Bölüm 374: Eve Dönüş

avatar
1478 1

Release That Witch - Bölüm 374: Eve Dönüş



Çevirmen: Lodos 

Aileden ayrıldıktan sonra Ferlin'in geri dönmesi biraz uygunsuz kaçabilirdi. Ancak, bunu kendi şüphelerini gidermek için değil, babasının uğruna yapıyordu.

 

O özel ziyafet esnasında Sör Eltek sadece portredeki kişi hakkında konuşmakla kalmamış, aynı zamanda duygulanmıştı da… O portredeki kişiye ihanet ettiğinden falan bahsetmişti… Ferlin o zaman konuşmayı anlamamıştı. Ancak babasının o halini hiç unutmamıştı, çok pişman görünüyordu.

 

Ferlin de çok pişmandı. Acaba işleri geri yoluna koyabilecek miydi? Ailesini terk etmesinin tek sebebi Irene ile evlenmesiydi. En büyük oğul olarak ailesinin onu bir müttefikle evlendirme isteklerine karşı çıkmıştı. Bunun dışında ailesiyle herhangi bir sorun yoktu.

 

Evlendikten sonra babası onu hiç ziyaret etmemiş olmasına rağmen annesi, babasının onu affettiğini söyleyen bir mektupla birlikte bazı erzaklar göndermişti.

 

Bu nedenlerden dolayı da Ferlin eve dönmeye ve gördüklerini anlatmaya karar vermişti.

 

Şeytan Ayları’ndan dolayı Uzun Şarkı ile Sınır Kasabası arasındaki gemiler iyice azalmıştı. Uzun Şarkı’dan gelen gemiyi üç gün beklemişti. Yüklerin boşaltılması da bir gün sürmüştü. Yani karar verdikten en az bir hafta sonra varmış olabilecekti Uzun Şarkı’ya.

 

Sonunda varmıştı. Gemiden indiği an şehrin boşluğunu hissetti. Zemindeki kar ayak bileklerine kadar geliyordu. Sokaklar dümdüzdü ve karlar üzerinde çok az ayak izleri vardı. Sınır Kasabası’ndan sonra buraya bakınca buranın batının en büyük şehri olduğuna inanası gelmemişti Ferlin’in… Buralar böyle boşsa evlerinin orası nasıl olurdu kim bilir?

 

Eltek Ailesi’nin evi, kuzeydeydi. Yaklaşık iki bin dönümlük bir arazinin üstündeydi. Konağa doğru giderken yol boyunca açlıktan bitap düşmüş, sokaklara serilmiş insanlar gördü. Her yıl bu manzaralar yaşanırdı muhakkak. Her Şeytan Ayları’nda bunları görse de bir türlü bunlara alışamamıştı Ferlin…

 

Birkaç dağınık kulübe geçtikten sonra uzun yıllardır görmediği ailesinin evi karşısındaydı işte.

 

Avludaki demir kapı sıkıca kilitliydi ve ön avlu karla kaplıydı.

 

Demir kapıyı çaldı. Kısa bir süre sonra iki muhafız konaktan çıktı. İçlerinden biri Ferlin’i tanıyınca: “Siz… Büyük Efendi...” dedi.

 

“Sör Eltek’i görmek istiyorum.”

 

Konakta yaşayan herkes Gün Işığı’nın ailesi ile olan bağlarını kopardığını bilmesine rağmen bu mesele, aile içinde bir meseleydi. Bu nedenle muhafızlar herhangi bir karar vermeye cesaret edememişti. İki muhafız hızla demir kapıyı açtı. Biri beklemek için onu lobiye götürdü. Diğeri ise uşağı bilgilendirmek için gitti.

 

Ferlin, gelen ilk kişinin küçük kardeşi Miso Eltek olmasını beklemiyordu.

 

“Artık buraya ait değilsin. Neden geri döndün?” diyen Miso, gözleriyle abisini süzüyordu: "Buraya yürüyerek falan mı geldin? Yaverin yok mu?”

 

“Artık bir şövalye değilim.” diyen Ferlin güldü. "Doğal olarak artık bir yaverim yok.”

 

“Ah… Neredeyse Sınır Kasabası Prensi’ne yenildiğini ve onun tutsağı olduğunu unutuyordum. N’oldu, seni serbest mi bıraktı?” diye homurdandı Miso homurdandı: “Paran bittiği için falan mı geldin? Eğer gideceksen sana biraz para vereyim.”

 

Ferlin derin bir nefes aldı. Kardeşinin bu şekilde davranması anlaşılabilir bir durumdu. Miso Eltek şu anda ailenin varisi idi ve doğal olarak Ferlin’in geri dönmesini istemezdi.

 

“Para için burada değilim, miras için de…” diye söze giren Gün Işığı’nın sesi epey alçaktı: “Majesteleri beni bir öğretmen olarak atadı. Ve şu anda hayatımdan çok memnunum.”

 

“Öğretmen mi?” diye soran Miso şaşırmıştı: “Diğer soylulara öğretmenlik yapacak kadar bilgili olduğunu hatırlamıyorum ama…”

 

“Soylulara öğretmiyorum. Halka okuma ve yazma öğretiyorum.”

 

"Halka öğretmek mi?” diye soran Miso gülümsedi: “Uydurduğun yalan daha da ilginçleşiyor. O evlendiğin düşük karı aklını falan mı zehirledi senin?”

 

Arkalarından gelen ses Miso'nun titremesine neden olmuştu: "Yeter!”

 

Ferlin sesin geldiği yere baktı ve babası Sör Eltek’i gördü: “Bayan Irene soylulardan aşağı da değildir. Eksik olan tek şey sosyal statü ama bu konuda konuşmaya devam etmek de fazla kabaca!"

 

"Baba!” diye sitem etti Miso.

 

Sör Eltek küçük oğlunu umursamadı ve Ferlin’e bakarak: “Muhafızdan duyduğuma göre bana söyleyeceklerin varmış.” dedi.

 

"Evet.” diyen Ferlin saygıyla eğildi.

 

"Çalışma odama gel.”

 

...

 

Ferlin, konağın ikinci katındaki çalışma odasına kadar babasını takip etti. Salondan geçtikleri sırada o portrenin durduğu duvara bakma fırsatı bulmuştu. Mavi saçlı kadın bir kez daha önündeydi işte… Tam olarak ucuzluk pazarındaki gibi görünüyordu. Diğer portrelere kıyasla portresi daha canlı ve ayrıntılıydı. Gözünün köşesindeki ben bile belli oluyordu.

 

Çalışma odasına girdiklerinde, ilk konuşan babası oldu: “Sonbaharda bir tiyatro gösterisi sırasında, karını görme şansım oldu. Güzel bir hanımefendi. Oyunculuk olarak da Bayan May’den aşağı kalır yanı yok. Anlaşılan ikiniz de iyi geçiniyorsunuz.”

 

Ferlin aniden gözlerinin dolduğunu hissetti. Babasının bundan bahsetmesini beklemiyordu. Kısa bir sessizlikten sonra başını salladı ve: “Evet, öyle. Sınır Kasabası’nda kendi evimiz var. Şeytan Ayları’ndan sonra bir de çocuk düşünüyoruz.” dedi.

 

"Bu harika.” diyen Sör Eltek çaydan bir yudum aldı: “Sınır Kasabası’ndan gelmek yorucu olmalı. Şimdi seni dinliyorum.”

 

Gün Işığı duygularını kontrol etti ve konuşmaya başladı: “Pazarda bir kadın gördüm. Tam olarak büyük portredeki kişiye benziyordu.”

 

Babasının elleri titredi. Çayı elinden düşürecekti neredeyse… Gözlerini dört açarak sordu: “Ne dedin sen?”

 

“Mavi saçlarından ve güzelliğinden tanıdım. Yanlış görmediğime eminim.” diye cevap verdi Ferlin: “Portredeki kişinin torunu olabilir mi?”

 

“İmkânsız! O kişinin…” diyen Sör Eltek, bir an duraksadı ve başını salladı: “Onun torunları olması imkânsız.”

 

“Öyle… Mi?” diyen Ferlin başını eğdi: “O halde yanılıyor olmalıyım…”

 

“Sadece bu konu yüzünden mi buraya kadar geldin?”

 

"Evet… Çünkü sen bir keresinde ondan bahsederken çok pişman olduğunu söylemiştin?”

 

Sör Eltek başını indirdi ve bir an için düşündü: “Gerçekten benziyor muydu?”

 

"Saç uzunluğundaki hafif bir fark dışında...” diyen Ferlin, hatırlamaya çalıştı: “Her şey tamamen aynıydı. Doğduğumdan beri o saç rengini sadece o portrede gördüm. Bu yüzden ekstra dikkat ettim.”

 

"O kişinin soyundan birisi olamaz.” dedi Sör Eltek: “Belki portredeki kişi olabilir ama…”

 

Ferlin babasının söylediklerine inanamadı. Bu fikir kendi hayal gücünden bile daha ötedeydi: “Kendisi derken…” diye sordu Ferlin: “Dört yüz yıldan fazla bir süredir yaşadığını mı söylüyorsun yani?”

 

"Sana bunu anlatmak istememiştim.” diyen Sör Eltek ayağa kalktı: “Ama en nihayetinde o bir cadı, dolayısıyla her şey mümkün. Beni takip et.”

 

"Nereye gidiyoruz?”

 

"Bodruma. Sana göstermem gereken birkaç şey var.” dedi Sör Eltek: “Atalarımızın bıraktıklarında ondan da bir şeyler var…”





 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18422 Üye Sayısı
  • 792 Seri Sayısı
  • 37653 Bölüm Sayısı


creator
manga tr