Bölüm 427: Sonuç

avatar
1020 0

Release That Witch - Bölüm 427: Sonuç



Çevirmen: Lodos 

Gökyüzü parlarken Roland, esneyerek ofisine dönüyordu.

 

Yetişkinlik gününde bu kadar çok kaza olmasını beklemiyordu. Aksine kolay bir gün olması gerekiyordu.

 

Lucia'nın vücudundaki büyü son derece dengesizleşmiş ve Bülbül, Lucia’nın yüzündeki ifadeden bir şeylerin ters gittiğini fark etmişti. Tam olarak o ifade büyülü güç ısırığının işaretiydi. Bunun sürekli pratik yapan ve yetişkinlik gününden önce de tüm büyülü gücünü boşaltan birisine yaşanması gerçekten inanılmazdı.

 

Agatha bir çözüm bulmuştu. Ne de olsa Kutsal Birlik’in eski bir üyesi olmasından dolayı sayısız cadının uyanışına tanık olmuştu. Hızla bir çare düşündü.

 

Spear’ı çağırıp onun yeteneği sayesinde Lucia’nın vücudundaki ısırığı serbest bıraktırmıştı. Sonra da en büyük kapasiteye sahip olan Anna’ya transfer edilen güç oradan da Tanrı İradesi’nin Mührü’ne aktarılmıştı.

 

Şaşırtıcı bir şekilde serbest bırakılan büyülü güç Tanrı İradesi’nin Mührü’ndeki dört taşı da aydınlatarak mührü aktive etmişti. Anna da daha fazla dayanamadan açık bir alana bırakmıştı mührü…

 

Birden kasaba gecenin ortasında sanki gündüzmüş gibi aydınlanmıştı. Göz kamaştırıcı ışık kale surlarından parlamış ve karanlık gökyüzünü delip geçmişti.

 

Lucia nihayet kurtulmuştu ve tıpkı Anna'nın bir yıl önce yaşadığı gibi yeni bir yetenek geliştirmişti.

 

Ama maalesef sorunsuz geçmemişti bu süreç... Kaza, çoğu insan hala uyanıkken saat gece sekizde gerçekleşmişti. Çok sayıda insan bu olayı mutlaka görmüştü. Roland’ın halka bir açıklama yapması gerekiyordu.

 

Muhafız kapıyı çaldıktan sonra seslendi: “Majesteleri Sör Barov sizi görmek istiyor…”

 

“Alın içeri.”

 

Barov içeri girer girmez saygı gösterisi olarak eğilmeden direkt sordu: “Majesteleri dün gece ne oldu? Gecenin ortasında neden günışığı göründü?"

 

Hakikaten o ışık konusunda gelmişti. Roland, Barov’un yüzüne bakınca gördüğü gözaltı halkalarından uyumadığını anlamıştı. Yabancıların akşamları kaleye girmesi yasak olmasaydı Roland’ın yanına gelmek için sabahı beklemeyeceği barizdi…

 

“Acelemiz yok, geç otur.” diyen Roland masanın önündeki sandalyeyi işaret ediyordu: “Önce bir bardak çay iç…”

 

Roland, Barov’a çayı doldurduktan sonra Lucia'nın yetişkinlik olayından bahsetti: “Sadece bir kazaydı, endişelenme…”

 

“Böylesi bir şeye… Bir cadı mı sebep oldu?” diye soran Barov, kaşlarını çatmıştı.

 

"Saçmalama. Şeytani bir şey falan değil.” diyen Roland, Barov’un içinden geçeni anlamıştı: “Bu kalenin dışında kimseye bir şey olmadı.”

 

“Ama halk buna kafayı takar.” diyen Barov, başını sallıyordu: “Çoğu Bayan Nana’nın zararsız iyileştirme yeteneğini kabul edebilir. Ama kaleyi parçalayabilen ve bir anda geceyi gündüz yapan bir şey… Emin değilim…”

 

“Bu yüzden bir çözümüm var.” dedi Roland: “Adamların şu haberi yayacak: ‘Majesteleri Roland, halka ışık getirmek için yıldırımları yakalıyordu’.”

 

"Ne?” diye soran Barov, hayrete düşmüştü.

 

"Yakında Sınır Kasabası’nda bir güç kaynağı ekipmanı inşa edeceğim. Gökyüzündeki yıldırımlara benziyor nispeten…” diye hızlıca açıkladı Roland. Teknik bir dille konuştuğunun ve Barov’un kendisini pek anlayamadığının farkındaydı: “Bu ekipman kasabayı aydınlatabilir. Hem dün gece ile de uyuşuyor işte…”

 

"Bu... Bu doğru mu?” diye soran Barov, şaşırmıştı: “Gerçekten yıldırım yapabilir misiniz?”

 

“Yıldırım zaten her yerde…” diyen Roland, omzunu silkti: “Her neyse… Bütün bunların söylenti olduğunu unutma! Çok da yayılmasın… Anladın mı?”

 

“Emredersiniz Majesteleri…” diyen Barov ayrıldıktan kısa bir süre sonra da İnşaat Bakanı Karl Van Bate kaleye gelmişti.

 

“Majesteleri, dün gece hakkında…”

 

"Ne sormak istediğini biliyorum.” diyen Roland elini çenesine koydu: “Önce bir otur, konuşalım.”

 

Derin bir nefes aldı Roland. Belki de bütün günü bu olayı açıklamakla geçecekti.

 

Neyse ki Karl, Barov kadar çok düşünmüyordu. Hikâyeyi duyduktan sonra umursamayarak: “Görünen o ki; Anna epey güçlenmiş…” dedi.

 

“Tam zamanında halletmiş…” diye itirafta bulundu Roland: “En ufak bir gecikme olması halinde korkarım yok olan tek şey duvarlar değil, tüm yatak odası olurdu.”

 

"Duvardaki boşluk…”

 

“Tuğla ile doldurun. Akşam karanlığından önce halletmeye çalışın, sonrasında da normal işlerinize devam edin. Şimşek ve Sinekkuşu’nu yardım etmeleri için yollarım.” dedi Prens. Duvar onarıldıktan sonra kalenin görünümünün de düzeltilmesi gerekiyordu. Soraya’dan bir kaplama yapmasını isteyecekti...

 

“Emredersiniz Majesteleri!” diye cevap veren Karl, selam verip eğilerek ofisten çıktı.

 

Tıpkı Roland’ın beklediği gibi Baş Şövalye Carter Lannis, Birinci Ordu komutanı Demir Balta ve baş simyacı Kyle Sichi gün boyunca gece yaşanan olayı sormak için gelmişlerdi. Hepsinin derdi de başkaydı.

 

Carter, Prens’e bir şey olup olmadığının, yaralanıp yaralanmadığının derdineydi. Demir Balta Şeytanların saldırmış olabileceğinden endişelenmişti. Ama Kyle Sichi’nin asıl merak ettiği şey ise: ‘Nitrik asit mi daha güçlü yoksa Tanrı İradesi’nin Mührü mü?’ sorusuydu.

 

Bütün hepsine gerekli açıklamaları yapan Roland, tam sandalyesine iyice yaslanmış biraz kestirecekti ki; kapı çalınmıştı.

 

Gelen Tilly Wimbledon idi.

 

“Endişelenmene gerek yok. Dünkü…”

 

“Ben onu zaten biliyorum.” diye sözünü kesti Tilly: “Buraya gelmeden önce Bayan Anna’dan her şeyi öğrendim.”

 

“Hmm, anladım…” diyen Roland boğazını temizleyerek oturuşunu dikleştirdi: “Başka bir şey var mıydı?”

 

“Ben sadece sebebi konusunda biraz endişeliyim.” dedi Tilly yavaşça: “Bayan Agatha'ya göre ister uyanış ister yetişkinlik olsun; belli miktarda düzenli antrenmanlar yapıldığı sürece büyülü güç ısırığı yaşanmaz. Geçmişteki deneyimlerimize de uyuyor bu… Uyku Adası’ndaki cadılarda da hiç olmamıştı. Ama nasıl oldu da Lucia, büyülü güç ısırığı yaşadı?” diyen Tilly, bir an duraksadıktan sonra devam etti: “Evrim yaşaması konusunda da şaşırmadım… Sınır Kasabası’na geldim geleli her gün birkaç tane görüyorum.”

 

“Her gün birkaç tane biraz abartı oldu…” diye düşünen Roland, Tilly’ye bir fincan çay doldurduktan sonra söze girdi: “Lucia’nın neden öyle bir talihsizlik yaşadığına dair bir tahminim var.” diyerek çekmeceden bir belge çıkarıp Tilly’ye verdi: “Muhtemelen bu yüzden olabilir…” 










Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18422 Üye Sayısı
  • 792 Seri Sayısı
  • 37653 Bölüm Sayısı


creator
manga tr