Bölüm 428: Büyü Gücüne Dair Bir Keşif

avatar
1305 0

Release That Witch - Bölüm 428: Büyü Gücüne Dair Bir Keşif



Çevirmen: Lodos 

“Notlar mı?” diye soran Tilly belgeyi aldı. Şüpheyle baktıktan sonra: “Çok gelişti…” dedi.

 

"Evet…” diyen Roland başını salladı: “Valencia'da bir işadamının kızı olması Lucia White’a zaten temel yazma ve matematik becerilerini sağlamıştı. Doğa Bilimleri’nde de performansı iyiydi, bu yüzden notları da çok iyi.”

 

“Dünyaya dair olan anlayışların gelişmesi büyüde de evrimler oluşturabilir görüşünü sorgulamıyorum, yanlış anlama… Ama bunun büyülü güç ısırığıyla ne alakası var tam olarak?”

 

“Lily’nin, Yaprak’ın, Gizemli Ay’ın ve diğer cadıların evrimlerinden yola çıkarak, evrimin cadıların büyülü güç sınırlarını da arttırdığını söyleyebiliriz. Bence bu sınırların da cadıların dünyayı ne kadar iyi algıladıklarıyla çok ilgisi var…” diyen Roland, Agatha'nın ‘yüksek uyanış’ olarak adlandırdığı teori ile Sınır Kasabası’ndaki cadıların evrimlerini birleştirerek kendi teorisini açıkladı: “Aslında bu ikisi aynı şey. Aynı zamanda rastgele bir aydınlanma yaşayarak evrim geçiren cadılar dünyayı tamamıyla anlayarak evrim yaşayan cadılardan daha güçsüz. Gizemli Ay bunun çok temel bir örneği… Cadı Birliği’nin bir üyesi olmasına rağmen yaşadığı evrimi aydınlanma ile yaşadı. Bu yüzden büyüsü Anna ve Soraya ile aynı skalada değil.”

 

Tilly kısa bir süre sonra Roland'ın ne demek istediğini anlamıştı: “Yani sen diyorsun ki; Bayan Lucia'nın büyülü gücünün hem normal günlerde hem de uyanış gününde düşük olmasının nedeni, vücudunun belirli bir büyülü güç seviyesine ayarlanmış olması… Ancak yetişkinliğe girdiği anda ani bir dalgalanma ile yeteneği gelişti. Öyle ki kendi alabileceğinden fazla bir güç… Doğru mu?”

 

“Hemen hemen evet. Ama ben iki farklı güç artışı olduğunu düşünmeyi tercih ediyorum.” diyen Roland parmaklarıyla göstererek devam etti: “Büyü gücü uyanış gününde, yetişkinlik gününde ve evrim sırasında artıyor. Etkileri hemen hemen aynı görünse de ben ilk ikisinin pasif olduğunu düşünürken sonuncunun gönüllü olduğunu düşünüyorum.”

 

“Neden böyle düşünüyorsun?”

 

“Çünkü evrimler büyülü güç ısırığına neden olmuyor…” diye yavaşça yanıtladı Roland: “Eğer böyle olmasaydı Anna evrimi sırasında yaşadığı artışlar yüzünden ölebilirdi. Sanırım cadıların her birinde birer büyülü güç kırmızı çizgisi var, o çizgiye kadar tolerans gösterebiliyorlar. O çizgiyi açtıkları anda ısırıkla yüzleşmeleri gerekiyor. Günlük antrenmanlarla yavaş yavaş bu çizgiyi yükseltebilirler. İşte bu yüzden de cadıların uyanış günlerinden önce bütün büyülerini tüketmesi gerekiyor.”

 

“Kırmızı çizgi mi? Kulağa ilginç geliyor...” diye mırıldanan Tilly, bir süre düşündükten sonra sordu: “Yaşanan kazanın sebebini de buna mı bağlıyorsun?”

 

“Aynen öyle! Lucia gibi Anna da yetişkinliğe ulaştığında ilk evrimini yaşamıştı. Ancak büyülü güç kapasitesi inanılmazdı. Bu yüzden ısırıklar konusunda diğer cadılardan daha yüksekte bir acı eşiği vardı.” diyen Roland bir an duraksadıktan sonra devam etti: “Bu aynı zamanda Spear fazla büyüyü aldığında Lucia’nın nasıl rahatladığını da açıklıyor... O büyülü güç hiçbir türlü ona ait değilmiş zaten…”

 

“Bu teorin… Birçok sorunu açıklığa kavuşturuyor.” diyen Tilly saçlarını kulağının arkasına atarak elini çenesine koydu. Tekrar düşünmeye koyulmuş gibiydi. Derin bir nefes alarak tekrar söze girdi: “Neden cadıların güçlerinin kökeni aynıyken hepsinde farklı şekillerde ortaya çıkıyor bu büyüler? Neden özgür büyü gücü sadece cadıların uyanışlarında görülebiliyor? Çünkü cadılar kabul etmedikleri sürece büyüyü alamıyorlar…”

 

Roland gülümsüyordu: “Uyanışı cadıların vücutlarına büyüyü çekmeleri olarak görebiliriz. Ama sadece küçük bir kısmını muhafaza edebiliyorlar. Evrimler sayesinde bu küçük kısım genişliyor ve gelişiyor. Sonrasında da cadının yaşayacağı dünya görüşü ve perspektif değişimleri sayesinde bu güçler artıyor. Dünyada keşfedilecek sonsuz şey olduğu için bir cadı da sonsuz kez evrim geçirebilir…”

 

"Aniden merak ettim bak şimdi…”

 

“Neyi?”

 

"Eğer bir cadı olsaydın evrimden sonra gücün ne kadar genişlemiş olurdu?” diye soran Tilly, eliyle ağzını kapatıyordu.

 

Roland şaşırmıştı bir an... Her ne kadar bu olağanüstü güçleri kullanmayı çok istese de karşılığında yapması gereken fedakârlıkları düşünerek reddederdi muhtemelen…

 

“Yazdığın ders kitaplarının bir kopyasını da Uyku Adası’na götürebilir miyim?” diye soran Tilly kaşlarını kaldırmıştı.

 

Gayet rahat bir ses tonuyla konuşsa da Roland, Tilly’nin stresten kendi eteğini çekiştirmekte olduğunu fark etmişti.

 

"Kesinlikle!” diye söze girdi. Kız kardeşinde iyi bir izlenim bırakmak için hiçbir şansı kaçırmazdı: “Uyku Adası’ndaki cadıların gelişmeleri Sınır Kasabası’na da yardımcı olacaktır… Ayrıca sen benim kardeşimsin.”

 

Bülbül hemen sol omzunu muazzam bir güçle kavramıştı…

 

Tilly cevap verme amaçlı hafif bir şekilde başını eğdi: “O zaman ben müsaade isteyeyim…”


“Elbette…”

 

“Sanırım kardeşim diyerek biraz abarttım… Adam akıllı bir açıklama yapmadan böyle şeyler demesem olmazdı zaten!” diye düşünen Roland’ın biraz sonra yaşayacağı şaşkınlıktan haberi yoktu.

 

Çünkü Tilly, tam çıkacakken kapıda durmuş ve sessiz bir şekilde: “Bazen kardeşim olmamanı umuyorum…” demişti.

 

...

 

Tilly çıktıktan sonra Roland şaşkınlık içinde sandalyesine gömülmüştü. Tilly’nin son cümlesi beyninde yankılanıyordu.

 

‘Bazen kardeşim olmamanı umuyorum.’ mu? Bu da neydi?

 

“Hey, iyi misin?” diye soran Bülbül, kendisini göstermişti. Parmağını Prens’in gözlerinin önünde sallıyordu.

 

“Sence son cümlesinde ne demek istedi?”

 

“Ben ne bileyim?” diyen Bülbül omuz silkti: “Belki de bir müttefik olarak bir kardeşten daha iyi olduğunu düşünüyordur…”

 

Roland kesinlikle uygunsuz bir şey düşünmüyordu. Çünkü yarım kıştır bir işbirliği içerisindeydiler ve artık Tilly’yi tanıyordu.

 

Eski Prens Roland’ın geri gelmemesini umuyor olabilir miydi? Yoksa sadece kuruntu mu yapıyordu Roland?

 

"Zaten onun kardeşi değilsin. Neden bu kadar önemsiyorsun ki?” diye soran Bülbül masanın üzerinde döndü ve bacaklarını çaprazlayarak oturdu. Ağzına bir parça kurutulmuş balık atarak: “Ayrıca ona ‘sen benim kardeşimsin.’ dediğinde yeteneğimi kullanmıyor olsaydım bile yalan söylediğini çok net anlayabilirdim…”

 

“Öyle mi?” diye soran Roland, çenesini sıvazlıyordu.

 

“Ayrıca Tilly gerçek kız kardeşin değil. Ona Doğa Bilimleri bilmem bir şeyi vermek ne kadar doğru?”

 

“Temel Doğa Bilimleri…” diye düzelten Roland, derin bir nefes aldı: “Daha kışın bitmesine birkaç ay var. Bir kopyasını üretemez mi yani? Hatta ben eminim şimdiye dek bile hepsini ezberlemiştir. Yine de formalite olarak izin istedi. Bu kesinlikle onun tavrını ve tutumunu gösteriyor..."

 

En azından işbirliği ve ittifak açısından Tilly’nin samimiyetinde şüphesi yoktu Roland’ın…

 

Bir süre bekledikten sonra devam etti: “Uyku Adası cadılara öncelik veriyor… Tabii ki ben de onların gelişmesini isterim… Ama ben kendi halkımın ve ileride güveneceğim bir güç olacak insanlarımın da gelişmesini istiyorum…”


ÇN: Birkaç gündür yaşanan aksamalardan dolayı özür dileriz kıymetli okuyucular... Yakın zamanda her zamanki tempomuza geri dönmüş olacağız. Kendinize iyi bakın, sağlıklı kalın. Keyifli okumalar!









Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18137 Üye Sayısı
  • 790 Seri Sayısı
  • 37403 Bölüm Sayısı


creator
manga tr