Bölüm 385: Sebep ve Sonuç

avatar
1065 1

Release That Witch - Bölüm 385: Sebep ve Sonuç



Çevirmen: Lodos 

"Bu kadar üzülme Lord Mayne…” diyen Zero, elleri arkasında bir şekilde meydanı dolaşıyordu: “Kilise’nin asıl kurucuları cadılardan oluşan Kutsal Birlik zaten. O’Brien Hazretleri Kilise’nin gerçek sahibine geri dönmesi için böyle bir şey yaptı. Eğer kazanabilirsen benim son 200 yılda edindiğim bütün tecrübeleri ve biriktirdiğim bütün servetleri alabilirsin.”

 

“Şimdi anladım… Zaten Zero'nun Yansıma Kilisesi’ne girmesine izin verilmesinden şüphelenmeliydim. Her ne kadar O’Brien’ın favorisi olsa da sonuçta safkan bir cadı. Bunu daha önce fark etmeliydim…” diye düşünen Mayne sordu: “Ya sen kazanırsan ne yapacaksın? Kilise ne olacak?”

 

“Zaferi tadacak ya da çökecek. Ama Fjordlar’a gidip saklanmayacağı kesin!”

 

“N-Ne?”

 

“Kimsenin senin gizli emirlerini bilmediğini mi düşünüyorsun?” diyen Zero, alaycı bir sesle konuşuyordu: “Savaştan hemen önce, gemileri onarmak ve denizcileri sağlama almak için Ebedi Kış Krallığı’nın limanına kaynak gönderdin… Bunlar epey pahalı şeyler, Kilise’den saklaman biraz zor.”

 

“Lanet olsun! O’Brien bu cadıya bir de istihbarat kurumunu emanet etmişti.” diye geçirdi içinden Mayne. Sonra da nefes alarak: “Bu hiçbir şeyi kanıtlamaz! Papa olarak Kilise’nin hayatta kalmasını ve bekasını düşünmem gerekiyor!” dedi.

 

“Bu sözlere kendin inanıyor musun?” diyen Zero, güldü: “Tüm o inananların önünde tacı kabul ettin. Ama Papa olur olmaz kendi geleceğini düşünmeye başladın ve Tanrı İradesi Savaşı’nı unutuverdin. Sence sen Tanrı’nın onayını alabilir misin?”

 

“Ne Tanrı’nın onayı?” diye bağırdı Mayne: “Eğer onun onaylaması insanları gerçekten koruyorsa neden önceki iki Tanrı İradesi Savaşı’nda hep yenilen taraf insanlar oldu? Şeytanlar’la savaşmak için Tanrı’nın Cezalandırma Ordusu’na güvenmemiz şart. Zaman akıp gidiyor ve senin bu konuda yapabileceğin hiçbir şey yok.”

 

"Hayır… Sadece Tanrı'nın Cezalandırma Ordusu değil.” diye fısıldadı Zero: “İnsanlığın kaderi yine insanların elinde olmamalı.”

 

"Siz cadılara mı güvenmemiz gerekiyor?” diyen Mayne soğuk bir kahkaha attı: “400 yıl önceki başarısızlıklarımızın sebebi sizin türünüz!”

 

“Cadılar da yalnızca küçük bir grup.” diyen Zero, yürümeyi bıraktı ve doğrudan Papa'ya baktı: “Bu savaş tüm insanlığın hayatta kalmasına karar verecek olan savaş. Herkesin savaşması şart. Erkekler, kadınlar, yaşlılar ve çocuklar… Hepsinin savaşması şart… Yoksa bütün insanlığın sonu gelecek!”

 

“Saçmalıyorsun! Korkak ve hiçbir eğitimi olmayan halkların Şeytanları yenmelerini mi bekliyorsun? Aklını kaçırmış olmalısın…” diyen Mayne aniden durdu. Zero’nun baya baya ciddi olduğunu fark etmişti. İnanamayarak sordu: “Hepsine çılgın hapları mı vermek istiyorsun?”

 

“Haplı sıradan bir insan bir Tanrı’nın Cezalandırma askerine eşit değildir belki… Ama ya on tanesi?” diye soran Zero, başını çevirerek konuşmaya devam etti: “Birkaç yeni formül daha bulunabilir belki. Ve beş yılın sonunda Kilise 3-4 milyon hap tedarik edecek konuma gelebilir. Bu ne demek?” dedikten sonra bir an duraksayıp: “Bu Tanrı’nın Cezalandırma Ordusu’nun yanı sıra Kutsal Şehir’in milyonlarca deli insandan oluşan bir ordu yollaması demek… “ dedi.

 

“Sen kafayı yemişsin!”

 

“Ben mi? Asıl bu savaşı ciddiye almadığın için kafayı yemiş olan sensin!” diye kükredi Zero: “Hem Kutsal Birlik hem de Kilise’nin bu savaşlarda başarısız olmalarının sebebi; küçük kuvvetlere güvenmek. Şunu anla artık: İnsanlığın geri kalanı birkaç ordunun arkasına saklanarak hayatta kalamaz! Bu herkesin katılması gereken bir savaş! Aksi takdirde Şeytanları yenemeyiz!”

 

Kilise’nin yetiştirdiği bir cadı asla bunları söyleyemezdi. Bunlar bir liderin, bir fatihin sözleriydi. “Sen tam bir köpeksin!” diye haykırdı Mayne. İçinden de: “Papa O’Brien bunları öngörmüş olabilir mi?” diye düşünüyordu.

 

“Bilgiyi kabul etmek, değişim sürecinin bir parçası ve yalnızca değişim, ilerleme getirir!” diyen Zero, derin bir nefes aldı: “Artık sohbet etmeyi bırakmalı ve Kilise’yi kimin yöneteceğine karar vermeliyiz.”

 

“Kazanmaya çalışmanın bir faydası olmayacak. Bu dünyayı ben inşa ettim!” diye haykırdı Mayne.

 

Konuşması bittiği anda ayaklarının dibinde kırmızı bir sis belirmiş ve yayılmaya başlamıştı. Zero biraz şaşırmış gibiydi. Aniden, kendi boğazını kavradı ve sanki yanıyormuş gibi çığlık atmaya başladı. Yüzü portakal kabukları gibi soyuluyor, parçalanıyordu. Her yere kan sıçramış ve çok geçmeden de insani formunu kaybetmişti.

 

“Bu, Gizli Bölge’de saklı duran şeytani sis! Sadece cadıları etkiliyor. Eğer bütün meydanı bununla doldurursam acı çekeceksin ve sürekli yeniden öleceksin!”

 

"Öyle mi?” diyen Zero’nun etrafında bir rüzgar eserek bütün sisi alıp götürmüştü: “Yeni Papamız’da da birkaç numara varmış demek… Gizli Tapınak’taki kütüphaneye gitseydin bu savaş daha da zor olabilirdi benim adıma… Ama her neyse, işin eğlencesi buradan çıkıyor sonuçta!”

 

"Bu... Rüzgar gücü taşı mı?” diye düşünen Mayne, cadının parmağındaki yeşil taşlı yüzüğü fark etmişti: “Taşın etki alanı sınırlı. Bu yüzden mesafemi koruduğum sürece o taşın etkisini Tanrı Gözü’nün İntikamı taşları ile kırabilirim. Ama şimdilik güvende olmak için bazı hazırlıklar yapmalıyım.”  diye düşündü ve beynini zorlayarak iki tane çılgınlık hapı oluşturup yuttu.

 

“İyi fikir…” diyen Zero, sırıtıyordu: “En büyük zayıflığın dövüşememenden kaynaklanıyor. Bu iki hap senin gücünü, çevikliğini ve acıya karşı toleransını artırabilir.”

 

Mayne onu görmezden geldi. Sihirli taştan etkilenmeyen bir bölgeye doğru ilerledi ve bir Tanrı Gözü’nün İntikamı taşını yaratmaya odaklandı. Çılgınlık hapları devreye girmişti. Gücünün hızla arttığını ve görüşünün bir anda çok netleştiğini fark etmişti. Taşı yaptığı an cadı ona karşı bir şey yapamayacak ve böylece bu savaşı kazanabilecekti.

 

O esnada cadının da kendi silahını yapmakta olduğunu gördü. Uzun bir çift kılıç gibiydi yaptığı şey…

 

Kılıca niye ihtiyacı vardı ki? Ayrıca kılıçların yapısı da çok garipti. Çok genişti ve birçok kristal taşla kaplanmıştı.

 

Zero elindeki kılıçları kaldırdı: “Biliyor musun? Yansıma Kilisesi'nin yanılsama odasında birden fazla kayıtlı görüntü var.”

 

Bu da ne demekti?

 

“Papa O'Brien'ın söylediklerini unuttun mu? Alice'in Natalia ile olan savaşı Kutsal Birlik tarafından tamamen kaydedilmişti. O anıları absorbe edebilmemin yanında onları izleyip öğrenmek gibi yeteneklerim de var.”

 

Bunu söylediği esnada kılıçlardaki kristaller birer birer yanmaya başlamıştı. Sanki bir şeyi işaret ediyorlardı. Hemen sonrasında kılıçlardan parlak altın renginde bir ışın çıkarak gökyüzünü ve kırmızı sisi delip geçti.

 

“Ne tür bir yetenek bu?” diye düşünen Mayne, şokta kalmıştı.

 

Sorusuna herhangi bir cevap alamadan etrafı o altın renkli ışıkla sarılıvermişti.

 

*******************

 

Asansör yavaşça yere düştü.

 

Zero omzundaki kıyafetleri yere attı ve dışarı çıktı. Kırbaç izleri, sanki hiç orada olmamış gibi sırtından kaybolmuştu.

 

Ayakta bekleyen muhafız saygıyla eğilerek özel olarak Zero için hazırlanan altın elbiseyi uzattı. Yalnızca Kilise’nin en üst rütbelileri giyebiliyorlardı bu kıyafeti…

 

Birçok görevlinin yardımıyla Zero, elbiseyi giydi ve arkasına dahi bakmadan yürümeye başladı.










Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18421 Üye Sayısı
  • 792 Seri Sayısı
  • 37652 Bölüm Sayısı


creator
manga tr