Bölüm 390: Kış

avatar
1089 1

Release That Witch - Bölüm 390: Kış



Çevirmen: Lodos 

Paper, yıkanmayı bitirdikten sonra havlusunu sıkarak karlı balkona astı.

 

Havlu bir gün dışarıda kalınca illa ki donacaktı. Tekrar kullanmadan önce yapması gereken tek şey birkaç kez sallayarak buz parçalarını çıkarmaktı. İsterse büyüsünü kullanarak havludaki suyu buharlaştırabilirdi de tabii… Ama bunu yapması halinde günlük yapacağı antrenmanlara büyüsü kalmayacaktı. Kendi büyü seviyesinin cadılar arasındaki en az seviyelerden birisi olduğunu biliyordu. Bu yüzden en ufak ekstra kullanımlara bile dikkat etmesi şarttı. Temizlik işini bitirdiği esnada kapısı çalınmıştı. Hemen hemen her gün Wendy, ona kahvaltıya kadar eşlik etmek için odasına gelirdi.

 

“Geliyorum!”

 

Paper, neşeyle kapıyı açtı. Gerçekten de dışarıda duran Wendy idi. Neşeyle Paper’a sarılarak yanaklarını kokladı: “Çoktan yıkanmışsın!”

 

“Evet!” diyen Paper, sırıttı ve birlikte kale salonuna doğru yürürlerken Wendy'nin elini tuttu.

 

Sınır Kasabası’na geldiğinden beri yaklaşık yarım ay olmuştu ve buranın yaşam biçimine alışmıştı.

 

Burada, yiyecek bulmak için sabahın erken saatlerinde kalkıp kulübesinden ayrılmasına ya da topladığı yakacak odunların çalınması konusunda endişe etmesine gerek yoktu. Karnı tok sırtı pek bir şekilde büyüsünü geliştirmeye ve yeni şeyler öğrenmeye odaklanabilirdi. Eskiden böyle bir hayatı yalnızca hayal edebilirdi, böyle bir hayata sadece soyluların sahip olabileceklerini düşünürdü. Şu anda yaşadığı hayata pek inanamıyordu. Bu güzel ve sevgi dolu yerde kalıcı olmayı umuyordu içten içe, bu bir rüyaysa bile uyanmak istemiyordu.

 

Salona girerken Paper, cadıların uzun masada oturmadıklarını ve yemeklerini her zamanki gibi yemediklerini fark etmişti. Bunun yerine, bir duvarın etrafında toplaşmışlardı.

 

Paper merakla gözlerini kırpıştırıyordu. Wendy’ye soracak oldu ama utanmıştı.

 

Wendy, düşüncelerini okurcasına: “Kız kardeşlerimiz kapasitelerini test ediyor.” dedi.

 

“Kapasite mi?” diye soran Paper bu konuyu biraz merak etmişti: “Nasıl yani?”

 

“Kapasite, Majesteleri’nin bulduğu acayip bir kelime sadece. Çok ciddiye alma…” diyen Wendy, eğilerek küçük kızı omzuna oturttu: “Şu gümüş metal levhayı görüyor musun? Onun dört yüz yıldan fazla bir süre önce var olan Cadı Krallığı’ndaki olağanüstü askerler tarafından kullanıldığı söyleniyor. Sadece güçlü büyüsü olanlar kullanabiliyormuş. Majesteleri, herkesin güçlerini test etmeleri ya da en azından meraklarını gidermeleri için onu salona yerleştirdi. Tekte bütün dört taşı da aydınlatabilenler Tanrı İradesi Savaşı için… Bir nevi yeterli görülecekler sanırım… Çok ciddi bir şey değil yani…”

 

"...”

 

Paper’ın kafası karışmıştı: “Cadı Krallığı mı? Olağanüstüler mi? Büyülü taşlar mı?”  diye düşünerek önündeki manzaraya baktı. Cadılar sırayla gümüş levhanın etrafında dönüyorlar ve taşlardan biri ikisi ara sıra yanıyordu.

 

“Ben en az iki büyülü taşı aydınlatabilirim!” diye haykırdı Şimşek. Omzunda kalın ve hafifçe şişkin bir güvercin oturuyordu. Kuşun isminin Maggie olduğunu hatırladı Paper.

 

“Ben iki buçuk!” diye bir çığlık attı Maggie.

 

“Sen mi benden iyi yapacaksın? Bu imkânsız!”

 

“Sen de denemek ister misin?” diyen Wendy güldü: “Şimdi çok iyi yapamayabilirsin. Bir mührü bırak daha bir büyülü taşa bile nasıl büyü aktaracağını bilmiyorsun, o yüzden normal. Ama Majesteleri bu meseleyi çok önemli görüyor. O yüzden yakında bütün cadılara pratik yapmaları için bir ışık taşı verilecek.”

 

"Bu taşlar gibi kristal berraklıkta olurlar mı?” diye soran Paper aniden heyecanlanmıştı. Wendy'ye bakarak başını salladı: “Gerçekten çok iyi pratik yapacağım!”

 

“Aferin!” diyen Wendy güldü ve küçük çocuğun yanaklarını sıktı: “Şimdi iyi bir kahvaltı yap. Pratik yapacak enerjiye öyle sahip olacaksın…”

 

...

 

Yulaf ezmesini bitiren Paper, Cadı Evi’ne döndü ve günlük çalışmasına başladı.

 

Wendy, bu dünyadaki her şeyin gözlerinin göremediği küçük toplardan oluştuğunu ve fiziksel değişikliklerin bu topların ayrılmaları ve bağlanmaları sonucu yaşandığını söylemişti. Kişinin yetenekleri yalnızca bu süreçler sayesinde gelişebilirdi.

 

Wendy'nin sözlerini tam anlayamasa da onun dediklerini yapmaya çalışıyordu elinden geldiğince. Kendi vücudunda bulunan sihirli gücü hissedecek ve mümkün olduğunca eşit bir şekilde serbest bırakmaya çalışacaktı. Gecekondulardaki yaşamdan bu yaşama gelebilmesinin tek nedeni Majesteleri’nin de ihtiyaç duyduğu büyüsüydü. Yani eğer bu yaşamı devam ettirmek ve tekrar o sokaklara dönmek istemiyorsa çalışmaya ve gelişmeye devam etmeliydi.

 

Aniden Paper karnında bir ağrı hissetti. Büyülü güç, vücudunun içinde titreşiyordu. Patlamaya çalışıyor gibiydi. Elinde olmadan inledi.

 

"Ne oldu?” diye sordu Wendy.

 

“Bir şey yok.” diyen Paper, başını iki yana salladı: “Büyülü gücüm bir an özgür olmaya çalıştı gibi sanki…”

 

“Özgür olmak mı?” diye soran Wendy bir anlığına düşündükten sonra: “Ne zaman cadıya dönüştüğünü hatırlıyor musun?” dedi.

 

“Muhtemelen kıştı…” dedi Paper: “Tam olarak hatırlamıyorum…”

 

“Sonbaharın sonundayız. Kış yakın.” diyen Wendy'nin gülümsemesi kaybolmuştu: “Uyanış gününe yaklaşıyoruz yani. Vücudumuzdaki büyülü güç bir ısırık şeklinde aktifleşecek. Sen biraz dinlen, ben Bülbül’ü çağıracağım. O büyündeki değişiklikleri görebilecektir.” diyen Wendy, kapıya doğru ilerlese de bir an geri dönerek: “Endişelenmene gerek yok. Bu mesele, Sınır Kasabası’ndaki bir cadı için hiç sorun değil.” dedi.

 

...

 

Wendy'nin tahmini doğruydu.

 

Üç günün sonunda Paper, ikinci uyanışını yaşamak üzereydi.

 

Büyük yatağında yatmış bir şekilde etrafında çember oluşturmuş cadılara bakıyordu. Onların çene çalmalarını duyunca bir an ağlayacak gibi hissetmişti.

 

İlk uyanışından hatırladığı o büyük acı bu sefer daha da katlanılabilir geliyordu ona…

 

“Çok uzun süredir pratik yapıyor sayılmazsın. Bu yüzden bütün acının tamamen azalacağını söyleyemem.” diyen Wendy, Paper’ın başına oturmuştu. Saçlarını okşuyordu: “Ama unutma: Asla vazgeçmeyi düşünme ve bilincini kaybetmemeye çalış!”

 

Paper başını salladı.

 

Konuşmaya cesaret edememişti. Ağzını açtığı an yüksek sesle ağlamaya başlamaktan korkuyordu.

 

Herkesin önünde kendini rezil etmek istemedi.

 

Gecekondu yaşamında ağlamak zayıfların işiydi. Vazgeçenlerin, pes edenlerin işiydi…

 

Paper gözlerini kapattı ve sessizce o anın gelmesini bekledi.

 

...

 

Gözlerini açtığında, pencerenin dışında beyaz bir deniz olduğunu gördü.

 

Isırık beklediğinden daha zayıftı. Önceden hazırlanan çeşitli ilkyardım aletleri boşa hazırlanmıştı kısaca. Uyandığında büyü gücü kapasitesinin önemli ölçüde arttığını hissetmişti. Vücudunun her yerinde küçük değişiklikler vardı. Gözleri daha fazla görebiliyordu ve uzuvları eskisinden daha fazla güce sahipti.

 

Yüzünü yıkadıktan sonra bir kez daha Wendy'nin kapıyı çaldığını duymuştu.

 

"Geliyorum.” diyen Paper kapıyı neşeyle açtı ve Wendy'nin elini tuttu. Ancak, bu kez Wendy onu kale salonuna değil de Lord’un ofisine götürmüştü.

 

Majesteleri Roland, önüne bir parşömen koymuştu. Gülümseyerek: “Bugünden itibaren resmen Cadı Birliği’nin bir üyesisin.” dedi.




 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18330 Üye Sayısı
  • 791 Seri Sayısı
  • 37561 Bölüm Sayısı


creator
manga tr