Bölüm 411: Yemin

avatar
1048 1

Release That Witch - Bölüm 411: Yemin



Çevirmen: Lodos 

Titrek mum ışıklarının ya da çıtırdayan şömine ateşinin yokluğunda ısıtma görevini üstlenen ısıtıcı, insan sanki yazmış gibi since kıyafetler giyse de hiçbir soruna sebep olmuyordu. Yatağın başındaki Işık taşı odayı aydınlatıyor, etrafa yayılan sarı yumuşak ışık ortama nostaljik bir hava veriyordu.

 

Yatağın köşesinde oturan Roland, ısıtıcının borularından gelen hafif sesleri dinlerken kendisini bir rüyada gibi hissetmişti. Çocukluğuna gitmişti sanki…

 

Tek fark çocukluğunda olmayan Anna'nın şu an önünde olmasıydı.

 

Bu düşüncede başını çevirerek yatağın kenarında oturan kıza baktı.

 

Bir hikâye kitabı okuyordu. Alnına düşmüş sarı saçları ışık altında parlıyor, uzun kirpikleri arada bir titriyordu. Bütün bunlar bir yana, o masmavi parlayan dünya güzeli gözleri bir yanaydı… Bir yıl öncesinden tek fark, bu bir çift gözün artık eskisi kadar sakin bir göle benzememesiydi.

 

Sadece varlığı bile çevresindeki bütün resmi canlandırıyordu. Anna, her şeyi gerçek yapan tek şeydi… Roland’ı gerçekliğe döndürebilen tek varlıktı…

 

"Nereye bakıyorsun?” diye soran Anna, büyülü kitabı indirmiş bir şekilde Roland’a bakıyordu: “Bana mı?”

 

“Ee…” diyen Roland, gözlerini kırpıştırarak: “Aslında evet…” dedi.

 

Birlikte yaklaşık bir yıl geçirdikten sonra epey alışmışlardı birbirlerine… Roland eskiden olduğu kadar pasif değildi ve odada yalnızlardı. Şimdiye dek saklı tuttuğu duyguları hakkında daha açık olabiliyordu…

 

Birbirlerine bakıp aynı anda kahkaha attılar.

 

"Sence fazla mı inat ediyorum?” diye soran Anna, gülümsüyordu: “Belli ki herkes beni önemsiyor… Ama ben hepsini geri çevirdim…”

 

“Endişelenme…” diye ellerini iki yana açtı Roland: “Sadece biraz şaşırdılar bu tepkinden dolayı… O kadar…”

 

“Agatha tarafından önerilen 'eski yöntemler' olmasaydı böyle bir istekte bulunmazdım…” diyen Anna, dilini dışarı çıkardı: “Ama diğer kız kardeşlerimin de aynısını yapacağını varsayıyorum… Yani epey bir meşgul olacaksın…” dedi.

 

Roland gülümsedi: “Bence benim yerime birkaç tane dondurmalı sandviçi tercih edebilirler…”

 

Anna'nın uyanış gününün geldiğini öğrenen Agatha, Kutsal Taquila şehrinde edindiği tecrübeleri anlatmıştı. Kutsal Birlik’in araştırmalarına göre uyanış gününde veya yetişkinlik gününde, bir cadı yaşayacağı ‘ısırığın’ etkisini azaltmak için büyülü gücün hepsini boşaltacaktı. Ek olarak, cadının yaşayacağı duygular da çok önemliydi. Mutluluk ve memnuniyet gibi olumlu duygular direnci büyük ölçüde artırırdı. Kutsal Birlik bazı kıdemli ve aşkın cadıların daha az sıkıntı çekmeleri için uyanış günlerinde onlara her isteklerini yerine getirecek personeller bile yollardı.

 

Bunu öğrenen Anna, Roland'ın uyanış gününde ona eşlik etmesini istemişti.

 

“Bayan Agatha sayesinde, iyi vakit geçirme fırsatı elde ettim.” diye itiraf etti Anna: “Yetişkinlik günümü senle geçirememiştim. Ama şimdi bunu telafi edebilirim.”

 

Anna'nın bu samimi sözlerini duyan Roland, kızarmıştı. Boğazını temizledi. Arkasından renkli bir kurdele ile bağlanmış ince bir kitap çıkardı ve Anna’ya verdi: “Uyanış günün için bir hediye...”

 

Hatırladığı ileri matematik bilgilerini yazıya dökmek için acele etmesinin asıl sebebi bu güne kadar bitirebilmekti. Bir cadı için uyanış günü; doğum gününden daha önemliydi. Neredeyse yeniden doğuş gibi bir şeydi. Roland her zaman hediye seçmekte zorlanan bir insan olmuştu… Bu sefer de durum farklı gelişmemişti. Epey düşünüp kafa patlattıktan sonra Anna’nın öğrenmeye olan ilgisini ve açlığını düşünerek böyle bir hediye yapmaya karar vermişti.

 

Anna turuncu kapaklı kitabı aldıktan sonra, eskiden olduğu gibi hemen açıp içini karıştırmamış; bunun yerine büyülü kitap ile birlikte aşağı koymuştu: “Teşekkür ederim…”

 

“Hikâye kitabını… Okumuş muydun yoksa?"

 

“Henüz değil…” diyen Anna hafifçe başını salladı: “Sadece özel bir şey duymak istiyorum…”

 

"Özel mi?” diye soran Roland biraz şaşırmıştı.

 

"Evet.” diyen Anna, gülümsüyordu: “Geçen sefer uyuyakalmıştım… Ama bugün devamını dinlemek isterim…”

 

“Beraber uyuduğumuz günü mü kastediyor?” diye düşünen Roland, dudaklarını kıvırmıştı. İçinde her şeyi olduğu gibi anlatmasını isteyen bir dürtü çıkıvermişti ortaya… Artık gizlemek istemiyordu: “Bir keresinde sana büyük bir şehirde yaşadığımı söylemiştim, hatırlıyor musun?” diye sordu ve devam etti: “O büyük şehirden kastım Gökhisar Krallığı değildi…”

 

“Biliyorum…”

 

"Ha?” diye soran Roland, şok olmuştu.

 

“Bana anlattıklarını tekrar tekrar düşünerek fark etmiştim zaten Gökhisar olamayacağını…” diyen Anna, gülümsüyordu: “Ayrıca Gökhisar tarihçelerini defalarca bitirdiğimi unutma…”

 

"Öyle mi?” diye soran Roland bir an için tereddüt etmişti: “Aslında ben…”

 

"Bir şey söylemek zorunda değilsin.” diye araya girdi Anna: “Tereddüt ediyorsun… Yani söylemesi kolay bir şey değil, doğru mu? Ayrıca tahmin etmek de çok zor değil. Zaten sanıyorum ki bu şekilde hisseden tek kişi ben değilim… Sana zamanla yakınlaşan herkes bunu fark ediyor. Herkesten farklı olduğun aşikâr…” dedikten sonra bir an duraksadı: “Hadi bir iddiaya girelim!”

 

“İddia mı? Ne üzerine?”

 

“Hayat hikâyeni ne kadar tahmin edebileceğim üzerine…”

 

Bahsin ne olduğunu sormayan Roland, içinden: “Kimin kazandığı kimin kaybettiği önemli değil... Zaten muhtemelen beni ifşa etmek için değil de beni rahatlatmak için bunu önermiştir Anna…” diye geçirdi.

 

Gerçekten de tüm cadılar arasında onu en iyi anlayan kişi Anna idi.

 

“Anlaştık!” diyerek başını salladı.

 

"Geçen sefer nerede kalmıştık?”

 

“Eğitimimi bitirmiştim…” diyen Roland güldü: “Buradan başlayalım…”

 

Şafak ışıkları ufku kapladığı esnada Anna yetişkin olduğundan beri ilk defa tamamen huzurlu bir uyanış günü geçirmişti.  










Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18430 Üye Sayısı
  • 792 Seri Sayısı
  • 37668 Bölüm Sayısı


creator
manga tr