Bölüm 388: Tanrı İradesi’nin Mührü

avatar
1074 1

Release That Witch - Bölüm 388: Tanrı İradesi’nin Mührü



Çevirmen: Lodos 

Bu sözler, Roland'ın tahminini doğrulamıştı. Tanrı Gözü’nün İntikamı taşları büyülü güç üzerinde değil, cadıların yetenekleri üzerinde etkili oluyordu.

 

"Kaos canavarının yanı sıra Keşif Topluluğu büyülü taşlar üretmek için başka yollar bulmuş muydu?”

 

Agatha başını salladı: “Maalesef. Söylemesi kolay ama yapılması pek kolay olmuyor. Kutsal Birlik bir zamanlar Tanrı Gözü’nün İntikamı taşlarını düzenli taşlara dönüştürebilecek bir cadıya sahipti. Ama o cadının da yaptığı tek şey büyülü gücü kaldırmaktı. En basitinden ışık taşlarını bile üretemiyordu.” dedikten sonra Sylvie'ye döndü: “Sen büyülü gücü görebiliyorsun. Bu kristallerin de asıl halini görebilmen lazım.”

 

Sylvie, emin olamayarak: “Zayıf bir sis küresi gibi…” dedi.

 

“Bu, büyülü gücün bir araya gelme şekillerinden bir tanesi.” diyen Agatha başını salladı: “Keşif Topluluğu neredeyse 10.000 cadı ve büyülü taş inceleyerek veriler çıkardı. En ham büyülü güçlerin sis, kasırga, kum parçaları, ışık topları ya da alev parçaları şeklinde olduğu sonucuna varıldı. Birbirlerine benzer görülebilirler. Ama her birinin sonsuz miktarda ufak ufak farklılıkları vardır. Bu yüzden iki özdeş büyülü gücün asla var olamayacağına inandık. Yüksek uyanıştan sonraki büyülü güçler ise daha yoğun ve farklı şekillerdeydiler.”

 

Tilly aniden Roland'ın elindeki ışık taşına işaret etti ve: “Işığı gidiyor…” dedi.

 

“Bunun nedeni sadece az miktarda büyülü güç vermiş olmam.” diye yanıtladı Agatha.

 

“Ama ben Fjordlar’daki kalıntılarda hiç solmayan bir ışık taşı görmüştüm.” diyen Tilly, derin bir nefes alarak devam etti: “O sualtı kalıntılarının size ait olduğunu varsayarsak siz 400 yıl boyunca yanabilen bir ışık taşı da yapabilir misiniz?”

 

"Sualtı kalıntıları mı? Kutsal Birlik üyelerinden Dönen Deniz’e giden mi oldu?” diye soran Agatha şok olmuştu. Başını salladı ve bu düşünceyi kafasından atarak: “Sonsuza dek bir ışık taşı parlatmak mümkün. Ancak 10'dan fazla cadı gereklidir.”

 

“10'dan fazla...” diye mırıldandı Anna: “O büyülü gücü mü aktarıyor bir nevi?”

 

“Evet. Bazı cadılar diğer cadıların büyülü güçlerini doldurabilir veya iki kişiden toplanan büyülü güçle değişim yapabilirler. Bu sayede bir cadı kendi vücudunda sahip olduğu miktardan çok daha fazla güç barındırabilir ve bir büyülü taşın sürekli hareketli kalmasını sağlayabilir.” diyen Agatha, ışık taşını orijinal parlaklığına geri getirdi: “Ancak, bu yöntem her türlü büyülü taş üzerinde çalışmıyor. Genellikle, sadece büyülü gücün en basit formuna sahip sis taşları bu şekilde kullanılabilir. Örneğin savaşta çok fazla yardımcı olmayan ışık taşları veya yankı taşları…”

 

“Ama kalede çok yararlı olurlardı…” diyen Roland, heyecanla kutulara bakıyordu.

 

Elektrik çağından önceki bir zaman için; bu taşlar mükemmel bir aydınlatma olurlardı. Roland, zayıf ve titrek mum ışıklarından bıkmıştı. Mumlar kışın fena olmuyorlardı. Ama yaz aylarında ofiste çalıştığı zamanlarda tam bir işkence idi. Gözünü bozacaktı bu gidişle… Ama bu büyülü taşlar en zifiri karanlıklarda bile bütün kaleyi rahatlıkla aydınlatabilirlerdi.

 

Agatha pek onaylamaz bir şekilde Roland’a baktı: “Laboratuvarlarda daha yararlı olacağını düşünüyorum. Özellikle de geceleri sıvı oksijen üretmeye devam etmek istiyorsak… Çünkü normal alevler tehlikeli olabiliyor.”

 

“Günlük 8 saat çalışmanın üstüne daha fazla mı çalışmak istiyor yani?” diye düşünüp şaşıran Roland başını eğdi: “Hadi diğer kutulardaki taşlara bir göz atalım.”

 

Hızlı bir kontrol sonucunda çeşitli şekil ve parlaklıktaki ışık taşlarının yanı sıra, bazı rastgele taşların da olduğu ortaya çıkmıştı. Buz cadısına göre, bunların hepsi paha biçilmez mallar olmalarına rağmen, hala en düşük büyülü taş katmanındalardı. Mesela görevi sinyal göndermek olan Uyanıklık taşları ya da yol bulmaya yarayan Yöngösteren taşları vardı: “O zamanlar Kutsal Şehrin taş kulesindeki her şey benim kontrolümde değildi. Biraz da dışlanmıştım Keşif Topluluğu’ndan… Yani taşıdığım mallar pek önemli şeyler değildi…”

 

“Peki ya bu kitaplar?” diyen Roland diğer kutulardaki siyah kitaplara işaret etti: “Bunlar laboratuvar notları mı?”

 

“Bunlardan bazıları Temel İlkeler…” diyen Agatha kızarmıştı: “Bir kopyasını tanıtım olarak saklamak istemiştim…”

 

“Bu neden utanç verici bir durum da kızarıyor ki?” diye düşünen Roland, merakla cadıya baktı ve kalan kutuları elemeye devam etti.

 

“Bu ahşap kutu... Biraz garip.” diyen Sylvie’nin elleri titremişti.

 

“Bubi tuzağı falan mı var?”

 

"Hayır… Bir ara katman var.” diyen Sylvie, kutuyu inceledi: “Çok altlarda. İlk başta fark edemedim, sıradan bir bölme olduğunu düşünmüştüm.”

 

“Ne var?” diyen Roland merakla kapağı açtı ve dört renkli kristalle kaplanmış kalın bir metal plaka gördü. Tasarımı epey eşsizdi: “Belki de Keşif Topluluğu bazı güzel şeyleri sana bırakmıştır…” diyerek Agatha’ya bıraktı.

 

Agatha nefes nefese: "Bu mümkün değil!” dedi.

 

Bu tepki, diğerlerinin kafasını epey karıştırmıştı. Roland, plakayı geri koyarak: “Ne oldu?” diye sordu.

 

“Bu, Tanrı İradesi’nin Mührü! Kagar bunu nasıl başarmış?” diyen buz cadısı, kutuyu birkaç kez tekrar kontrol etti: “Keşif Topluluğu’nun diğer cadılarından mı çaldı ki?”

 

“Bir şekilde eline geçmiştir falan belki…” diye bir tahminde bulunan Roland’ın asıl merak ettiği şey farklıydı. Agatha’ya bakarak sordu: “Hem Tanrı İradesi’nin Mührü de ne?”

 

“Bazı büyülü taşlar bir araya getirilirse ekstra yeteneklere sahip olabilirler. Birbirlerinin büyülü güçlerinin özelliklerini değiştirebilirler veya etkilerini artırabilirler. Bu, Keşif Topluluğu’nda en çok önem verilen araştırma konularından biriydi. Bir araya getirilen büyülü taşlara mühür denir. Tanrı İradesi’nin Mührü ise en güçlü türüdür. Bunlar yalnızca çok üst rütbeli Şeytanlardan ele geçirilebilirdi. Tüm Taquila’da yalnızca üç ya da dört tane vardı.”

 

Roland derin bir iç çekti: “Peki ne kadar güçlü olduğunu sors--”

 

"Bu kaleyi rahatlıkla yeryüzünden silebilir."

 

Bunu duyan Prens, şoka girmişti.

 

“Endişelenme… Kullanılması için çok fazla büyü gücü gerekir.” diyen buz cadısı gözlerini kapattı. Ve metal plaka üzerindeki büyülü taşlardan ikisi parlamaya başlamıştı. Üçüncüsünde ise hareketlenme olmamıştı. Bir süre sonra nefes nefese kalmıştı Agatha, biraz sonrasında da bütün parlaklıklar sönmüştü: “Bu mührü yalnızca iki lider kullanabilirdi.”

 

“Aşkınlar mı yani?”

 

Agatha başını salladı.

 

Roland bir süre düşündü ve: “Anna da bir denesin bence.” dedi.

 

“İşe yarayacağını sanmıyorum.” diyen Agatha, başını salladı: “Aşkınlar sıradan cadılara göre çok farklılar. Onların güçleri çok farklı ve çok faz—Bi’ saniye! NE!?”

 

Anna mühre dokunduğu anda, dört büyülü taş hemen parlamaya başlamıştı. Metal plakanın kenarlarından yıldırım gibi görünen altın bir ışık akıyordu. Bu ışık gittikçe yoğunlaşmıştı. Neredeyse güneş ışığı seviyesine ulaşmıştı.

 

“Onu hemen bırak!” diye bağırdı Agatha.

 

Işık, sanki hiç görünmemiş gibi hemen kaybolmuştu. Anna nefesi kesilerek plakayı kutuya geri koydu: “Çok fazla büyülü güç kullanıyor. Bu yüzden muhtemelen sadece iki kez kullanabilirim.”

 

Bütün bu yaşananların sonunda bodrumda garip bir sessizlik başlamıştı...










Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18323 Üye Sayısı
  • 791 Seri Sayısı
  • 37546 Bölüm Sayısı


creator
manga tr