Bölüm 440: Saray Duruşması

avatar
1002 1

Release That Witch - Bölüm 440: Saray Duruşması



Çevirmen: Lodos 

Roland, haberi duyduğunda bir yerleşim bölgesinin elektrik şebeke düzenini inceliyordu. Carter’ın verdiği rapor sonucu kalemini bırakarak iç çekti. Böyle bir şeyin yaşanmasının kaçınılmaz olduğunun farkındaydı. Ama yine de yaşanmış olması onu biraz rahatsız etmiş ve üzmüştü. Sıkı sıkıya koyulmuş yasaklara rağmen çok küçük bir kar için riske giren insanlar vardı. Bu olay da aslında bir ilk olduğu için ibreti âlem olması açısından iyi bir ceza verilmeliydi.

 

Bunların yanında Roland, bazı yasal uzmanlar almayı da düşünüyordu. Şehir tamamen inşa edildiğinde ceza davaları artacaktı ve hepsine kendisi bakamazdı.

 

Duruşma, kale salonunda yapılacaktı.

 

Roland, Barov'u da çağırmış ve bu gıda kaçakçısının davasını beraber dinlemeyi teklif etmişti.

 

Salonun ortasında iki şüpheli yere diz çökmüştü. Etrafa attıkları boş bakışlar ve soluk yüzlerden bu tarz bir şeye aşina olmadıkları belliydi.

 

Roland tahtında yerini aldı. Boğazını temizleyerek söze girdi: “Yaptıklarınızı bir bir anlatın! Yalan söylerseniz cezanız artar!”

 

“E-Emredersiniz Majesteleri…” diyen iki şüpheli sanki uykudan uyanmışlarcasına sersemlemişlerdi. Çiftçi bağırarak söze girdi: “Majesteleri! Lordum! Yaptığım şeyin yanlış olduğunu biliyorum. Ama yapmasaydım… Hayatta kalamazdım! O memurlar sizin isteklerinize uyup da almıyorlar buğdayları… Başka çarem kalmamıştı…”

 

Davanın epey basit olduğu anlaşılmıştı. Çiftçi daha konuşurken bile Roland, hükmünü kesinleştirmişti…

 

Ancak çiftçinin son sözleri Roland'ı şaşırtmıştı: “Memurlar neden kurallara uyarak satın almıyorlar buğdayları? Bu olaya Belediye Binası da mı dâhil yoksa?” diyen Roland, Barov’a baktı.

 

Yumuşak bir sesle söze girdi Barov: “Satın almadan Tarım Bakanlığı sorumlu… Bakan Sirius Daly’nin böyle büyük bir hata yapmış olma ihtimali pek yoktur. Ona sormak için çağırabilirsiniz isterseniz Majesteleri…”

 

Başını sallayan Roland, muhafızlarına Tarım Bakanı’nı çağırmalarını emretti.

 

Koşarak salona giren Sirius Daly, Roland’ın önünde saygıyla eğildi ve kendisine vereceği bir emir olup olmadığını sordu. Davranışları ve tavırlarında eskiden yaptığı şövalyeliğin izleri görülebiliyordu.

 

Prens davada aklına takılanları anlatarak sordu: “Çiftçilerden tahıl almayı hiç reddettiğin oldu mu?”

 

“Evet, bu yaşandı.” diye tereddütsüz bir şekilde cevap veren Sirius, devam etti: “Talepleriniz doğrultusunda hasattan sonra alımları durdurmadık. Ancak buğdayın kalitesindeki azalmaya göre de alış fiyatını düşürdük. İlk iki ayda, satın alma fiyatımız ile orijinal fiyat arasında çok çok az bir fark vardı. Kış geldikten sonra, çiftçilerin çoğunluğunun buğday depolayacak yerleri olmadığından ve hepsi de barakalardan geçici yerleşim birimlerine taşındığından dolayı buğdayın kalitesi ciddi derecede bozulmuştu. Buğdayların çoğu, ıslanmış, renksizleşmiş ve küflenmişti. Bu nedenle de satın alma fiyatlarımız %20-30 azaldı. Bu çiftçinin buğdayları ise aşırı kötü durumdaydı ve muhafaza edilecek hiçbir yanı kalmamıştı. Bu nedenle teklif ettiğimiz fiyat hasat zamanındaki fiyattan beş kat düşüktü…”

 

“Hiç satmamakla aynı şey bu da Majesteleri!” diye bağırdı çiftçi: “Bütün yılımı çalışarak geçirdim. Ama bana verilen fiyat bu mu? Bize fiyatların sabit kalacağını söylememiş miydiniz?”

 

“Zamanında satsaydın o zaman aptal!” diye öfkeyle tersledi Barov: “Sanki kimse neden buğdayları beklettiğini bilmiyor senin! Şehirde bir gıda problemi olduğu anda 3-4 katı fazlaya satacaktın!”

 

Davayla ilgili her şey netleşmişti o anda… Ancak sonuç Roland'ı bir nebze şaşırtmıştı. Bu davanın basit bir gıda kaçırma meselesi olduğunu düşünmüştü. Ama şu anda karşısında baya kötü kalpli yiyecek satışı vardı. Çiftçi bu tahılların son derece kalitesiz olduğunun farkındaydı. Ama o parasına bakıyordu. Tahılların yenilip yenilememesi umurunda bile değildi…

 

Çiftçinin ağır bir suç işlediği ve ceza alması gerektiği kesindi. Ama Roland pek de emin değildi. Fakirlerin hayat hikâyelerinden az çok haberdardı. Yiyecek bulamadıklarında açlıklarını küflü ekmeği bırak dal ve ağaç parçaları yiyerek bastırdıklarını biliyordu. İşte zaten bu yüzden Scroll, tüm vatandaşların buğday yiyebilmesinin ne kadar harika bir şey olduğundan sürekli bahseder dururdu. Çiftçi de fakirdi ve muhtemelen ekmek yapmak için kalitesiz malzemeler kullanmanın ciddi bir suç olduğunun farkında değildi.

 

Konuyu bir süre Barov ile tartışan Roland sonunda kararını duyuracaktı.

 

Ayağa kalktı. Tüm izleyenlere bakarak ciddi bir sesle konuşmaya başladı: “Bu iki adam… Suçludur! Çiftçi yasağa itaat etmedi ve tahıl ticareti yapmaya kalkıştı. Yasaları bilerek ihlal etti. Bu nedenle iki kat suçlu. Onu 10 yıl boyunca madenlerde çalışmaya mahkûm ediyorum. Performansına ve davranışlarına bakılarak bu süre azaltılabilir!”

 

“Parker da ayrıca yasağı ihlal etti ve diğer vatandaşlara sattığı ekmeklerde kalitesiz malzemeler kullandı. Bu iki suçtan ötürü de cezası 10 yılda ekmek satışlarından elde edeceği paranın üç katının Belediye Binası’na verilmesidir. Kararlarım kesindir ve şu andan itibaren yürürlüğe giriyor!”

 

İki mahkûm dünya başlarına yıkılmışçasına yere çökmüşlerdi. Muhafızlar onları sürükleyerek salondan çıkarmışlardı.

 

Prens daha sonra Sirius'a emir verdi: “Bu konuyu yaz ve ardından incelemesi ve yayınlaması için Barov'a ver! Tüm vatandaşların olayın her anından haberdar olmasını ve bu olayların bir daha tekrarlanmamasını istiyorum!”

 

“Emredersiniz Majesteleri!”

 

Duruşma sona erdikten sonra Roland, Carter’ı ofisine çağırttı: “Suçluyu tutuklayan kişi yine Vader’miş…”

 

Başını sallayan Carter, konuşmaya başladı: “Ancak bu sefer aşırıya kaçtı Majesteleri… Suçluyu tutuklarken üniforması üstünde değilmiş. Halkın arasında kavga ediliyor diye şikâyet geldi bize… Bu konuda onu uyaracağım…”

 

“Yok, yok… Hatta onu övmek gerekir.” diyen Roland’ın eli çenesindeydi: “Biz, bir polis memurundan duruma ayak uydurmasını ve bir suçluyu nasıl yakalayacağını kendisinin düşünmesini beklemiyor muyuz? Vader, eski bir devriye üyesi… Bu işlerden de anlıyor… Doğuştan bir yetenek o…”

 

“Zamanı geldiğinde onu Güvenlik Bürosu’na alacağım.” diye düşündü Roland: “Bülbül tek başına yetmiyor…”




 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18421 Üye Sayısı
  • 792 Seri Sayısı
  • 37652 Bölüm Sayısı


creator
manga tr