yı işgale uğramamış tek yer olan kalenin üçüncü katındaki çalışma odasına çağırdı. Mobilyalar sağlamdı. Roland, önündeki birkaç günü yüksek ihtimalle burada geçireceğini biliyordu…


Yapması gereken ilk şey savaş alanlarındaki durumu anlamaktı. Demir Balta’ya bir bakış attı. Demir Balta da hemen mesajı alarak rapor vermeye başladı: “Cadılar kuzey kapısını ve dört ailenin önceden el koydukları doğu kapısını geri aldı. Birinci Ordu da Bayan Sylvie'nin rehberliğinde şehir içindeki isyancıları ortadan kaldırıyor. Düzen yarın sabaha sağlanmış olur…”


“Hasarımız nedir?”


“Şimdiye kadar toplamda altı kişi yaralandı. Hepsi de tüfek ekibinden… Tedavileri Bayan Nana tarafından yapıldı.”


“Ya İkinci Ordu? Sayımlar yapıldı mı?”


“Henüz değil… Ama son aldığım haberlere göre biraz fazla…” diyen Brian tereddütteydi: “Surlara destek için gönderilen her iki birlik de yenilmiş… Daha toplanmadılar tamamen… Kaleyi savunmak için gönderilen 50 askerden de 11 ölümüz var. Surlarda devriye gezenlerin ise neredeyse hiçbiri hayatta kalmadı…”


Başını sallayan Roland, Demir Balta’ya yöneldi: “Bana isyancılardaki ateşli silahları getir…”  


Kar tozu ortaya çıktığından beri bu günün er ya da geç geleceği kesindi belki… Ama Timothy’nin bu kadar hızlı çıkması Roland’ı şaşırtmıştı.


Demir Balta hızla emri iletti. Birkaç dakika sonra farklı uzunluklar ve şekillerde birkaç boruya benzer silahlar gelmişti…


Silahları gören Roland, nasıl bu kadar kısa zamanda üretebildiklerini anlamıştı…


Bu uzun borular herhangi bir şekilde çakmaktaşı tüfeklerine benzemiyordu. Herhangi bir tetik mekanizması yoktu. İki ucunda da delik olan bir borudan neredeyse hiçbir farkı yoktu. Bir ucundaki delik barut ve mermi yüklemek için daha derindi. Devamında da ateşleme için kullanılacak iğneye benzer bir delik daha vardı. Öbür uç biraz daha dardı. Merminin sıkıştırılabilmesi için kullanılacak bir bambu çubuğun sığabileceği genişlikte idi…


Yapısal açıdan Roland’ın ta en başta yaptığı prototiplere benziyordu.


Yüklemesi nispeten aynı olsa da ateşlemesi büyük sıkıntıydı. Silahı kullanacak kişinin bir eliyle silahı alttan tutarken diğer eliyle de yukarısından barutu koyması gerekiyordu. Bu pozisyonun oluşturduğu kısıtlılık yüzünden de doğru bir şekilde nişan alınamıyordu. Sadece kaba bir şekilde ileriye tutuluyordu silah, başka türlü nişan alınamıyordu…


Ama yine de şüphesiz ateşli bir silahtı. Çakmaktaşı tüfeğine benzediği kısımlardan dolayı nispeten yüksek sayılabilecek bir ateş gücü vardı. Kısaca şövalyelerin zırhı engelleyemezdi bu silahın mermilerini…


Timothy’nin çabaları belli oluyordu. Kendince bir şeyler eklemeye çalışmıştı. Bu silahları da dört ailenin eline vererek muhtemelen test etmeye çalışıyordu. Yani kendi elindeki ateşli silah daha iyi olmalıydı.


Ama en iyi ateşli silah bile günün sonunda sadece bir ateşli silahtı.


Roland’ın bahar başlar başlamaz yapacağı saldırıyı Kral Şehri’nin savuşturabilme imkânı yoktu. Döner tüfekler, ağır makineli tüfekler ve daha birçok üst kalite silahla donanmış batı ordusunu yenemezlerdi…


Bakışlarını tekrar önündeki dört kişiye çevirdi Roland: “Birinci Ordu, yarından itibaren karış karış banliyö bölgeleri toparlayacak. Direnecek herhangi bir soylu anında öldürülecek! Öyle umuyorum ki bu haftanın sonunda tüm batı bölgesi birleşmiş olacak!”


Dördü bir ağızdan cevap verdiler: “Emredersiniz Majesteleri!”









Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18125 Üye Sayısı
  • 789 Seri Sayısı
  • 37391 Bölüm Sayısı


creator
manga tr