Bölüm 375: Son Dilek

avatar
1423 1

Release That Witch - Bölüm 375: Son Dilek




ÇEVİRMEN: LODOS

Ferlin, bu bodruma yabancı değildi.


Gençken, burası onun kişisel oyun alanıydı. O tozlu kutularda garip eserler bulmaktan çok zevk alırdı. Tabii ki bu nedenle sık sık dayak yerdi. En sonunda da bodruma girmesi yasaklanmıştı. Ara sıra kaçak şekilde girmenin bir yolunu buluyordu.


Bu sefer Sör Eltek onu en uzaktaki taş odaya götürmüştü. Odadaki dört duvarın her biri yumruk büyüklüğünde soluk mavi kristallerle kaplıydı. Ferlin istemeden de olsa ürpermişti. Bunların hepsi Tanrı Gözü’nün İntikamı taşlarıydı. Genç yaşlarında bundan haberi yoktu tabii… Bu taşların her biri en az 500-600 kraliyet altını değerinde idi. 


Eltek Ailesi gerçekten bu kadar zengin miydi?


Aniden eskiden bulduğu hazine haritasının da bu evden çıktığını hatırlamıştı.


Taş odanın ortasında bir dizi kutu çember olarak dizilmişti. Sör Eltek, cebinden birkaç tane anahtar çıkardı ve en büyük kutuyu açtı. Yüksek sesli bir gıcırdamanın beraberinde yerden de epey toz kalkmıştı. 


Ferlin nefesini tuttu ve kutunun içine baktı. Genç soylu kadınlarının kullandığı birden çok bölmeli ve her bölmenin de bir aksesuar veya mücevherle dolu olduğu kutulara benziyordu.


“Hangi atamızdan kalma bunlar?”


"Çok uzun zamandır burada değilim.” diyen Sör Eltek iç çekti: “Bu büyülü taşları her gördüğümde, atalarımın bana anlattığı geçmiş olayları hatırlarım…”


“Büyülü taşlar mı?” diye soran Ferlin, şaşırmıştı. 



"Evet, sadece cadıların kullanabileceği hazineler bunlar. Bu uzun bir hikâye. Ama ailemiz aslında bir cadı tarafından kuruldu.”


Ferlin'in babası, aileleri ve ailelerinin tarihi hakkında bilgi vermeye başladı. Hikâyenin bazı detayları, Ferlin'in çocukken duyduklarından farklıydı. İlk Eltek atası aslında batı bölgesinden değildi. Aksine Geçilmez Dağ’ın ötesinde bulunan uzak diyarlardandı. 


Ferlin gittikçe şaşırıyordu. Portredeki kadının bunca sırrı öğrenmesine yardımcı olacağını hiç düşünmezdi.


"Ailemizin kurucu atası Agatha’dır. Bir zamanlar diğer birçok cadıyla birlikte büyük bir krallık kurmuştu. Cadılar egemen sınıftı, bugünün soylularına benziyorlardı. Bu krallığın ölümünü Cehennem Şeytanları getirdi. Son savaşta, hayatta kalanlar farklı yönlere kaçtı. Agatha ise deneysel materyallerini toplamak için yanında bir grup insanla birlikte Gizli Orman’daki taş kuleye doğru gitti. Diğer bir grup da askerlerle beraber Gökhisar’a geldiler. O zamanlar bu krallıkların olduğu yerler çorak ve boş arazilerdi.''


“Bizim atalarımız diğer grubun bir parçası mıydı?” diye kısık sesle sordu Ferlin.


“Aynen öyle. Kendisi, eskiden Agatha'nın kâhyasıydı. Onun da Agatha ile beraber ormana gitmesi gerekirdi. Ama biraz korkmuş ve diğer materyalleri koruyayım diyerek Agatha’dan kalmak için izin istemiş. Agatha da bunu kabul etmiş. Bunun ne anlama geldiğini bilmelisin.”


Ferlin başını salladı. Kâhyalar, efendilerinin elleri ayakları olurlardı. Ailelerinden akrabalarından çok kâhyalara güvenirlerdi efendiler. Nereye giderlerse gitsinler kâhyalar da onlarla giderdi. Hayatın her anında beraber olmaları gerekirdi. Ayrılmayı teklif etmek dahi ihanet sayılırdı.


“Buraya, batı bölgesine, geldiğinde bu yaptığından dolayı pişmanlık duyarak duygularını ve düşüncelerini bir kitapla kayıt altına aldı.” diyen Sör Eltek başka bir kutudan siyah kaplı bir kitap çıkardı ve oğluna verdi: “Efendisi asla geri dönmedi. O da Kutsal Birlik’ten ve kamptan ayrıldı. Yanına da birçok hizmetçi alarak o zamanlar daha ekili olmayan bu toprak parçasına yerleşti.”


Ferlin, siyah kaplamalı kitabı açmadan kavradı. Aklına daha korkutucu bir düşünce gelmişti: “Başından beri Kilise’nin yaptıkları yanlış mı yani? Cadılar madem daha önce şeytanlara karşı savaşmışlar, neden şimdi Şeytanların köleleri olarak damgalanmışlar?”


 “Bunları bilmeme rağmen bir şey yapamadım.” diye yavaşça konuşmaya başladı Sör Eltek: “Bölgemde bir cadı bulunduğunda onu saklamaya yardımcı olurdum. Ama Dük Ryan’ın cadılara olan nefreti Kilise’den daha fazlaydı. Uzun Şarkı’da hiçbir şey yapamıyordum yani. Daha sonraki atalarımızın yazdıklarından da benimle aynı şeyi yaptıkları açıkça görülüyor. Cadı krallığında olanlar hakkında hayatta kalanlara hiç bilgi vermemeleri dışında…”


“Hayatta kalanlardan burada olanlar var mı?”


"Tabii ki hayır. Hepsi çoktan mezarlarında.” diyen Sör Eltek, ellerini iki yana açtı.


"Ama ilk atamızın hala yaşıyor olabileceğine inanıyorsun.”


"Bu sadece bir olasılık… Cadıların birçok farklı yetenekleri olabilir. Ama soyları devam etmez. Bu yüzden öyle düşündüm.”


Ferlin kısa bir süre düşündü ve sonra konuyu değiştirdi: “Atalarımız Agatha'yı bulmak için Gizli Orman’a girmeyi hiç düşünmemişler mi peki?”


“Söylemesi kolay tabii…” diyen Sör Eltek, başını salladı: “Cadılar bile güvenli bir şekilde geri dönemezlerken ormana giren sıradan ölümlüler sadece ölümle dans etmiş olurlardı. Ayrıca, dört yüz yıl önce, Batı Bölgesi epey vahşi topraklardan oluşuyordu. Vahşi hayvanlar, sık ormanlar… O kadar meseleleri varken diğer işlere vakit ayıramadılar tabii ki… Ama yine de atalarımız bir gün soylarının sadece bir göz atmak kadar olsa bile Gizli Orman’daki taş kuleye gireceklerini umarlardı.”


Gün Işığı derin bir nefes aldı ve tozlu kitabı açtı. Daha ilk sayfadan bir pişmanlık duygusu hissetmişti. Yazı çoğu zaman soluktu. Ama atalarının duygularını o kadar ağır yapan da buydu. Uzun bir süre okuduktan sonra kitabın sonuna, yerine getirilmemiş dileklerin yazılı olduğu sayfaya geçti.


Bu sayfa büyük olasılıkla, babasının sarhoş olduğu o gece okuduğu ve duygusallaştığı sayfa idi.


Eski bir şövalye olarak bu yazılanlarda kendisinden bir parça bulmuştu.


Biraz süren sessizlikten sonra Ferlin, kısık sesle sordu: “Onu bulmamı ister misin? Eğer gördüğüm kişi gerçekten Agatha ise Prens’in kalesinde kalıyor olmalı. Bildiğim kadarıyla orada birçok cadı kalıyor.”


“Birçok cadı mı kalıyor?” diyen Sör Eltek biraz şaşırmıştı: “Uzun Şarkı’da da birkaç gün önce cadı işe alım duyurusu yapılmış olabilir. Majesteleri, Kilise’nin düşmanı olmaya niyetli gibi görünüyor. Ama hayır, onu bulmak zorunda değilsin.”


Ferlin şaşırmıştı: “Onu görmek istemiyor musun?”


“Bir torunun atasını ayağına çağırması yanlış olur.” diyen Sör Eltek güldü: “Onun ayağına giden biz olmalıyız.”


“B-Biz mi?”


“Aynen öyle. Seninle Sınır Kasabası’na geliyorum.” diyen Sör Eltek, oğlunun sırtını sıvazladı: “Bütün bunları getir. Eğer o kişi gerçekten Agatha ise atalarımızın son dileği sonunda yerine getirilebilir.”










Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18421 Üye Sayısı
  • 792 Seri Sayısı
  • 37652 Bölüm Sayısı


creator
manga tr