Bölüm 433: Karşılıksız Aşk

avatar
867 1

Release That Witch - Bölüm 433: Karşılıksız Aşk



Çevirmen: Lodos 

“Afiyet olsun…” diyen hizmetçi masaya biraz şarap koyduktan sonra üç kişiye garip bir bakış attı: “Bir ihtiyacınız olması halinde kapının yanındaki ipi çekin…”

 

"Anladım. Gidebilirsin…” diyen Otto elini salladı. Eğilerek selam veren hizmetçi çıktıktan sonra oda sessizliğe bürünüvermişti.

 

Kalbi yerinde durmuyordu Otto’nun… Sanki bir daha kaybedecekmiş gibi gözlerini hiç Andrea’nın üstünden çekemiyordu: “Rüyaymış gibi geliyor… Belinda ve Oro senin öldüğünü düşünüyor. Ben de seni bir daha göreceğimi hiç düşünmemiştim…”

 

Otto pazarın ortasında bağırınca Andrea da ona bakmıştı. Herhangi bir isim değildi bu… Yani Otto, doğru görmüştü ve birisine falan benzettiği yoktu… Gerçi zaten Andrea’dan başkası da olamazdı. Güzelliği ve zarafeti ile diğerlerinden sıyrılıyordu…

 

Ancak Andrea, Otto’nun beklemediği bir şekilde pek de heyecanlanmamış, aksine kaşlarını çatarak Otto’ya yürüyüp kendisini takip etmesini söylemiş ve pazardan ayrılmıştı.

 

"Muhtemelen bir olay yaşansın istemedi… Evet, evet bu doğru… Soylular halk arasında dikkat çekmemelidir. Ben kabalık ettim…” diye düşünen Otto, iki kadını takip etmişti. Yolculukları bir barın bir odasında sonlanmıştı. Bu şansı Andrea’ya yakından bakmak için kullanıyordu. Beş yıl geçmesine rağmen hala hatırladığı gibiydi: “Eğer bu rüyaysa lütfen daha fazla sürsün!” diye diledi içinden…

 

"Bu senin eski sevgilin mi?” diyen koyu saçlı kız bir ıslık çaldı.

 

“Madem gelmekte ısrar ettin, o zaman ağzını ne zaman kapalı tutacağını da bilmen lazım.” dedi Andrea: “Endişelenmene gerek yok… Sessiz kalsan bile kimse senin dilsiz olduğunu falan düşünmez…”

 

"Seni korumak için geldim.” diyen kız, sırıtıyordu: “Ayrıca Tilly’ye bir doğum günü hediyesi almak için beni buraya sen sürükledin. Ve şimdi beni kovman da soylu bir kadına asla yakışmayacak bir hareket olur…”

 

“Kimi kovduğuma göre değişir…” diye dalga geçti Andrea: “Sana karşı iyi davranmak zorunda da değilim…”

 

“Bu…” diyen Otto, Andrea'dan bir cevap alamadığı için biraz garip hissetmiş ve yanındaki arkadaşına dönerek sormuştu: “Arkadaşın mı?”

 

Andrea daha cevap veremeden: “Ben Ashes.” diye araya girdi koyu saçlı kız: “Sen kimsin ve onu nasıl tanıyorsun?”

 

"Ben Otto Luoxi, Şafak Krallığı'ndan geliyorum.” diyen Otto, Ashes’ın sorgulayıcı ses tonundan dolayı biraz şaşırmıştı. Bu Ashes isimli kız bir soylu olmak için fazla dobraydı. Andrea neden onunla dolaşıyordu ki o zaman?

 

“Andrea'yı çocukluktan beri tanıyorum. Kız kardeşim Belinda, Oro Tokat ve Şafak Kralı'nın en büyük oğlu Majesteleri Appen ile birlikte… Hepimiz çok yakındık…”

 

"Bir grup zengin velet yani…” diyen Ashes, omuz silkti: “Ona öldü gözüyle mi bakıyordunuz?”

 

“Çünkü…”

 

"Bu kadar yeter.” diye araya girdi Andrea: “Belinda ve Oro haklı. Sizin bildiğiniz o Quinn Ailesi’nin leydisi artık ölü.”

 

“Ama tam da buradasın.” diyen Otto, sordu: “Neler oluyor?”

 

Kraliyet ailesinin yanı sıra Şafak Krallığı'nın başkenti olan Parıltı Şehri’ndeki en güçlü aileler Tokat, Quinn ve Luoxi aileleriydi. Çünkü bu ailelerin reisleri Kral’ın güvenilir arkadaşlarıydı ve yüksek mevkilere sahiplerdi. Bu gelenek Şafak Krallığı'nın kuruluşundan beri aynıydı.

 

Andrea Quinn kendi ailesinin en büyük kızıydı. Görünüşü ve geçmişi sebebiyle de doğal olarak Otto ve Oro da dahil olmak üzere birçok talibi vardı.

 

Ama hiç kimse bir bahar gezisi sırasında Andrea'nın arabasının kontrolden çıkıp bir kanyona düşmesini, hatta Kralın bile bu kazadan korkmasını beklemiyordu. Üç aile onu aramak için bütün güçlerini birleştirmişler ve uzun bir zaman sonunda da Andrea’nın parçalanmış cesedini dağın eteklerinde bulmuşlardı.

 

Bu haberi alan Otto uzun süre depresif bir hayat yaşamıştı. Çünkü Oro, Andrea’nın peşini çoktan takip etmeye başlamışken kendisi daha duygularını bile dile getirememişti. Bunu yapma şansını elde edeceğini hiç düşünmemişti. Ama işte tamamen yabancı bir ülkede karşılaşmışlardı.

 

Uzun bir duraksayan Andrea, derin bir nefes alarak: “Yaşananlar bir kaza değildi…” dedi.

 

“N-Ne?”

 

“Beş yıl önceki araba kazası ailem tarafından planlandı…” diye fısıldadı Andrea: “Çünkü babam cadı olduğumu öğrenmişti."

 

Otto şaşkındı: “Cadı mı?”

 

“Güçlerini saklamak konusunda iyi iş çıkarmışsın.” dedi Ashes: “Çocukluk arkadaşlarını bile kandırabilmişsin…”

 

Andrea onu görmezden gelerek devam etti: “Evet. Babam cadı olduğumu öğrendikten sonra sahte bir kaza ayarladı. Ben arabada bile değildim. Benim yerime bir şoför ve bir hizmetçi canlarından oldular… Sonrasında Şafak Krallığı’ndan gönderildim ve gizlice Gökhisar Krallığı’nın Palisade Şehri’ne yerleştim.” diyen Andrea bir an duraksadıktan sonra: “Benim bu konu hakkında ne düşündüğümü hiç sormadı ya da hiç fikrimi merak etmedi babam... Mümkün olduğunca çabuk bir şekilde benden kurtulmaya çalışıyordu çünkü…”

 

“Demek olanlar buydu…” diye düşünen Otto sessiz kalmıştı. Onun biricik sevgili ‘parıltı çiçeği’ aslında bir cadıydı… Bu haberin yayılması evet Quinn Ailesi’ne büyük zarar verirdi. Ama aynı zamanda Andrea’yı da korumuştu. Önceden bir soylu olup sonra Kilise’nin eline düşen cadılar hakkında çok trajik şeyler duymuştu… Biraz tereddüt eden Otto, bu düşüncelerini Andrea ile paylaştı.

 

Kıkırdayan Andrea, söze girdi: “Korumak mı? Babam beni bırakmadığı sürece Kilise ne yapabilirdi? Yargı Ordusu’nu beni tutuklaması için doğrudan şehre mi gönderirdi?” diyen Andrea’nın sesi gittikçe yükseliyordu: “O, Şafak Kralı’nın başbakanıydı ve dış şehrin devriyelerini kontrol ediyordu. Ancak bana yardım etmek için kılını bile kıpırdatmadı. Nana’nın babası sadece bir kont iken kızı uğruna doğrudan Lord’un kalesine çıktı ve Majesteleri Roland’dan merhamet dilendi. Benim babam ise beni evimden attı ve sürgün etti. Sen buna korumak mı diyorsun?”

 

Otto, bir süre düşüncelere daldıktan sonra hafif titrek bir sesle sordu: “Geri döner misin?”

 

“Asla!” diye cevap veren Andrea ayağa kalktı: “Quinn Ailesi’nin leydisi beş sene önce öldü. Zaten babam da bunu istiyor…”

 

“Oro hala her yıl mezarına çiçek bırakıyor… Seni unutamıyor…”

 

Kapıya kadar yürüyen Andrea, fısıldadı: “Onun sevgisi tek taraflı. Bir gün beni unutacaktır…”

 

Otto, ikisinin gittiğini görünce sandalyesinde oturduğu yere çökmüştü sanki…

 

Kendi korkaklığından ve pısırıklığından nefret ediyordu…

 

O anda bile kendi duygularını söylemek yerine Oro’dan bahsediyordu…

 

“Ama ben seni unutamam…” diye içinden geçirdikten sonra gözlerini kapadı.




 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18137 Üye Sayısı
  • 790 Seri Sayısı
  • 37403 Bölüm Sayısı


creator
manga tr