Bölüm 389: Emanet

avatar
1038 1

Release That Witch - Bölüm 389: Emanet



Çevirmen: Lodos 

“Dük Eltek… Yemek hazır.”

 

Irene kapıyı açarak sert bir şekilde eğildi. Sesi normalden daha alçak geliyordu. Ferlin, eşinin ilk defa bu kadar kasıldığını görüyordu. Prens Roland ile tanışırken bile böyle olmamıştı.

 

Ferlin, sesini biraz yükselterek: "Baba?” diye seslendi.

 

“Ah…” diyen Dük Eltek sanki yeni kendisine gelmiş gibi gözlerini kırptı.

 

“Gel de yemek yiyelim.” dedi Ferlin.

 

Küçük yemek masasına yerleştirilen yemekler epey gösterişliydi. Ferlin, Irene’in özellikle pazara gidip bir şeyler aldığını anlamıştı. Karısına bakarak gülümsedi. Her zaman yaptığı gibi ekmeği kesti ve ana yemeği de dörde böldü. Bugün yanlarında Irene’in arkadaşı May de vardı.

 

Bir süre önce eve geldiklerinde May ile Irene bir oyun hakkında konuşuyorlardı. Babasını tanıştırdıktan sonra çoğu insanın böyle bir durumda yapacağı gibi May’in ayrılmasını beklemişti. Ancak bu olmamıştı. Irene de ona akşam yemeğine de kalmasını söylemişti.

 

Ferlin tüm bunlardan dolayı biraz dumura uğramıştı doğrusu. Geçmişte kaç kez teşekkür amaçlı olarak May’i yemeğe davet etse de hiçbirinde gelmemişti.

 

Ancak Günışığı’nın tüm bunları düşünecek zamanı yoktu. Dıştan sakin görünse de kalbi tam bir karmaşa içindeydi. Bir sebep, babasının karısı hakkında ne düşündüğü iken diğeri de Agatha’nın onlara karşı olan tutumuydu. Babasının yüzündeki hayal kırıklığı yüzünden bu meselenin onun için ne kadar önemli olduğu anlaşılıyordu. Ve bu konuda da onu nasıl teselli edeceğini bilemiyordu, uzun süreler ayrı kalmışlardı sonuçta... Birbirlerine biraz yabancılaşmışlardı haliyle… Sessizce yemeye devam etmekten başka yapılacak bir şey yoktu.

 

Neyse ki Bayan May buradaydı.

 

Tiyatro ve oyunlarla ilgili konuşmalar Dük Eltek'in epey ilgisini çekmiş olmalı ki Kral Şehri’ni cazibesinden soyluların yaşamına kadar birçok konuda güzel bir sohbet etmişlerdi. Akşam yemeği bittiğinde o baştaki kasvetli ortam kalmamıştı artık. Dahası Irene de son oyunlarla ilgili konuşmalara katılmış ve Dük ile biraz konuşmuşlardı. Bu da Ferlin’i epey rahatlatmıştı.

 

Yemek bittikten sonra May, teşekkür ederek ayrılmıştı.

 

Bulaşıkları eşiyle beraber yıkadıktan sonra babası onu çalışma odasına çağırmıştı.

 

“Karın iyi bir arkadaş edinmiş.”

 

"Bayan May'i mi kastediyorsun?” diye soran Ferlin biraz şaşırmıştı: “O gerçekten olağanüstü bir aktris. Irene'e de çok yardımı dokundu. Uzun Şarkı’daki tiyatrolar esnasında koruyup kollamış onu…”

 

“Hayır, oyunculuktan bahsetmiyorum.” diye cevap verdi Dük Eltek: “Sen fark etmedin mi? Bana sataşıyordu sürekli…”

 

“Sataşmak mı?” diye soran Ferlin'in şaşırmıştı: “Sadece güzel bir sohbet değil miydi yani?”

 

"Hahaha...” diye gülen yaşlı adam başını salladı: “Soyluların arasındaki meseleleri gerçekten anlamıyorsun. Kral Şehri’ne dair anlattığı hikâye Sindirella isimli bir masaldan alınma. Siyaset konuşurken de Majesteleri’nin diğer toprakları geri alma niyetine falan atıfta bulundu. Irene ile birlikte olmak için ailenle olan bağlarını isteyerek kopardığını biliyor. Yoksa her cümlede bana sataşmazdı.”

 

“Öyle mi?”

 

Duke Eltek gülümsedi: “Statü ve unvan gibi yüzeysel metalardan dolayı sevinmek yerine icraatın daha önemli olduğunu bilmelisin. Bayan May ile konuştuktan sonra, Bayan Agatha konusunda ne yapacağımı anladım. Atalarımız yalan söylemiş olsun ya da olmasın bizde emanet olanları sağ salim teslim ettik. Bizi kabul etmek istemese bile, ona başka yollarla hizmet edebiliriz.” dedikten sonra yüksek sesle iç çekti: “Sana tamamen katılıyor olmasam da her konuda, Irene ile burada kurduğunuz bu hayat boş değil. Bunu anlamış oldum.”

 

Babasının bu sözlerinden dolayı duygulanan Ferlin’in gözleri dolmuştu: “Teşekkür ederim.” dedi. Geçmişte ailesiyle bağlarını koparırken çok sert ve kararlı olsa da hep içten içe evliliklerine onay vermelerini ummuştu.

 

Babasının bir sonraki söylediği şey Ferlin’i epey şaşırtmıştı: “Hiç Eltek Ailesi’ne geri dönmeyi düşündün mü?”

 

“Ne? Hayır, ben… Yani sen…” diye geveleyen Günışığı şok olmuştu. Ağzını açmıştı ama nasıl cevap vereceğini bulamamıştı. İçinden: “Aileye dönmek mi? Babam neden bundan bahsetsin ki?” diye geçirdi.

 

Dük Eltek hafif bir sesle: “Geri dönmen için geç değil.” dedi.

 

Uzun bir süre geçtikten sonra Ferlin: “Şu anki hayatım iyi. Sınır Kasabası’ndan da memnunum açıkçası.” dedi.

 

"Senden Uzun Şarkı’da bir şövalye olman için geri dönmeni istemiyorum.” diye araya girdi Dük Eltek: “Ben senin mirası devralmanı istiyorum.”

 

Ferlin, yutkunmuştu: “Ya kardeşim?"

 

Dük Eltek açık bir şekilde söze girdi: “Ondan iyi halef olmaz. Başlarda tıpkı senin gibi ünlü bir şövalye olmak istiyordu. Ancak Dük Ryan’ın aldığı yenilgiden sonra yönünü kaybetti. Kaybeden taraf olarak yeni yöneticiye bağlılığımızı sunmalıyız. Ama Miso, diğer dört soylu aile ile görüşmeye hala devam ediyor. Bu konuda fikrini de değiştiremiyorum. Çünkü…”

 

"Çünkü ailenin bir sonraki reisi olacağından emin.” diye bir tahminde bulundu Ferlin. Kendisi aileden ayrıldıktan sonra Miso’nun haricinde varisi kalmıyordu babasının. Zaten uzun yıllar sonunda kaleye geri döndüğünde de Miso’nun ona kötü bir tavır sergilemesinin de sebebi buydu.

 

“Bu verasetin yetenek veya bilgi ile bir ilgisi yok. Yetenek geliştirilebilir ve bilgi de öğrenilebilir. Ancak uygun bir halef mevcut durumu nasıl gözlemleyeceğini bilmeli.” dedi Dük Eltek ve devam etti: “Lord Petrov bize Majesteleri Roland’ın yeni politikalarını ve kararlarını açıkladı. Tiyatrodaki ‘Yeni Şehir’ isimli oyundan da yola çıkarsak yakında Majesteleri’nin tüm batıyı tek çatı altında toplayacağından şüpheleniyorum. Dört büyük soylu ailenin bu değişikliği kabul edip etmeyecekleri belirsiz… Ama kesinlikle bu konu hakkında sakin kalmayacaklardır. Şu anda bizim için en uygun hareket; diğer ailelerin peşinden gitmeyip durumları sessiz bir şekilde gözlemlemek.”

 

Ferlin bu haberi daha önce duymuştu. Majesteleri hiçbir zaman kendi niyetlerini ve politikalarını gizleyen biri olmamıştı. Uygulamaya geçmeden önce halkına hep duyururdu. Tüm batıyı bir şehir yapma fikri de az çok biliniyordu.

 

Ancak, ailenin liderliği üzerinde yarışmak istemiyordu Ferlin…

 

Sonunda başını salladı: “Özür dilerim baba… Ben…”

 

"Şimdi bir karar vermeni istemiyorum.” diyen Dük Eltek ellerini iki yana açmıştı: “Sonuçta hala sağlıklıyım ve ben etrafta olduğum sürece de ailemiz yolunu yönünü kaybetmeyecek. Miso bunları anlayabilseydi keşke… Ama maalesef… Her neyse! Benim senden tek isteğim eğer ailemiz bir tür belanın içine düşerse annen ve benim için bir iyilik yapman, fazlası değil…”


Ferlin bu sefer reddedememişti babasını…











Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18127 Üye Sayısı
  • 789 Seri Sayısı
  • 37391 Bölüm Sayısı


creator
manga tr