Bölüm 372: Boş Vakit

avatar
1145 0

Release That Witch - Bölüm 372: Boş Vakit



Çevirmen: Lodos 

Bir hafta sonra Sınır Kasabası dev bir kar fırtınası eşliğinde sonbaharın son ayını karşılıyordu.

 

Roland ofisinin camından karlı çatıların siluetlerine bakıyordu. O gün, bu dünyada olmanın tam bir yılını kutluyordu. Geçen yıl hava bu kadar soğuk değildi belki, ama kasabada bu kadar düzenli değildi.

 

Bomboş ve çorak bir araziydi o zamanlar… Meydanın etrafındaki birkaç iyi ahşap evin yanı sıra sadece perişan kilden kulübeler ve saman kulübeleri vardı. Asillerin çoğu, kaleye giden yolun kenarlarında yaşıyorlardı. Meydana indikçe her yer insan ve hayvan dışkısı kokuyordu çünkü.

 

Ama şimdi buradaki tüm yollar çimento kaldırımdan inşa edilmişti. Ortaya çıkan yollar çok ustaca eserlerdi gerçekten. Koyu çizgiler kasabayı çeşitli bölümlere ayırmıştı.

 

Sadece bir yıl içerisinde daha sayamayacağı bir sürü değişiklik yapmıştı. Bunun haklı gururunu yaşıyordu. Pencerenin yanında durup bütün gün Sınır Kasabası’nı izleyebilecekmiş gibi hissediyordu.

 

O anda kuzey-batı yönünden çan sesleri gelmişti. Bu şeytani bir canavar saldırısının alarmıydı.

 

Şeytan Ayları’nın gelmesinden sonra, alarm her üç ila dört günde bir çalıyordu. Ama Birinci Ordu da artık çok tecrübeli idi. Roland’ın denetimine ihtiyaçları yoktu. Bir sene önce olsaydı Roland başlarında duramadan silah bile tutamıyorlardı.

 

"Şeytani canavarlar geri döndü. Gidip bir baksam mı?” diye kulağına fısıldadı Bülbül.

 

“Nasıl istersen.” diyen Roland başını salladı: “Dikkatli ol.”

 

"Merak etme. Bana dokunamazlar.”

 

Yanağında hafif bir sıcaklık hissetti ve ses kayboldu.

 

Roland çaresizce başını salladı. Cadılar muhtemelen içeride kardan saklanmaktan bıkmıştı. Bu yüzden Bülbül bir şeyler yapmak istiyordu. Tilly ile birlikte gelen savaş tipi cadılar, özellikle surlara koşmaya ve savaşı izlemeye hevesliydi. Melez canavarları bekliyorlar, böylece de yeteneklerini gösterebiliyorlardı. Bundan haberdar olan Bülbül de her çan çaldığında o cadılara katılmaya başlamıştı. Belki de onlarla yarışıp kimin en güçlü olduğunu göstermek istiyordu.

 

Roland iç çekerek mırılandı: "Keşke eğitiminde de bu kadar istekli olsaydı…”

 

Ama şöyle de bir durum vardı ki; yan yana savaşmak cadıları ve ölümlüleri kaynaştıran bir eylemdi. Bu yüzden onları durdurmaya yeltenmemişti. Güçlü toplar aslında normal şeytani canavarlar için yeterliydi. Ama melez canavarlar geldiğinde surlarda cadıların olması kayıpları azaltmak konusundan önemliydi.

 

Şimdiye kadar Birinci Ordu’da tek bir ölüm olmamıştı.

 

Bülbül’ün gitmesi, ona savaş cadılarının kendilerini eğlendirmenin bir yolunu bulduğunu hatırlattı. Ancak yardımcı cadıların hala eğlenecek pek bir şeyleri yoktu. Bazı yeni aktiviteler düşünmesi şarttı.

 

Bu düşünceyle Soraya'yı çağırttı.

 

“Benim için yeni bir göreviniz mi var Majesteleri?”

 

Sınır Kasabası için pek çok şey başarmış ressam Soraya’nın morali yerinde görünüyordu. Yüzündeki benekler azalmıştı. Gözleri neşeyle parlıyordu.

 

“Son zamanlarda meşgul müsün?”

 

"Hayır, neden sordunuz?” diyen Soraya saçını düzeltti ve: “Son zamanlarda fabrikaya daha az işçi geliyor. Bu yüzden her gün kaplamaları bitirmekle uğraşıyorum. Bay Kyle tarafından yapılan garip metal kutular biraz meşgul ediyor insanı. Ancak önceki hayatıma kıyasla buradaki bu tatmin edici hayatı tercih ediyorum. Yeteneklerimle size yardımcı olduğum için gerçekten çok mutluyum.” dedikten sonra gülümsedi.

 

“Vay be... Ne kadar güzel bir gülümseme…” diye geçirdi içinden Roland.  Sonrasında da kendini suçu hissetmekten geri duramamıştı: “Ee… Seni buraya yeni kartlar çizmek için çağırdım.”

 

“Daha fazla Gwent kartları mı?”

 

“Hayır… Hepiniz muhtemelen onlardan bıktınız.” diyen Roland, elini salladı: “Gwent çok basit kalıyor. Rakibinin elini bilmek kolaylaştı artık…”

 

"Evet, haklısınız.”

 

“Yeni kartlar böyle görünüyor, çok basit.” diyen Roland bir parça kâğıt çıkardı ve bir şeyler çiziverdi: “Her biri bir ila on üç arasında numaralandırılmış kartların yanı sıra iki tane de joker olan dört farklı sembol var. Toplamda 54 kart var yani…”

 

Soraya'nın yetenekleri büyük ölçüde gelişmişti. Bu yüzden hemen bir deste üretebilmişti: “Peki nasıl oynayacağız?”

 

"Bunlarla oynayabileceğiniz birçok oyun var. Ama kolay bir oyunla başlayalım.” diyen Roland kartları elleriyle test etti ve tekrar zaman yolculuğu yapmış gibi hissetti. Bahar şenliği kutlamalarında ailesiyle sabaha kadar oturup poker oynarlardı.

 

Mah-jong'dan farklı olarak poker her yerde oynanabiliyordu. Birçok farklı varyasyonu vardı. Muhtemelen bu yüzden dünyanın en popüler oyunuydu.

 

"Git Anna'yı getir.” dedi Roland gülümseyerek: “Size ‘Lord ile Savaş’ oyununu öğreteceğim.”











Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18363 Üye Sayısı
  • 790 Seri Sayısı
  • 37580 Bölüm Sayısı


creator
manga tr